{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/85<br>KARAR NO\t\t: 2024/320<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  \t  <br>ESAS NO \t\t: 2014/1401<br>KARAR NO\t\t: 2021/747<br>DAVA TARİHİ\t: 17.11.2014<br>KARŞI DAVA TARİHİ\t: 08.12.2014<br>KARAR TARİHİ\t: 05.10.2021<br>DAVA\t\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak <br>KARŞI DAVA\t: Sözleşme Harici İşlerin Bedelinin ve KDV'nin Tahsili<br>KARAR TARİHİ\t: 22.02.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 22.02.2024<br><br>İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.10.2021 tarihli 2014/1401 Esas, 2021/747 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı/karşı davalı vekili ile davalı/karşı davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalı yüklenicinin, 23/10/2013 tarihinde müvekkiline “KDV hariç toplam 165.000,00 TL bedel karşılığında su borulu kazanın mekanik ızgara ve yakma sisteminin kurulması ve kurulumun 60 gün içerisinde gerçekleştirilmesi” konusunda teklif verdiğini, müvekkilinin de teklifi aynı gün kabul ettiğini, müvekkilinin ücret dahil sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının, sistemi sözleşme gereği 01/05/2014 tarihinde çalışır halde teslim etmesi ve işletmeye alması gerekirken, kurulum için gereken malzemelerin 16/04/2014 tarihinde sahaya getirildiğini, 17/04/2014 tarihinde montaj işleminin gerçekleştirildiğini, 21/04/2014- 26/04/2014 tarihleri arasında baca montajının (ıslak filtre) gerçekleştirildiğini, ancak tüm uyarılara rağmen davalının sistemi çalışır halde teslim etmesi gereken tarihte teslim etmediğini, davalının taahhüdüne aykırı olarak 23/07/2014 tarihinde müvekkiline teslim ettiği sistemin ilk günden itibaren gereği gibi çalışmadığını, beklenen verimin elde edilemediğini, sorunların 01/08/2014 tarihinde müvekkili tarafından giderilmeye çalışıldığını, bu süreçte de doğal gaz kullanan müvekkilinin ayrıca zarara uğradığını, davalının, müvekkiline gönderdiği 23/07/2014 tarihli yazıda sistemde mevcut bir kısım aksaklıkların varlığını kabul ettiğini, bunların giderildiğini ileri sürdüğünü, müvekkilinin diğer istekleri konusunda herhangi bir beyanda bulunmadığını, müvekkilinin başvurusu üzerine Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından inceleme yapıldığını ve 08/08/2014 tarihli, 30.0/10088 sayılı raporda kazanda belirlenen eksikliklerin belirtildiğini, tarafsız kuruluşlarca yapılan incelemelerde de aynı sonuca varıldığını, müvekkilinin, davalıya İzmir 27. Noterliği’nden gönderdiği 16/09/2014 tarihli, 18943 yevmiye numaralı ihtarname ile “zararın tazminini” istediğini, davalının İzmir 36. Noterliği’nin 08726 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verdiğini ve kusur ile sorumluluğu reddettiğini, davalının BK’nın 472. maddesi çerçevesinde müvekkiline herhangi bir şekilde bildirimde bulunmadığını, davalının sadakat ve özen borcuna aykırı davrandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (müvekkilinin yapmak durumunda kaldığı masraflar, kar kaybı dahil) şimdilik 110.227,50 TL’nin davalıdan tahsiline, sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, davalıya ödenen sistem bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>YANIT:<br>Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin, ...’in bir fabrikasından sökerek satın aldığı su borulu kazanın mekanik ızgara ve yakma sistemi bir takım onarımlardan geçirilmiş halde iş yerinde bulunmakta iken, karşı taraf yetkililerinin “bu sistemin kendi fabrikalarında mevcut su borulu kazana monte edilerek çalışır duruma getirilmesi” için istekte bulunduklarını ve fiyat teklifi verildiğini, müvekkilinin fabrikasında ...'ten sökülerek getirilmiş ve onarımdan geçirilmiş olan sistemin karşı taraf yetkilisine gösterildiğini, sistemin mevcut haliyle bir hafta boyunca sürekli çalıştırılarak denendiğini, karşı taraf şirket yetkilisi ...’