{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2023/1786<br>KARAR NO\t\t: 2024/323<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2023/183<br>KARAR NO\t\t: 2023/353<br>DAVA TARİHİ\t: 06.04.2022<br>KARAR TARİHİ\t: 23.05.2023<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 22.02.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 27.02.2024<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.05.2023 tarihli 2023/183 Esas, 2023/353 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili ve davalı şirket arasında 08/06/2009 tarihli 29040 yevmiye numaralı Karşıyaka 2.Noterliğinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin hayata geçmediğini, fakat bu sözleşme nedeniyle müvekkili tarafından davalıya 15.000 USD tutarlı keşide tarihli ve ödeme tarihi boş senedin şahitler huzurunda verildiğini, bilahare davalının bu senedin keşide tarihinin 20/12/2019 ödeme tarihini 04/01/2021 olarak doldurduğunu, mahkememiz 2021/30 D.İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı tesis edildiğini ve bilahare Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğünün 2021/2828 Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu bildirerek senet nedeniyle davalıya borcu olmadığının tespitine ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>YANIT:<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle ; Dava ve takip konusu bono ile ilgili icra takip işleminin kesinleşmesi, kıymet takdirinin yapılması, kıymet takdiri ve satış ilanının tebliği üzerine alacağın tahsilini engellemek için kötü niyetli olarak ihtiyati tedbir kararı alındığını ve bu davanın açıldığını, dava konusu bononun iddia edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesine bağlı ve/veya teminatı niteliğinde olmadığını, bağımsız bir alacak borç ilişkisi olduğunu, sözü edilen inşaat sözleşmesinde bu kambiyo senedinden bahsedilmediğini, öte yandan dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmadığını bildirerek davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının tahsiline, ... İli, ... İlçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölüm üzerine tedbir konulmasını ve mahkememizce konulan 11/04/2022 tarihli tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini savunmuştur.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 27.12.2022 tarih ve 2022/200 Esas, 2022/980 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası olmakla, davacı ... gerçek kişi olup, tacir olduğuna dair dosyada delil ve belge bulunmamaktadır. Ayrıca mahkememizin 30/06/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında alacak borç ilişkisinin tespiti bakımandan davalı tarafın defterlerinin ve dayanak belgelerinin yerlerinin bilirkişi incelemesine esas olmak üzere bildirilmesi için kesin süre verildiği, davalı tarafça defterlerin ve dayanak belgenin yeri bildirilmediği takdirde diğer tarafın iddialarının kabul edilebileceğinin ihtar edildiği, davalının defter ve dayanak belgelerinin yerlerini bildirmediği, bilirkişi incelemesinde de defter ve belgelerin yeri bildirilmediğinden alacak borç ilişkisinin tespit edilemediği belirlenmiştir. Mahkememizce, ihtaratlı ara karara rağmen davalı tarafından ticari defterler ve alacak borç ilişkisine dair dayanak belgeler sunulmadığından taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilmiştir. Tarafların sıfatı ve temel ilişkinin eser niteliğine göre kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olmayıp, asliye hukuk mahkemesidir. Yine davacının tacir olmadığı ve buna bağlı olarak ticari işletmesinin bulunmadığı, tabiatıyla harici satım- alım sözleşmesinden kaynaklandığı iddia ve icra takibine konu edilen alacakla ilgili menfi tespit talebinin davacı taraf yönünden ticari işletme kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacının kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirmeyeceği için işbu davaya bakma görevinin mahkememize değil, asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından, TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri çerçevesinde mahkememizin görevsizliğine, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, görevli  mahkemenin Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, \" dair karar verilmiştir.