{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/72 - 2024/231<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/72 <br>KARAR NO\t: 2024/231<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/545 Esas 2023/807 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t\t: <br>DAVALI \t\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 21/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/02/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresi içinde ayrı ayrı  istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 24/02/2020 tarihli trafik kazasında müvekkilinin sakat kaldığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, kazaya kusuru ile sebebiyle veren araçların kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigortalar tarafından yapıldığını, tazminat ödenmesine ilişkin başvurusunun haksız olarak reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ... Sigorta Şirketinden, 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının ... Sigorta Şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. <br> Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; yetkisiz mahkemede dava açıldığını, davadan önce başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacı ile anlaşılması üzerine ibraname düzenlendiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limitinin tükendiğini, geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, davacının sürekli sakatlığının ve kusur durumunun ispat edilmesi gerektiğini, zarar ile olay arasında illiyet bağı bulunmadığını, zararın hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, müvekkil şirketin faizden yalnızca dava tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini ve bu faizin yasal faiz olması gerektiğini, müterafik kusur nedeni ile tazminattan indirim yapılmasının gerekeceğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davacı ile arabuluculuk aşamasında ibraname düzenlendiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece,  kusur oranının tespiti için Ankara Adli Tıp Kurumu'dan alınan 10/02/2023 tarihli raporda, davalı  ... Sigorta sigortalısının %75, davalı ... Sigorta sigortalısının %25 kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirildiği, Dicle Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 26/04/2023 tarihli maluliyete ilişkin raporda, davacının kaza nedeni ile %100 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 18 aya kadar uzayabileceği, sürekli başkasının bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği, aktüer bilirkişi raporunda, davacının maddi zararı hesaplanarak 11.695.384,20 TL bakıcı gideri tazminatı talep edebileceği, davalı sigorta şirketlerinin teminat limitlerinin 420.000,00 TL ile sınırlı olduğunun bildirildiği, her iki poliçede de tedavi gideri teminatının bulunduğu, tedavi poliçe limitinin 420.000,00 TL ile sınırlı olduğu, davalı yanın sakatlık teminat limitinin tüketildiğine ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, davacı yanın kazanın her iki tarafından ayrı ayrı talepte bulunduğu gözetilerek müteselsil sorumluluk gereği talepte bulunulmadığının değerlendirildiği, her ne kadar davalı ... Sigorta, davacının ibraname düzenlemesi nedeni ile alacağı bulunmadığını savunmuş ise de, düzenlenen ibranamenin içeriğinde \"talep ettiğimiz yaralama sonucu talep ettiğimiz tazminattan dolayı\" ibaresi ile işgöremezlik tazminatı yönünden ibra edildikleri, ibraname içeriğinde \"hiçbir teminat başlığı altında başkaca tazminat talebinde bulunmayacağı\" belirlenmiş ise de, ibranamenin düzenlenme gerekçesi, tarafların hak ve menfaat dengesi, davacının bu yönde henüz yapılmış bir başvurusu bulunmadığından doğmamış haktan feragat edilemeyeceği gözetildiğinde bu ifadenin davacının kalıcı bakıcı gideri tazminatı talep hakkı yönünden davalıyı ibra ettiği anlamına gelmeyeceği kanaatine varıldığı, her ne kadar davalı ... Sigorta, davacı ile İstanbul Arabuluculuk bürosunun 2020/161545 sayılı ihtiyari arabuluculuk dosyasında anlaştıklarını