ın bu süre zarfında defalarca gelerek sistemi sorunsuz bir şekilde çalışırken gördüğünü ve verilen fiyat teklifini kabul ederek sistemin kendi fabrikasındaki kazana monte edilmesi işine onay verdiğini, yapılacak işin bedelinin 165.000,00-TL + KDV olacağının kararlaştırıldığını, müvekkili yetkililerinin karşı taraf şirket yetkililerini uyararak “yeni yakma sisteminin mevcut eski yakma sisteminden kapasite olarak daha büyük olduğunu, bu nedenle kazandaki mevcut fan sisteminin ve emiş sisteminin yetersiz kalacağını, verimli bir yanma olmayacağını, buna göre yeni yakma sistemine uygun olarak hava üfleme ve emiş sisteminin kapasitesinin artırılması gerektiğini” bildirdiklerini, sözleşmede sistemin 01/05/2014 tarihinde teslim edileceğinin belirtildiğini, karşı taraf şirketin müvekkiline gönderdiği 16/06/2014 tarihli yazısından “montajın 01/05/2014 tarihinde bittiği ve yakmaya geçildiği” hususunun anlaşılacağını, montajda gecikme yaşanmadığını, ayıp ihbarının yasal süre içerisinde yapılmadığını, davacı tarafın montaj için yer tesliminde geciktiğini, bu nedenle sürenin 01/05/2014 tarihine uzadığını, kazanın çalışır durumda teslim edilmediğine ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, karşı tarafa gönderdikleri İzmir 36. Noterliği'nin 29/09/2014 tarihli ve 08726 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı şirketin sonradan ortaya çıkan isteklerinin yerine getirilmesi amacıyla yapılan ek işler ve parça değişimleri nedeniyle toplam KDV dahil 44.095,71-TL alacaklı olduklarını bildirdiklerini, müvekkilinin monte ettiği sistemin şu an verimli bir şekilde kullanıldığını, zira; davacı tarafın müvekkilinin yetkililerinin başlangıçta yaptığı uyarıları çok daha sonradan dikkate alarak kazan içerisine ek fan sistemi monte ettirerek sorunu giderdiğini, müvekkilinin sistemin yetersizliğinin az da olsa giderilebilmesi amacıyla döner ızgara arasına ek hava borularını yerleştirdiğini, bunun bedelinin 1.800,00-TL + KDV olduğunu, karşı tarafın isteği üzerine mekanik ızgaranın çalışır durumdaki ana redüktörünün yenisi ile değiştirildiğini ve adaptasyonun yapıldığını, bedelinin 9.661,25-TL + KDV olduğunu, davacıya ait fabrikada kazanın kurulu olduğu bölümün dar olması ve ıskarta kömürün dışarıya atılmasının zor olması nedeniyle teklifte olmadığı halde istek üzerine mekanik (motorlu) bir bantın üretilerek yerleştirildiğini ve çalışır durumda teslim edildiğini, bedelinin 7.800,00-TL + KDV olduğunu, istek üzerine mekanik ızgaranın kapasitesinin artırılması için ızgaranın uzatılması işleminin yapıldığını, bedelinin 2.740,00-TL + KDV olduğunu, palet altı makaraların ek istek doğrultusunda müvekkilinin fabrikasında üretilerek değiştirildiğini, bedelinin 9.500,00-TL + KDV olduğunu, ıslak filtrenin bacaya bağlantısı teklifte olmadığı halde müvekkili tarafından yapıldığını ve çalışır durumda teslim edildiğini, bedelinin 3.600,00 TL + KDV olduğunu, kömür taşıyıcı döküm paletlerin yedeği olarak 180 adet palet verildiği, bu malzemelerin bedelinin 2.268,00-TL + KDV olduğunu, böylece ilave işlerin toplam bedelinin 37.369,25-TL + KDV (44.095,71 TL) olduğunu, bunların bedellerinin ödenmediğini, yine fiyat teklifinde belirtilen 165.000,00-TL'nin KDV tutarı olan 29.700,00 TL'nin de düzenlenen fatura gereği geri ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin toplam alacağının 