{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/267 <br>KARAR NO: 2024/270 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 1/12/2020<br>NUMARASI: 2015/586 (E) -  2020/781 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat  <br>KARAR TARİHİ: 20/2/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sürücü ...'un yönetimindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan ... plakalı araçla Beşir İlçesinden Batma istikametine seyir halinde iken, sağ tarafından yola giren aracı görmesiyle birlikte direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çarpması sonucu, araçta bulunan davacı ...'in yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 6/3/2020 günü sunduğu dilekçeyle talep ettiği toplam tazminat tutarının 45.185,13 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının zararının ibraname karşılığında ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, 36.148,10 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hesap raporunda müvekkili kurum tarafından ödemenin yapıldığı tarih itibarıyla davacının zararının karşılanıp karşılanmadığının, ödeme tarihindeki verilere göre belirlenmediğini, ibraname karşılığında tazminatı ödeyen müvekkili kurumun başka sorumluluğunun bulunmadığını, yürürlükteki mevzuata göre tescilsiz aracın sigortalanmasının hukuken mümkün olmadığını, davaya konu kazanın oluşumunda kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, hatır taşıması nedeniyle hesaplanacak tazminatın indirim yapılması gerektiğini, birlikte (müterafik) kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmamasının bozma nedeni olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından davacıya ödenen rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilerek tamamının müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsubunun gerektiğini, kaldı ki SGK tarafından ödenen tutarın eksik mahsup edildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir.  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Davalı ... tarafından gönderilen hasar dosyasında yer alan ve davacı ...'in imzasını taşıyan 9/5/2015 tarihli \"Makbuz ve İbraname\" başlıklı belgenin incelenmesinde, 12/11/2013 günü Batman ilinde meydana gelen ... plakalı aracın karıştığı kazada yaralanan ...'in maluliyeti nedeniyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında 30.231 TL tazminatı ...ndan nakden ve defaten aldığını, bu tazminatı almakla kendilerini ve zimmetlerini kesin ve dönüşümsüz ibra ettiğini, 12/11/2013 tarihinde meydana gelen kazayla ilgili başkaca bir alacağının kalmadığını beyan ettiği, ibranamede belirtilen 30.231 TL tazminatın davacının banka hesabına 13/5/2015 günü ödendiği; eldeki davanın ise KTK'nin 111'inci maddesinin 2'nci fıkrasında öngörülen 2 yıllık hak düşürücü süre içinde 4/6/2015 günü açıldığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin raporunda ise, davalı ...nın 30.231 TL tazminatı ödediği 13/5/2015 tarihinde davacının zararının 43.908,38 TL olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla davalı ... tarafından ödenen tazminatın tutarı ile tazminatın ödendiği  13/5/2015 günü itibarıyla davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle uğradığı bedensel zararı arasında pek aşırı fark bulunduğu, diğer bir anlatımla davalı ... tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunun anlaşılması karşısında, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, tali yoldan ana yola çıkmadan önce mutlaka durması, ana yoldan seyreden dava dışı sürücü ...'un aracıyla geçmesini beklemesi, sonra kavşağa girmesi gerekirken, aksine hareketle tali yoldan ani ve dikkatsiz  biçimde geliş ana yolda seyreden aracın seyir güvenliğini bozan ve dava dışı sürücü ...'un yönetimindeki araçla sola doğru kontrolsüz manevra yapmasına neden olan kimliği belirlenemeyen araç sürücüsünün %75 oranında  asli;  yönetimindeki ... plakalı kamyonetle seyir halinde iken kavşağa gelmeden önce yavaşlaması, her an durabileceği bir hızla seyretmesi gerekirken bu kurala uymayan mevcut hızıyla tedbirsiz ve dikkatsiz biçimde kavşağa giriş yapan dava dışı sürücü ...'un ise %25 oranında tali kusurlu olduğu; ...  plakalı kamyonette yolcu olarak bulunan davacı ...'in alabileceği önlem bulunmadığından birlikte (müterafik) kusurunun bulunmadığı belirtilmiş; böylece davalı sürücü ...'un yönetimindeki araç ile plakalı belirsiz aracın kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; SGK Batma Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından davacı ...'e ödeme yapıldığına dair bilgiye rastlanmadığının bildirilmesi; dava dilekçesinde kazaya karışan aracın tescilsiz olduğu belirtilmiş olmakla birlikte, ZMSS poliçesi bulunmayan davacının yolcu olarak bulunduğu açık sac kasa kamyonetin, trafik sicilinin 72 KA 192 plaka sırasına kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında, davalı ... vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca; hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Herhangi bir çıkar karşılığı olmayan hatır taşıması nedeniyle TBK'nin 51 inci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz  edilemeyecektir. Yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaattin bulunduğu akrabalar arasındaki  ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz. Mağdurun, makul bir insandan beklenen davranışta bulunmayarak zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına birlikte kusur denilmektedir. (Prof. Dr. M.Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan birlikte (müterafik) kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 52'nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu durum ve koşullar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hâkim tazminat miktarını hafifletebilir.  Zarar görenin birlikte kusurunun varlığının saptanması durumunda hesaplanan tazminattan; somut olayın özellikleri ile oluş biçimi ve zarar görenin  zararın artmasına neden olan kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek, tazminattan uygun bir indirim yapılması gerektiği gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; dava dosyasına getirtilen Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/13750 sayılı soruşturma belgeleri ile diğer kanıtların incelenmesinden, kazanın oluşumuyla nedensellik bağı bulunmayan ancak davacının uğradığı zararı artıran davacının birlikte kusuru kanıtlanamadığı gibi ilkeleri yukarıda açıklanan hatır taşınması da sübut bulmadığından, hükmolunan tazminattan birlikte kusur ve hatır taşınması nedeniyle indirim yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.469,27 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 617,32 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 1.851,95 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...ndan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/2/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6432d2906c4c830d","SID":"0ff5074e20df32ac"}}