{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2329 Esas<br>KARAR NO: 2024/329<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 26/12/2019<br>NUMARASI: 2017/286 E. - 2019/471 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka ve Tasarıma Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... sayılı \"...\" markanın sahibi olduğunu, davalı yanın ise müvekkiline ait markayı taklit etmek ve bu markayı müvekkili gibi ıslak mendiller üzerinde aynı renk, resen ve ambalajlarda üretme ve piyasaya sürmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ve bu durumun müvekkilini aynı zamanda maddi ve manevi zararlara uğrattığını iddia ederek, müvekkilinin marka ve tasarım haklarına tecavüzün tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, bu suretle üretilen ve ithal edilen ürünler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan makine ve teçhizata el konularak imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını ve hukuki yarar bulunmadığını, uyuşmazlığa konu davacının herhangi bir tescilli tasarımının bulunmadığını, anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını, müvekkilinin tescilli markaları belli olup, davacının tescilli markasıyla ayniyet ya da iltibas içerecek herhangi bir unsur ihtiva etmediğini ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamı, deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı adına tescilli ... sayılı \"...\" markası ile davalı tarafça kullanılan ... sayılı \"...\" ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı, yine dava tarihi itibariyle davacı adına tescilli herhangi bir ambalaj tasarımı bulunmadığı anlaşılmakla, davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin talebi yerinde görülmemiştir. Ancak, davalının \"...\" ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının \"...\" ismini verdiği ambalaj tasarımına, davalının \"...\" ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının \"...\" adını verdiği ambalaj tasarımı, yine davalının \"...\" ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının \"...\" ismini verdiği ambalaj tasarımına benzetmek-yakınlaştırmak suretiyle kullanımının TTK 54.mdsi anlamında haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla, davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davanın kabulü ile, haksız rekabetin tespitine, bu şekildeki ürünlerin üretiminin ve kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine, bu ürünlerdeki ambalajlara el konularak imhasına karar vermek gerekmiştir. Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan bilirkişi incelemesine göre, davacı tarafın yukarıda değinilen ürün satışlarından elde ettiği faaliyet karırın davalının haksız rekabeti sebebiyle önemli ölçüde düştüğü, ancak zarar miktarının tam olarak tespiti mümkün olmadığı anlaşılmakla TBK 50 ve 51. Maddeleri uyarınca haksız rekabetin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumları ve davacının satışlarından meydana gelen düşüş miktarı gözetilerek, 50.000,00 TL olarak takdir edilmiştir. Davacı aynı zamanda manevi tazminat da talep etmiş ise de, TTK'nın 55 maddesi atfı ile uygulanması gereken TBK'nın 58. Maddesi anlamında kabul edilen davalının eylemi manevi tazminat gerektirmediğinden ve böylece manevi tazminat koşulları oluşmadığından, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekmiştir\" gerekçesi ile karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; -50.000,00TL tutarındaki maddi tazminatın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili firmanın davacı tarafın hakkını ihlal edecek kusurlu bir harekette bulunmadığını, davacıyı bir zarara uğratmadığını, müvekkili firmanın ticari defterleri ve gümrük beyannamelerinin incelendiğini, dava konusu ürünleri üretmediğinin açıkça görüldüğünü, müvekkili firmanın davacının muhtemel gelirini etkileyecek bir üretim yapmadığını, zira dava konusu ürünleri o tarihlerde üretmediğini, davacı tarafça aksini gösterecek tek bir delil dahi ileri sürülmediğini, -işbu dava sürecinde alınan bilirkişi raporları neticesinde ortada bir marka hakkına tecavüz olmadığını, dava tarihinden önce tescilli bir tasarımı olmayan davacı aleyhinde tasarım hakkına tecavüzden de bahsedilemeyeceğini ve tasarım olduğunu iddia ettiği paket üstü süslemelerinin de sadece ambalaj desenleri olduğunun tespit edildiğini, alınan son mali bilirkişi raporuyla da müvekkili firmanın dava tarihinden geriye dönük olarak iki yıllık tüm fatura ve gümrük beyannamelerinin incelendiğini,  dava konusu ürünlerden bir tane dahi üretmediğinin tespit edildiğini, davacının ne zararını ne de müvekkilinin kusurunu ispat ettiğini, -davacının işbu davayı ikame ederken asıl iddiasının tasarım ihlali olduğunu, daha sonra iddiaların genişletilmesi yasağını ihlal ederek marka hakkını ileri sürdüklerini, marka hakkına tecavüz iddiası ile başlattıkları davada taleplerinin bir noktadan sonra tasarım hakkına tecavüze döndüğünü, en sonunda tazminat taleplerinin tasarım hakkından yola çıkarak hesaplanmasını talep ettiklerini, her iki marka arasında iltibas teşkil edecek bir benzerlik bulunmadığını, davacının tasarım hakkı ihlali iddialarının da asılsız olduğunu, davacının tescilli bir tasarımı bulunmadığını,  müvekkili firmanın ticari kayıtları incelendiğinde, dava konusu edilen ürünlerin dava tarihinden önce üretilmediğinin açıkça tespit edildiğini,  davacının olmayan bir ürüne dayanarak herhangi bir kayıp yaşadığını iddia etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üretimine daha başlamadığı ürünlerden dolayı davacının 2015 yılındaki gelirini etkilemesinin mümkün olmadığını, en son yapılan mali bilirkişi incelemesinde de müvekkilinin 2 yıllık satış faturaları ve gümrük beyannameleri incelendiğini, satılan her bir ıslak mendilin hangi marka ürünü olduğu ve ne kadar satıldığının kolaylıkla tespit edilebildiğini, Müvekkili firmanın inceleme konusu tarihlerde, yani davacının müvekkilinin \"yoğun haksız rekabet\" eylemlerinde bulunduğunu iddia ettiği tarihlerde ... markası altında \"...