{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: ***Esas - ***<br>\t          T.C.<br>\t            KAYSERİ<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>GEREKÇELİ KARAR   <br>ESAS NO\t: ***<br>KARAR NO\t: ***<br><br>BAŞKAN\t: ***<br>ÜYE\t: ***<br>ÜYE\t: ***<br>KATİP\t: ***<br><br>DAVACILAR \t: 1- ***<br>\t  2- ***<br>\t  3- ***<br>\t  4- ***<br>\t  5- ***<br>\t  6- ***<br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: ***<br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>DAVA TARİHİ\t: ***<br>KARAR TARİHİ\t: ***<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: ***<br><br>Mahkememizde görülmekte olan genel kurul kararının iptali (kooperatif genel kurul kararının iptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA : Davacılar dava dilekçesinde özetle; Sınırlı Sorumlu ... Yapı Kooperatifi'nin üyeleri olduklarını, davalı kooperatifin ... tarihinde 2021 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, kooperatifin ... tarihli 2021 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 26. maddesindeki niteliklere ve ortaklar listesindeki kayıtlara uygunluğu onaylanarak hazırlanan ve ortakların incelenmesine sunulan ortaklar listesinde kayıtlı 70 (yetmiş) ortaktan, 31 (otuz bir ) ortağın asaleten, 13 (onüç) ortağın vekaleten olmak üzere toplam 44 (kırk dört) ortağın, ortaklar cetvelinde imzası bulunduğu ve herhangi bir itirazın olmadığı ibaresinin belirtildiğini, denetim raporunda bazı kooperatif üyelerinin ve kooperatif yöneticilerinin bu tarih itibarıyla aidatlarını ödemiş gösterildiğini, fakat bunların belli yıllara ait aidatları ödemediklerinin ekli listede gözüktüğünü, buna rağmen hiçbir işlem tesis edilmeyip idare edildiğinin aşikar olduğunu, eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiğini,  2021 denetim raporunu düzenleyen denetim kurulu üyesi ...'ın aynı zaman da ... Yapı Kooperatifi kurucu üyesi olduğunu, denetleme sonucunda tespit edilen usulsüzlüklerin denetleme raporunda kayda geçirilmediğinden dolayı genel kurul toplantı tutanağındaki 6. maddenin iptalini talep ettiklerini, gündemin 11. maddesinde kooperatifin geçmiş yıllara ait hesaplarının ve yapılan işlerinin inceleme yetkisinin verilmesi, seçilecek bir üyenin gerekirse mali müşavir olması ücretinin görüşülmesi olduğu halde yetkinin yönetim kuruluna verilmesinin oy birliği ile kabul edildiğini, yetkinin denetim kurulunda olması gerektiğini, gündemin 13. maddesinde Kooperatifler Kanunu'nun 52. maddesi gereği tüm ortakların 3/4'ünün rızasının olmadığını,  gündemin 16. maddesinde kooperatifi zarara uğratanlar hakkında yasal işlem yapılması için yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildiğini ancak gündem maddesinde kooperatifi zarara uğratanlar hakkında yasal işlem yapılması için yönetim kuruluna verilmesine dair bir ibare olmamasına rağmen yönetim kurulu üyelerinin kendi lehlerine değiştirdiklerini, bu yetkinin yönetim kuruluna değil üyelerde olması gerektiğini belirterek Sınırlı Sorumlu ... Yapı Kooperatifinin, ... tarih ve (...) ticaret sicil kayıtlı genel kurul toplantı tutanağında belirtilen 6. 11. 13. ve 16. maddelerinin iptaline, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>Davacılardan ... vekili Av. ... tarafından verilen *** tarihli ıslah dilekçesinde özetle; mahkemenin bu dava dosyasında dava dilekçesinin müvekkilleri ve diğer davacı *** tarafından hazırlanmış olup, davanın içeriği ve hukuki deliller tam olarak belirtilmeden dava dilekçesinin oluşturulduğunu, bu nedenle dava dilekçesini tamamen ıslah ederek ıslah doğrultusunda delil bildirme ve eksiklikleri giderme zaruretinin hasıl olduğunu, bu doğrultuda kooperatiflerin aidat dışında ödemeler alması; özellikle her genel kuruldan sonra usulüne uygun maliyet hesaplarına dayanmayan ek maliyetler çıkartmaları, bunlarla ilgili anasözleşmede bahsedilen maliyetin kesinleştirilmesi prosedürü tamamlanmadan yeni yeni ve fahiş taleplerde bulunulması üzerine çıkartılan 7410 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. madde ile bunun önüne geçilmek istenmişse de, Anayasa'daki eşitlik ilkesine aykırı olması sebebiyle bu kanunun iptal edildiğni ve iptal kararının resmi gazetede yayımlandığını, buradan anlaşılacağı üzere, kamuoyunda bu konuda bir rahatsızlık bulunduğunu ve kanun koyucunun bu sorunun çözümü için müdahale etmek gereği duyduğunu, yine  kooperatifçiliğin ruhuna aykırı şekilde tüm konutlar tamamlanıp usulüne uygun şekilde Kooperatifler Kanunu'nun 61. ve devamı maddelerine göre şerefiye ve kesin maliyet hesapları çıkartılıp üyelere itiraz imkanı tanınmadan alınan usulsüz genel kurul kararları ile fahiş ek tutarlar talep ve tahsilinin anasözleşme değişikliklerinin yok hükmünde olması sebebiyle geçersiz olduğu hususunu vurgulayan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin *** K. sayılı kararı ile, \"Kooperatif ana sözleşmesinin kesin maliyete ilişkin 61. maddesi ve kur’a çekimine ilişkin 62. maddesinde değişiklik yapılarak kooperatifin etap etap yapılacağı,inşaat bittikçe biten binalar için kur’a çekileceği ve çıkarılan maliyet hesabına göre % 10 fazla ödeyenlerin bağımsız bölümlerinin teslim edilerek kooperatiften istifa edebilecekleri ana sözleşme hükmü olarak belirlenmiştir. Bu ana sözleşme hükmü; gerek kanunla belirlenen kooperatiflerin ana ilkesine,gerekse eşitlik ilkesine aykırıdır. Her ne kadar ana sözleşme değişikliği ile ilgili iptal davası açılmamış ise de kanuna aykırı kararlar yok hükmünde olacağından her zaman göz önünde bulundurulur. Ana sözleşmenin 61 ve 62. maddelerindeki değişiklikler Kooperatifler Kanununda çerçevesi çizilen ana ilkelere ve eşitlik ilkesine aykırı olduğundan yok hükmünde oldukları eldeki davada da gözetilmelidir. Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına saniptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınamayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Yine somut olaya gelindiğinde kooperatif yukarda belirlenen gerekçeyle geçersiz olan ana sözleşmenin 61 ve 62. maddesi uyarınca kesin maliyet hesabı çıkartıp bu bedeli davalıdan talep etmiş ise de henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecek, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacaktır. bu gerekçeler doğrultusunda kanuna aykırı olarak düzenlenen ana sözleşme uyarınca belirlenen bedelin davalıdan talep edilebilmesini kabul etmek mümkün değildir. Ancak kooperatif, inşaatlarının bitmesini müteakip yapılacak kesin hesap sonucunda belirlenen bedeli bağımsız bölüm teslim alan ortaktan kooperatiften istifa edip etmediğine bakılmaksızın talepte bulunulabilecektir.\" denildiğini, yani müvekkilleriyle davalı kooperatif arasındaki asıl ihtilaf bu olduğunu, müvekkillerin anasözleşmeye göre çıkartılan etap maliyet hesabını ödeyip tapularını aldıklarını, kooperatifin mevcut anasözleşmesine göre kesinleşen maliyet hesabını ödemeyen üyeye tapu verilmemekte olduğunu,<br> iptali istenen genel kurul tutanakları incelendiğinde görüleceği üzere kooperatif denetçisi ...'ın kendilerinin denetlenip ibra edileceği genel kurulda divan başkanlığı yaptığını, bu hususun bütün genel kurulu hukuken sakatlayıp alınan kararların hepsinin yok hükmünde olması sonucunu doğuracağını, zira kendisinin de hukuka aykırı davranışları olan, denetim görevini gerektiği şekilde yapmadığı yine genel kurul toplantı tutanakları ile belli olan ...'ın bu nedenle müvekkillerinin toplantıda karşı oy kullanımlarını ve muhalefet şerhlerini usulüne uygun şekilde tutanağa geçirmediğini, gerçekte alınmamış kararları toplantı tutanağına geçirdiğini ve tutanağa hukuka aykırı eklenti ve değişiklikler yaptığını, bu nedenle genel kurulda denetlenecek denetçinin divan başkanı olduğu genel kurulun aldığı tüm kararların yok hükmünde sayılması gerektiğini, yine genel kurul tutanakları incelendiğinde görüleceği üzere toplantının 3. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin seçimi yapıldığını, 4. maddesinde yeni denetim kurulu üyeleri seçildiğini, gündemin 5. maddesinde yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve ibrası görüşüldüğünü, 6. maddesinde denetim kurulu faaliyet raporu ve ibrası görüşüldüğünü, bilançonun okunması ve ibrasının ise 7. maddede görüşüldüğünü, bu sıralama ve uygulamanın yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğunu, zaten genel kurulda bu aykırılığın farkına varılıp 7. maddenin sonuna parantez içinde eklenen bir not ile sanki seçim maddeleri 7. maddeden sonra görüşülmüş gibi bir ekleme yapılarak durum kurtarılmaya çalışıldığını, oysaki ana sözleşmenin 36. maddesine göre ibra edilmeyen yönetimin yeniden aday olması mümkün olmayıp yapılan seçimler de geçersiz olduğunu, aynı şeyin denetim kurulu için de geçerli olduğunu, esasen gündem maddelerinin sırasıyla görüşülmesi esas olup, tutanağa kanuna aykırı şekilde yapılan ekleme ile bu durumun düzeltilmesi mümkün olmadığını, genel kurul tutanağına göre sözde yönetim ve denetimin ibrasına karar verilmişse de, 11. maddede denetim kuruluna geçmiş yıllar hesaplarının gerekirse bir mali müşavirce denetletilmesi maddesinde yönetime böyle bir yetki verilip, halen böyle bir bağımsız denetçi incelemesinin yaptırılmamış oluşunun, genel kurulun 15 ve 16. gündem maddelerindeki tespit edilen usulsüzlüklerle ilgili işlem yapılması kararı (ki, 16. maddede kooperatifi zarara uğratan yöneticilerle ilgili işlem yapma yetkisi yine aynı yöneticilere verildiğini)  ve usulsüz harcamaların iadesi kararları alınmış olmasına karşın halen hiçbir işlem yapılmamış oluşunun yine ibra kararının usulsüzlüğünü, iyiniyet kurallarına aykırı ve yok hükmünde olduğunu gösterdiğini, 13. maddede üyelik aidatları konusunun görüşüleceği maddede aidat belirlemek yerine üyelere aşırı fahiş ek ödemeler çıkartılıp, esasen gündemde olmayan bir maddenin görüşüldüğünü, bu maddeye müvekkilleri