73.795,71-TL olduğunu belirterek, davanın reddine, karşı davanın kabulü ile toplam 73.795,71 TL'nin cevabı ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 01/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 05.10.2021 tarih ve 2014/1401 Esas, 2021/747 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Toplanan ve sunulan deliller, aldırılan kök ve ek raporlar ile tüm dosya içeriği değerlendirildiğinde; davalı-karşı davacı yüklenici, davacı-karşı davalı şirkete ait fabrikada bulunan su borulu kazana “su borulu kazanın mekanik ızgara ve yakma sistemini monte etme ve çalışır hale getirme” işini yüklenmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmada amaç, davalı-karşı davacının kendi fabrikasında onarımını ve montajını gerçekleştireceği su borulu kazanın mekanik ızgara ve yakma sistemini davacı-karşı davalı şirketin buhar kazanına monte etmek suretiyle kazanın veriminin yani performansının artırılmasıdır. Nitekim; bu husus teklifin 3. maddesinde; “kazanda saatte 2 ton/h Soma kömürünün verimli bir şekilde yanar hale getirileceği” şeklinde düzenlenmiştir. Davaya konu kazan bir buhar kazanıdır. Davacı-karşı davalı iş sahibi, aralarındaki anlaşmaya göre inşaat işlerinin tamamını yapmayı ve ateş tuğlalarının örülmesi işini üzerine almış; davalı-karşı davacı yüklenici de kömür kazanın altına mekanik döner ızgara, zincirli, döner ızgaralı, otomatik kömür besleme mekanizmasının revize edilmesi, tamir ve tadilatı, hava üfleme borulama sistemini, ıslak filtre sistemini ve deşarj sistemini kurmayı yüklenmiştir. Ancak davaya konu kazandan istenen ve beklenen verim alınamamıştır. Bunun sebebi; yakıtı ocağın içerisine alma işlemini yapan yani kömür taşıyan ızgara parçalarının bir kısmının aşınması, bir kısmının yüksek ısı nedeniyle kırılması, bu şekilde sistemin kilitlenmesi ve hava debisinin yetersiz olması nedeniyle kömürün tam yanmasının sağlanamamasıdır. Dolayısıyla sistemin sorunsuz olarak çalışır bir şekilde teslimi davalı-karşı davacı yüklenicinin yükümlülüğündedir. Taraflar arasındaki teklifte ve anlaşmada fan ve emiş sisteminin hangi tarafça yenileneceği konusunda bir düzenleme yoktur. Bilirkişilerin tamamı “fan ve emiş sisteminin su borulu kazanın mekanik ızgara ve yakma sisteminin parçaları olduğu, tam yanmanın sağlanması için gerekli ve elzem olan parçalardan olduğu, eğer bir iyileştirmede yanma ve verim artışı taahhüt ediliyor ise mutlaka fan ve emiş sisteminde yapılacak iş ve işlemlerden söz edilmiş olacağı” hususunda ortak görüşe varmışlardır. Benimsenen bu görüş çerçevesinde mahkememizce de fan ve emiş sisteminin davalı tarafça yüklenilen edimin olmazsa olmazı olan zorunlu bir parçası olduğu ve davalı-karşı davacı tarafın taahhüdü içerisinde sayılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Zira; her ne kadar teklifte yer almasa da tacir olan davalı-karşı davacı, teklifte belirtilen Soma kömürünün kullanımda vereceği ısının hesabını yapması, buna göre  kazanın kapasitesini görerek ve öngörerek dayanıklı malzeme ile işi yapması daha doğru bir anlatımla teklifin 3. maddesindeki taahhüdüne uygun şekilde hareket etmesi ve işlem yapması gerekirken bunu yapmamış, basiretli bir tacir gibi davranmamıştır. Fan ve emiş sisteminin davalı-karşı davacının yükümlülüğünde olduğu ve sözleşme harici iş olarak nitelendirilemeyeceği ve davalı-karşı tarafça istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davacı-karşı davalı tarafça gönderilen ihtarnamede belirtilen ve dava konusu edilen zarar kalemleri ile ilgili olarak değerlendirme yapıldığında; asıl dava yönünden; rapor ve ek raporların çoğunluğunda \"İzmir 