{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1080 <br>KARAR NO: 2024/21<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/582 Esas<br>KARAR NO: 2020/1034<br>KARAR TARİHİ: 09/12/2020<br>DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)<br>KARAR TARİHİ: 03/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müflis ile akdedilen kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, kredi koşullarına uyulmadığını, ihtarname keşide edilmişse de, ödeme yapılmadığından takibe geçildiğini. müflis şirketin takipte talep edilen tutarı kabul ettiğini, ancak daha sonra takipten önce iflas erteleme talepli ikame edilen davada tedbir kararı bulunduğu iddiası ile takibin iptalini talep ettiğini, iflas tarihi itibarı ile 213.237.904,93 TL müflis şirketten alacakları bulunduğunu, müflisin icra müdürlüğü'ne verdiği dilekçe ile borçlu olduğunu kabul ettiği halde iflas Müdürlüğü'nün banka alacağının tamamını reddettiğini belirterek iflas masası tarafından reddedilen alacağın tespiti ile tamamının iflas masasına kaydına karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; davacının alacağının geçerli bir takibe de konu etmediğinden zamanaşımı itirazında bulunduğunu, uygulanacak faiz oranı ve temerrüt faiz oranı belirlenirken belli şartlara bağlı olduğunu, alacak tutarının bilirkişi incelemesi sonrası ortaya çıkacağından alacağın reddinin hukuka aykırılığının bulunmadığını belirterek, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, bilirkişi raporunun teknik hesaplamalarının usul ve yasaya uygun olduğu, denetime  ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, olayın oluşuna, Yargıtay uygulamalarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 191.584.593,64 TL alacağın İstanbul Anadolu ... İcra İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasında iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki faiz hesabının hukuka ve Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olduğunu, müvekkil banka alacağı TL olarak talep edildiğinden, müvekkil Banka'nın TL kredilere uyguladığı faiz oranı ile hesaplama yapılması gerekirken hiç bir yasal dayanağı olmaksızın yabancı para faiz oranının yüzde yüz fazlası ile yapılan hesaplama nedeniyle müvekkil banka alacağı eksik hesap edildiğini, itirazın iptali davasında hazırlanan bilirkişi raporunda müvekkil bankanın TC Merkez Bankası'na bildirdiği faiz oranının (24) yüzde yüz fazlası olan 48 oranında faiz talep edebileceği açıklandığını, müvekkil banka tarafından 2016 yılı şubat ayında kullandırılan kredilerin faiz oranları 24 olup müvekkil bankaca 24 faiz oranı ile kullandırılan kredilere ilişkin liste dosya kapsamında olmasına rağmen bilirkişinin gerekli inceleme ve değerlendirme yapmadan sunmuş olduğu yetersiz rapor doğrultusunda verilen kararın kaldırılmasını, yeni bir bilirkişi seçilerek yeniden inceleme yapılmasını talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca banka kayıtlarına itibar edilmiş, müflis şirketin ticari defterleri incelenmediğini, sözleşme asıllarının dosyaya sunularak kendilerine tebliğ edilmediğini,  hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faizi de hesaplanmışsa da dosyada temerrüt faizi ve akdi faiz oranlarına ilişkin bilgi-belge de bulunmadığını, bu nedenle alacağa ilişkin faiz hesaplamaları da denetime elverişli olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz ( kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.  Somut olayda, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasından  gelen 03/09/2018 tarihli cevabı yazıda;   İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/222 esas sayılı dosyasından 18/04/2018 tarihinde iflasına karar  verilen müflis ... Tic. A.