dahil birçok üyenin karşı oy kullanıp, esasen karşı oy kullananların ve tanık beyanları ile kanıtlanacağı üzere muhalefet şerhi yazanların tutanağa eksik geçirilerek hukuka aykırı bir ek ödeme kararı alındığını, oysa ki, aidat dışındaki bu tür ek ödeme kararlarının nitelikle çoğunlukla alınması gerektiğini, bu şekilde nitelikli çoğunlukla alınmayan kararların yok hükmünde olduğunu,  yukarıda  izah etmiş oldukları sebeplerden açık bir biçimde S.S. ... Yapı Kooperatifi'nin ... tarihli genel kurulunda alınan dava dilekçesinde belirtilen 6, 11, 13 ve 16 numaralı kararların başta 1163 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğu gibi 6098 sayılı Kanun'un amir hükümlerine, hukukun genel ilkelerine, hakkaniyet ve dürüstlük kurallarına da uygun olmadığını ve yok hükmünde kabul edilmezlerse iptalinin gerekeceğinin açık olduğunu, bu sebeplerle davalarının kabulüne karar verilmesi ve genel kurulun tüm kararlarının yok hükmünde sayılması, aksi taktirde müvekkillerin dava dilekçesinde iptalini istedikleri maddelerle ilgili karşı oy ve muhalefet şerhlerinin tutanağa yansıtılmadığı kanıtlanacağından iptallerinin gerektiğini, bununla birlikte dava dilekçesinde yer alan deliller kısmını da ıslah ettiklerini belirterek,  genel kurul kararlarının tümünün yok hükmünde olduğunun tespitini; bu talepleri yerinde görülmezse  genel kurulun aldığı 3, 4, 5, 6, 7, 11, 12 ve 13. maddelerinin iptaline; kalan maddelerin bu durumda bir ehemmiyeti kalmayacağından, tüm genel kurul kararlarının iptaline talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun \"Kararların Bozulması ve Şartlar\" başlıklı 53. maddesinde hangi pay sahiplerinin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabileceği net bir şekilde düzenlenmekte olup, mezkur hükmün ilgili kısmın \"1. toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;\". anılı düzenleme gereği hangi kooperatif ortaklarının, dava hak ve ehliyetine sahip oldukları kesin olarak belirlendiğini, dava dilekçesinde ilan, tebliğ gibi sair hususlar nezdinde bir iddia yahut talep bulunmadığından somut olaydaki hak ehliyetini \"toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten\" üyeler nezdinde değerlendirmek gerektiğini, diğer yandan ... harici davacıların ya vekaleten ya da aslen davaya konu genel kurul toplantısına katıldıklarını, lakin salt bu hususun anılı şahısların talep ehliyetine sahip olduğu anlamına gelmediğini, Kooperatifler Kanunu'nun keza 53. maddesi gereğince kanun koyucunun katılımı yeterli görmediği; ayrıca davacı kooperatif üyelerinin iptali istenen genel kurul kararlarına ret oyu vererek; muhalefetini tutanağa şerh ettirmelerini şart koştuğunu, anılı koşulların birbirinin ikamesi yahut seçeneği olmamakla birlikte kümülatif kıstasların birinin yokluğunun diğerlerinin varlığını anlamsız kıldığını, dilekçe ekinde yer alan kurul tutanaklarının mahkeme tarafından tetkiki halinde görüleceği üzere; davacıların iptalini talep ettikleri kurul maddelerin bir kısmında ret oyu kullanmadığını, hiçbirinde tutanağa şerh düşülmesini talep etmediklerini, keza bu hususun dava dilekçesinde de ikrar edilmiş olup ihtilaftan muaf olduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2017 tarihli ve 2015/ 6550 Esas, 2017 / 941 Karar sayılı ilamı incelenecek olursa; \"Dava kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı, iptali istenen genel kurulun 5. gündem maddesinin görüşülmesi esnasında, belirtilen sisteme karşı olduğunu söylediğini, ancak bu kararın oylaması sonrasında muhalefet şerhini tutanağa geçirtmediklerini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurul kararının iptaline karşı dava açılabilmesi için, davacının karara red oyu vermesi ve \"oylama sonrasında\" muhalefet şerhini tutanağa geçirtmesinin zorunlu olduğunu, somut olayda bu şartın gerçekleşmediğini belirterek öncelikle, davacı ...'ın ... tarihli olağan genel kurul toplantısına katılmamış olması, genel kurula katılan diğer davacıların ise ret ve şerh koşulunu yerine getirmemiş olması hasebiyle Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca her bir davacı yönünden ayrı ayrı olmak üzere davaların aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine, aksi yönde kanaat olması halinde iptali istenen genel kurul kararlarının kanuna, anasözleşme hükümlerine yahut iyi niyet esaslarına aykırı olmaması hasebiyle  her bir davacı yönünden ayrı ayrı olmak üzere davaların esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin her bir davacının davası bakımından değerlendirilmek üzere davacılara ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacılardan ... vekili Av. ...'ın verdiği 13/03/2023 tarihli ıslah dilekçesine karşı davalı vekilinin 22/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ıslah ile şekillenen davanın usul ve esasına ilişkin beyanlarına geçmeden önce dosyanın selameti açısından ilk olarak huzurdaki davanın 8 kooperatif ortağı tarafından ikame edilmiş olmakla, bunlardan davayı takip etmeyeceğini beyan eden ... hariç diğerlerinin kendilerini vekil ile temsil ettirmekte olup, davacılar vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde bu 7 davacıdan ... ve ***'ın taraf olarak gösterilmediği anlaşıldığından, anılı şahısların taleplerinin ıslah için verilen  kesin sürenin de geçtiği gözetilerek 11/03/2022 tarihli dava dilekçesine göre mi değerlendirilmesini mahkemeden talep ettiklerini, yine aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan birden çok davacıdan, her bir davacının dava ve taleplerinin diğerlerinden ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olduğu duraksamaya yer olmayan bir husus olmakla beraber; bu kişilerin ortak bir metinle ıslah gerçekleştiriyor olmalarının, işbu taleplerinin ayrı ayrı harçlandırılması zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını, ne var ki; 13/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi mahkemeye sunulurken sadece davacı ... tarafından harç yatırılmış olup, bu haliyle de mevcut talebin diğer davacılardan her biri tarafından ayrı ayrı harçlandırılmadığı ve bu haliyle kesin süre içerisinde ıslah işleminin yapılmadığının açık olduğunu, bu kapsamda mahkemeden, huzurdaki davanın sadece talebine bağlı kanuni vecibelerini yerine getiren ... tarafından ıslah edildiğinin kabulü ile diğer davacıların 11/03/2023 tarihli dava dilekçesinde yer alan iddia ve vakıalara bağlı olduğunun mahkemeden tespitini istediklerini, harç hususunda değinilmesi gereken bir diğer noktanın ise, her ne kadar 14/11/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında gerekli harçları mahkeme veznesine yatırmayanların sadece ... ve ...'den ibaret olduğu düşünülerek hüküm kurulmuşsa da, taraflarınca Uyap sistemi üzerinden yapılan incelemede davacı ...'ın bugüne kadar ne davasının peşin harcını ne de başvurma harcını yatırmamış olduğunun görüldüğünü, bu kapsamda mahkemece gerekli incelemenin yapılarak şayet değindikleri gibi anılı şahsın üstüne düşen harç yükümlülüklerini kendisine verilen kesin sürede yerine getirmediği tespit olunursa, harç ikmali noktasındaki ilk kararın 15/03/2022 tarihinde verildiği ve yine bu kararın davacı ...'a 30/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği gözetilerek duruşma günü beklenmeksizin kurulacak ara kararla dosyanın ... bakımından işlemden kaldırılmasını istediklerini, ıslah ve harç ikmaline ilişkin açıklamalarını takiben davacıların \"asıl ihtilaf\" olarak tasnif ettiği çarpıtılmış ve kötü niyetli iddialarla, buna dayanak gösterilen Yargıtay ilamına dair izahta bulunmakta fayda olduğunu, bu bağlamda davacılar tarafından ileri sürülen ilk hususun; kooperatifçe kesin hesap yapılmaksızın genel kurul kararıyla istenen ödeme ve aidatların yahut bu mahiyetteki ana sözleşme değişiklerinin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı ilam uyarınca yok hükmünde olduğuna yönelik itiraz olduğunu söylemenin mümkün olduğunu, ne var ki; sadece anılı kararın lafzının tahliliyle dahi ilamda değinilenler ile davacılar tarafından ileri sürülenler arasında herhangi bir bağ olmadığı, mezkur kararın ne huzurdaki davayla ne de iddia olunan iptal sebepleriyle uzaktan yakından bir ilişiğinin bulunmadığının anlaşılacağını, nitekim bahse konu karar uyarınca amir hüküm ve ilkelere aykırı bulunan hususun; kooperatifçe yapılan düzenlemeyle kesin hesap adı altında yapılan maliyet hesabının %10 fazlasını ödeyerek, henüz tüm inşaatlar bitmeden önce ortaklara istifa hakkı veren ana sözleşme değişikliğinin kooperatif hukukunun esas aldığı eşitlik ilkesine aykırı olduğu hususunun olduğunu, yani kararda kesin hesap işleminden önce ödeme talep edilemeyeceğini gösteren yahut buna kısıtlama getiren hiçbir ibare ya da açıklama bulunmadığını, aksine \"inşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceğinin, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceğinin\" açık ve net olarak ifade edildiğini,  iptali istenen genel kurul kararı da bu kabul çerçevesinde kurulduğunu, getirilen aidat ve ödeme sorumluluğunun inşaatın bitirilmesi için talep edildiği ortaklara izah edildiğini, yine müvekkili kooperatif bugüne kadar atıfta bulunulan içtihatta irdelenen yahut benzeri anlama gelecek hiçbir anasözleşme değişikliği yapmadığını, bu haliyle de ileri sürülen ile buna dayanak gösterilen arasında herhangi bir köprü olduğunu savunmak mümkün olamayacağından davacıların aksi yöndeki itirazlarına itibar edilemeyeceği, davacıların aynı Yargıtay kararını dayanak gösterdikleri bir diğer iddianın ise müvekkili kooperatifin ancak kesinleşen maliyet hesabını ifa eden ortaklara tapu teslimi yaptığı, kendilerinin de anasözleşmeye göre çıkartılan etap maliyet hesabını ödeyerek tapularını aldıkları olduğunu, her ne kadar asli ihtilaf olarak sundukları işbu beyanın iptal talebi yahut mali sorumlulukların kapsamı açısından ne gibi sonuçları