27. Noterliği'nin 16/09/2014 tarihli ihtarnamesinde belirtilen ve dava konusu edilen işler ile yapılan masrafların dava konusu sistemin verimli olarak çalışması için yapılması gerekli işler olduğu ve fan ve emiş sisteminin de genel olarak sistemin verimli olarak çalışması için gerekli ve ayrılmaz bir ekipman olduğu\" hususuna işaret edildiği; davalı-karşı davacının kazandaki mekanik ızgara ve yakma sistemi sorununu çözemediği, kazan verimini taahhüt ettiği seviyeye çıkaramadığı, işi ayıplı yaptığı ve bu ayıp nedeniyle davacı-karşı davalının sistemi kullanamadığı, ayıpların dava konusu sistemde davacı-karşı davalının kullanamayacağı veya kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplar olduğu, davacı-karşı davalının dava konusu sistemin çalışması için yaptırmak durumunda kaldığı  \"ızgara taşıyıcı palet parçalarının eski aşınmış, çatlamış olanların bir daha sıkışmaya sebebiyet vermemesi için değiştirilmesi; ıslak filtrenin karbon çelik bacadan ayrılması ve sökülmesi durumunda açık kalacak bağlantı noktalarının tamiratı; taşıyıcı palet altı makaralardan ölçüsü uymayanların yenileri ile değiştirilmesi; davalı-karşı tarafından döner ızgara içine yerleştirilen havalandırma borularının yapılmaması nedeniyle hava taşıma ve üfleme sisteminin bağlanması; fan satın alınması; davalı-karşı davacı tarafından ızgara içine yerleştirilen boru sisteminin kömürün hava ile temasını randımanlı bir şekilde sağlayamaması nedeniyle kutu şeklinde hava taşıma ve üfleme sistemi tedariki; sisteme ilişkin sorunların incelenmesi ve raporlanması; kömür kazanını kapatıp doğalgaz kazanı yakması\" gibi işlemler nedeniyle menfi zararının doğduğu, bu işlemlerin davalı-karşı davacının taahhüdünde yer alan ve sistemin anlaşmaya uygun şekilde çalışması için yapılması gereken işlemler olduğu, 3. firmalara yaptırılan işlerin eldeki bu davanın taraflar arasındaki anlaşmaya göre davalı-karşı davacı tarafça taahhüt edilen fonksiyonu sağlayacak işlerle aynı işler olduğu, yani farklı ya da fazladan yaptırılmış işler olmadığı, bu işlerin toplam bedelinin  ek raporda 27.635,50 TL olarak belirlendiği, davacı-karşı davalının bu zararı istemeye hak kazandığı, yine dava dışı firmalara uygun olmayan ıslak filtre sisteminin sökülüp geri götürülmesi için ödenen 10.000,00 TL; taşıyıcı palet altı makaralardan ölçüsü uymayanların yenileri ile değiştirilmesi, bu işlemin başka bir firmaya yaptırılması için ödenen 9.500,00 TL ve ıslak filtrenin karbon çelik bacadan ayrılması ve sökülmesi durumunda açık kalacak bağlantı noktalarının tamiratı için ödenen 2.000,00 TL toplamı olan 21.500,00 TL'nin davacı-karşı davalı tarafça istenebileceği; sistemin çalışmaması nedeniyle sorunların incelenmesi ve raporlanması için uzman kuruluşlara ödenen 2.690,00 TL ve sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle davacı-karşı davalının karşı tarafa ödediği sistem bedeli olan 165.000,00 TL'nin davalı-karşı davacıdan istenebileceği, böylece davacı-karşı davalının toplam alacağının 217.094,50 TL olduğu, bunun haricindeki diğer zarar kalemlerine ilişkin isteğinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, asıl davanın miktar üzerinden kısmen kabulüne; davacı-karşı davalı tarafından sözleşmeden dönülmüş olması ve sözleşme bedeline KDV'nin dahil edilmemiş olması nedeniyle ve sözleşme harici yapıldığı ileri sürülen işlerin sistemin çalışması için yapılması zorunlu olan işler olması nedeniyle ise davalı-karşı davacı tarafın alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığından karşı davanın reddine\" dair asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF EDEN: Davalı/karşı davacı vekili ile davacı/karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı-karşı davalı vekili tarafından verilen 14.