Ş'nin  tasfiye işlemleri Müdürlüğü'nün... iflas sayılı dosyasında adi tasfiye usulüne göre yürütüldüğü, davacının, müflis şirketin masasına 7 kayıt sıra numarası ile 213.237.904,93-TL alacak kayıt talebinde bulunduğu, iflas masasınca alacak isteminin tamamının reddine karar verildiği, tebliğ gideri davacı tarafça dosyaya depo edildiğinden sıra cetveli ilanı ve masa kararı alacaklı vekili Av. ...'a 16/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, müflis masasında tanzim edilen sıra cetveli 16/08/2018 tarihinde ... Gazetesi'nde ve 28/08/2018 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ayrı ayrı yayınlandığı bildirilmiş olup işbu davanın 27/08/2018 tarihinde 15 günlük hak düşürücü  süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Davacı alacaklının, iflas masasına yaptığı başvuruda, müflis şirketin alacaklı banka nezdinde kullandığı kredi borcunu ödememesi nedeniyle Kadıköy ... Noterliğinin 29/02/2016 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile 84.223.034,38 TL + 5.132.343,75 USD + 5.015.750 Euro'nun ödenmesi talep edildiği, alacağın tahsilini teminen müflis şirket ve kefilleri aleyhine 03/03/2016 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile haciz yolu ile takibe geçildiği beyan edilerek müflis şirketin iflası nedeniyle asaleten kullandığı kredilerden dolayı iflas tarihi itibariyle toplam 213.237.904,93 TL alacağın masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Ancak davacı bankanın, aynı alacak için iflas masasına yaptığı başvurudan ve işbu kayıt kabul davasından önce  müflis şirket ile birlikte  dava dışı kefiller yönünden başlatmış olduğu icra takibi bulunduğu, takibe itiraz edilmesi nedeniyle İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1273 Esas sayılı dosyası ile \" kredi borçlusu şirket ile müteselsil kefillere Kadıköy ...Noterliğinden 29.02.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edilerek 29.02.2016 tarihi itibariyle 84.223.034,38 TL ve 5.132.343,75 USD ile 5.015.750,00 Euro'nun ödenmesinin ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası üzerinden 116.275.718,00 TL'nin tahsili için genel haciz yolu ile takibe geçilmiş olduğunu, borçlu şirket ve kefillerin asıl alacağı kabul ederek işlemiş faizine itiraz ettiklerini, davalılardan ....'nın Arnavutluk Cumhuriyeti Devletinde kurulu olup, Arnavutluk'ta iflas erteleme talep etmiş olması nedeniyle Banka alacağının tenfizinin talep edilebilecek bir mahkeme kararına konu edilmesi gerekirse işbu alacak davasının açılması gerektiğini, bu nedenle davacının alacağı 116.032.051,40 TL ise de, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla banka alacağının 15.000.000 TL'sinin, bu tutara 03.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek %36 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisinin davalılardan tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini\" talep ve dava ettiği, başlangıçta 15.000.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açılan davanın davacı Banka tarafından 18.09.2018 tarihli dilekçe ile alacak miktarı ıslah edilerek 116.032.051,40 TL'nin 03.03.2016 icra takip tarihinden itibaren %36,36 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 oranında BSMV'si ile birlikte tahsili talep edildiği, 19/09/2018 tarihli duruşmada davacı vekiline ıslah dilekçesi doğrultusunda eksik peşin nispi harcı tamamlaması için süre verilerek ihtar yapıldığı, ancak davacı vekilince 01.10.2018 tarihli dilekçe ile ikinci bir ıslah dilekçesi verilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere harcı ikmal edilen kısım olan 65.000.000 TL'nin 03.03.2016 icra takip tarihinden itibaren %36,36 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 oranında BSMV'si ile birlikte tahsili talep edildiği, akabinde yargılama sırasında davalılardan ... A.Ş. ile ... Tic. A.Ş.'nin iflas etmesi nedeniyle  iflas kararlarının kesinleşmesi halinde davaların  kayıt kabul davasına dönüşeceği, bu durumda da davaların İİK'nin 235/3. Maddesi uyarınca basit usule tabi olacağı anlaşılmakla, davaların daha hızlı yürümesi ve hak ihlallerinin engellenmesi bakımından iflas eden davalılar yönünden tefrik kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda ıslah dilekçesi doğrultusunda  harcı ikmal edilen 65.000.000,00 TL üzerinden takip tarihinden iflas tarihine kadar hesaplanan işlemiş faiz ve %5 BSMV ile birlikte toplam 117.758.858,09 TL'nin her iki müflis şirketinin iflas masasına ayrı ayrı kabulüne karar verildiği görülmüştür.Müflisin   davalı   olduğu  davalarda iflâs idaresi,  alacakları   tahkik  ederken, ( md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı   hakkında bir   karar  vermez;   sadece,  bu  alacağı   davalı   (çekişmeli)  alacak  olarak   sıra  cetveline geçirir.  