{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1887 <br>KARAR NO: 2024/250<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/10/2022<br>NUMARASI: 2018/902 (E) -  2022/689 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/01/2017 tarihinde, davalı nezdinde ZMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davacı ...'ın idaresindeki ... plakalı motosikletin karıştığı trafik kazası sonucu müvekkili ...'ın yaralandığını belirterek müvekkilinin zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere asgari 200 TL maddi tazminatın (iş gücü kaybı) kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; 6102 sayılı TTK'nın 4/2 . maddesine göre basit yargılama usulüne tabi eldeki davanın 11/02/2020 tarihli celsede takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı, yenilenmesinden sonra yeniden 20/10/2022 tarihli celsede takipsiz bırakıldığı  gerekçesiyle davanın 11/02/2020 tarihinde takipsiz bırakılıp yenilenmesinden sonra yeniden takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili; yazılı yargılama usulüne aykırı olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, tensip tutanağında davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğunun belirtildiğini, yargılamanın hiçbir aşamasında ne duruşma zaptı ne de bir ara kararla basit yargılama olarak nitelendirildiğini, bu sebeple davanın yazılı yargılamaya tabi olduğunun kesin ve şüphesiz olduğunu, yazılı yargılama usulünde HMK'nin 150/6. maddesi gereğince davanın iki defa yenilendikten sonra 3. kez takipsiz bırakılması halinde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu husus göz ardı edilerek davanın basit yargılamaya tabi olduğu varsayılarak açılmamış sayılma kararı verildiğini, davanın açılmamış sayılmasına dayanak olarak gösterilen 11/02/2020 tarihli celseye aynı gün ve saatte başka bir duruşmalarının olması sebebiyle mazeret dilekçesi gönderdiklerini, mazeret dilekçesinde belirtilmiş bulunan duruşma gün ve saati hakimler tarafından UYAP'tan açıkça takip edilebilmesine rağmen mahkemece 11/02/2020 tarihinde verilen işlemden kaldırma kararının da hatalı olduğunu, aynı zamanda dosyanın işlemden kaldırılmasına dayanak olarak gösterilen \"mazeret dilekçesi ekine tebligat gideri eklenmemiş olması\" hususunun da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bahsi geçen tebligat gideri eksikliği giderilemeyecek bir durum olmadığı gibi duruşma gün ve saati UYAP sistemi üzerinden de öğrenilebileceğini, dolayısıyla 11/02/2020 tarihinde verilen işlemden kaldırma kararı hatalı olduğundan 20/10/2022 tarihinde verilen kararın ancak işlemden kaldırma kararı olabileceğini, ayrıca 20/10/2022 tarihli celsede davalı tarafın bulunmadığını, HMK'nin 150/2. maddesi gereğince davalı tarafın talebi olmadan işlemden kaldırma ve açılmamış sayılma kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi yazılı yargılama usulüne tabi davalar için 6100 sayılı HMK’nın 150 ve basit yargılama usulüne tabi davalar için HMK'nin 320. maddesinde düzenlenmiştir. HMK’nin 150/6. maddesinde; \"İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.” hükmü, aynı Kanunun 320/4. maddesinde; \"Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Kanunun bu hükümleri emredici nitelikte olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, mahkemece re’sen uygulanmalıdır. TTK'nin 4. maddesi \"Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.\" düzenlemesini içermektedir. TTK'nin 4. maddesinde yapılan ve 15/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren bu değişiklik ile yazılı miktarın altında kalan ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı belirtilmektedir. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin 11/02/2020 tarihli duruşmaya mesleki mazeretini içerir dilekçe sunduğu, mahkemece \"Mazeret dilekçesi ekine tebligat gideri eklenmemiş olması ve ayrıca dosyada da tebliğe yetecek davacı avansın bulunmaması karşısında, yargıda hedef süre uygulaması ve yargılamanın geldiği aşama da nazara alınarak davacı vekilinin usulüne uygun olmayan mazeretinin reddine\" karar verilerek  aynı celse, taraflarca usulüne uygun olarak takip edilmeyen davanın HMK'nin 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, akabinde davacı vekilinin 12/02/2020 tarihinde  yenileme talebinde bulunması üzerine mahkemece davanın kaldığı yerden devamına karar verilerek yeni duruşma günü verildiği, 20/10/2022 tarihli duruşmaya katılan olmadığı, mazeret de bildirilmediği, mahkemece, yukarıda bahsedilen TTK'daki hüküm uyarınca eldeki davada basit yargılama usulü uygulandığının kabulü ile 11/02/2020 ve 20/10/2022 tarihlerinde davanın takipsiz bırakılması nedeniyle, 20/10/2022 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 200 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, yargılamada talebine ilişkin bir üst sınır da belirlememiştir.Davanın niteliği gereği basit yargılamaya tabi olmadığı ve buna bağlı olarak HMK’nin 320/4. maddesi değil, HMK’nin 150/6. maddesinin uygulanması gerektiği, HMK’nin 150/6. maddesi hükmü gereğince davanın iki kez yenilendikten sonra 3. kez takipsiz bırakılması halinde açılmamış sayılmasına karar verileceği açıktır. Bu durumda, davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu ve daha önce bir kez takipsiz bırakıldığı göz önüne alındığında ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince  yatırana  iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd81fdcb470db4ce","SID":"0edae4cbf6c52d35"}}