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davalı-karşı davacı tarafından yapımı üstlenilen ve belirli bir kapasite çalışacağı taahhüt edilen sistemin sistemdeki ayıplım imalatlar sebebi ile hiçbir zaman davalı karşı davacının üstlendiği kabiliyette çalışmadığını, zaman zaman kilitlenerek durma noktasına geldiğini ve sistemin onarımı döneminde de yapılan onarım çalışmaları sebebiyle yine çalışmadığını, davalı karşı davacının taraflar arasındaki sözleşmeden doğan edimini gereği gibi yerine getirip sistemi en baştan taahhüt edilen tarihte çalışır vaziyette müvekkili şirkete teslim etse idi müvekkili şirketin tüm bu masraf ve zararlara katlanmak zorunda kaymayacağından müvekkili şirketin sistemin gereği gibi çalışmaması sebebi ile yaptığı masraflar ve uğradığı tüm zararlar ile yoksun kaldığı karın davalı karşı davacıdan tahsil edilmesi gerektiğini, bu hususlar dahilinde ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilen ve davalı karşı davacıdan tahsiline karar verilen zararlar dışında reddine karar verilen diğer zarar kalemlerine ilişkin de talepleri kabul edilerek açıkladıkları zarar ve masraf bedellerinin de davalı karşı davacıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafından saatte 2 ton soma kömürü yakabilecek bir sistem taahhüt edilmiş iken davalı karşı davacının iş bu taahhüdünü yerine getirmediğini, ithal kömür yakmak zorunda kalan müvekkilinin şirketin bu durumdan kaynaklı katlanmış olduğu masrafın davalı karşı davacıdan tahsil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin her türlü gayretine karşın beklenen faydayı sağlamayan ve gün geçtikçe zarar eden müvekkilinin bu sebeple davalı tarafından imali ve montajı gerçekleştirilen havalandırma sistemini sökmek ve yeni bir sistem tesis etmek durumda kaldığından...isimli firma ile sözleşme imzaladığını ve firmanın çalışma süresince kömür kazanını kapatıp doğal gaz kazanını yakmak zorunda kaldığını, bu sürede katlanılan 16.613,00 TL tutarındaki doğal gaz kömür farkına ilişkin giderin davalı karşı davacı şirket tarafından karşılanması gerektiğini, davalı karşı davacı tarafından atölyede denenmemiş olan ve 4 kez kazıklayan döner ızgara sebebiyle davacı karşı davalı müvekkilinin fabrikasında kömür yerine doğal gaz kullanmak zorunda kalınması neticesinde 2014 mayıs ve haziran aylarında maruz kalınan zarar toplamının 6.000,00 TL olduğunu, bu zararın kaleminin de davalı karşı davacıdan tahsil edilmesi gerektiğini, dava konusu hava taşıma ve üfleme sisteminin yetersizliği nedeniyle kömürün yanma veriminin düşmesi ve cüruf atılan külde ortalama %23 oranında kalori kalması neticesinde ortaya çıkan israf dolayısıyla müvekkili şirketin maruz kaldığı 12.280,00 TL tutarındaki giderin davalı karşı davacıdan alınması gerektiğini, davacı karşı davalı müvekkilinin sözleşmeden dönme hakkını kullanmış olması sebebi ile TBK madde 112 çerçevesinde yoksun kaldığı kararın tazminini talep edebileceğini, sözleşmeden kaynaklanan sadakat ve özen borcunu gereği gibi yerine getirmeyen davalı karşı davacının imal ve montajını gerçekleştirdiği sistemden kaynaklı müvekkili şirketin uğradığı tüm zararını ve mahrum kaldığı kar kaybını tazmin etmesi gerektiğini, dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıkları üzere huzurdaki davanın yargılamasında tanzim edilen bilirkişi raporlarının tamamında davalarındaki taleplerinin haklılığı ve karşı tarafın davasındaki haksızlığı ortaya koyulduğunu, dosya kapsamında toplanan