Bu alacağın, dolayısıyla  davanın kabul  edilip  edilmeyeceği  hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar  toplanması verir. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine  karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra (müflis yerine) davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Yargıtay 19. HD'nin 25.11.1999 tarih ve 7032  E,  7129 K; 11. HD'nin  22.08.2007 tarih ve 2005/13761 E, 2007/624 K;  02.11.2007 tarih ve 8826 E, 11712 K.  ve Yargıtay 23. HD'nin  02.12.2013 tarih ve 6042 E., 7639 K. sayılı ilamlarında açıklandığı üzere bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden, aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemece; asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin  araştırılması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu  kalmayan  davada hüküm tesisine yer olmadığına kararı verilmesi, masaya kayıt edilmesi istenip de alacak  kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek,  varılacak sonuç dairesinde  bir karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2014 tarih 2014/3781 Esas 2014/825 Karar sayılı ilamı) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartları başlıklı 114/1-ı maddesinde, davanın derdest olmaması dava şartlarından sayılmıştır. Derdestlik, tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir dava ikinci kez açılırsa, ikinci davada bu husus re'sen veya talep üzerine dikkate alınır ve ikinci dava, dava şartları yokluğundan esasa girilmeksizin reddedilir. Bu nedenle aynı yasanın 115/1. maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak durumundadır. Bir davada derdestliğin kabul edilebilmesi için varlığı gerekli üç koşul birlikte aranır. 1-)Bu davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olması;2-)Davanın görülmekte ( derdest ) olması; 3-)Daha önce açılmış ve görülmekte olan o dava ile ikinci davanın yani bu davanın aynı olması koşullarıdır.Birinci davanın halen görülmekte olmasından, ikinci davanın açıldığı tarihte birinci davanın henüz karara bağlanmamış bulunması veya karara bağlanmış bulunmakla beraber verilmiş olan kararın henüz şekli anlamda kesinlik kazanmamış olması anlaşılmaktadır.Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada; davacı olan taraf, ikinci davada, davalı olabileceği gibi, tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise; davaların konularının aynı olmasıdır. Dava konularının aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilebilecek kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmeyeceği, ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.6.2016 tarihli, 2016/5999 Esas -  2016/10149 Karar sayılı ilamı Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Davacı bankanın, İstanbul  Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1273 esas sayılı dosyasından tefrik edilen 2019/457 esas sayılı dosyasında davalı müflis şirket hakkında  aynı vakıa ve talep sonucu ile alacağın 65.000.000,00 TL'lik kısmı için takip tarihi olan 03/03/2016 tarihinden itibaren  iflas tarihine kadar hesaplanan işlemiş faiz ve %5 BSMV ile birlikte alacağın tahsilini talep ettiği,  davalının, karar henüz kesinleşmeden yargılama sürecinde  iflas ettiğinden alacak talebinin, kayıt kabul davasına dönüştüğü, iflas kararının verilmesi ile birlikte  davalı şirketin taraf ehliyeti kalmadığı,  müflis şirketin, iflas idaresi oluşturuluncaya kadar tüm hak ve yetkileri iflas masasına geçtiği,  İstanbul  Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/457 esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediği bu sebeple işbu davada talep edilen toplam bedelden, 65.000.000,00 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi de dahil kısma ilişkin talebin, tarafları aynı olan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/457 Esas  sayılı sayısı dosyası derdest olduğundan dava şartı yokluğundan reddine, dava edilmeyen bakiye kısım yönünden yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan,  İstanbul  Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/457 esas sayılı dosyası dışında davacı bankanın, aynı alacağın kefillerden müflis ... A.