<br>Dairemiz tarafından verilen 02.03.2022 tarih ve 2023/322 Esas, 2023/321 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Mahkemece davacı iddiası, davalı beyanları ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilmek suretiyle vasıflandırma yapılması gerekmektedir. HMK'nın 31.maddesi; ''Hakim Türk Hukuku'nu resen uygular'' hükümlerini içermekte olup, anılan bono üzerinde ''nakden verilmiştir'' ibaresi olduğundan ve bononun eser sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir yazılı delil sunulmadığından, görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olup, taraf delillerini toplayıp, esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Belirtilen nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, 6100 HMK'nın 353/(1)-a-3 maddesi uyarınca kaldırılarak, dosyanın görevli olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,\" dair karar verilmiştir.<br>Dairemizin kararından sonra İlk derece mahkemesi tarafından verilen 23.05.2023 tarih ve 2023/183 Esas, 2023/353 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Somut olayda davacı senetteki imzayı inkar etmemiş; bononun tanzim nedenini davalı şirket ile aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin teminatı kapsamında olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tesbitini istemiştir. Davalı ise, bononun davacıya elden verilen borçların karşılığı olduğunu savunmuştur. Davacının ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülünden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında gerekçeli inkar (vasıflı ikrar) gündeme gelecek olup bu durumda vasıflı ikrar halinde, ispat külfeti, vakıayı ileri süren davacının sorumluluğundadır.  Davacı,  iddialarını usulüne uygun delillerle ispat etmelidir. HMK'nın 200. maddesi uyarınca bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki değerleri iki bin beş yüz türk lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerektiği hükmü mevcuttur. Dava konusu olayda işlemin yapıldığı tarihte dava konusu uyuşmazlığın değerinin senetle ispat sınırının üzerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf tanık dinletme talebinde bulunmuş olup, Mahkememizce davacı tarafın tanık dinletme talebinin yukarıda ki gerekçelerle reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispata yarar delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine,\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF EDEN: Davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 26.06.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı tarafça müvekkili aleyhine açılmış olan menfi tespit davasında Karşıya Asliye Ticaret Mahkemesinin istinafa konu 23.05.2023 tarihli kararında davanın reddine dair karar verildiğini, yerel mahkemece davanın reddi kararı ile birlikte davacı aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerekirken bu yönde hüküm tesis edilmemiş olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından açılmış olan menfi tespit davasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin alacağına ulaşmasını geciktirmek ve engellemek kasdı ile açıldığını, dava konusu 20.09.2019 tanzim tarihli 04.01.2021 vade tarihli 15.000-USD bedelli senedin vade tarihinde ödenmemesi üzerine müvekkilinin defalarca davacı borçludan borcunu ödemesini istediğini fakat borcun ödenmemesi üzerine Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/30 D. İş dosyasından ihtiyati haciz kararı alınarak yasal işlemlere başlandığını, ihtiyati haciz kararı ile davacıya ait ... ili ... mahallesi ... ada ... parsel 3 numaralı taşınmazın haczinin yapıldığını, Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün 2021/2828 Esas sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin davacı borçluya 02.06.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı borçlunun ... ili ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parsel 3 numaralı bağımsız bölümüne yapılan haciz hakkında 17.08.2021 tarihinde 103 Davet kağıdı tebliğ edildiğini, 06.01.2022 tarihinde kıymet takdiri raporu tebliğ edildiğini, 16.03.2022 tarihinde satış ilanı tebliğ edildiğini, tüm bu işlemlerden haberdar olan davacının borçlu hiçbir işleme itiraz etmediğini, davaya cevap dilekçelerinde davanın reddi ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, mahkemece davanın reddine karar verilmekle birlikte kötü niyet tazminatı talepleri hakkında hiçbir hükmün tesis edilmediğini, müvekkilinin bir yılı aşkın süredir geçen zamanda alacağını alamadığını, tedbir kararı nedeni ile alacağını tahsil edemeyen müvekkilinin enflasyon ve kur farkı nedeni ile büyük ve reel zararının ortaya çıktığını, mahkeme karar gerekçesinde taraflar arasındaki kambiyo ilişkisinin davacı tarafından tedbir kararı nedeni ile alacağını tahsil edemeyen müvekkilinin bu süreçte ortaya çıkan enflasyon ve kur farkı nedeni ile büyük ve reel zararının ortaya çıktığını, mahkeme kararı gerekçesinde belirttikleri taraflar arasındaki kambiyo ilişkisinin davacı tarafından da kabulde olduğunu, buna rağmen davanın açıldığını, taraflar arasında yargılamayı gerektirir bir husus bulunmadığını, müvekkilinin alacağının likit olduğunu, müvekkilinin lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken kararda bu hususta hüküm tesis edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf başvurularının kabulünü, yerel mahkeme kararının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olması  yönünden kaldırılmasını ve düzeltilmesini, haksız ve kötü niyetli olarak açılan dava nedeniyle davacı aleyhine takip değerinin %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>Davacı vekili tarafından verilen 03.07.