\", \"...\" ve \"...\" alt ürün gruplarını üretmediğini, müvekkilinin bu ürünleri ürettiğine dair delil olmadığını, -gazetede ilana ilişkin hükmün de açıkça hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına ve tescilsiz tasarım hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi manevi tazminat davasıdır. Davanın açıldığı tarih itibariyle dava, 554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamedeki hükümler çerçevesinde incelenmiştir. Mahkemece, davalının \"...\" ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacı yanın \"...\" isimli davacının \"...\" ismini verdiği ambalaj tasarımına benzetmek, yakınlaştırmak sureti ile kullanımının TTK. madde 54 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğine, bu şekildeki ürünlerin üretiminin ve kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine, bu ürünlerdeki ambalajlara el konularak imhasına ve ayrıca haksız rekabet nedeni ile 50.000,00 TL maddi tazminatın davacı tarafa verilmesine hükmedildiği anlaşılmıştır. Tasarım hakkına tecavüzden söz edebilmek için 554 sayılı KHK’da belirtilen tecavüz eylemlerinden her hangi birisinin gerçekleşmesi ve hukuka uygunluk sebeplerinin somut olayda mevcut olmaması gerekir. Davacının tasarımlarının tescilsiz olduğu ve KHK kapsamında koruma altında olmadığı anlaşılmıştır. Haksız rekabet genel anlamda 6762 sayılı TTK’nın 56. maddesinde “aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir” şeklinde tanımlanmıştır. Yasanın 57. maddesinde ise haksız rekabet halleri sınırlı  örnekler ile sayılmıştır. Maddenin 5. bendine göre, “başkalarının emtiası, iş mahsulleri…hususi ile başkasının haklı olarak kullandığı ad, ünvan, marka, işaret gibi tanıtım vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette ad, ünvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak” haksız rekabet teşkil etmektedir. Eylem bu hallerden birini oluşturmadığı takdirde 56. madde uyarınca genel anlamda haksız rekabet koşullarının var olup olmadığına bakılmalıdır. TTK’nun 56 ncı maddesine göre haksız rekabetin gerçekleşmesi iki koşula tabidir. Bunlar  iktisadi rekabet çerçevesi içinde bir eylemin meydana gelmesi ve bu eylemin aldatıcı olması veya dürüstlük kurallarını ihlal etmesidir. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, özellikle başkasının haklı olarak kullandığı, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak haksız rekabettir. Bir kimsenin iltibas olgusuna dayanarak, yani başka bir kimsenin kendisine ait ad, unvan ya da herhangi bir tanıtma aracı ile karıştırılma tehlikesi yarattığını ileri sürerek dava açılabilmesi, onun kendi tanıtma aracını haklı olarak kullanıyor olmasına bağlıdır. Yanıltıcı duruma yol açma fiilinin haksız rekabet sayılabilmesi için, kusur unsuruna ihtiyaç olmadığı gibi, aynı sektörde veya piyasada rekabet eder durumda olmaları da gerekmez. Markaya Tecavüz iddiası yönünden dosya kapsamı ve raporlar incelendiğinde, davacı adına tescilli ... sayılı \"...\" markası ile davalı tarafça kullanılan ... sayılı \"...\" ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı bu nedenle markaya tecavüz yönündeki istemlerin reddinin gerektiği yönündeki Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Tasarım Tecavüzü iddiası yönünden dosya kapsamı ve raporlar incelendiğinde; davacının tasarımlarının tescilli olmadığı, davacı tarafın tescilsiz tasarım hakkına dayalı olarak TTK 54. Maddesine göre haksız rekabet isteminde bulunduğu anlaşılıyorsa da; davacının bu tasarımları ilk kez kendisinin piyasaya sunduğunu, bu tasarımlar  üzerinde hak sahibi olduğuna dair dosya kapsamına delil sunulmadığı gibi, davalı tarafça ürünler üzerinde kendi markasının kullanılarak satış yapıldığı, davalı ürün tasarımlarının ayırt edici hale getirildiği, haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı, kaldı ki davacı tarafça tazminat taleplerinin 556 Sayılı KHK 64. Madde ve 554 Sayılı KHK 50,52. Maddelerine dayandırıldığı, ilk derece mahkemesince haksız rekabet hükümlerine dayanılarak tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması  usul ve yasaya aykırı bulunmuş olup, davacının yukarıdaki gerekçelerle istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile, 2-Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih, 2017/286 E.-2019/471 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davacının  davasının  REDDİNE 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar harcından peşin alınan 29,20-TL'nin mahsubu  ile 398,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25,500,00- TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 854,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 85,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 939,50-TL'nin davacıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0076c722200472c","SID":"34748f55194d5d72"}}