Ş.'nin iflas masasına kayıt ve kabulü için İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1001 Esasına kayıtlı açılan davanın  konusu ve  hukuki dayanağının aynı olduğu anlaşılmaktadır. Anılan dava dosyalarından  İstanbul  Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/457 esas sayılı dosyası temyiz aşamasında,  İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1001 Esas sayılı dosyası ise istinaf aşamasında olduğu, anılan iş bu dava dosyasında alacak miktarı ve faiz yönünden yapılan tespitler ile uyuşmazlığa konu iş bu dava dosyasında yer alan tespitler karşılaştırıldığında, asıl alacak ve faiz oranın farklı hesap edildiği anlaşılmaktadır. Bu yüzden  birbirinden çelişkili kararların ve hak kaybının ortaya çıkmaması adına incelenme yapılmalıdır. Bu nedenle söz konusu dosyaların akıbetleri araştırılarak yargılama aşamasında tüm kararların kaldırılması ve her üç dava dosyasında  yargılamanın devam etmesi halinde  HMK'nın 166. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmalıdır. Zira her üç dava dosyası İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E sırasında başlatılan takibe ilişkin ve  davalılardan müflis ... A.Ş. ile müflis .... Tic. A.Ş.'nin iflas etmesi nedeniyle alacağın masaya kayıt ve kabulüne yöneliktir. Asıl alacak yönünden bu aşamada sunulan itirazlar,  gerek  İstanbul Anadolu 4.ATM nin 2019/457 E sayılı gerek İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2018/1001  dava dosyasında, gerekse iş bu dava dosyasında yapılan tespitler göz önünde bulundurularak asıl alacağın miktarı hiçbir şüpheye mahal bırakılmaksızın  tespit edilmelidir. Kabule göre  de; davacı ile müflis şirket arasındaki ticari ilişkinin belirlenmesi  ve iflas tarihi itibariyle davacının alacağının tespiti noktasında bankacı  bilirkişinden kök raporda özetle; \" Yapılan incelemede dava konusu yapılan toplam 7 adet ödenmeyen kredi olduğu, kredinin iflas tarihi itibarı ile hesaplamaları ayrı ayrı tabloda gösterildiği, hesap kat tarihinde faiz ve BSMV ilavesi ile bulunan asıl alacak tutarları için temerrüdün oluşma tarihi olan 02.03.2016 tarihine kadar akdi faiz oranlarından hesaplama yapıldığı, temerrüt tarihi olan 02.03.2016 tarihi ile iflas tarihi olan 18.04.2018 tarihleri arasındaki temerrüt faizleri de her bir kredinin son satırında hesaplandığı, ... ve ... numaralı döviz üzerinden tahsis edilen ve kullandırılan krediler için temerrüt tarihine kadar akdi faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı, temerrüt tarihinden itibaren ise, temerrüt faiz oranının, \"sözleşmedeki akdi faiz oranının %100 oranında  ilave yapılmak suretiyle tespit edilir\" hükmüne istinaden, akdi faiz oranının % 100 fazlası ile temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama  yapıldığı ve iflas tarihi olan 18/04/2018 tarihi itibariyle masaya kaydedilmesi gereken tutar 191.584.593,64 TL olarak hesaplandığı\" bildirilmiştir.Kök rapora, davacı alacaklı vekilinin, döviz cinsinden kullandırılan kredilere yönelik faiz oranı ve miktarına ilişkin itirazının değerlendirilmesi için alınan ek raporda özetle \" Döviz kredileri için, sözleşmedeki  \"Banka döviz satış kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi sonucu bulunan tutara, bu maddenin temerrüde ilişkin hükümlerinin uygulanmasını kabul eder \" yönündeki hükmün iki nedenle uygulama imkanı olmadığını, birincisi; akdi faiz oranı belli olmadığından, temerrüt tarihinde döviz kredisi TL'ye çevrilince hangi akdi faiz oranının %100 fazlası ile temerrüt faiz oranının tespitinin mümkün olmadığını, şirketin kullandığı kredilere bakıldığında; %13,25, %13,50, %13,60 ve %13,90 faiz oranlarının kullanıldığı görüldüğü, ancak döviz kredilerinde TL akdi faiz oranı mevcut olmadığını, ikincisi, Hukuk Genel Kurulu'nun 02.05.2019 T. E: 2017/19-1650, K: 507 sayılı 5 karşı oya karşılık oyçokluğu ile