ve ibra edildiklerini bildirmiş ise de, incelenen anlaşma tutanağında, davacının daimi sakatlık tazminatına ilişkin başvuruda bulunduğu, düzenlenen tutanakta \"hasar dosyasına konu sürekli işgöremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri vb. gibi tüm tazminat alacakları yönünden fazlaya ilişkin faiz talebi, asli ve ferileri kapsamında ve sair başkaca bir nam altında da bir hak ve talebimizin olamayacağı\" kararlaştırılmış ise de, eldeki davada davacı yanın kalıcı bakıcı gideri talebinde bulunduğu, ibraname kapsamında kalmadığı gibi tarafların hak ve menfaat dengesi, davacının bu yönde henüz yapılmış bir başvurusu bulunmadığından doğmamış haktan feragat edilemeyeceği gözetildiğinde bu ifadenin davacının kalıcı bakıcı gideri tazminatı talep hakkı yönünden davalıyı ibra ettiği anlamına gelmeyeceği kanaatine varıldığı, davalı yanın müterafik kusura ilişkin savunmada bulunduğu, bu savunmanın TBK'nın 52. maddesi uyarınca defi niteliğinde olup mahkemece de resen değerlendirilmesi gerektiği, kusura ilişkin raporda belirtildiği üzere davacının gayri nizami şekilde çocuk koltuğu kullanmadan yolculuk yapması nedeni ile bilirkişi tarafından belirlenen tazminattan (Yargıtay HGK 2020/4-65 esas 2022/1387 karar sayılı ilamı) %20 oranında indirim yapılması gerektiği, bilirkişi tarafından belirlenen miktarlardan davalıların kusur oranına göre belirlenen miktardan %20 indirim yapılması halinde zararın ıslah edilen poliçe limitlerinin üzerinde kaldığı, davalıların ZMMS poliçesi kapsamında işletenle birlikte poliçe limitlerinde zarardan sorumlu oldukları ve davacının davasının bu hali ile sübut bulduğu gerekçesiyle; \"DAVANIN KABULÜ İLE, 410.000,00-TL kalıcı bakıcı gideri tazminatının davalı ... Sigorta Şirketinden, 410.000,00-TL kalıcı bakıcı gideri tazminatının davalı ... Sigorta Şirketinden, davalılar sigorta poliçe teminat limitleri ile sorumlu olmak kaydı ile, 29/12/2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafla sulh olunarak anlaşma sağlandığından, işbu davanın feragat nedeniyle reddi gerekirken, kesin hüküm varlığına rağmen yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının taleplerine ilişkin olarak ihtiyari arabulucu huzurunda anlaşma sağlanmış olup, söz konusu uyuşmazlığın 2020/161545 arabuluculuk numaralı dosya ile “ANLAŞMA” le  sonuçlandığını, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin “Tarafların Anlaşması” başlıklı 21. Maddesinde; <br>“MADDE 21 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir, anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde, bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.<br>(2) Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.<br> (6) Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.<br>(7) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” hükmünün yer aldığını, yerel mahkemece  anlaşma belgesine ilişkin olarak her ne kadar; anlaşma belgesinde \"sürekli bakıcı gideri ifadesi yer almadığından\" bahisle kesin hüküm itirazları reddedilmiş ise de; anlaşma belgesinde de belirtildiği üzere davacı tarafça işbu kazaya dair müvekkil nezdinde açılan hasar dosyasına ilişkin tüm alacak kalemlerinden feragat edildiğinin açıkça imza altına alındığını, arabulucu huzurunda karşılıklı imzalanan anlaşma belgesi, ilam niteliğinde olup başkaca dava açılmasına engel teşkil ettiğini, davacı tarafla yapılan anlaşma sürekli bakıcı giderini de kapsamasına rağmen; davacı tarafça kötüniyetli olarak bu hususun gizlendiğini,  kaza tarihi 24.02.2020 olup; söz konusu tarihte tazminat hesaplamalarında kullanılan aktüer hesaplama yöntemi TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz olduğunu, kaza tarihinde yürürlükte olan aktüer hesaplama tablosu ve rapor tarihindeki veriler ile davacı yanın müterafik kusuru dikkate alındığında; müvekkilinin yaptığı ödemenin sürekli iş göremezlik tazminatı ve sürekli bakıcı giderine dair olduğunun açıkça anlaşıldığını, ekte de sunulan rapordan anlaşılacağı üzere; 