{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/2016 <br>KARAR NO\t\t: 2024/398<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/97 Esas 2022/785 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 23.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23.02.2024<br><br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.10.2022 tarih 2020/97 Esas 2022/785 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davalı şirket nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı bulunan ... plakalı aracın 24.12.2012 tarihinde geri manevra yaparken davacı yayaya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/471E 2013/873K sayılı kararıyla sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu belirtilerek 4.500,00 TL Adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, verilen bukararın Yargıtay 12. Ceza dairesinin 31.03.2015 tarihli kararı ile onandığını, 2918 sayılı yasanın 97. Maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kalıcı maluliyet için şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, dava konusu taleplerden trafik sigortası genel şartları A.6-104 maddesi uyarınca müvekkili şirket sorumlu olmadığını, sigortalı aracın otopark görevlisi ... idaresindeyken kazanın gerçekleştiğinden Genel şartlar gereği davanın otopark işletenine yönlendirilmesi gerektiğini,  sigortalı aracı otoparka teslimi sonrasında otopark görevlisi tarafından aracın kullanımı esnasında olayın meydana geldiğini, iş bu sebeple müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel şartlar gereği geçici iş görmezlik zararı sağlık giderleri teminatına alındığından sağlık giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, yapılacak tazminat hesaplamasından SGK'nın yapacağı ödemelerin peşin sermaye değeri hesaplanarak düşürülmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı araç sürücüsünün kusur durumu ve oranına göre ve davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre oluşan maluliyet oranına göre TRH 2010 yaşam tablosu dikkate alınarak %10 artırım ve %10 iskonto uygulanmak sureti  güncel verilere göre yapılan hesaplamada, davacının 356.294,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatı alacağının bulunduğu, kaza tarihindeki poliçe teminat limitinin 225.000,00 TL olduğu, davacı tarafından talebin 225.000,00 TL olarak belirli hale getirildiği, araç işleteninin kazadan doğan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; 225.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 02/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davalı vekili, dava konusu talepler yönünden Trafik Sigortası Genel Şartları A.6 -104 Maddesi uyarınca aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacının bu zarardan sorumlu olmadığını, kazanın sigortalı aracın otopark görevlisi ... sevk ve idaresinde iken gerçekleştiğini bu sebeple genel şartlar gereği davanın otopark işletenine yönlendirilmesi gerektiğini, kazanın, sigortalı aracın otoparka teslim edilmesi sonrasında, otopark görevlisi tarafından aracın kullanımı esnasında meydana geldiğini, davaya konu meydana geldiği iddia edilen kazada kusur durumlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na sevkini istediklerini, hükme esas alınan 12.10.2020 tarihli kusur bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını ve kusur dağılımına ilişkin çelişkinin giderilmediğini,ceza dosyasında keşif yapılarak hazırlanan kusur raporunda ...'a asli, davacıya tali kusur atfedilmesine rağmen 12.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne asli ve tam kusur atfedilmesinin çelişki yarattığını, Adli Tıp Kurumu'ndan çelişkinin giderilmesi için kusur raporu alınması gerektiğini, otopark çalışan ... ceza mahkemesi keşfinde alınan ifadesine açıkça sigortalının \"otopark müşterisi\" olduğunu beyan ettiğini, sigortalı ...'in, ... isimli otoparkın sahibi olmadığını, hatalı ve yanıltıcı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, davacının maluliyetine ilişkin Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan 19.07.2019 tarihinde maluliyet raporu temin edilmiş ve bu raporda; yapılan muayenelerde davacının omur yüksekliğinin 1/3 oranında kaybedilmesi nedeniyle davacıya %22.2 oranında maluliyet verildiğini, dosyada alınan Adli Tıp raporunda bu raporun gözetilmediğini, her iki rapor arasında açık çelişki olduğunu, Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na müzekkere yazarak 19.07.2019 tarihli 2019/kra-19-345 no.lu raporun celbi ile her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini, TRH yaşam tablosunun kaza tarihinde henüz hukuk sistemimizde mevcut olmadığını, kaza tarihinin 24.12.2012 tarihi olup bu tarihin iptale tabi genel şartlar dönemi kapsamında olmadığını, kazanın eski genel şartlar döneminde gerçekleşmesi nedeniyle PMF yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, bilirkişi tarafından davacının 2014. 2015, 2020 ve 2021 yıllarına ait gelir bilgileri olmadan varsayıma dayalı gelir tespiti yapıldığını, gelire ilişkin vergi dairesine müzekkere yazılarak öncelikle kaza sonrası tüm yıllara ait net kazançlarının tespit edilmesini ve bu bilgiler doğrultusunda hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişinin davacının avukat olduğunu gözeterek pasif dönem başlangıç tarihinin 65 yaş sonrasını esas almasının hatalı olduğunu, pasif dönem başlangıç tarihinin 60 yaş olduğunu, dava konusu kaza davacının, çalışmakta olduğu ofisine gitmekte olduğu sırada meydana gelmesi nedeniyle iş kazası niteliğinde olması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından aylık gelir bağlamakta ve bu bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin müvekkili şirkete rücu edileceğini, bu sebeple SGK'nun yapacağı ödemelerin peşin sermaye değeri hesaplanarak düşürülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. <br>\tGEREKÇE :Dava, 24.12.2012 tarihli trafik kazasında yaralanan davacıda oluşan sürekli iş gücü kaybının, ZMMS poliçesi kapsamında karşı aracın sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E.-2011/411 K., 22.2.2012 tarih ve 2011/17-787 E. - 2012/92 K., Yargıtay 17. HD'nın 20/05/2013 tairh ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. sayılı ilamları) Dolayısıyla, trafik kazası nedeni ile davacıda oluşan cismani zarardan davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücücünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir.<br>\tDavalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan  açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, kesinleşen ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da uyumlu olan kusur bilirkişi raporu uyarınca taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.<br>\tHaksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 -  2022/9633)  <br>\tHak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın  03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) <br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, Katip Çelebi Üniversitesi'inden alınan 19.07.2019 tarihli raporun fotokopi belgeler üzerinden ve davacının fiziki muayenesi yapılmaksızın düzenlenmiş olması nedeniyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu'ndan alınan rapora üstünlük tanınmasında isabetsizlik bulunmamasına, tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 15.369,75‬ TL'den peşin alınan 3.843,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 11.526,75‬ TL'nin davalıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e545a7a5f7ca6e60","SID":"543caa62c4fabbe1"}}