alınan kararda; temerrüt faiz oranının tespiti hakkında şu şekilde sonuca varıldığı; Yargıtay uygulamasında Bankaların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na bildirdikleri ancak müşterilerin uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizin tespitinde esas alınamayacağı kabul edilmekte olup, sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiş olması halinde, davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt faizin belirlenmesi gerektiği ifade edildiği, belirtildiği gibi Yargıtay uygulamasına göre, Bankaların TCMB'ye bildirdikleri fakat uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitine esas alınamayacağı açıkça ifade edildiği, tabi bu ifade TL krediler için geçerli olmakla birlikte, ki, işbu incelemede TL krediler için bu şekilde hesaplama yapıldığı ancak döviz kredileri için  TL akdi faiz oranı belirlenemediğinden, döviz için uygulanan faiz oranına %100 ilave edilerek iflas tarihine kadar hesaplama yapıldığı\" bildirilmiştir. ... müşteri numarasıyla ... A.Ş. İle banka arasında düzenlenen  27.05.2013 tarihli ( 35.000.000 EUR miktarlı)  genel kredi sözleşmesinde faiz ,komisyon ,vergi ve masraflar ,temerrüt faizi  sözleşmenin altıncı maddesinde belirtilmiştir . İş bu madde de '' bu sözleşmenin 1. Maddesinde limit belirlenen kredilerde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, bankanın aynı tür krediler ve hesapları için cari olan kredi faiz oranı aktif faiz olarak uygulanır .Banka, uygulanacak faiz oranını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahiptir .Müşterinin kredinin ana para ,faiz, dönem faizi ,taksit ve masrafların ödenmesinde gecikmesi halinde Gecikme faizi uygulanır . Gecikme faizi akdi faiz oranına %.... Oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir . Ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından daha yüksek ise gecikme faizi hesaplamasında cari faiz oranı esas alınır .Müşterinin temerrüde düşmesi halinde temerrüt faizi uygulanır . Temerrüt faizi akdi faiz oranına %...oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir . Ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından daha yüksek ise temerrüt faizi hesaplamasında cari faiz oranı esas alınır '' hükümleri yer almaktadır. 50.000.000 TL  krediye ilişkin düzenlenen 09.08.2012 tarihli  genel ticari  kredi sözleşmesinde ise, sözleşmenin faiz ,komisyon ,vergi ve masraflar ,temerrüt faizi  sözleşmenin altıncı maddesinde '' müşterinin temerrüde düşmesi halinde temerrüt faizi uygulanır . Temerrüt faizi akdi faiz oranına %100 oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir . Ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından daha yüksek ise temerrüt faizi hesaplamasında cari faiz oranı esas alınır '' düzenlemesi bulunmaktadır. 40.000.000 TL  krediye ilişkin düzenlenen genel ticari  kredi sözleşmesinde ise, sözleşmenin faiz ,komisyon ,vergi ve masraflar ,temerrüt faizi  sözleşmenin altıncı maddesinde '' Kredinin ödenmesinde temerrüde  düşülmesi halinde , cari kısa vadeli (TL) ticari kredi faiz oranının %50 fazlası üzerinden temerrüt faizi uygulanabileceği gibi bankaca bu temerrüt faizini üzerinde bir temerrüt faizi ihlal edilmiş ise , en yüksek temerrüt faizi de istenebilecektir '' 25.000.000  USD   krediye ilişkin düzenlenen genel ticari  kredi sözleşmesinde ise, sözleşmenin faiz ,komisyon ,vergi ve masraflar ,temerrüt faizi  sözleşmenin altıncı maddesinde '' Kredinin ödenmesinde temerrüde  düşülmesi halinde , cari kısa vadeli (TL) ticari kredi faiz oranının %50 fazlası üzerinden temerrüt faizi uygulanabileceği gibi bankaca bu temerrüt faizini üzerinde bir temerrüt faizi ihlal edilmiş ise, en yüksek temerrüt faizi de istenebilecektir '' düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda döviz cinsi kredilerde, akdi faiz oranı belli olmadığından 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde öngörülen yabancı para için belirlenen  akdi faiz ile temerrüt tarihinden iflas tarihine kadar akdi faizin %100 fazlası olarak belirlenen temerrüt faiz oranı üzerinden iflas tarihine kadar döviz üzerinden hesaplanan bankanın