{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/197 <br>KARAR NO: 2024/183<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/462<br>KARAR NO: 2019/1052<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2019<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete karşı cari hesap alacağından dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, taraflar arasındaki var olan hizmet ilişkisine bağlı olarak 29/11/2016 tarihinde KDV dahil 59.000,00 TL tutarında ... seri nolu açık fatura kesildiğini, faturanın hizmet bedeline ilişkin düzenlendiğini, taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir iş olduğunu beyan ile davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğu için davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin müşteri talepleri doğrultusunda istenilen verilerin toplanması ve analizinin yapılması olarak iki aşamalı faaliyet yürüttüğünü, davacıdan da veri toplanma aşamasında sahada çalışacak anketörlerin temin edildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin bu kapsamda olduğunu, alınan hizmet karşılığı muhtelif ödemelerin yapıldığını, 2016-2017 döneminde bu ödemelerin toplamda 166.086,90 TL olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin uzun süreli olup cari hesaba dayandığını, davacının tek bir iş ve fatura varmış gibi takip ve talepte bulunmasının yani taraflar arasındaki ilişkiyi tam olarak açıklamamasının kötü niyetli olduğunu, fatura bedelinin davacıya ödendiğini beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... davanın icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, davacının 29/11/2016 tarihli faturadan kaynaklanan alacağını takibe konu ettiği, davalının davacıdan aldığı hizmet karşılığında davalı şirket ile organik bağı bulunan ...ile ... şirketleri hesabından ödeme yaptığını ve davacıya borcunun olmadığını savunduğu, taraflar arasındaki hizmet teminine dayalı ticari ilişkinin varlığının ihtilaf konusu olmadığı, davalının davacıdan sahada anket yapmak üzere anketör temin eder olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasa hükümlerine uygun tutulup tasdiklerinin yapıldığı, böylece tarafı lehine delil vasfı taşır oldukları, 29/11/2016 tarihli C Seri ... sıra numaralı 59.000,00 TL bedelli faturanın ve davalının 8.500,00 TL ödemesinin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerinde 2017 yılına devreden davalıdan alacağın 50.500,00 TL olduğu, faturanın ve ödemenin davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı kayıtlarının davacı kayıtlarını teyit eder şekilde olduğu görülmekle, davacının davalıdan 50.500,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmış ve davacının davasının kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe itirazın iptaline, takibin 50.500,00 TL alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren %10,75 oranı geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacka miktarı üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının ispat yükünü yerine getirmediği ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, fatura konu hizmetin verildiğini ispatlanamadığı belirtilmiştir <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 50.000,00 TL asıl alacak ve 5.732,87 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.732,87 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu C-... seri numaralı ''hizmet bedeli'' açıklamalı ve toplam KDV dahil 59.000,00 TL tutarındaki fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla takibin başlatıldığı ve sunulan cevap dilekçesinde fazladan ödeme yapıldığı ancak hizmetin alınmadığı ileri sürülmüştür.Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle: davacı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak düzenlendiği, uyuşmazlığa konu davanın davacı defterlerinde 120 nolu (Alıcılar) hesapta kayıtlı olduğu, bu faturaya ilişkin 31.12.2016 tarihinde 8.500,00 TL tutarında tahsilatın yapıldığı, kalan 50.500,00 TL'nin 2017 yılı kayıtlarına aktarılarak orada takip edildiği, davalı ticaret defterlerinde usulüne uygun olarak tasdik ettirildiği, söze konu faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu ve davalı defterinde 320 nolu (satıcılar) hesabında yer aldığı, 26.12.2016 tarihinde 8.500,00 TL tutarında yapılan ödeme sonucunda bakiye 50.500,00 TL'nin 2017 yılı kayıtlarına aktarılarak orada takip edildiği nazara alınarak dava tarihi itibariyle KDV dahil 50.500,00 TL tutarında davacı alacağının bulunduğu belirtilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.-İspat yükü yönünden inceleme:6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Dosya kapsamında yapılan incelemede ise, davacı ve davalı tarafça düzenlenen elektronik ticari defterlerin 6102 sayılı TTK'nin ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davalının faturayı tebliğ aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde de itiraz etmediği, faturaların davalı ve davacı ticari defterinde kayıtlı olduğu ve 8.500,00 TL tutarında kısmi ödemenin bulunduğu yönündeki tespitler nazara alındığında, mahkemece davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu ve aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.-İcra İnkar tazminatı yönünden inceleme: Genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E. 397 K. sayılı ilamı). Davaya konu edilen alacağın cari hesap alacağına dayanmakla, icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu ve bu nedenle davalı vekilince aksi yönde sunulan istinaf başvuru sebebinin dosya kapsamına uygun olmadığına karar vermek gerekmiştir.  İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 862,45 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 434,85‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 14.02.2024<br>MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24f3c700907282e4","SID":"82a5297aea675d56"}}