{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                        T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2024/13<br>KARAR NO\t\t: 2024/195<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2023/450<br>KARAR NO\t\t: 2023/688<br>DAVA TARİHİ\t\t: 05/05/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2023<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 07.02.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 08.02.2024<br><br>Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.10.2023 tarih ve 2023/450 Esas, 2023/688 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında çekek yeri yapılmasına yönelik  verilen hizmetin bedellerinin ödenmediğini ve bu sebeple Bodrum 1. İcra Dairesinin 2022/7965 Esas sayılı takip dosyası üzerinden  davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu ile müvekkili arasında ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borç için müvekkiline bir kısım ödemeler yapıldığını, bu husus hukuki ilişkinin ve fatura içeriklerinin kabul edildiğini gösterdiğini, davalı 02.12.2022 tarihli dilekçesi ile borca, ferilerine ve yetkiye itiraz ettiğini, bu itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı kalması kaydıyla borçlunun borca ve icra takibine ilişkin itirazının iptaline, takibin Bodrum 1. İcra Dairesinin 2022/7695 Esas sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi ve işin yapıldığı yer olan   Ünye mahkemeleri  olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, sözleşmenin üçüncü maddesinde yüklenici sorumlulukların ve yapılacak işlerin belirtildiğini, 3 dalgıç, 3 düz işçi, 1 demirci, 1 kalıpçı ustasının bulundurulması ve sözleşmede belirtilen işlerin ifası için personelin sahada olmalarının gerektiğini, ancak davacı şirket tarafından 13.09.2022 tarihli sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, sözleşme uyarınca işi yapılabilecek yetkinliğe sahip demirci ustası getirmesi gerekirken davacı şirketin getirdiği demirci ustası işi yapamadığını, bunun üzerine müvekkili şirket ... isimli demirci ustası bulduğunu, davacı şirket sözleşme uyarınca getirmesi gereken kalıpçıyı temin edemediğini, müvekkili şirket kalıpçı ustalarını Trabzon'dan getirdiğini, davacının getirdiği dalgıçlar davacı şirketin eski borçlarından dolayı çalışmak istemediğini, işi aksattıklarını, sonuç olarak davacı şirket sözleşme konusu işe başlandıktan sonra 10 gün sonra işin yarım bırakılarak şantiye alanının terk edildiğini, müvekkili şirket işi kendi imkanlarıyla sözleşme konusu çekek yeri yapım işini kendi bulduğu ustalar ile tamamlamak zorunda kaldığını, sözleşme konusu iş davacı taraf açısından yerine getirilmediğini ve müvekkili bu konuda mağdur edilerek zarara uğratıldığını, fatura ve sözleşme konusu edim yerine getirilmediğini, takip konusu faturanın içeriğinin beton - demir kalıp işçiliği yazdığını, oysa beton - demir kalıp işçiliği müvekkili tarafından getirilen ustalar tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmadığı gibi davacı şirketten ödemiş olduğu 29.09.2022 32.640,00 TL, 09.09.2022 30.000,00 TL, 06.09.2022 20.000,00 TL ve 16.09.2022 tarihinde ödemiş olduğu 50.000,00 TL olmak üzere toplam 132.640,00 TL alacağının bulunduğunu, davanın öncelikle yetki yönünden reddine, davanın esastan reddine, kötü niyetle davacının %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 10.10.2023 tarih ve 2023/450 Esas, 2023/688 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Yetkili icra dairesinde açılmış bir takip bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle  reddine '' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 24.11.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>- Yerel mahkemece hukuki ihtilafı yanlış tanımladığını, uyuşmazlıkta her ne kadar taraflar arasında bir eser sözleşmesi mevzu bahis olsa da işbu takibin davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmeyen ve de iade edilmeyen faturalara ilişkin olduğunu, dolayısıyla faturalardaki alacağın da bir para alacağı olduğundan TBK madde 89'da yer alan yedek hukuk kurallarına göre alacaklı müvekkilinin seçimlik hakkını kullanmasında ve de yerleşim yeri mahkemelerinde/icra dairelerinde işbu davayı/takibi açmada herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığından  alacaklı müvekkilinin kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabileceğini, bu nedenle işbu takipte ve de itirazın iptalinin açıldığı yer mahkemesinin yetkisi konusunda herhangi bir hatanın bulunmadığını,<br>-Davalının Bodrum 1. İcra Dairesi'nin 2022/7695 Esas sayılı dosyasında ödeme emrine itirazında  yetkili icra dairesinin hangisi olduğunun bildirmesinin gerektiğini, aksi halde itirazın geçersiz olacağını, ancak davalı borçlu tarafından sadece ''müvekkilim şirketin sicile kayıtlı olduğu yer adresi Ordu olup yetkisiz yer icra müdürlüğünde takip açıldığından icra takibine yetki yönünden itiraz ediyoruz'' denilmekle yetinildiğini, davalı tarafın açıkça yetkili yer icra daireleri Ordu veya Ünye icra daireleri diye bir açıklama yapmadığını, kaldı ki bir an için yetki itirazının açıkça yapıldığı kabul edilse dahi gerekçeli kararda yetkinin Ordu icra daireleri mi yoksa Ünye icra daireleri mi olduğunun da açıkça belirtilmediğini, bu nedenle davalı tarafın ödeme emrine itirazındaki yetki itirazının usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>Belirterek istinaf başvurularının kabulüne, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/450 Esas, 2023/688 sayılı ilamının kaldırılmasına, yetkili mahkemenin Muğla Mahkemeleri olduğuna karar verilerek dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptâline ilişkindir.<br>Mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, verilen kararın davacı   vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür<br>Taraflar arasında 13.09.2022 tarihinde Ordu İli Ünye İlçesinde \"çekek yeri yapılması\" işi konulu eser sözleşmesi yapıldığı, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Davacı yüklenici, eser sözleşmesi kapsamında iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla bakiye fatura bedellerine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe borca, ferilerine ve icra dairesinin  yetkisine itirazı üzerine  eldeki itirazın iptali  davasının açıldığı anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 15.H.D.2019/2763 2019/3958 K)<br>İtirazın iptali davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir ilamsız genel icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davası açılamaz. (HGK 26.11.1997 Tarih 19728/998) Davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden dava şartının bulunup bulunmadığı yönünden öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığından, icra takibinin davalının yerleşim yeri veya  sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairelerinden birinde açılması gerektiği, davalının yerleşim yerinin ve sözleşmenin ifa edileceği  yerin Ünye  olduğu ancak davacı tarafça eser sözleşmelerinde uygulanma imkanı bulunmayan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesine göre kendi ikametgahı olan Bodrum İcra müdürlüğünde icra takibi başlatıldığı, Bodrum İcra müdürlüğünde başlatılan icra takibinin geçerli bir icra takibi olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine ilişkin mahkemenin kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.10.2023 tarih ve 2023/450 Esas, 2023/688 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df5d829c35d640c8","SID":"d06f310584115a34"}}