{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1955 Esas<br>KARAR NO: 2024/189<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/11/2019 <br>NUMARASI: 2018/81 Esas, 2019/478 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 15/10/2018 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin, güvenlik hizmeti için davalıya eleman temininde bulunacağını, 1 güvenlik personeli için 4.155,00 TL + KDV ödeneceğini, müvekkili şirketin, alması gereken hak edişleri davalıdan alamadığı için 13/11/2018 tarihinde SGK'ya ... ve ...'nun işten çıkış bildiriminde bulunduğunu, ayrıca İstanbul Valiliği Özel Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne özel güvenlik hizmetinin 13/11/2018 tarihinde son bulduğuna dair bildirimde de bulunulduğunu, taraflar arasında 15/10/2018 tarihinde imzalanan sözleşmeden sonra Ekim ve Kasım ayları için vardiyalı olarak güvenlik hizmeti temin edildiğini, bu yapılan hizmetlerin karşılığında ise fatura kesildiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacıya zamanında ve eksiksiz olarak hak edişleri ödediğini, fakat davacı tarafın, çoğu kez maaş ödemelerini geciktirdiğini, hatta son zamanlarda ödememeye başladığını, işçilerin maaş ödemelerinde bir temerrüt durumu söz konusu ise bunun kesinlikle davacı şirketten kaynaklandığını, ayrıca işçilerin, davacı tarafın kendi kusuru nedeniyle işten ayrıldığını, davacının, dosyaya cari hesaba ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunmadığını, dava dilekçesinde beyan edilen fatura bilgileri ile dosyaya sunulan fatura bilgilerinin örtüşmediğini, davacının, cari hesap iddiasını ispat edemediğini, iddialarının soyut, mesnetsiz ve delilsiz olduğunu, dosyaya delil olarak sunulan faturalara müvekkilinin zamanında itiraz ederek bu faturaları iade ettiğini, müvekkilinin, ödemelerini tam, zamanında ve eksiksiz yapması sebebiyle davacıya bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıdan takip tarihi itibariyle 8.741,56 TL alacaklı olduğu, böylece icra takibine konu alacak miktarının bilirkişi raporu ile  tespit edildiği, Sarıyer Sosyal Güvenlik Merkezi kayıtlarına göre davacı şirket personeli olan ... ve ...'nun 15/10/2018-13/11/2018 tarihleri arasında davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştırıldığı ve yine İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Özel Güvenlik Şube Müdürlüğüne bildirilen personel istihdamına ilişkin listelerde de bu hususun sabit olduğu gerekçelerine istinaden davanın kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin 8.741,56 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek %19,50 oranında ticari temmerrüt faizi üzerinden aynen devamına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında (1.748,25 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; işçilerin, iş sözleşmelerinin müvekkilinin kusuru ile değil, davacı şirketin kusuru nedeniyle sona erdiğini, müvekkilinin, hak edişleri zamanında, eksiksiz ve tam ödemesine rağmen davacının, bu hak edişleri işçilere zamanında, eksiksiz ve tam ödemediğinden işçilerin alacaklarını alamadığını, iş sözleşmesinin de bu sebeplerle sona erdiğini, hizmetin, eksik ve zamanında ifa edilmemiş ise de bu hususun yeterince incelenmediğini, davacının, dosyaya cari hesaba ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunmadığını, dava dilekçesinde beyan edilen fatura bilgileri ile dosyaya sunulan fatura bilgilerinin örtüşmediğini, ancak bu durumun bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, müvekkilince usulüne uygun ve zamanında faturalara itiraz edildiğini, faturanın karşılığı olarak davacı tarafından usul ve esasa uygun hizmet alınmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı düzenlendiğini belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 8.741,56 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 26/07/2019 tarihli raporda; incelenen davacı ve davalı şirketlere ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, defterlerin birbirini teyit ettiği, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirketin incelen ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davalıdan  8.741,56 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davacı yana 5.075,44 TL borcunun bulunduğu, davalı şirketin, davacı şirket tarafından düzenlenen 13/11/2018 tarih ve ... numaralı ve 13/11/2018 tarih ve ... numaralı faturalara ihtarname ile itiraz ettiği, taraflar arasındaki hesap farkının bu faturalardan kaynaklandığı, davacı şirketin, ... No:... Sarıyer/İstanbul adresinde ...'ı ve ... No:... Sarıyer/İstanbul adresinde ...'yu 15/10/2018-13/11/2018 tarihleri arasında çalıştırdığı, davacının, çalıştırılan personel için ücret talep edebileceği bildirilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında 15/10/2018 tarihinde imzalanan hizmet sözleşmesi ile davacı tarafından istihdam edilecek güvenlik personeli ile davalıya ait okulun özel güvenlik hizmetinin gerçekleştirileceği ve  1 güvenlik personeli için aylık 4.155,00 TL + KDV ödeneceği kararlaştırılmıştır. Takibin dayanağı olan cari hesabı oluşturan faturalardan 31/10/2018 tarihli ... numaralı 2.537,87 TL bedelli ve 31/10/2018 tarihli  ... numaralı 2.537,87 TL bedelli faturaların her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olduğu, 13/11/2018 tarihli ... numaralı 1.832,91 TL bedelli ve 13/11/2018 tarihli ... numaralı 1.832,91 TL bedelli faturaların ise, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına karşın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre ... ve ..., davalı şirketin farklı adreslerinde 15/10/2018-13/11/2018 tarihleri arasında güvenlik personeli olarak istihdam edilmiştir. Bu anlamda davacı tarafından sözleşmeye konu hizmetin verildiği sabit olup esasen bu hususa yönelik bir itirazı bulmayan davalı taraf, davacıya zamanında ve eksiksiz olarak hak edişlerin ödendiğini savunmuştur. Bu durumda, davalının, güvenlik hizmetini sağladığı anlaşılan davacıya sözleşme gereği hak edişlerini ödediğini usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir ise de dosya kapsamında, davalının ödeme iddiasını doğrulayacak bir delil bulunmamaktadır. Öte yandan, davalı vekili istinafında, hizmetin, eksik bir şekilde ve zamanında ifa edilmediğini ileri sürmüş ise de cevap dilekçesinde bu yönde bir iddiaya yer verilmediği dikkate alındığında savunmanın genişletilmesi niteliğindeki bu talep yönünden bir inceleme yapılmamıştır. Buna göre Mahkemece verilen karar isabetli olup davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair  aşağıdaki hüküm  kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/81  Esas 2019/478 Karar ve 12/11/2019 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan  149,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 278,32‬ TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi ile aynı Kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 08/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"181771634128dd96","SID":"0da4b0ea7cbd77ee"}}