beraberinde getireceği davacılar tarafından izah olunmasa da önceki beyanlarından bu durumun kendileri için mali bağışıklık anlamını taşıyacağına inandıkları anlaşılmaktadır ki böyle bir kabulün hukuk aleminde herhangi bir karşılığı olmayacağının aşikar olduğunu, zira her şeyden önce bu iddianın davacılar tarafından sunulan Yargıtay kararında değinilen kıstaslarla taban tabana çeliştiğini, keza mezkur kararda kooperatif ortaklarının son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya ve buna bağlı mali sorumluluklarını ifa etmeye devam etmeleri gerektiği dile getirildiğini, ıslah dilekçesinin başında değinilen Anayasa Mahkemesi'nin 16/02/2023 tarihli kararında da aksinin vecibelerde eşitlik ilkesinin ihlali anlamına geleceğini belirtildiğini, ayrıca müvekkili kooperatifin sadece kesin hesapla birlikte tapu devri yapabileceğine yönelik savunmanın da tamamen asılsız olup, kooperatif anasözleşmesinin 59. maddesinde kesin hesaptan bağımsız olarak tapu devri yapılabileceği açıkça belirtildiğini, 62. maddesinde de bu hususun müstesna sayıldığını, yine müvekkili kooperatif tarafından davacıların kendilerine tahsis edilecek olan taşınmazı kapsayacak nitelikte yaptırılan usulüne uygun bir kesin hesabın mevcut olmadığını,  başka bir anlatımla kooperatifçe bugüne kadar tapu devrinin net karşılığı ya da toplam sorumluluk miktarı anlamına gelecek bir bedel tespitine yönelik hesaplama yapılmadığını,  kaldı ki: kesin maliyet hesabının çıkarılabilmesi için, gerek ana sözleşmenin ilgili maddeleri, gerekse Kooperatif Kanunu uyarınca tüm binalara ait yapı imalatının tamamen sona ermesinin yanı sıra sair diğer tüm masrafların tamamlanmasının gerektiği, nihayetinde ise tüm üyeleri kapsayacak ve herkes için eşit olacak şekilde kesin maliyet hesabının çıkarılabileceği düşünülürse de iptali istenen genel kurul kararlarının tartışıldığı tarihte yahut öncesinde böyle bir işlemin yapılamayacağının aşikar olduğunu, nitekim bu hususun davacılar tarafından atıfta bulunulan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2022 tarihli, *** Karar sayılı ilamında da \"yine somut olaya gelindiginde kooperatif yukarıda belirlenen gerekçeyle geçersiz olan ana sözleşmenin 61 ve 62. maddesi uyarınca kesin maliyet hesabı çıkartıp bu bedeli davalıdan talep etmiş ise de henüz tüm insaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecek, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunlulugu doğacaktır...Ancak kooperatif, inşaatlarının bitmesini müteakip yapılacak kesin hesap sonucunda belirlenen bedeli bağımsız bölüm teslim alan ortaktan kooperatiften istifa edip etmediğine bakılmaksızın talepte bulunulabilecektir.\" denilmek suretiyle, açık ve net olarak belirtildiğni, kesin hesap kurumunun yalnızca inşaat faaliyeti tüm yan işleriyle birlikte sona erip, kooperatif amacına ulaştıktan sonra işletilebileceğinin izah olunduğunu, tekrar değinmek gerekir ki iptali istenen genel kurul kararlarından üyelerin mali sorumluluğunu düzenleyen 13. maddenin; ne ana sözleşme değişikliği sonucu talep edilen bir miktar ne kesin hesap raporuyla tespit olunan bir rakam ne de kesin hesapla ilişkili yahut onu tamamlayıcı bir bedel değil, kararın metninde de açıkça vurgulandığı üzere inşaatın bitimi amacıyla yapılan bir aidat düzenlemesi olduğunu, dolayısıyla davacıların aksini savunan somut uyuşmazlıktan kopuk, kötü niyetli ve asılsız iddialarına itibar edilmesinin mümkün bulunmadığını, toplantıya katılım ve muhalefet şerhi hususunda huzurdaki davaya konu edilebilecek iddiaların esasının çözümlenmesine yönelik beyanlarımıza geçmeden önce davanın dinlenilmesi için gereken \"ön koşulların\" somut olayda vuku bulup bulmadığını, başka bir ifadeyle davacıların gerçekten de dava ve talep ehliyetine sahip olup olmadıklarını tespit etmek gerekir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun \"Kararların Bozulması ve Şartlar\" başlıklı 53. maddesinde hangi pay sahiplerinin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabileceği net bir şekilde düzenlenmekte olup, mezkur hükmün ilgili kısmının \"toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;\" şeklinde olduğunu, anılı düzenleme gereği hangi kooperatif ortaklarının, dava hak ve ehliyetine sahip oldukları kesin olarak belirlendiğni, dava/ıslah dilekçesinde ilan, tebliğ gibi sair hususlar nezdinde bir iddia yahut talep bulunmadığından somut olaydaki hak ehliyetini \"toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten\" üyeler nezdinde değerlendirmek gerektiğini, bu bağlamda kooperatif üyelerin genel kurul kararlarının iptalini talep edebilmelerinin, öncelikle talebe konu kararın verildiği genel kurul toplantısına katılmaları halinde mümkün olduğunu, nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 23/01/2020 tarihli ve *** Karar sayılı ilamı uyarınca; \"Mahkemece, davacının toplantıda hazır bulunmasına rağmen karara muhalif kalmadığı belirtilmiş ise de davacının 21/06/2015 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığı sabittir. Bu durumda davacı genel kurul toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığı veyahut gündemin gereği gibi ilân veya tebliğ edilmediğini yahut da genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia ve ispat etmekle yükümlü olup davacı böyle bir iddia ve ispatı olmadığı gerekçesi ile reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiş ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın, HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir.\" denilmek suretiyle, toplantıya katılmayan üyelerin ancak Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesinde sayılan diğer koşulların varlığı halinde iptal davası açabileceği net olarak belirtildiğini, bu haliyle emredici bir hükmün aksine yorum mümkün olmadığından davanın, ... tarihli olağan genel kurul toplantısına katılmamış olan davacı ... bakımından talebe haiz kanuni şartları taşımadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiğini,\tdiğer yandan ... harici davacıların ya vekaleten ya da aslen davaya konu genel kurul toplantısına katıldıklarını, lakin salt bu hususun anılı şahısların talep ehliyetine sahip olduğu anlamına gelmediğini, keza Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesinde gereğince kanun koyucunun katılımı yeterli görmediğini; ayrıca davacı kooperatif üyelerinin iptali istenen genel kurul kararlarına ret oyu vererek; muhalefetini tutanağa şerh ettirmelerini şart koştuğunu, anılı koşulların birbirinin ikamesi yahut seçeneği olmamakla birlikte kümülatif kıstasların birinin yokluğunun diğerlerinin varlığını anlamsız kılacağını, dosyada mübrez kurul tutanaklarının tetkiki halinde görüleceği üzere; davacıların iptalini talep ettikleri kurul maddelerin bir kısmında ret oyu kullanmadıklarını ve hiçbirinde tutanağa şerh düşülmesini talep etmediklerini, keza bu hususun dava dilekçesinde de ikrar edilmiş olduğunu ve ihtilaftan muaf olduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2017 tarihli ve *** K. sayılı ilamı incelenecek olursa; \"Dava kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı, iptali istenen genel kurulun 5. gündem maddesinin görüşülmesi esnasında, belirtilen sisteme karşı olduğunu söylemiştir. Ancak bu kararın oylaması sonrasında muhalefet şerhini tutanağa geçirtmemiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurul kararının iptaline karşı dava açılabilmesi için, davacının karara red oyu vermesi ve \"oylama sonrasında\" muhalefet şerhini tutanağa geçirtmesi zorunludur. Somut olayda bu şart gerçekleşmediğinden, mahkemece yukarıda açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aynı sonuca ulaşılıp yazılı şekilde ve \"iptali gerektiren bir husus bulunmadığından\" bahisle red kararı verilmesi isabetsiz ise de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/son maddesi uyarınca, sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar verilmelidir.\" denilmek suretiyle şerh edilmeyen ret iradesinin iptal davasına konu olamayacağının açıkça belirtildiğini, yaptıkları açıklamalar ışığında  görülen davaya ilişik talep ehliyetine, kanuni şartları taşımadığı hasebiyle sahip olmayan davacıların istemi hukuki mesnetten yoksun olmakla beraber, bu koşullar altında davanın; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin Esas: *** sayılı ilamını gereğince de \"...Genel kurul toplantısında hazır bulunan ortakların alınan kararlara karşı iptal davası açabilmeleri için, ret oyu kullanmış ve muhalefetlerini de toplantı tutanağına kaydettirmiş olmaları gerekmektedir. Emredici nitelikte olan bu yasal düzenlemenin, davalı kooperatif anasözleşmesinin 38. maddesinde de aynen tekrarlandığı görülmektedir. Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında, sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekmektedir. Diğer anlatımla, dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama öncesinde gündem ve görüşmelere yönelik düşünce açıklamak ve eleştiri getirmek suretiyle değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna yönelik olarak yapılması gerekmektedir. Ret oyu verdiği halde, üyenin muhalefet şerhini oylama sonrasında yazdırmaması halinde, HMK'nun 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 38. madde hükmünde aranan dava şartının gerçekleşmediği\" gözetilerek, HMK'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesinin gerektiği, muhalefet şerhine yönelik savunmalarının göz ardı edilse dahi Kooperatifler Kanunu'nun 53/1. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptalinin, ancak mezkur kararların kanuna, anasözleşme hükümlerine yahut iyi niyet esaslarına aykırı olması halinde mümkün olup, somut olay nezdinde böyle bir durumdan söz etmenin mümkün olmadığını, anılı beyanlarının ispatı için de davacıların yokluk ve iptalle ilgili sunduğu ıslah sebeplerinin ayrı ayrı tahlilinde fayda bulunduğunu, denetçinin divan başkanlığı yapması ve genel kurul tutanağına müdahale hususu kapsamında davacılar tarafından yapılan ilk itirazın; kooperatif denetçisi ...'