delillerin taraflarınca sunulan bilgi ve belgeler ile tanık beyanları dikkate alınarak davacı tarafın soyut ve varsayımsal iddialarını yazılı belgeler ile kanıtlaması gerektiğini, ispata elverişli somut herhangi bir delil sunamamış olması sebebi ile hukuka aykırı ve dayanıksız iş bu istinaf başvurusunun reddini, tehiri icra talepleri kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar yerel mahkeme kararının uygulanmasının geri bırakılmasını, mahkeme kararının kaldırılmasını, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın tümden kabulünü, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>Davalı-karşı davacı vekili tarafından verilen 15.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin ...'in bir fabrikasından sökerek satın aldığı “Su Borulu Kazanın Mekanik Izgara ve Yakma Sistemi” bir takım onarımlardan geçirilmiş halde iş yerinde bulunduğunu, davacı karşı davalı şirket yetkililerin bu sistemin kendi fabrıkalarında mevcut su borulu kazana monte edilerek çalışır vaziyete getirilmesi işi için talepte bulunmaları üzerine müvekkili şirketin yetkilisi olan ... imzası ile kendilerine cevap dilekçelerinde ekte sundukları fiyat teklifinin verildiğini, fiyat teklifinde sistem üzerinde yapılan onarımlar ve değişikliklerin belirtilmiş olduğunu, sistemin monte edilmesi aşamasında vinç giderleri, kazanda yapılacak kazı ve beton kemer ve duvar işleri ve su tesisatının depolama tankına bağlanması işlerinin davacı-karşı davalı şirket tarafından yapılması gereken işler olarak sıralandığını, fiyat teklifine teslim süresinin şifahi görüşme ile tayin edileceği yazıldığını, yapılacak iş bedelinin 165.000,00 TL+KDV olacağının belirtildiğini, müvekkili şirketçe gerekli malzemelerin ve yerleştirilecek isstemin zamanında iş yerine getirildiğini, kazan içindeki ve etrafındaki inşaat işlerinin davacı-karşı davalı şirket tarafından yapımı uzun sürdüğünü, montaj için yer tesliminin de gecikme olduğunu, başlangıçta fiyat teklifindeki tarihlere göre montaj işleminin bitim tarihinin 01.05.2024 e uzadığını, davacı-karşı davalı şirketin İzmir 27. Noterliğinin 16.09.2014 gün ve 18943 yevmiye nolu ihtarnamesini göndererek gerçek dışı bir takım iddiaların ileri sürülerek haksız taleplerde bulunduklarını, yargılama süresince davanın teknik yönü ile ilgili olarak üç ayrı makine mühendisi heyeti tarafından kök raporlar düzenlendiğini, itirazlar üzerine çok sayıda ek rapor da düzenlendiğini, müvekkili şirket yetkililerinin fan ve üfleme sisteminin yetersizliği konusundaki ikazlarını dinlemeyen davacı karşı davalı şirket yetkilileri fazla masraf yapmaktan kaçındıkları için işe yarayabilir düşüncesi ile döner ızgara arasına ek hava boruları yerleştirilmesini talep ettiklerini, talep üzerine fiyat teklifinde yer almayan \"hava üfleme borulama sistemi\" işinin müvekkili şirket ilave iş olarak yaptığını, sözleşme dışı talep edilen işin doğal olarak mevcut sorunu kökten giderebilecek bir iyileşme olmadığını, davacı - karşı davalı şirket yetkililerinin işe yarayabilir diye düşündükleri palyatif bir işlem olduğunu, fan ve emiş sisteminin yenilenmesi işinin sorumluluğunun müvekkili şirkette olmadığını kabul eden bilirkişilerin düzenledikleri raporlarında müvekkili şirketçe mevcut kazana monte edilen yakma sisteminin kusurlu olduğunun belirtmiş olmaları ve bu görüşlerine dayanak olarak davacı - karşı davalı şirketin özel talebi ile makine mühendisleri odası izmir şubesi tarafından düzenlenen 08.08.2014 tarihli rapor ile yine davacı-karşı davalı şirketin özel talebi ile ... Şti. tarafından düzenlenmiş olan 29.08.2014 tarihli raporlarda belirtilen