{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/943 Esas 2024/71  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/943 <br>KARAR NO\t: 2024/71<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/1061 Esas 2022/132 Karar<br>TALEP EDEN  \t:<br>KARŞI TARAF\t:<br>VEKİLİ\t: <br>TALEP\t: Kayyım Atanması<br>TALEP TARİHİ\t: 15/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t : 17/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 01/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki kayyım atanması talebine ilişkin işin yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle talebin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı talep eden tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tTALEP<br>\tTalep eden talep dilekçesinde özetle; karşı taraf ... ile birlikte karşı taraf şirkete 21/08/2008 tarihinde 10 sene müdür olarak müteselsilen hareket etmek üzere atandıklarını, karşı taraf şirketin 2 ortaklı olduğunu, her bir müdürün %50 şirket hissedarı olup, karşı taraf ...'nın ve kendisinin birlikte şirketi temsil yetkilerinin 21/08/2018 tarihinde sona erdiğini, şirket müdürünün belirlenmesi amacıyla genel kurul toplantısına davet ihbarnamesinin karşı taraf ...'ya gönderildiğini, anılan karşı tarafın toplantıya katılmadığını, karşı taraf ...'nın şirketin %50 ortağı olması nedeniyle genel kurul toplantısının yapılamadığını, ortaklar kurulu toplantısı yapılarak herhangi bir karar alınmasının mümkün olmadığını, karşı taraf şirketin 2018 yılından bu yana yasal temsilcisinin bulunmadığını belirterek kendisinin karşı taraf şirketin fesih ve tasfiyesine kadar karşı taraf şirketi münferiden temsil ve ilzam etmek üzere kayyım olarak atanmasına, aksi kanaat halinde ise karşı taraf şirketi idare ve temsil edecek tarafsız bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\tAleyhine istemde bulunulan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında tasfiye memuru atanması konusunda görülmekte olan dava bulunduğunu, anılan yargılamayı uzatmak için işbu davayı açtığını bildirerek talebin reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, karşı taraf şirketin iki ortaklı olup, talep eden ve karşı taraf ...'nın %50'şer hissedar oldukları, her iki ortak arasında şirket yönetimi hususunda anlaşmazlık yaşandığı, karşı taraf ...'nın katılmaması nedeniyle 12/11/2021 tarihli genel kurul toplantısının yapılamadığı, karşı taraf şirket ana sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca talep eden ve karşı taraf ...'nın 10 yıl için şirket müdürlüğüne seçildikleri, münferiden atacakları imzalar ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıkları, her ne kadar temsil süresi 21/08/2018 tarihinde sona ermiş ve genel kurul tarafından yeni bir müdür seçilmemiş ise de, ortaklar kurulunca aksine bir karar alınmadığı sürece tüm ortakların aynı zamanda müdür sıfatına haiz olduğu, buna göre talep eden ve karşı taraf ...'nın şirket müdürü sıfatına haiz olduklarından karşı taraf şirketin gerekli organlarından yoksun kalmadığı, ortaklar arasında anlaşmazlık bulunması nedeniyle mahkemenin 2021/950 Esas sayılı dosyası ile şirketin tasfiyesi ile şirkete tasfiye memuru atanması davasının derdest olduğu, ortaklar arasındaki bir takım anlaşmazlıklardan kaynaklı bu davanın mevcudiyetinin de şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirmediği, karşı taraf şirkete yönetim kayyımı atanması koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tTalep eden istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar şirkette karşı taraf asil ile müdür olarak atanmışlarsa da müdür sıfatının 2018 yılında sona erdiğini, karşı taraf asilin genel kurul toplantılarına katılım sağlamaması, ortaklar kurulu toplantısı yapılması suretiyle herhangi bir karar almamasının mümkün olmadığını, söz konusu şirketin 2018 yılından beri yasal temsilcisinin bulunmadığını, resmi kurumlar ve 3. şahıslar nezdinde hak ve alacaklarını koruyacak temsilciden yoksun durumda olduğunu, şirketin temsilcisiz kalmasının bugünkü duruma gelmesine sebebiyet verdiğini, şirkete kayyım ataması yapılması yönündeki talebin reddi ile şirketin temsilcisiz kaldığını, emsal Yargıtay ilamında dava dışı şirket ana sözleşmesiyle atanan müdürlerin görev süresinin dolduğu dikkate alınmak suretiyle, şirkete genel kurulu toplantıya çağırmak için yetkili kılınmak üzere TMK'nun 427/4 maddesi gereğince kayyum tayini gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir denildiğini, somut olayda da kendisinin ve karşı taraf asilin müdür olarak görev