ın denetlenip ibra edileceği genel kurula divan başkanlığı yapması ve davacıların muhalefet şerhleri ile karşı oylarını tutanağa geçirmeyip aksine gerçekte alınmayan kararların kaydını düştüğü şeklinde olduğunu, ne var ki; davacıların mezkur iddiaları hukuki mesnetten ve maddi gerçekten uzak olmakla beraber taraflarınca kabul edilmesi mümkün bulunmadığını, nitekim bilindiği üzere kooperatif ana sözleşmesinde genel kurul toplantılarına kimin başkanlık edeceğinin ismen yahut zımmen önceden belirlenmediği hallerde Kooperatifler Kanunu'nun 45/5. maddesi hükmü uyarınca, genel kurul toplantısı başlamadan önce başkanlık divanı oluşturmanın zorunlu olduğunu ve yine aynı hüküm gereğince \"Genel kurulun sevk ve idaresi, ortaklar veya üst kuruluş temsilcileri arasından seçilen başkan ve üyeler tarafından sağlanır.\" denilmek suretiyle, toplantı başkanının ancak ortaklar veya üst kuruluş temsilcileri arasından seçilebileceğinin düzenlendiğini, yani oluşturulacak divana başkanlık edebilmenin tek ve asli koşulunun kooperatifin ortağı yahut üst kuruluşun temsilcisi olmak gerektiğini bu sebepten de seçilen ortağın; kooperatifin kurucu üyesi olması, denetçilerinden biri olması, hali hazırda yönetim kurulunda bulunması ve benzeri sebeplerle sahip olduğu sıfatlardan bahisle onun bu görevi ifa edemeyeceğini savunmak yahut seçilenin himayesinde gerçekleşen genel kurulun tümden batıl olduğunu ileri sürmenin ne hukuka ne akla uygun bir itiraz olmadığını, zira müstekar içtihat kabulünde de durumun böyle olduğunu, örnek vermek gerekirse kooperatif denetçisinin divan başkanı olarak seçilmesinin bir iptal sebebi olarak kullanıldığı benzer bir olayda yerel mahkemece denetim kurulu üyesinin divan başkanlığı yapmasını önleyen bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle davacının iddiaları reddedildiğini, bu kararda derecattan geçerek kesinleştiğini (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, Esas: 2014/7448, Karar: 2015/1504, karar tarihi: 10/03/2015), bununla birlikte genel kurul tutanağının maddi gerçeğe ve ortakların beyan ile iradelerine aykırı olarak düzenlendiğine yönelik hayatın olağan akışına ve de dürüstlük umdesine tamamen aykırı ikinci itirazın da dikkate alınamayacağının aşikar olduğunu, zira kooperatif ortaklarından beklenenin, muhalefetlerinin genel kurul toplantı tutanaklarına geçirilmesi için kurul başkanından söz almak suretiyle sözlü olarak, bu mümkün olmadığı takdirde de kurul başkanlığına hitaben yazılı olarak ve altı imzalanmış şekilde beyanda bulunmak olduğunu, mevzuatın ilgili hükümleri uyarınca da bu beyanın kurul başkanlığı ve de bakanlık temsilcisi tarafından tutanağa geçirilmesi zorunluluğunun bulunduğunu, yine kurul başkanlığından ya da başkanlık divanından doğan bir keyfiyet hali söz konusu olduğunda dahi bakanlık temsilcisinin görevi buna ilişkin kaydı tutanağa düşmek olduğunu, nitekim 1163 sayılı Kanun'un 87. maddesini 2. fıkrasının aynen; \"Genel kurul toplantıları, Bakanlık temsilcisinin huzuru ile açılır ve devam eder. Temsilci, toplantının kanunlara, anasözleşmeye ve gündeme göre yürütülmesine nezaret eder. Genel kurul toplantı tutanağı ile toplantıya katılanların listesi temsilci tarafından imzalanır. Temsilci, genel kurulda, kanun ve anasözleşmeye aykırı olarak alınan kararlar hakkındaki görüşünü tutanakta belirtir. Usulüne uygun talepte bulunulduğu halde, temsilci toplantıya katılamaz ise ilan edilen saatten bir saat sonra toplantıya başlanır.\" şeklinde olduğunu, yine Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi gereği, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin \"Bakanlık temsilcisinin görev ve yetkileri<br>\" başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasının aynen; \"Bakanlık temsilcisinin temel görevi, toplantının Kanun, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuat ile esas sözleşme hükümlerine uygun olarak yürütülmesini gözetmektir. Bakanlık temsilcisi genel kurul tutanağının hazırlanmasına nezaret eder. Tutanağın, Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesini sağlar. Bakanlık temsilcisi toplantının yapılması ve kararların alınması ile ilgili tespit ettiği hukuka aykırılıkları ve usulsüzlükleri, toplantı tutanağına da geçirtir ve ilgililerle birlikte imzalar.\" şeklinde olduğunu, atıfta bulunan kanun hükümlerinden hareketle -asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla- sadece divan başkanı ...'ın değil, tüm divanın kanuni vecibelerine aykırı davrandığını varsayılsa dahi bakanlık temsilcisinin katıldığı ve onun denetimi altında gerçekleşen bir kurulda muhalefet şerhinin haksız olarak tutanağa geçirilmediğini savunmanın mümkün bulunmadığını, zira bu itirazın, soyut ve mesnetsiz ithamlarla kamu görevlisinin yükümlülüklerine aykırı davrandığını savunmak, başka bir anlatımla dava dışı temsilciyi buna isnat hiçbir bulgu olmaksızın zan altında bırakarak tevilli yoldan görevi kötüye kullanma suçunu işlediğini iddia etmek olduğunu, bununla beraber muhalefeti ve de ret oyları tutanağa geçirilen başkaca kooperatif ortaklarının bulunduğunu, bunlardan bazılarının söz alarak yönetime soru yönelttiği gibi hususlarda (... tarihli genel kurulun 5, 6, 7, 13 ve 14. maddeleri) dikkate alındığında davacıların davalarının  kabulünde haklı sebepleri olduğu kanısı uyandırmak adına her türlü yola başvurabileceği anlaşılmakla bu tutumun hukuken korunması mümkün olmayan bir tavır olduğunu, nitekim müstekar içtihat kabulünde de Bakanlık temsilcisinin kontrolünde yürütülen genel kurullar için yapılan usulsüzlük iddialarının reddedildiğinin görüldüğünü, bu duruma örnek vermek gerekirse, muhalefet şerhi ve red oylarının haksız bir şekilde tutanağa geçirilmemesinin iptal sebeplerinden bir olarak sunulduğu davada yerel mahkemece; \"divan tarafından herhangi bir hususun tutanağa geçirilmemesi veya red edilmesi halinde, ortakların her şeyden önce genel kurulu yöneten başkanlık divanına ve bu olanaksız ise bakanlık temsilcisine (komisere) başvurması ve karşı oyların yazılmasının engellendiğini ileri sürerek bunların yardımını istemelerinin gerektiği, davacıların böyle bir istemlerinin dosya içeriğinde bulunmadığı, bu hususlar üzerinde durulmadan iddianın tanıkla ispatının mümkün olmadığı\" belirtilerek, davanın reddine karar verildiğini, işbu karar ve gerekçenin de temyiz mercii tarafından aynen onandığnı (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Esas: *** Karar Tarihi: 10/03/2015), bu haliyle de bakanlık temsilcisinin varlığı halinde muhalefet şerhinin yahut ret oylarının tutanağa geçirilmediğine yönelik iddialara itibar edilemeyeceği ve bu hususta tanık dahi dinletilemeyeceğini, genel kurul kararlarının sıralaması başlığı altındaki davacıların  iddialarının kısaca; yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, raporlarının okunması ile ibralarının gerçekleşmesinden önce seçilmesi yönünde olduğunu, bu iddianın bir iptal sebebi olarak kullanılamayacağını ispat etmek için ayrıca ve detaylı bir açıklamaya gerek bulunmadığını, zira -kabul anlamına gelmemek kaydıyla- gerçekten de davaya konu genel kurulda seçim ve ibra sırasına riayet edilmediği yahut ... tarihli genel kurulun 7. maddesindeki notun göstermelik bir ifadeden ibaret olduğu varsayılsa dahi aşağıda paylaştıkları Yargıtay ilamından da anlaşılacağı üzere ibradan/raporların okunmasından önce yapılan üye seçiminin, eski üyelerin azli anlamına geldiğini ve sırf genel kurul kararlarının sıralamasından bahisle iptal talebinde bulunmak mümkün bulunmadığını, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin *** Esas ve *** Karar sayılı ilamında \"Birleşen ... Mahkemesi'nin *** E. sayılı davasında davacı vekili, müvekkilinin, davalı kooperatif üyesi olduğunu, müvekkilinin toplantıya davetinin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin itirazlarının tutanağa geçirilmediğini, alınan kararların anasözleşmeye, yasaya ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 24/03/1996 tarihli genel kurul kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Birleşen ... Mahkemesi'nin *** E. sayılı davasında davacılar vekili, 24.03.1996 tarihli genel kurul toplantısına üyelerin usulüne uygun davet edilmediğini, toplantı gündem maddelerinin sırası değiştirilerek yeni yönetim kurulu üye seçimi yapıldığını, yönetim ve denetim kurulunun gerekçe gösterilmeden ibra edilmemesi kararı alındığını, eski yönetim kurulu ibra edilmeden yeni yönetim kurulunun seçilemeyeceğini, genel kurulda alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 24/03/1996 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir ... birleşen davalarda; her ne kadar toplantı ilandan itibaren 30 gün dolmadan yapılmış ise de, sadece bu hususun toplantıda alınan kararların iptali gerektirmediği, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılığının kanıtlanamadığı, anılan genel kurul toplantısında, toplantı ve karar nisabına uygun karar alındığı, genel kurulun her zaman yeni yönetim kurulu seçme hakkına sahip olduğu, yeni yönetim kurulunun seçilmiş olmasının aynı zamanda eski yönetim kurulunun da azledildiği anlamına geldiği, bu nedenlerle birleşen .../...davadaki iddiaların yerinde olmadığı...