alacağının, iflas tarihindeki TL karşılığı üzerinden Türk Lirasına çevrilerek hesaplama yapılmıştır. Buna göre, ... numaralı USD cinsinden kredi yönünden; %3.75 akdi faiz oranına göre temerrüt tarihi olan 02.03.2016 tarihi itibariyle 5.026.250,00 USD alacağa, temerrüt tarihinden iflas tarihine kadar (778 gün) %7.50 temerrüt faiz oranına göre 858.153,65  USD temerrüt faiz olmak üzere toplam 5.884.403,65 USD'nin iflas tarihindeki TL karşılığı 24.157.830,74 TL .. numaralı Euro cinsinden kredi yönünden; %4.50 akdi faiz oranına göre temerrüt tarihi olan 02.03.2016 tarihi itibariyle 5.013.125,00 Euro alacağa, temerrüt tarihinden iflas tarihine kadar (778 gün) % 9 temerrüt faiz oranına göre 1.027.095,31  Euro temerrüt faiz olmak üzere toplam 6.040.220,31  Euro'nun iflas tarihindeki TL karşılığı 30.707.272,01 TL hesaplama yapılmış ise de düzenlenen genel kredi sözleşmesinde, \"müşterinin, döviz kredilerinde temerrüde düştüğü takdirde, kredi anapara ve faizleri ile diğer eklentiler toplamının temerrüde düştüğü tarih itibariyle Banka döviz satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmesi sonucu bulunan tutara, bu maddenin temerrüde ilişkin hükümlerinin uygunlanması \" kararlaştırılmış olup tarafların tacir olduğu, ticari işlerde temerrüt faiz oranını serbestçe kararlaştırabilecekleri gözetilerek  davacı tarafça alacağın TL'ye çevrilerek temerrüt faiz uygulanması talep edilmiş olmakla, temerrüt tarihinden itibaren yabancı para alacağın TL'ye çevrilmeden 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde öngörülen yabancı para için belirlenen faiz oranına göre iflas tarihi itibariyle yabancı para üzerinden faiz hesabı yapılması doğru görülmemiştir. Öte yandan davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil bankanın T.C Merkez Bankası'na bildirdiği %24 faiz oranının %100 fazlası olan %48 oranında temerrüt faizin uygulanmasını talep etmiş ise de  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/05/2019 tarih 2017/(19)-1650 E. 2019/507 Karar sayılı ilamında ifade edildiği gibi Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiş ise  davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, sonra temerrüt faizin belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda döviz cinsinden kullandırılan kredilerde akdi faiz oranı belirlenmediğinden temerrüt tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde öngörülen yabancı para için belirlenen faiz oranına göre akdi faiz hesabının yapılmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak sözleşmede hükümleri uyarınca döviz kredilerinde, kredi anapara ve faizleri ile diğer eklentiler toplamının, müflisin temerrüde düştüğü tarih itibariyle Banka döviz satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmesi sonucu bulunan tutara, bu maddenin temerrüde ilişkin hükümlerinin uygunlanması gerekmektedir. Her ne kadar söz konusu krediler için döviz cinsi olduğu için akdi faiz oranı belirlenmemiş ise de müflisin TL cinsi kullandığı kredilerde; %13,25, %13,50, %13,60 ve %13,90 faiz oranlarının kullanıldığı bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden TL krediler için uygulanan akdi faiz oranının kıyasen döviz cinsi krediler içinde tatbik edilmesi gerekmektedir.Davalı müflis şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni incelendiğinde;  Bilirkişi raporunun mahkemenin 13/03/2019 tarihli ara  kararında incelemenin davacı banka kayıtları ve dosya üzerinde yapılmasına dair kararı nedeniyle davalı müflis şirketin kayıtlarının incelenmediği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle eksik incelemeye dayalı rapor dayanak kılınarak hüküm tesis edildiği nazara alındığında, davalı iflas masası vekili tarafından sunulan itirazın yerinde olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı  kabulüne ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/582 E. 2020/1034 K. Sayılı 09/12/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına,4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince ayrı ayrı iadesine,5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50c4524fa8bb72a3","SID":"30e8605a33d4d8c3"}}