süresi sona erdiğinden, şirket karar alınamaması nedeniyle çıkmaza girdiğini, karşı taraf şirkete tasfiye memuru atanması yönündeki dosya henüz derdest olsa da şirketin tasfiyesinin son çare olarak gözetilmesi gerektiğini, kaldı ki dosyanın karara çıktığı tarihte tasfiyenin talep edildiği dosyada henüz bilirkişi raporu gelmemesine rağmen karşı taraf vekili tarafından hatalı olarak tasfiyeye karar verilmiştir şeklinde beyanlarda bulunulduğunu, şirketin tasfiyesinin istendiği dosyanın rapora itirazı doğrultusunda yeniden bilirkişiye gönderildiğini, karşı tarafın hisselerini devretmesi halinde hisseleri almaya hazır olduğunun da belirtildiğini, karşı taraf şirketin alacaklı olduğu icra dosyalarında toplam 92.000,00 Dolar alacağı bulunduğunu, şirketin temsilcisiz kalması nedeniyle işlem yapılamadığını, dosyaların takibi için de avukata vekaletname çıkarılamadığını, şirketin geçmiş dönemlerinde sadece ihracat yaparak Eskişehir Şehirlerarası vergi sıralamasında 57. olduğunu, şirketin yurtdışında bulunan diğer şirketler ile sözleşmelerinin bulunduğunu, şirketin faaliyetine devam edebilmesi için şirkete kayyım atanması gerektiğini, şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmasına rağmen talebin reddinin usul ve yasaya uygun olmadığını, daha önce serbest muhasebeci olarak çalıştığını, muhasebecilik alanına ilişkin bilgi ve tecrübesinin bulunduğunu, şirkette daha önce müdür olarak görev aldığını, şirkete kayyım olarak atanmasını talep ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, karşı taraf şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere şimdilik tedbiren kayyım olarak atanmasına, yargılama sonunda ise kesin olarak şirketin fesih ve tasfiyesine kadar bu göreve atanmasına, aksi kanaat halinde ise karşı taraf şirketi idare ve temsil edecek tarafsız bir kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep, limited şirkete kayyım atanması istemine ilişkin olup, istinaf dilekçesinde ayrıca ihtiyati tedbir istenilmiştir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKarşı taraf şirketin 12/11/2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, genel kurul davet yazısı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/950 Esas sayılı dosyasının Uyap sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\t Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/950 Esas sayılı dosyası ile, karşı taraf ... tarafından karşı taraf şirket aleyhine, şirketin tasfiyesi, şirkete tasfiye memuru atanması talebiyle dava açıldığı, davanın derdest olduğu görülmüştür. <br>\t Talep eden tarafından karşı taraf ...'ya 25/10/2021 tarihli genel kurul davet yazısı gönderilerek 12/11/2021 tarihinde saat 14:00'da ... adresinde şirket müdürlerinin belirlenmesi gündem maddesiyle genel kurul toplantısının gerçekleşeceği, genel kurul toplantısına katılımın sağlanması istenilmiş, anılan yazı 26/10/2021 tarihinde karşı tarafa tebliğ edilmiştir. <br>\tKarşı taraf şirketin 12/11/2021 tarihli genel kurul toplantısında, talep eden şirket ortağının toplantıya katıldığı, mali müşavir ile mali müşavir yardımcısının toplantıda hazır bulunduğu, şirket genel kurul toplantısına şirket ortağı karşı taraf ... katılmadığından genel kurul toplantısının yapılamadığının tutanağa bağlandığı anlaşılmıştır. <br>\t21/08/2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen karşı taraf şirket ana sözleşmesinde ilk 10 yıl için şirket müdürlüğüne seçilen ... (talep eden) ve ... (karşı taraf)'nın münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunduğu düzenlenmiştir. <br>\tEskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 15/12/2021 tarihli müzekkere cevabında, talep eden ile karşı taraf ...'nın 21/08/2008-21/08/2018 tarihleri arasında karşı taraf şirket yetkilisi oldukları bildirilmiştir. <br>\tTalep eden karşı taraf limited şirketin %50'şer hisseli 2 ortaklı şirket olduğunu, şirket müdürü olan her iki ortağın müdürlük yetki süresinin sona erdiğini, karşı taraf şirketin temsilcisiz kaldığını, karşı taraf ortağın genel kurul toplantısına katılmaması nedeniyle yeni müdürün seçilemediğini iddia etmiş, karşı taraf ise, karşı taraf şirkete tasfiye memuru atanmasına ilişkin derdest dava bulunduğunu, talep edenin anılan davayı uzatmak amacıyla işbu talepte bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında talep eden ile karşı taraf ...'nın karşı taraf şirketin %50'şer hisseli ortakları olduğu, şirket ana sözleşmesi ile talep eden ve anılan karşı tarafın 10 yıl süreyle karşı taraf şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığı, verilen