\" şeklinde ifade edildiğini, davacıların denetim/yönetim fiilinin gereği gibi icra edilmediğine yönelik vakıadan ve samimiyetten uzak iddialarını asla kabul etmediklerini, bu iddiaların arkasındaki iradenin soyut ve temelsiz iptal talebinin altının doldurulması çabasından ibaret olduğunu, zira 8 davacının ortak akdi olan dava dilekçesinde ve 5 davacının ortak talebi olan ıslah dilekçesinde usulsüzlük/özensizlik iddiasında bulunulmasına rağmen davaya konu ... tarihli tutanağının tetkiki halinde görüleceği üzere; yönetim/denetim kurulunun ibrasına konu 5 ve 6. madde, genel kuruldaki üyelerin takdirine sunulurken sadece 4 adet ret oyu aldığını, bu ret oylarından ikisini de dava dışı pay sahipleri *** ve ***'in verdiğini,  diğer 2 üye tarafından muhalefet şerhi düşülmediği için bu ret oylarının davacılara ait olup olmadığının da belli olmadığını, yine bilançonun ibrasında da benzer bir durumun görüldüğünü, bu haliyle de henüz iddialarına konu usulsüzlüğün tespiti hususunda dahi irade bütünlüğü gösteremeyen davacıların beyanlarına itibar edilemeyeceğini, kaldı ki; müvekkili kooperatifin mali işlemlerinde şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkesi esas olmakla birlikte bugüne kadar yapılan ve yapılması planlanan tüm masrafların ortakların denetimine açık olduğunu, yine davacıların da dahil/haberdar olduğu lakin muhalefetini belirtmediği/iptalini istemediği genel kurul toplantılarında inşaat sürecinin nihayete erdirilmesi için gerçekleştirilen ve gerçekleştirilecek olan tüm işlemler ile masrafların listelendiği faaliyet raporları, beklenen ve mevcut gelir gider farkı hesapları, bilanço ve denetçi raporları ile müvekkil şirketin muhasebesine ait sair kayıtlar üyelerin tetkikine sunulmuş ve işbu beklenen ve mevcut gelir/gider kalemlerini gösteren muhasebe kayıtlarının mevcut uygulamalar ve yasal düzenlemeler açısından herhangi bir eksiklik taşımadığının tasdiklendiğini, anılı belgelerin sadece genel kurul toplantılarında açılan ve harici zamanlarda ortaklarının ulaşımına kapatılan kayıtlar da olmadığını, diğer bir ifadeyle ortakların her zaman bu belgeler üzerinden, gösterilen bedellerin gerçekliğini teyit ve tahlil etme imkanının bulunduğunu, ne var ki; böyle bir inceleme gerçekleştirilmeksizin yahut denetim ve benzeri görevlerin neye istinaden gereği gibi yerine getirilmediğini ya da oluşturulan raporların ne için güvenilmez olduğunu açıklamaksızın bu hususun bir dava sebebi olarak ileri sürülmesinin müvekkilinin, maddi bir bulgu olmaksızın üstünkörü ifadelerle itham altında bırakılması anlamına geldiğini, bu haliyle de davacıların başvuru hakkını kötüye kullanarak dürüstlük kurallarının ihlal ettiği noktasında duraksamaya yer olmadığını, bu başlık altında incelenmesi gereken bir diğer hususun ise  kooperatifi zarara uğratanlar hakkında yasal işlem yapma yetkisinin, yönetim kuruluna verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yönelik iddia olduğunu, ne var ki; anılı beyanın ilgili hukuk kuralları nezdinde herhangi bir karşılığının bulunmadığını, zira tüzel kişilerin fiil ehliyetini organları vasıtasıyla kullanması gerektiğinin hem TTK hem de TMK uyarınca düzenlenen emredici bir zorunluluk olduğunu, Kooperatifler Kanunu'nun 55. ve devamı maddeleri gereği de kooperatif unvanını kullanma hakkına ve kooperatifin çalışma konusuna dahil olan her nev'iden işlemi yapma yetkisine sahip organın yönetim kurulu olduğunu, yasal işlem başlatma ve takip etme yetkisinin kooperatif ortaklarına yahut yönetim kurulundan başka bir organa verilmesinin, yine yönetim kurulunun aksi yönde bir kararı bulunmadığı müddetçe mümkün bulunmadığını, davacıların ek ödeme iddiası hususunda muhalefet şerhi ve ret oylarının haksız olarak tutanağa geçirilmemesine yönelik \"genel kurul tutanağına müdahale\" başlığında yaptıkları açıklamaları tekrarla, ... tarihli genel kurulun 13 numaralı kararının  Kooperatifler Kanunu'nun 52. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, keza yapı kooperatiflerinde, kooperatif inşaatının yürütülebilmesi için yapılması zorunlu olan giderlere ilişkin genel kurul kararlarının teknik anlamda bilanço açığını kapatma vasfında bulunmadığından ek ödeme yükümlülüğü niteliğinde olmadığını, yine kooperatifin inşaatının hızlandırılması ve biran önce bitirilmesi amacıyla üyelerden alınan aidatların bir dönem aralığında artırılmasının ortakların şahsi sorumlulukların ağırlaştırılması anlamına da gelmediğini, nitekim müstekar Yargıtay kararları incelenecek olursa; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı ilamında: \"Kooperatifin 29/04/2012 tarihli genel kurulunda alınan karar ile ortakların inşaatın tamamlanması için bir miktar ödeme yapılması kararlaştırılmış olup; bu ödeme mahiyeti itibariyle Kooperatifler Kanunu 52/1 maddesinde yazılı ek ödeme mahiyetinde değildir. Bu nedenle kararın 3/4 çoğunlukla alınmasına gerek yoktur. Mahkemenin bu kabulden hareketle genel kurulda alınan aidata ilişkin talebin reddine karar vermesi doğru görülmemiştir.\" denildiğini,Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı ilamında: \"Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 1163 sayılı Kanun'un 52. maddesi uyarınca şahsi sorumlulukların ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümlerinin ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızasının gerektiği, ancak yerleşik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere konutlara ilişkin inşaatların hızlandırılması amacıyla aidat miktarını artırmanın veya ek gider almanın 1163 sayılı Kanun'un 52. maddesinde öngörülen ek ödeme mahiyetinde olmadığı, aynı şekilde kooperatifte eksik sayılan işlerden çevre düzenlemesi, bahçe duvarı gibi hususlara ilişkin giderlerin ek gider olmayacağı, bu durumlarda Kooperatifler Kanunu 52. maddesi gereğince ağırlaştırılmış karar yeter sayısına gerek olmadığı, yine inşaata ilişkin giderlerin de ek ödeme olarak değerlendirilemeyeceği, bu hususta da genel kurulda olağan çoğunluk ile kararın alınabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.\" denildiğini, anılı ve sabit kararlardan da anlaşılacağı üzere inşaatın gerektirdiği giderleri ortaklardan toplamak zorunda olan müvekkili kooperatifin, ödemelerin arttırılmasına karar vermesinin 52. madde kapsamına girmemekle beraber mezkur hüküm uyarınca aranan ağırlaştırılmış karar nisabından bahisle genel kurul kararının iptaline karar vermek mümkün olmadığını belirterek, öncelikle, davacı ...'ın ... tarihli olağan genel kurul toplantısına katılmamış olması, genel kurula katılan diğer davacıların ise ret ve şerh koşulunu yerine getirmemiş olması hasebiyle Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca her bir davacı yönünden ayrı ayrı olmak üzere davalarının dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi yönde kanaat olması halinde iptali istenen genel kurul kararlarının kanuna, anasözleşme hükümlerine yahut iyi niyet esaslarına aykırı olmaması hasebiyle  her bir davacı yönünden ayrı ayrı olmak üzere davalarının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin her bir davacının davası bakımından değerlendirilmek üzere davacılara ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.<br>Davacı tarafça; ... tarihli genel kurul toplantı tutanağına, gündeme ilişkin çağrı metinleri, hazirun cetvelleri, yönetim kurulu ve denetim kurulu faaliyet raporlarına, davalı kooperatifin tüm genel kurul toplantı tutanaklarına, kooperatif anasözleşmesine, davalı kooperatifin tüm defter ve kayıtlarına, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına, Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü teftiş raporuna, tanık anlatımlarına ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na delil olarak dayanılmıştır. <br>Davalı tarafça; kooperatif kayıt, bilgi ve belgelerine, anasözleşmesine, genel kurul kararlarına, davacılara ait üyelik kayıtları ve sair bilumum tüm kooperatif kayıt ve belgelerine, banka kayıtlarına, karşı tarafın ileri süreceği lehe delillere, emsal Yargıtay ve istinaf içtihatlarına, tanık beyanlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. <br>Davalı kooperatife müzekkere yazılarak, davacıların her birinin üyelik dosya örneği gönderilmesi, davacıların her birinin peşin bedelli, sabit fiyatlı üye olup olmadığı sorularak böyle bir uygulama varsa buna ilişkin genel kurulu veya yönetim kurulu kararlarının, kayıt ve belge örneklerinin gönderilmesi, davacıların her birinin üyelik nedeniyle borç ve ödemelerini gösterir hesap dökümlerinin gönderilmesi, ... tarihli genel kurula çağrı için ortaklara gönderilen tebligat tevdi listesinin, Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne bildirilen gündem maddelerinin, ... tarihli genel kurul kararından ve buna ait hazirun cetvelinin, davacı kooperatifin ana sözleşmesinin, diğer tüm genel kurul kararlarının, 2021 yılı yönetim ve denetim raporlarının sıralı bir şekilde sunulması, bilirkişi incelemesi yaptırılmasının gerekmesi halinde kooperatifi kayıt ve defterlerinin bilirkişi incelemesine, hazır bulundurulacağı açık adresin ve bu adreste defter ve kayıtları bilirkişiye sunacak görevli kişinin adı soyadı ve telefon numarasının bildirilmesi istenilmiştir. 11/04/2022 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir. <br>Kayseri Valiliği Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı  S.S. *** Yapı Kooperatifi'nin 13/02/20221 tarihi de dahil olmak üzere en son tarihe kadar yaptığı tüm genel kurul toplantı tutanaklarının,  tadilatlarıyla birlikte ana sözleşmesinin, ... tarihli genel kurula çağrı için ortaklara gönderilen tebligat tevdi listesinin, gündem maddelerinin, ... tarihli genel kurula ait hazirun cetvelinin hazirun cetvelinin, 2021 yılı yönetim ve denetim raporlarının  eksiksiz ve okunaklı birer suretlerinin gönderilmesi, ayrıca davalı kooperatifin tebliğe elverişli güncel kayıtlı adresinin bildirilmesi istenilmiştir. 17/03/2022 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir. <br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının akıbetinin sorulması ve Uyap kayıtlarının istenmesi için bu mahkemeye müzekkere yazılmıştır. Bu müzekkeremize 14/06/2023 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.