280.856,86-TL sürekli bakıcı gideri ve 186.723,38-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığını ve toplam tazminattan %20 müterafik kusur indirimi de yapılarak vekalet ücreti dahil 370.000,00-TL üzerinden anlaşma gerçekleştirildiğini, davacı tarafça da bakıcı giderinin kabul edildiğinin anlaşıldığını, sürekli bakıcı giderinin ölüm/sakatlık teminatı kapsamında yer aldığının ZMMS Genel Şartları’nda açıkça belirlendiğini, tek teminat limiti olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu olay sonucunda müvekkil şirket tarafından davacı yana poliçe limitinin tamamı olan 410.000,00-TL'nin ödendiğini, işbu ödeme sonucunda müvekkil şirket ile karşı taraf arasında ibraname akdedildiğini ve bu ibraname uyarınca davacı yanın bakiye bir alacağı olmadığını taahhüt ettiğini, tedavi giderleri için verilen teminat SGK için ayrılmış bir teminat türü olup davacı yanın bu limit kapsamında herhangi bir alacak hakkı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme tarafından kusura ilişkin itirazların göz ardı edildiğini, kaza anında 3 yaşında olan küçüğün ön koltukta olmasının mahkeme de takdir edecektir ki önemli bir güvenlik açığı olduğunu, mevzuat ve güvenlik gereği 12 yaşından küçük çocukların ön koltukta oturamayacağını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacı yanın maluliyet tespitine ilişkin uygulanan yönetmeliğin hatalı olduğunu, olay tarihinde 18 yaşından küçük olup raporun aynı zamanda iş bu kaza tarihi itibariyle maluliyet tespiti ve hesabı yapılırken yürürlükte bulunan ve esas alınması gereken \"Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu\" olduğunu, müvekkil şirketin bakıcı giderinden ZMMS poliçesi kapsamında sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanın dava dışı sigortalı araç sürücüsü hakkında şikayetçi olmadığını, işbu hususun mahkemece göz ardı edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>İstinaf talebinde bulunan davalılar vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş.’nin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; <br>2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, davalı ... Sigorta ile düzenlenen ibraname tarihi 4/11/2020 olup, dava tarihinin ise 16/08/2022 olduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.<br>KTK’nın 111. maddesi çerçevesinde dava tarihinden önce düzenlenen ibraname sebebi ile yapılan ödemenin yeterli olup olmadığına ilişkin hesaplamada izlenecek yol; öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için de, ödeme tarihindeki veriler (ödeme tarihindeki asgari ücret miktarları ) dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılmalı, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve bulunan zarar miktarlarından da yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.<br>Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı, her ne kadar dekontta “daimi sakatlık” ibaresi yer almakta ise de, ekli evraktan aktüeryal bakıcılık şirketine bakıcı gideri konusunda da hesaplattırma yaptırıldığı anlaşılmakla,  tüm hasar dosyası getirtilerek yeni bir bilirkişiden rapor alınarak bakıcı gideri konusunda bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa ödeme tarihi itibarıyla ödemenin yeterli olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme sonucu hüküm kurulması isabetsizdir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>Davalı vekili tarafından tarafların alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk yolu ile anlaştıklarından bahisle aynı sebeple dava açılmayacağından bahisle karar istinaf edilmiştir.