{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/458 <br>KARAR NO: 2024/218<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/06/2020<br>NUMARASI: 2015/765 Esas -  2020/315 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali  davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili firma Çelik Kapı imalat ve montajı yaptığını, davalı şirket ise Ek Malzemeler üretimi ve pazarlaması yaptığını, Taraflar arasında uzun zaman süren bir ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili firma gerek peşin gerekse çek vasıtası ile davalı firmaya ödemeler yaptığını, davalı firma çek ve ödemeler karşılığında müvekkili firmaya mal sattığını, mal ve emtia müvekkili firmaya teslim edildiğini, müvekkili firma Avans/ön ödeme yada teslim alacağı mallara ilişkin peşinat kabilinde 134.600.33 TL Çek ve nakit bedel ödemesine karşılık davalı taraf müvekkiline teslim etmesi gereken mal ve emtiayı teslim etmediğini, bunun üzerine taraflar arasında Cari Hesap ilişkisi sona erdiğini, davalı tarafa Denizli .. Noterlğinin 26.11.2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile 31.05.2014 tarihi itibariyle 134.600.33 TL borcun ödenmesi için 7 gün süre verildiğini, verilen sürede borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında Denizli .. İcra Md. ...E Sayılı dosyasında 134.600.33 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı yetkiye ve borca itiraz ettiği, ve takip durduğunu, takip dosyası Büyükçekmece ...İcra Md ... E Sayılı dosyası tevzi edildiği, borçlu şirket işbu takip dosyasına kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, çekilen ihtarname şle davalı/borçlunun temerrüde düştüğünü, takibin dayanağı ve muhteviyatına yasal süre içinde itiraz etmemek suretiyle takip dayanağı münderacatı kabul etmiş olduğumdan borçlu olmadığım ileri sürmesinin kötü niyetini göstergesini, ticari defter ve kayıtlar ile müvekkilinin gerek kendisi tarafından keşide edilen çekler gerekse ciro yoluyla davalı firmaya geçen çekler ile banka kanalı ile yapılan her türlü ödeme ve davalı tarafından müvekkile keşide ve teslim edilen mal bedelleri kıyaslandığında Müvekkilinin davalı taraftan 134.600.33 TL alacaklı olduğu hususu kesinlik kazanacağı, davalı tarafın ticari kayıtlarına göre müvekkile teslim etmediği mallara ilişkin bedelleri tahsil ettiği, hakkında yapılan takipleri sürüncemede bırakmak için likit olana alacağa itiraz ettiğini, öncelikle Tedbir talebinin kabulüne, Fazlaya dair halar saklı kalması kaydıyla şimdi ik alacağın 10.000 TL’sının tahsili ve itirazın iptali için davalının icra takibine kötü niyetli itirazının iptalini, temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ticari faiz alacağının hüküm altına alınmasını, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini,  masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, sunmuş bulunduğu 28/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davayı alacak davasına dönüştürmüş ve 10.000,00 TL dava değeri olarak göstererek kısmi olarak açmış bulunduğu itirazın iptali davasını 129.380,00 TL lik alacak talebi şeklinde talep ederek bu meblağın 30/11/2014 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dilekçesinde, yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu, İcra İflas Kanunu’nun tanıdığı hakkın kullanılmasını kötü niyet olarak değerlendirildiğini, ancak müvekkili şirket ile davacı şirket arasında her hangi bir hesap mutabakatı, bono, çek vs. olmadığından ve davacı/alacaklı davaya konu icra takibini cari hesaba dayanarak açmış olduğundan yani özetle taraflar arasında muaccel hale gelmiş bir alacak olmadığından itiraz etmek gerektiğini, iş bu itiraz müvekkilinin yasal hakkı olup kötü niyet ile ilişkilendirilmesi mümkün olmadığını, Mahkemenizce yapılacak yargılama neticesinde alacağın haklı olup / olmadığını, iddia edildiği gibi bir alacak mevcut olup/olmadığı tespit edileceğini, mahkemenizce de bilindiği üzere; HMK m. 6 uyarınca genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin dava açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve yetki tespiti olmadığından davaya konu icra takibinde ve huzurdaki davada genel yetkili mahkemelerin yetkili olduğu aşikar olduğunu, bir an için taraflar arasında satış sözleşmesi olduğu düşünüldüğünde özel yetkiye ilişkin olan HMK m, 10 uygulama alanı bulacağını, bu hükme göre de sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi yetkili olacağından yine müvekkil / alıcı şirketin yerleşim yeri mahkemeleri olan İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri/Mahkemeleri yetkili olup; mahkemenizce yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle yetki itirazlarının kabulünü, davacının haksız olarak açtığı itirazın iptal davasının