<br>Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak ... soruşturma sayılı dosya akıbetinin araştırılarak mahkememize bildirilmesi, iddianame düzenlenmiş ise davasının hangi ceza mahkemesine tevzi olunduğunun ve hangi esas numarasını aldığının mahkememize bildirilmesi  ile dosyanın tamamının Uyap sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 14/11/2023 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.<br>Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyalarının akıbetinin araştırılarak mahkememize bildirilmesi ve bu dosyanın tamamının Uyap sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 07/12/2023 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.<br>Davacı tarafça bildirilen tanıklar yargılama sırasında usulünce dinlenmişlerdir.<br>Davacı tanığı ... duruşmada; \"Ben davalı kooperatifin ortaklarındanım. Kooperatifin 1. etap üyesiyim. Genel kurullar genellikle oldu bittiye getiriliyor. Hükümet temsilcisi ...'in genellikle tarafsızlığını yitirmiş olduğunu düşünüyoruz. Dava konusu ... tarihli genel kurulunda biz şerhleri kendimiz yazdırdık. Hızlı bir şekilde gündem maddeleri geçiliyor. Çoğu üyeler ne olduğunu anlamadan gündem maddesinin görüşülmesi geçilmiş oluyor. Çoğu üye arkadaşlar kanun maddelerini genelde anlamadan bir anda oldu bitti ile karar aldırılıp diğer maddelere geçiliyor. Genelde kooperatifte karar aldıranlar ve olumlu oy kullananlar kooperatif yönetiminin eş, dost çevresi yakınları gibi kişilerdir. O yüzden genelde alınan kararlarda azınlıkta kaldığımız için biz bir karar aldıramıyoruz. 6-7 yıldır maddi ve manevi mağduriyet yaşıyoruz. Kooperatif sonlanmıyor. Kooperatif yöneticilerinin aylıkları devam ediyor. Kooperatif yöneticileri sürekli ödeme kararı alıyor. Kooperatifi sonlandırmıyorlar. Sonlanmadığı için mağdur oluyoruz aile huzurumuz kalmıyor. Davacı arkadaşlar dava konusu genel kurulda olumsuz oy kullandılar ancak şerhleri düşürülmedi. Olumsuz oy kullandılar ama şerhleri tutanağa geçirilmemiş. Benim davalı kooperatif ile aramda davalık bir durum oldu. Ben de dava konusu genel kurul toplantısında muhalefet şerhi yazdırdım. Daha tutanakta imza açılmadan önce gittim ve muhalefetimi yazdırdım. *** da sanırsam benim yanımdaydı beraber gittik, şerhlerimizi yazdırdık. O sırada kargaşa vardı. Diğer davacılar bizim yanımıza gelemediler. Kooperatifte açık oylama yapıldı. Kabul edenler ve etmeyenler diye oylandı. Oylamada tutanağın son şekli verilmeden biz şerhlerimizin tutanağa eklenmesini istiyoruz dedik ve başına gidip şerhlerimizi yazdırdık. Hükümet komiserlerinden en çok ... kooperatifin tarafını tutuyor. Davacı arkadaşlar bu hükümet komiserini şikayet ettiği için daha sonraki genel kurullara hükümet komiseri olarak toplantıya katılamadı. Biz sadece kooperatifin tarafını tutan hükümet temsilcisinin ... olduğunu gördük. Diğer hükümet komiserinin taraf tuttuğunu görmedim. Görüşmeler sırasında görüşülen maddeleri anlamaya çalışan ortaklar ile ilgili divan heyeti de bir şey anlamıyordu. ... oldu bittiye getirip hepsini susturuyordu. Azınlık etkisiz halde kalıyordu ve diğer maddeler arka arkaya geçirilip oldu bittiye getirilip sonlandırılıyordu. Tanıklık ücreti talebim yoktur. Benim bildiklerim bunlardır.\"  şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Davacı tanığı ... duruşmada; \"Ben davalı kooperatifin üyesiyim. ... tarihli genel kurul toplantısında zaten gergin bir hava vardı. Ben kooperatif yönetim kurulu üyelerinden birisi ile hakaretsiz ve küfürsüz olarak tartıştım. Biz birinci etap kooperatif üyeleri olarak kooperatifin aldığı bazı kararlara itiraz ettik. İtiraz ettiklerimizin içerisinde kooperatifin üyelerinden istediği miktarını hatırlayamadığım ve ne amaçla istediklerini anlayamadığım bir para ile ilgili karardı. Bu karar alınırken 1. etap ortakları olarak bizler itiraz ettik. 2. etap üyesi olanlardan da yanılmıyorsam 8-9 kadar üye bu karara itiraz etti. Biz 1. etaptaki 3 üye arkadaş olarak itiraz ettiğimiz için tutanağa şerh düşürülmek talebinde bulunduk. Şerhimizi tutanağa geçirdiler. Normalde diğer arkadaşlar da şerhlerini tutanağa geçireceklerdi, çok yoğundu biraz kalabalıktı. Oldu bittiye getirdiler, diğer arkadaşların şerhlerini yazmadılar. Yanlış hatırlamıyorsam şerhini tutanağa geçirmeyenler arasında ... vardı. Aşkın isimli birisi vardı. Bu kişi belki başka bir ortağın vekili olarak gelmiş olabilir. Soy ismini bilmiyorum ama İlhan diye biri vardı. 2-3 kişi daha vardı ama üzerinden baya zaman geçtiği için isimlerini hatırlayamıyorum. Bu şerhler yazılırken tartışma ortamı vardı. Bizim esas sıkıntı çektiğimiz tartıştığımız konu da buydu. Hükümet komiseri olarak orada bulunan ismini bilmediğim yaşlı birisi toplantıyı iptal ettiririm ceza gelir şeklinde tehditvari şeyler söyledi. Üzerinden bayağı zaman geçtiği için benim hatırladığım bunlardır. Davacı ...'yi simaen biliyorum. Genel kurul toplantısında gördüm. Büyük ihtimal ile ... yerine vekili olarak Aşkın isimli bir arkadaş genel kurula katıldı. Davacı ..., ..., ...'ın red oyu verdiğini gördüm. Ben bunları toplantıda görüşüp konuştuğum için hatırlıyorum. Biz şerhimizi yazdırırken divan heyetinin başına ben, Fatih ve Mehmet Egehan üç arkadaş olarak gittik, şerhimizi yazdırdık. O sırada orada tartışma vardı. Davacıların şerhlerini yazdırmak için divan heyetinin başına gidip gitmediklerini görmedim orasını hatırlamıyorum. Ama yoğun bir tartışma vardı ve hızlı bir şekilde diğer gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi. Biraz oldu bittiye getirildi.  Benim bildiklerim bunlardır.\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>HMK'nun 240/3. maddesi uyarınca bir kısım davacıların tanığı olan ....'ın  adresini bildirilmeleri için bir kısım davacılara kesin süre verilmiş, kesin süre içinde bu tanığın adresi gösterilmezse veya yeni adresi de doğru değilse bu tanığın dinlenmesinden vazgeçmiş sayılacaklarının huzurdaki bir kısım davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Sözü edilen davalar tarafından tanıkları ***'ın  adresini bildirilmediğinden dolayı bu tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılmıştır.<br>Dosya kapsamı ve HMK'nun 30. maddesi hükmü gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasının davaya bir katkı sağlamayacağı, hukuki değerlendirmenin de mahkememize ait olduğu dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına oy birliği ile karar verilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Davacı ... yönünden dava, kooperatifçe yapılmış olan ... tarihli olağan genel kurul toplantısının 6, 11, 13 ve 16. maddelerinin iptali istemine ilişkindir. Davayı ıslah eden davacılar ..., ..., ..., ..., ... yönünden dava, ... tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlarının tümünün yok hükmünde olduğunun tespiti; bu talepleri yerinde görülmezse  genel kurulun aldığı 3, 4, 5, 6, 7, 11, 12 ve 13. maddelerinin  iptali istemine ilişkindir.<br> 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz yetkili ve görevlidir. Zira davalı kooperatifin işlem merkezi Kayseri'dir. <br>6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile dava, mahkememiz heyeti tarafından sonuçlandırılmıştır.<br> Dava dilekçesinde 8 davacının isminin yer aldığı, her  birinin dava edilen genel kurul kararının iptalini talep ettiği, her bir davacının dava ve talebinin diğerlerinden ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olduğu, aralarında işbu dava yönünden zorunlu dava arkadaşlığının da bulunmamasına karşın yatırılmış olan harç makbuzu incelendiğinde sadece davacı ... adına başvuru ve peşin dava harcının yatırıldığı anlaşılmakla, davacı  ... dışındaki diğer 7 davacının da dava ve talepleri yönünden ayrı ayrı başvuru ve peşin maktu harçlarını yatırmaları, yasal zorunluluk olduğundan davacılar vekiline davacı ... dışındaki diğer davacılar ...'a her biri yönünden de ayrı ayrı olmak üzere 80,70'er TL başvuru ve 80,70'er TL maktu peşin dava harçlarını yatırmaları için tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı taktirde davacı ... dışındaki yukarıda ismi yazılı diğer davacıların davalarının Harçlar Kanunu'nun 30. ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca ilgili harçları yatırılmak suretiyle yenileninceye kadar işlemden kaldırılacağı ihtar edilmiştir. Davacılardan ... ile davacı ... dışındaki davacılarca eksik harçlar yatırılmıştır. <br> Davacı ... tarafından açılan davanın HMK'nun 167. maddesi uyarınca dosyanın safahatı itibari ile tefrik edilerek mahkememizin yeni bir esasına kaydının yapılmasına karar verilmiş, mahkememizce tefrik işlemlerinin tamamlanması ile dosyası mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizin *** Karar sayılı gerekçeli kararı ile davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan davanın HMK'nun 150/5. maddesi uyarınca  açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>Davacı ... yönünden; ... tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı ...'ın açtığı davanın HMK'nun 167. maddesi gereği tefriki ile mahkememizin yeni bir esasına kaydına, bu davacı hakkında ... tarihli celsenin 6 nolu ara kararı ile HMK'nun 150. maddesi uyarınca açtığı davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve yasal süresi içinde bu davacı tarafından ilgili harçları yatırılmak sureti ile davanın yenilenmediği dikkate alınarak yeni esas üzerinden bu hususun değerlendirilerek karar verilmesine ilişkin ara karar oluşturulmuş, ara karar gereğince tefrik işlemleri yapılarak dosya mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizin *** Karar sayılı gerekçeli kararı ile davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan davanın HMK'nun 150/5. maddesi uyarınca  açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>Taraflar arasında uyuşmazlık konuları; davacı ... yönünden uyuşmazlık, dava konusu ... tarihli kooperatif genel kurulu gündeminin 6, 11, 13 ve 16 maddelerinin iptali koşullarının mevcut olup olmadığı, davacı ...'