<br>Davalının, tarafların uyuşmazlık konuları hakkında davacı ile alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk yolu ile anlaştıkları ve anlaşma tutanağının düzenlenmiş olması nedeniyle aynı uyuşmazlık hakkında yeniden dava açılmayacağına yönelik itirazlarının değerlendirilmesinde; Özel Hukuk uyuşmazlıklarında, yargı yolunun olumsuzluklarının giderilmesi açısından (davaların uzun sürmesi, maliyetli olması, yargılamanın aleni olması nedeniyle ticari sırlara yönelik gizliliğin yargı yolunda uyuşmazlığın görülmesi halinde ihlal edilebilecek olması gibi) hukukumuzda alternatif çözüm yolu olarak arabuluculuk kabul edilmiş, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile amacı, kapsamı, uygulanma usulleri ve tarafların anlaşması halinde anlaşmalarının hüküm ve sonuçları düzenlemiştir. Bu nedenle uyuşmazlık gerek dava şartı arabuluculuğa tabi olsun gerekse ihtiyari arabuluculuğa tabi olsun, uyuşmazlıklarda tarafların arabuluculuk neticesinde anlaşmaları durumunda, anlaşmadan sonra mevcut uyuşmazlığın akıbeti 6325 Sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirilmelidir. <br>Bu çerçevede; 6325 Sayılı Yasanın 1. Maddesinde; \"(1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.\" denilerek arabuluculuğun amaç ve kapsamı düzenlenmiş; \"Tarafların anlaşması\" başlıklı Yasa'nın 18. maddesinde ise; \"(1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.  (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.\" denilerek, anlaşmanın kapsamının taraflarca belirleneceği ve anlaşma sonrasında anlaşılan konularda yeniden dava açılamayacağı kabul edilmiştir. Anlaşılan konularda yeniden dava açılmaması, arabuluculuğun alternatif çözüm yolu olarak kabul edilmiş olması ve uyuşmazlıkların yargı önüne gitmeksizin sorunların çözümünde taraf iradelerine üstünlük tanınmasının da bir sonucudur. Diğer yandan ülkemizde kabul edilen arabuluculuk \"Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu\" olduğundan, hak odaklı olmaması nedeniyle, arabuluculuk çerçevesinde varılan anlaşmanın hakka uygun olmaması, kural olarak uyuşmazlık nedeniyle taraflara dava açma hakkı vermeyecektir. Arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıkta, anlaşma sonrası dava açılması halinde mahkeme \"gizlilik kapsamında\" kalan tarafların anlaşma koşullarına göre değil, anlaşma tutanağında kabul edilen anlaşma konuları çerçevesinde, dava konusu uyuşmazlığın anlaşılan hususlardan olup olmadığını değerlendirerek davaya ilişkin talep çerçevesinde dava açılıp açılmayacağını belirlemeli, arabuluculuk sonrasında dava açılması durumunda, dava konusunun anlaşılan  hususlar hakkında olması durumunda, davanın reddine karar verilmelidir.<br>Davacı ancak arabuluculuk anlaşma tutanağı kapsamı dışında kalan zararları varsa bu zararlarını talep edebilir. Yukarıda da açıklandığı üzere arabuluculuk hak odaklı değil, \"Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu\" olduğundan, mahkeme yapılan anlaşmanın hakka uygun olup olmadığını değerlendiremez.<br>Mahkemece, öncelikle arabuluculuk başvuru evrakı getirtilerek, arabuluculuk tutanağında yer alan “..Anlaşma limiti kapsamında , ... Sigorta A.Ş’nin sigortalısının başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, hasara , hasar dosyasına konu, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri vb. gibi tüm tazminat alacakları yönünden fazlaya ilişkin faiz talebi , asli ve ferîleri kapsamında ve sair herhangi bir nam altında da bir hak ve talebimizin olmayacağını”  ibaresinin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm kurulması isabetsizdir. <br>Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi kapsamında kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıdaki eksik deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;\t<br>1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14/11/2023 tarihli, 2022/545 Esas – 2023/807 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davalıların sair istinaflarının şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>3-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 2. Genel İcra Dairesinin 2023/250664 Esas dosyalarına yatırılan 667.346,70 TL (nakit) ve 694.000,00 TL'lik teminat mektubu tutarlarının yatıran taraflara iadesine,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br> Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59144f9234f4105d","SID":"b4483c52b6cc0262"}}