görüşleri esas alarak görüş oluşturmaları ve müvekkili şirkete kusur atfetmiş olmalarının doğru olmadığını, dava ile ilgili verilen kararı kabul anlamında olmamak üzere yerel mahkemenin gerekçeli kararının “Hüküm” kısmında asıl dava ile ilgili “Kısmen Kabul” kararı verildikten sonra, “Dava konusu su borulu kazanın davalıya iade edilmesi koşulu ile; makine bedeli ve zarar bedeli olan 217.094,50 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak, davacı-karşı davalıya verilmesine” denerek hüküm kuruduğunu, dava konusunun “su borulu kazan” olarak nitelendirilmesi doğru olmadığını, dava konusu olan bu kazana müvekkili şirket tarafından monte edilmiş olan “Su Borulu Kazanın Mekanik Izgara ve Yakma Sistemi” olduğunu, asıl ve birleşen karşı dava ile ilgili tehiri icra kararı verilmesini, yerel mahkemenin asıl dava ile ilgili kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi veya yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, birleşen karşı davaları ile ilgili kararın ise kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi veya yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, her iki dava ile ilgili yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Dava, eser sözleşmesinin feshi ve tazminat, karşı dava ise ilave iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.<br> Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp,  sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. <br> Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir.  Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır.  Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür.   Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın  477/3. maddesi  ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin  yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir.  Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir.<br> Sözü edilen TBK'nun 475. maddesinde yapılan şeyin iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olursa iş sahibinin o şeyi kabulden kaçınabileceği ve bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, aynı maddenin II. fıkrasında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin kıymetinin noksanı nispetinde bedelden indirim ve eğer o işin onarımı büyük bir masrafı gerektirmez ise yükleniciyi onarmaya mecbur edebileceği hükmü getirilmiştir. Bunlar eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin haiz olduğu haklardır. Eser sözleşmesinde iş sahibi sözleşmeden dönerek bedelin iadesini istese de, eser kabule zorlanamayacak derecede ayıplı değilse, hakim bilirkişiye ayıp giderim bedelini belirleterek bedelde indirim yapabilir (Yargıtay 15. HD. 6.7.2020 T, 2019/3080-2020/2116 ve aynı Dairenin 15.10.2019 T, 2019/2856-3943 sy. Kararları). Davacı iş sahibinin kullanacağı seçimlik haklar yenilik doğuran haklardan olduğundan bir kez kullanılmakla tükenir. Ancak, iş sahibi eserdeki ayıbın onarım suretiyle giderilmesini talep etmiş ve yüklenici bu talebi yerine getirmemiş veya hal ve tavırlarından yerine getirmeyeceği de anlaşılıyorsa böyle bir durumda iş sahibinin ayıplı imalat nedeniyle sözleşmeden dönme hakkı yeniden canlanır ve bu seçimlik hakkı kullanabilir.   <br>Somut olayda, uyuşmazlık 23/10/2013 tarihli su borulu kazanın mekanik ızgara ve yakma sisteminin kurulmasına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı, 6098 sayılı yasanın 475.maddesi gereğince ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istemektedir.   