yetki süresinin dava tarihinden önce, 21/08/2018 tarihinde sona erdiği, karşı taraf şirkete şirket müdürü seçilmesi gündemi ile yapılan genel kurul toplantısına karşı taraf ...'nın katılmaması nedeniyle toplantının yapılamadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, talep eden ve karşı taraf ...'nın ana sözleşmede yer alan müdürlük sürelerinin sona ermesi nedeniyle karşı taraf şirketin temsilcisiz kalıp kalmadığı, karşı taraf şirkete kayyım atanması koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tTalep eden istinaf dilekçesinde karara yönelik istinaf itirazlarının yanı sıra, karşı taraf şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere tedbiren kendisinin kayyım olarak atanmasını talep etmiştir. <br>\tKarara yönelik istinaf itirazlarının değerlendirilmesine geçilmeden önce, davacı yanın Dairemize yönelttiği ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi gerekmiştir. <br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir talep eden, karşı taraf şirkete kendisinin tedbiren kayyım  atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir.    <br>\tGerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\tTMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tBir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.<br><br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). <br>\tBu durumda, şirket müdürü olan talep eden ve karşı taraf ... görev süresi sona ermesine rağmen yenisi seçilinceye kadar görevde olup yönetim boşluğu bulunmadığı, müdürün yetkisinin sınırlandırılmasının amacının müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması olmadığı gözetilerek talep edenin Dairemize yöneltilen ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tTalep edenin karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelindiğinde, limited şirketlerde görev süresi biten şirket müdürlerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Şirket müdürü/müdürleri yeni müdür seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edecektir. <br>\tLimited şirketlere kayyım atanmasına ilişkin düzenleme TTK'da mevcut olmayıp, TMK'nun \"Temsil\" başlıklı 426. maddesinin 3. bendinde \"Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa\" ve TMK'nın \"Yönetim\" başlıklı 427. maddesinin 4. bendine göre ise; \"Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa\" kayyım atanabilir.<br>\tSomut olayda ise, karşı taraf şirketin görev süresi sona erse bile şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunan talep eden ile karşı taraf ...'nın yeni müdür seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevleri devam edeceğinden ve özellikle genel kurula çağrı yetkisinin görev süresi biten yöneticiye de tanındığından karşı taraf şirkette organ boşluğu söz konusu değildir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece karşı taraf şirkette organ boşluğu bulunmadığı, genel kurula çağrı yetkisinin görev süresi biten yöneticiye de tanındığı, şirket müdürlerinin yenisi seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerinin devam edeceği, her iki ortağın da katılımının sağlandığı genel kurulda müdür seçilemediğine dair bir genel kurul kararı bulunduğuna ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Darisenin 03/07/2018 tarih ve 2018/1916 Esas 2018/4982 Karar sayılı ilamında; \"TMK 427/(4). maddesinde ifade edilen kayyım tayini davası, HMK'nın 382/(2)-b-19. maddesinde düzelenen vesayet işleri kapsamında bulunması nedeniyle çekişmesiz yargı işi olup, HMK'nın 362/(1)-ç maddesi gereğince bu nitelikteki kararların temyizi kabil olmadığı\" gereğine değinilmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle talep edenin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebinin reddine, ilk derece mahkemesinin talebin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden talep edenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Talep edenin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, \t<br>\tB)1-Talep edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Talep edenden alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin talep edenden alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t3-Talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f ve 362/(1)-ç hükümleri uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.17/01/2024<br><br>Başkan - ...          Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...       ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fdc875a05eb7457","SID":"7302e2df9b408561"}}