ın genel kurul toplantısına katılmaması nedeniyle davacı ... yönünden davalının ileri sürdüğü şekilde davanın usulden reddi koşullarının bulunup bulunmadığı konularında ve davayı ıslah eden davacılar ... yönünden dava konusu ... tarihli genel kurul kararlarının tümünün yok hükmünde olup olmadığı, bu genel kurul toplantısının gündemin 3, 4, 5, 6, 7, 11, 12 ve 13 numaralı maddelerinin iptali koşullarının bulunup bulunmadığı,  anılan bu davacıların genel kurul tutanağına muhalefet şerhi yazdırmamaları nedeni ile davanın usulden reddinin gerekip gerekmediği, ıslah harcını yatıran davacı ... dışındaki diğer davacıların davalarını ıslah etmiş olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Tam ıslah yönünden harç ikmali;13/03/2023 tarihli ıslah dilekçesinde 5 davacının isminin yer aldığı, her bir davacı adına dava dilekçesinin ıslah edildiğini bu dilekçede bildirildiği, bu her bir davacının tam ıslahının birbirinden ayrı ve bağımsız birer talep olduğu, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, ıslah harcının davacılardan ... adına yatırıldığının görüldüğü, HMK'nun 180. maddesinin ıslah dilekçesinin verilmesi istemine ilişkin olduğu, harca tabi bir hususun harçsız talep edilmesi halinde harç ikmalinin HMK'nun 181. maddesine göre değil 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine göre yapılacağı, 06/03/2023 tarihli celsenin 1 nolu ara kararında kesin süre verilmiş ise de ıslah harcı yatırılmasının ıslah dilekçesinin verilmesini gerektirdiği, az yukarıda anılan ara kararında harç miktarının da açıkça yazılı olmadığı, bu ara kararının Harçlar Kanunu 30. maddesi hükmünü de karşılamadığı anlaşılmakla ... dışındaki diğer davacılar ..., ..., ... ve ...'ün her biri için 179,90'ar TL (179,90 x 4 = 719,60-TL toplam) ıslah harcını yatırması için yukarıda adı geçen davacılar ..., ..., ... ve ...'e 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 180. maddesi uyarınca davacılar ..., ..., ... ve ... hakkında davanın tam ıslahının yapılmamış ve yok hükmünde olduğu kabul edilerek mevcut dosya kapsamına göre karar verileceğinin ıslah eden davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Anılan davacılar tarafından verilen kesin süre içinde eksik harçlar ikmal edilmiştir. Davayı tam ıslah eden davacılar yönünden harç ikmali yapılarak bu yöndeki eksikler giderildiğinden davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın tam ıslahı yapılmış sayılmıştır.<br>Hak düşürücü süre yönünden yapılan irdelemede; Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi \"... yazılı kimseler kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler.\" şeklindedir. <br> Somut olayda davalı kooperatifin ... tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemiyle 11/03/2022 tarihinde dava açıldığına göre, Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca iptal istemiyle ilgili olarak bir aylık hak düşürücü sürenin geçmemiştir.<br>İptal davası açma koşulları yönünden yapılan irdelemede; dava, kooperatif genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, olmazsa iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar ret oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra  kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir.<br>Kayseri Valiliği Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden celp olunan dava konusu ... tarihli kooperatif genel kuruluna ilişkin hazirun cetvelinin incelenmesinde davacı ...'ın bu genel kurula katılmadığı görülmüştür. Davacı ... tarafından tam ıslah yapılmadığından davada istemi  ... tarihli kooperatif genel kurulu gündeminin 6, 11, 13 ve 16. maddelerinin iptaline ilişkindir. Davacı ..., ... tarihli kooperatif genel kurul toplantısına katılmadığı sabittir. Bu durumda adı geçen davacının genel kurul toplantısına çağrının usulü dairesinde yapılmadığı, yahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, veyahut  da genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia ve ispat etmekle yükümlü olup adı geçen davacının böyle bir iddiası ve ispatı olmadığından davacı ... tarafından genel kurul kararlarının iptali istemiyle açılan davanın reddi gerekmektedir.<br>Davacılar ..., ..., ... ve ...'ün  aslen veya vekaleten ... tarihli kooperatif genel kurul toplantısına katıldığı görülmektedir. Ancak bu davacıların genel kurul kararlarının iptalleri isteminde bulunabilmesi için, toplantıya katılan bu üyelerin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi  gerekmektedir. ... tarihli kooperatif genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde bu davacıların kararların oylaması sonrasında muhalefet şerhini tutanağa geçirtmedikleri izlenmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurul kararının iptaline karşı dava açılabilmesi için, davacının karara red oyu vermesi ve \"oylama sonrasında\" muhalefet şerhini tutanağa geçirtmesi zorunludur. Somut olayda bu şart gerçekleşmemiştir. Bu davacılar tarafından muhalefet şerhi yazdırmalarının engellendiği ve muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirilmediği iddia edilmişse de bu husus ispatlanamamıştır. Bu nedenle yukarıda açıklanan sebeplerle davacılar ..., ..., ... ve ...'ün genel kurul kararlarının iptali istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. <br>Yoklukla ilgili iddia ve talep yönünden yapılan irdelemede; eldeki davada davacılardan  ..., ..., ... ve ..., tam ıslah dilekçesiyle, dava konusu genel kurullarda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti de istenildiğinden, şekli bakımdan ve kurucu unsur bakımından emredici kurallara aykırı olduğundan alınan kararların hukuk aleminde hiçbir şekilde varlık kazanamayacağı, baştan itibaren geçersiz olduğu, geçmişe etkili olarak hüküm ve sonuçlarını doğuramayacağı nedeniyle yoklukla ilgili iddia ve talep yönünden de hak düşürücü süre şartının aranmayacağı gözetilerek  yargılama yapılmıştır.  <br>Kooperatifin ... tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar  irdelendiğinde; davacıların yokluk ve iptalle ilgili sunduğu ıslah sebeplerinin ayrı ayrı incelenmesinde fayda bulunmaktadır.<br>a)Davacılar tarafından; davalı kooperatif denetçisi ...'ın denetlenip ibra edileceği genel kurula divan başkanlığı yapması ve davacıların muhalefet şerhleri ile karşı oylarını tutanağa geçirmeyip aksine gerçekte alınmayan kararların kaydını düştüğü şeklinde şeklinde iddiaları bulunmaktadır.  <br>Kooperatif anasözleşmesinde genel kurul toplantılarına kimin başkanlık edeceğinin ismen yahut zımmen önceden belirlenmediği hallerde Kooperatifler Kanunu'nun 45/5. maddesi hükmü uyarınca, genel kurul toplantısı başlamadan önce başkanlık divanı oluşturmanın zorunlu olduğunu ve yine aynı hüküm gereğince \"Genel kurulun sevk ve idaresi, ortaklar veya üst kuruluş temsilcileri arasından seçilen başkan ve üyeler tarafından sağlanır.\" ve davalı kooperatifin anasözleşmesinin 34. maddesinde \"... Müteakiben bir genel kurul başkanı ile kararlaştırılacak sayıda sekreter üye ve gerektiğinde oy toplayıcı üye seçilir. Bu seçimde en çok oy alan adaylar seçilmiş sayılır. Genel kurul başkan ve üyelerinin, ortaklardan veya kooperatifin üst kuruluşlarının temsilcileri arasından seçilmesi şarttır.\" denilmek suretiyle, toplantı başkanının ancak ortaklar veya üst kuruluş temsilcileri arasından seçilebileceği konuları düzenlenmiştir. Başka bir deyişle, oluşturulacak divana başkanlık edebilmenin tek ve asli koşulunun kooperatifin ortağı yahut üst kuruluşun temsilcisi olmaktır. Bu nedenle, seçilen ortağın; kooperatifin kurucu üyesi olması, denetçilerinden biri olması, hali hazırda yönetim kurulunda bulunması ve benzeri sebeplerle sahip olduğu sıfatlardan bahisle onun bu görevi ifa edemeyeceği söylenemez. Dolayısıyla davalı kooperatifin denetçisi ...'ın genel kurulda divan başkanlığı yapması iptal veya yokluk sebebi değildir.<br>b)Tam ıslah yapan davacılar tarafından genel kurul tutanağının maddi gerçeğe ve ortakların beyan ile iradelerine aykırı olarak düzenlendiği iddiasında bulunmuşlardır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 87. maddesini 2. fıkrasında; \"Genel kurul toplantıları, Bakanlık temsilcisinin huzuru ile açılır ve devam eder. Temsilci, toplantının kanunlara, anasözleşmeye ve gündeme göre yürütülmesine nezaret eder. Genel kurul toplantı tutanağı ile toplantıya katılanların listesi temsilci tarafından imzalanır. Temsilci, genel kurulda, kanun ve anasözleşmeye aykırı olarak alınan kararlar hakkındaki görüşünü tutanakta belirtir. Usulüne uygun talepte bulunulduğu halde, temsilci toplantıya katılamaz ise ilan edilen saatten bir saat sonra toplantıya başlanır.\" şeklindedir. Yine Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi gereği, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin \"Bakanlık temsilcisinin görev ve yetkileri<br>\" başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasında; \"Bakanlık temsilcisinin temel görevi, toplantının Kanun, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuat ile esas sözleşme hükümlerine uygun olarak yürütülmesini gözetmektir. Bakanlık temsilcisi genel kurul tutanağının hazırlanmasına nezaret eder. Tutanağın, Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesini sağlar. Bakanlık temsilcisi toplantının yapılması ve kararların alınması ile ilgili tespit ettiği hukuka aykırılıkları ve usulsüzlükleri, toplantı tutanağına da geçirtir ve ilgililerle birlikte imzalar.