Bilirkişi raporlarında, davalı şirketin davacı ile anlaştığı eser sözleşmesi ile yüklendiği edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediği, yapılan işlerin TBK'nın 474 ve devamı maddeleri anlamında ayıplı olduğu, davacının 16/06/2014 ve 22/07/2014 tarihli ihtarı ile belirlediği ayıpları davalıya detaylı olarak bildirdiği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı tarafın sözleşmeden döndüklerini bildirmiş olması karşısında koşulları varsa isteyebileceği zarar menfi zararlardır. Menfi zarar, fiili zarar ile yoksun kalınan kârdan oluşur. Sözleşmenin kurulması için yapılan giderler, sözleşmenin geçerliliğine güvenilerek başkası ile sözleşme yapma fırsatını kaçırması yüzünden uğradığı zarar, sözleşmeden doğan borçların yerine getirilmesi için yapılan giderler menfi zarar kapsamında sayılabilecek zarar kalemleridir. Yani davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sözleşme hiç yapılmamış olsaydı katlanmayacak olduğu masrafların ödenmesini TBK’nın 112. maddesi çerçevesinde isteyebilecektir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davaya konu kazandan istenen ve beklenen verim alınamadığı anlaşılmaktadır.  Bunun sebebi; yakıtı ocağın içerisine alma işlemini yapan yani kömür taşıyan ızgara parçalarının bir kısmının aşınması, bir kısmının yüksek ısı nedeniyle kırılması, bu şekilde sistemin kilitlenmesi ve hava debisinin yetersiz olması nedeniyle kömürün tam yanmasının sağlanamamasıdır. Dolayısıyla sistemin sorunsuz olarak çalışır bir şekilde teslimi davalı-karşı davacı yüklenicinin yükümlülüğündedir. Taraflar arasındaki teklifte ve anlaşmada fan ve emiş sisteminin hangi tarafça yenileneceği konusunda bir düzenleme yoktur. Bilirkişilerin tamamı “fan ve emiş sisteminin su borulu kazanın mekanik ızgara ve yakma sisteminin parçaları olduğu, tam yanmanın sağlanması için gerekli ve elzem olan parçalardan olduğu, eğer bir iyileştirmede yanma ve verim artışı taahhüt ediliyor ise mutlaka fan ve emiş sisteminde yapılacak iş ve işlemlerden söz edilmiş olacağı” hususunda ortak görüşe varmışlardır. Bu durumda, sözleşmenin feshedildiği de dikkate alındığında davalı-karşı davacının yapılan bu işlerin bedelini talep etme olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı/karşı davacı vekili ile davacı/karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.10.2021 tarihli 2014/1401 Esas, 2021/747 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı/ karşı davalı ... Şirketi vekili ile davalı/karşı davacı ... Şirketi vekilinin bu karara karşı yapmış oldukları istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Asıl davada davacı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, asıl dava yönünden alınması gerekli 427,60 TL istinaf  karar ve ilam harcından peşin alınan 209,00 TL'nin mahsubu ile kalan 218,60 TL'nin bu davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Asıl davada davacı ... Şirketi vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Asıl davada davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, asıl dava yönünden alınması gerekli 14.829,73 TL istinaf  karar ve ilam harcından peşin alınan 3.708,00 TL'nin mahsubu ile kalan 11.121,73 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>5-Asıl davada davalı ... Şirketi vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Karşı davada davacı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, karşı dava yönünden alınması gerekli 427,60 TL istinaf  karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin bu davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>7-Karşı davada davacı... Şirketi vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>8-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99f332059a284cd3","SID":"95d66c31f0efcc67"}}