reddini, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıdan mal satın aldığı, davacının davalıya avans olarak çek ve nakit ödemelerinde bulunduğu ancak buna karşılık gelen malların teslim edilmemesinden mütevellit davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürdüğü, her iki tarafın da ticari defterlerinin kısmen usule uygun olduğu, taraf ticari defterinin birbirini doğrulamadığı, davacı tarafın öncelikli olarak teslim edilmediğini ileri sürdüğü malların bedellerini ödediğini ispatla mükellef olduğu, davacı tarafça davalıya teslim edilen bir kısım çeklerin davalı ticari defterlerinde iade olarak göründüğü, bu çeklerin iade edilmediğini/bedellerinin ödendiğini ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafın bu hususu ispat edemediği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının defter kayıtlarıyla alacaklı olduğunun ispatlandığını, 07.02.2017 tarihli 5 nolu celsede oluşturulan ara kararla taraflara bilirkişi incelemesine esas ticari defter ve belgelerinin inceleme gün ve saatinde hazır edilmesi için HMK 219 md gereği süre verilmesine karar vermiş ve sonuçları hakkında duruşmada hazır bulunan vekile de ihtarat yapıldığını, bu karar doğrultusunda davacı defterlerinin incelenmiş ve 05.10.2017 bilirkişi raporuyla davacının davalıdan 129.389,88TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından hangi çeklerin iade edildiği bildirilmediğinden ve defter kayıtlarından da anlaşılmadığından taraflarınca davalıya verdiği tüm çeklerin dökümü yazılmak zorunda kalındığını, iade keyfiyetini defterine işleyen tarafın ispatlaması gerektiğini, davalı kayıtlarında çeklerin alındığı ticari deftere kaydedilmekle kabul edilmiş olmakla artık aldığı çekleri defterine işleyen davalının hangi çekleri iade ettiğini ispatlaması gerektiğini, tüm bunlara rağmen yasal süreçlere uygun olarak tarafınca dökümü sunulan üç banka şubesine ait çeklerin bankalara sorulmasından vazgeçilmeside dosya kapsamına aykırı olduğunu, bankalara sorulduğunda bu çeklerin ya davalı tarafından tahsil edildiği yada cirosunun olduğunun görüleceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı iddiasını, davadaki haklılığını ek beyanlarının aksine Yargılama safahati boyunca ispat edemediğini, Davacı istinafa başvurmadan önce Denizli ... Noterliği'nin 26.11.2014 - tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile müvekkil şirkete ihtarname göndermiş, iddia ettiği çek bilgileri ile diğer belgeleri sunamamış olup davacının, davalı hakkında Denizli ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra işlemi başlatmış, Hamsız takiplere ilişkin ödeme emri göndermiş, icra takip dosyasına iddia ettiği çek bilgi ve belgelerini ibraz edemediğini, Davacının, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra işlemi yapmış, yine çek bilgi ve belgelerini sunamadığını, davacının ilk derece  mahkemesinde davasının ikamesi aşamasında ve dava dosyasına çek belge ve bilgilerini sunamaması nedeniyle 18.08.2015 tarihli tensip zaptının 8. maddesi ile talep edilmesine rağmen yine sunamadığını, 12.01.2016 tarihli ön inceleme duruşması ara karanın 1. maddesi ile verilen 2 haftalık kesin ve ihtarlı süre sonrasında ibraz edilecek delilin dikkate alınmayacağının ihtarına rağmen, davacı çek bilgi ve belgelerini sunamadığını, kesin sürenin kamu düzenine ilişkin olduğunu, Davacı, yargılama safahatı içinde mahkeme tarafından verilen kesin sürelere rağmen hukuken mutaber bir belge ibraz edemediğini, davadaki iddiası olan haklı hukuki durumunu ispat edemediğini, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı olarak avans olarak verilen çek ve nakdi ödemeler nedeniyle oluşan kaynaklanan alacağın tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının çekleri avans olarak verip vermediği ve fazla ödemesinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı tarafça, yapılan ıslahla 129.380,00 TL tutarında alacağın 30/11/2014 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise, davalının avans iddiasını kabul etmemiştir. Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir. Davalının dava konusu ödemeler karşılığı mal teslim edildiğini ya da başka bir ticari ilişki kapsamında çeklerin alındığını savunması dahi ispat yükünü değiştirir nitelikte değildir. Somut olayda, çeklerin avans olarak verildiğine ilişkin bir delil sunulmamıştır. Davalının çekleri avans olarak aldığı ispat edilemediğine göre, bu çeklerin davalı tarafından davacıya iade edilip edilmediğinin ve başkasına cirolanıp cirolanmadığının sonuca bir etkisi bulunmadığından, bu çeklerin bankalardan sorulmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece  mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49acd48cdbc5c6a5","SID":"57400f564d42cf76"}}