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Gerekçeli kararın deliller kısmının eksik yazıldığını, dava dilekçelerinde yer olmasa da davalının ticari defterlerinin deliller arasında olduğunu, ön inceleme duruşmasında davalı vekilinin de huzurunda ticari defter isteği mahkeme tarafından kabul edildiğini ve itiraz etmemesi sebebiyle de davalı vekili tarafından zımmen onaylandığını, ara karar uyarınca defterler delil kabul edildikten ve aksine başkaca bir ara kararda almamışken deliller arasında ticari defterleri saymamanın eksiklik olduğunu, gerekçeli karar incelendiği zaman ret gerekçesi iddianın gerekli delillerle ispat edilemediği düşüncesinde olduğunu, ticari defter delilinin önem arz ettiğini, şahit delilleri mahkemece kabul edilmediğini, icra takibine konu senet kat karşılığı inşaat sözleşmesi, ticari defterler, icra dosyası ve tapu kayıtlarının menfi tespit davası açısından kabul edilebilir yazılı delil olduğunu ve delilleri karar verilirken dikkate alınmadığını, senet dahi incelenmediğini, senet incelendiği zaman miktar yazılması gerekirken boşlukların hemen yanında para birimini belirten kısımların TL şeklinde değil YTL şeklinde olduğunu, söz konusu yazılı delilleri destekler nitelikte şahitlerinin dinlenmediğini, senedin imza zamanı ve aynı durumda bulunan diğer kat maliklerinin senet verip vermediğinin anlaşılabileceğini, ara karar gereği delil kabul edildiği aşikar olan kesin süreye rağmen mahkemeye verilmemesi sebebi ile ara karar gereği defter içeriği ile ilgili iddialarının kabulünün gerektiğini, fakat ticari defterlerin yukarıda izah edildiği üzere görmezden gelindiğini, söz konusu defterlerin davanın en önemli delilleri olduğunu, cevap dilekçesi incelendiğinde davalı tarafın senedin borç karşılığı alındığını iddia ettiğini, ticari bir şirket olan davalının ticari bir ilişkisi olmayan davacıya borç verebileceği kabul dahi edilse bu konu ile ilgili bir karar alınması gerektiğini ve hem kararın hem de borç kaydının ticari defterlere işlenmesi gerektiğinin açık bir şekilde ilgili mevzuatta emredici hükümler ile belirtildiğini, 20.10.2022 tarihli ön inceleme duruşmasının 4. Maddesi uyarınca defterleri sunmamaları sebebi ile defterler lehine delil olarak kabul edildiğini ve defter içeriği ile ilgili iddiaların mahkemece doğru kabul edildiği hüküm altına alındığını, bu durumda tarafların aralarında davacı tarafından bitirilmemiş ve başkasına devredilmiş kat karşılığı inşaat sözleşmesi dışında bir ticari ilişki olmadığını ve davalının davacıya borç vermediğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalının iddiasının aksi yönde olduğunu, hem iddiaları ispatlanıp hem de borcun kaynağına ilişkin ispat yükünün davalıya geçtiğini, davaları hukuken geçerli bir mahkemece hüküm altına alınmış deliller ile ispat edildiğini, mahkemenin kendi kararının aksine delillerin ispat için yetersiz olması sebebi ile davayı reddetmesi sebebi ile yerel mahkeme kararının bozulmasını, davalarının kabul edilmesini, yargılama masraflarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talebi ile yerel mahkeme kararının istinaf mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından verilen 14.09.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin değerlendirme kararı ile özetle; \"...Mahkememizin 23/05/2023 gün 2023/183 Esas, 2023/353 Karar sayılı kararının Davacı ... Vekili Av. ...'ın tarafından  istinaf edilmemiş sayılmasına, \" dair karar verilmiştir.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık,  menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.   <br> 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası yönünden;  borçlu, anılan maddeye göre, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Diğer bir deyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir. (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233)  Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.