\" şeklindedir. Buna göre, kooperatif ortaklarının genel kurulda muhalefetlerinin genel kurul toplantı tutanaklarına geçirilmesi için kurul başkanından söz almak suretiyle sözlü olarak, bu mümkün olmadığı takdirde de kurul başkanlığına hitaben yazılı olarak ve altı imzalanmış şekilde beyanda bulunması, divan tarafından herhangi bir hususun tutanağa geçirilmemesi veya red edilmesi halinde, ortakların her şeyden önce genel kurulu yöneten başkanlık divanına ve bu olanaksız ise bakanlık temsilcisine (komisere) başvurması ve muhalefet şerhlerinin yazılmasının engellendiğini ileri sürerek bunların yardımını istemeleri gerekmekte, mevzuatın ilgili hükümleri uyarınca da bu beyanın kurul başkanlığı ve de bakanlık temsilcisi tarafından tutanağa geçirilmesi zorunludur. Yine kurul başkanlığından ya da başkanlık divanından doğan bir keyfilik veya kayıtsızlık durumu olursa bakanlık temsilcisinin görevi buna ilişkin kaydı tutanağa işlemektir. Eldeki davada divan başkanlığının yasal görevlerini yerine getirmedikleri, genel kurul tutanağının maddi gerçeğe ve ortakların beyan ile iradelerine aykırı olarak düzenlendiği iddiasının kabulüne yönelik delil bulunmamaktadır. <br> c)Genel kurul kararlarının sıralaması başlığı altındaki tam ıslah yapan davacıların  ıslah dilekçesinin irdelenmesinde; genel kurul toplantısının gündemin 3. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığı, gündemin 4. maddesinde denetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığı, gündemin 5. maddesinde yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu ve ibranın görüşüldüğü, gündemin 6. maddesinde denetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu ve ibranın görüşüldüğü, gündemin 7. maddesinde bilançonun okunması ve ibranın görüşüldüğü, bu sıralama ve uygulamanın yasaya ve anasözleşmeye aykırı olduğu, genel kurulda da bu aykırılığın farkına varılıp 7. maddenin sonuna parantez içinde eklenen bir not ile sanki seçim maddelerinin 7. maddeden sonra görüşülmüş gibi yapıldığı iddia edilmiştir. ... tarihli kooperatif genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde gündemin 1. maddesinin altında \"Bakanlık temsilcileri, yönetim ve denetim kurullarının seçilmesi, yönetim ve denetim kurullarının ibrasından sonra yapılması gerekeceğini, 3. ve 4. maddelerin 7. maddeden sonra görüşülmesi gerektiğini açıkladı. Bunun üzerine gündemin 3. ve 4. maddeleri 7. maddeden sonra görüşüldü ve karara bağlandı.\" yazmaktadır. Yine gündemin 7. maddesinin sonunda \"Not:  3. ve 4. madde, bu maddeden sonra görüşüldü ve karara bağlandı.\" yazmaktadır. Davacılar tarafından yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi, gündemin 7. maddesine göre bilançonun okunup yönetim ve denetim kurulunun ibrası kararından önce yapıldığı, yani tutanakta yazılı olanın aksinin yapıldığı iddia edilmişse de bu iddiayı ispata yönelik somut delil bulunmamaktadır. Yine  tutanak incelendiğinde her bir yönetim ve denetim kurulu üyesinin kendi ibrasında oy kullanmadıkları, ancak birbirlerinin ibralarında oy kullandıkları, bu durumda ibra için yeterli nisabın sağlandığı da görülmektedir.   <br> d)Davacılar tarafından genel kurulda denetim ve yönetim kurullarının ibrasına karar verilmişse de gündemin 11. maddesinde denetim kuruluna geçmiş yıllara ait hesapların gerekirse bir mali müşavirce denetlenmesi yönetim kuruluna yetki verildiği, halen böyle bir bağımsız denetçi incelemesinin yaptırılmamış oluşunun, genel kurulun 15. ve 16. gündem maddelerindeki tespit edilen usulsüzlüklerle ilgili işlem yapılması kararı ki, 16. maddede kooperatifi zarara uğratan yöneticilerle ilgili işlem yapma yetkisinin yine aynı yöneticilere verildiği, ve usulsüz harcamaların iadesi kararı alınmış olmasına rağmen halem hiçbir işlem yapılmamış oluşunun, ibra kararının usulsüzlüğünü, iyiniyet kurallarına aykırı ve yok hükmünde olduğunu gösterdiği ileri sürülmüştür. Yönetim kuruluna, yıllara ait hesapların ve yapılan işlerin inceletilmesi için serbest mali müşavirle anlaşma yapma yetkisi verilmesine ilişkin kararın yok hükmünde olmadığı, genel kurula bakanlık temsilcisinin katıldığı, toplantı ve karar nisaplarının oluştuğu, bir başka anlatımla genel kurul kararının yokluk sebeplerinin bulunmadığı  değerlendirilmiştir.<br>e)Davacıların genel kurulun gündemin 13. maddesi ile ilgili iddialarının değerlendirilmesinde; ... tarihli genel kurulun 13. maddesinde \"kooperatif kalan etaplarının 2022 yılı haziran ayı sonuna kadar bitirilmesi ve üyelere teslim edilebilmesi için üye aidatlarının ve ödeme şekillerinin görüşülmesi\" hakkında olduğu görülmektedir. Davacılar tarafından bu tarz ek ödeme kararlarının nitelikli çoğunlukla alınması gerektiğini ileri sürerek, eldeki nitelikli çoğunlukla alınmayan kararın yok hükmünde olduğunu ileri sürmüştür. Bilanço açığının kapanması veya ortağın kişisel sorumluluğunun artırılması halinde ek ödemeden söz edilebilir. Bu bağlamda, aidatların artırılması, tapu alınması için bazı giderlerin alınması, gecikme faizi, konutların yapımının hızlandırılması için ek aidat, çevre ve bahçe düzenlemesine yönelik alınan kararlar ek ödeme niteliğinde değildir. Bu gibi hallerde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 31/1 ve 52/1. maddelerindeki ağırlaştırılmış karar  yeter sayısına gerek yoktur. Dava  konusu genel kurulun bu kararında öngörülen parasal yükümlülüklerin kooperatifin kalan etap (blok) inşaatlarının finansmanı ile ilgili olduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 52. maddesi anlamında ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümlülükleri ihdası durumunun söz konusu olmadığı, dava konusu ... tarihli genel kurulun 13. gündem maddesi ile alınan kararın kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırı olmadığı gibi yok hükmünde de olmadığı değerlendirilmiştir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı karar ilamı aynı yöndedir).<br>          f)Davacıların genel kurulun gündemin 16. maddesi ile ilgili iddialarının değerlendirilmesinde; ... tarihli genel kurulun 16. maddesinde \"Denetleme kurulu raporunda kooperatifi zarara uğrattığı tespit edilenler hakkında yasal işlem yapılıp yapılmayacağının görüşülmesi: Denetleme kurulu raporunda kooperatifi zarara uğrattığı tespit edilenler hakkında yasal işlem yapılmasında yönetim kuruluna yetki verilmesi teklif edildi. Verilen teklif oy birliği ile kabul edildi.\" şeklinde karar alınmıştır. Kooperatifi  zarara uğrattığı tespit edilenler hakkında kooperatif adına yasal işlem yapılması için kooperatifin icrai organı olan yönetim kuruluna yetki verilmesinin kanuna aykırı olmadığı gibi yokluk sebeplerinin bulunmadığı  değerlendirilmiştir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede dosya kapsamına göre; yargılama sonunda toplanan  tüm deliller ve yapılan izahatlara göre; davalı kooperatifin  uyuşmazlık konusu edilen ... tarihli genel kurulun tarihli genel kurul toplantısına\tbakanlık temsilcisinin katıldığı, toplantı ve karar nisaplarının oluştuğu, bir başka anlatımla genel kurul kararlarının yokluk sebeplerinin bulunmadığı, görülmektedir. Davacı ...'ın, ... tarihli kooperatif genel kurul toplantısına katılmadığı, adı geçen davacının genel kurul toplantısına çağrının usulü dairesinde yapılmadığı, yahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, veyahut  da genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia ve ispat etmekle yükümlü olup adı geçen davacının böyle bir iddiası ve ispatı olmadığından davacı ... tarafından genel kurul kararlarının iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiği, davacılar ..., ..., ... ve ...'ün ise aslen veya vekaleten ... tarihli kooperatif genel kurul toplantısına katıldığı, ancak bu davacıların genel kurul kararlarının iptalleri isteminde bulunabilmesi için, toplantıya katılan bu üyelerin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi  gerektiği halde ... tarihli kooperatif genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde bu davacıların kararların oylaması sonrasında muhalefet şerhini tutanağa geçirtmediklerinin görüldüğü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurul kararının iptaline karşı dava açılabilmesi için, davacının karara red oyu vermesi ve \"oylama sonrasında\" muhalefet şerhini tutanağa geçirtmesinin  zorunlu olduğu halde anılan davacılar yönünden bu şartın gerçekleşmediği, bu davacılar tarafından muhalefet şerhi yazdırmalarının engellendiği ve muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirilmediği iddia edilmişse de bunun ispatlanamadığı için genel kurul kararlarının iptali istenemeyeceği gibi söz konusu kararların şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı olmadığından yokluk sebeplerinin de bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede;<br> Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde \"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.\" hükmü yer almaktadır. Bu husus dikkate alınmak suretiyle davacıların davasının aynı nedenlerle reddi nedeniyle bütün davacılar yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacılar ..., ..., ..., ..., ...'ün ve  ...'ın davasının REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince davalarının reddi nedeniyle alınması gereken 269,85-TL'ar TL maktu karar ve ilam harcından davacıların her birinden peşin olarak alınan peşin alınan 80,70'er TL harçtan mahsubu ile bakiye 189,15'er TL'nın (189,15-TLx6) karar ve ilam harcının her bir davacıdan ayrı ayrı alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Kararın mahiyeti gereği davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, <br>5-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,<br>6-Davanın reddi nedeniyle davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  <br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya  verilmesine, <br>8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,<br>Dair, davacı ..., bir kısım davacılar vekili Av. *** ve davalı *** Koop vekili Av. ***'ın yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2023<br><br>Başkan ***<br>E-imzalıdır  <br>Üye ***<br>E-imzalıdır  <br>Üye ***<br> E-imzalıdır <br>Katip***<br><br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b86950d838a01950","SID":"e55356be352ecbbf"}}