<br> 6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” <br><br>Somut olayda,    taraflar arasında Karşıyaka 2.Noterliği'nin  08/06/2009 tarihli 29040 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” başlıklı kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; eser sözleşmesinin teminatı olarak  verildiği iddia olunan bonodan dolayı borçlu olunup olunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle davaya konu bononun davalıya verildiğini, sözleşme gereklerinin yerine getirilmediğini,  bononun bedelsiz kaldığını ileri sürerken, davalı vekili davada ileri sürülen hususların yazılı delille ispatlanması gerektiğini, bu hususta davacının somut bir delil ortaya koyamadığını savunmaktadır. Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2828 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bono, 20/12/2019 tanzim ve  04/01/2021 ödeme tarihli,  15.000USD  değerinde bonodur. Bu bononun veriliş sebebi nakden olarak yazılı bulunmaktadır. Davacı taraf bu bononun taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden verildiğini iddia etmekte ise de bu sözleşmenin hükümleri incelendiğinde senet verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Senedin tanzim tarihi ile taraflar arasındaki sözleşmenin tarihleri de dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği sonucuna ulaşılamamaktadır. Sözleşme tarihi 05/08/2009 iken senedin tanzim tarihi 20/12/2019 olup, sözleşmenin imzalanmasından uzun bir süre sonra senedin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durum da davacının iddialarının yerinde olmadığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır.  Tüm bu delillere göre davacı tarafça davaya konu senedin kat karşılığı inşaat sözleşmesi karşılığında ve boş olarak verildiğinin ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. <br> Davalı tarafın istinaf sebebi İİK 72/4 maddesinde düzenlenen alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almaktan doğan zararının talebine ilişkindir. İİK 72/4 maddesi uyarınca kural olarak ihtiyati tedbir kararı uygulanmış ise davalı alacaklı lehine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminat hükmedilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince İİK 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde 11/04/2022 tarihinde karar verildiği,  İcra Müdürlüğünün 13/04/2022 tarihli tensip kararı ile kararın uygulandığı belgeler incelemesinden anlaşılmıştır. Bu durumda, menfi tespit davasında İİK 72/4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararının uygulandığı ve menfi tespit davasının reddine karar verildiği anlaşıldığından alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı alacaklı yararına tazminat hükmedilmesi gerektiği halde bu durumun gözetilmeyerek ilk derece mahkemesince davalının bu hususundaki talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A)1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının yukarıda belirtilen gerekçeler nedeni ile  6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin  istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeni ile KABULÜNE, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.05.2023 tarihli 2023/183 Esas, 2023/353 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>B) Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine: <br>1-Davanın REDDİNE.<br>2-İİK 72/4 maddesi uyarınca 116.767,00 TL  alacağın %20 si olan 23.353,40-TL tazminatın davacı borçludan alınarak, davalı alacaklıya verilmesine, <br>3-Alınması gereken 179,90-TL maktu harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 1.994,09-TL peşin harçtan mahsubu ile, fazlaya ilişkin alınan 1.814,19 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine.<br>4-AAÜT uyarınca 18.515,05-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya  ödenmesine.<br>5-Davacı tarafından sarf edilen  yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına.<br>C)İstinaf Yargılaması Bakımından:<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, 427,60 TL alınması gerekli istinaf maktu karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 247,70 TL  harç davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>2-Davacı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>3-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verildiğinden 179,90 istinaf nispi karar harcın talebi halinde yatıran davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,<br>4-Davalı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-HMK'nın 333/(1). maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının ilgililerine iadesine, <br>6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e954dc9eb974aa3a","SID":"c5f3b9e481b9da67"}}