{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1893 Esas<br>KARAR NO: 2024/338<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/02/2023<br>NUMARASI: 2023/5 2023/117<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’ın, yazılım ve otomasyon üzerine kurulu ...  isimli firma sahibi iken davalı  ...Tic.Ltd.Şti. çalışanı olduğu beyan eden ... ün, müvekkillerine ulaşarak bir  proje olduğunu ve müvekkilleri ile çalışmak istediklerini beyan ettiklerini ve müvekkilleri ile davalı şirket sahibi ...’ in bir araya gelerek 10.04.2017 tarihli “Otomasyon Sistemi  Modülleri” konulu sözleşmeyi imzalamalarına vesile olduğunu, Müvekkillerinin, 10.04.2017 tarihli sözleşme gereği edimlerini yerine getirmekte iken davalı şirketin sürekli olarak sözleşme dışı talepleri söz konusu olduğunu, gerek proje dışındaki talepleri gerek ...’ ün kendi şahsi işlerini yaptırmaya çalışması gerekse kendisinin yer sahibi ile yaşadığı şahsi problemlerin işin aksamasına sebep olduğunu,  süreç devam etmekteyken, davalı şirket sahibi ... müvekkillerini arayarak, müvekkillerinin iş yerine gelmek istediğini söylediğini ve 26.08.2019 tarihine sözleşildiğini, belirlenen tarihte...’ nun, müvekkillerine ait iş yerine geldiklerini, müvekkillerinin mühendis çalışanı ...’ ın da bulunduğu toplantıda, ... müvekkilleri ve çalışanı ...’ ı tehdit ettiğini, ...’ in araya girerek sözleşmeyi feshettiğini ancak 2 ay daha süre verdiğini söylediğini ve daha önce hazırlanmış fesih anlaşmasını çıkartıp müvekkillerinin sözleşmeyi imzalamasını istediğini ve müvekkillerinin korku ile fesih sözleşmesini imzaladığını, yine ...’ ün çantasından daha önce hazırlanmış ve bedeli 50.000-USD olan senedi çıkararak müvekkillerinin imzalamasını istediğini ve müvekkillerinin can güvenliğinden endişe duyduğu için tek şahidi  ...’ ın yanında korku ile senedi yazmak ve imzalamak zorunda kaldığını,  u olayın üzerinden birkaç gün geçtikten sonra  ...’ nun, müvekkillerini arayarak ...’ in söz konusu 2 aylık süreden vazgeçtiğini, yeni bir proje vereceğin, senedi de eri vereceğini söylemiş, müvekkillerini 30.08.2019 tarihi için şirkete çağırdığını, müvekkillerinin Şirkete gittiğinde ...’ in, yeni bir sözleşme ve 117.000,00-TL Bedelli senedi imzalatmak istediklerini, yine baskı altında müvekkillerine 30.08.2019 tarihli özleşmeyi imzalattıklarını, tehdit ve baskı altında düzenlenme tarihi 30.08.2019 ödeme tarihi ise 1.09.2019 tarihli senedi imzalattıklarını, 50.000-USD bedelli senet için 29.08.2019 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü’ nün ...  sayılı dosyası üzerinden, 117.000,00-TL bedelli senet için 09.09.2019 tarihinde ... İcra müdürlüğü’ nün ... e. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını,  müvekkillerinin 10.04.2017 tarihli sözleşme kapsamında, 43.000-USD + KDV almış olup ne var ki proje dışı sürekli talep edilen işler nedeniyle müvekkillerinin almış olduğu tutarın çok üzerinde harcama yapmış olup, alacaklı olmakla birlikte ...’ ın tanıklıığında zorla önce 6.08.2019 tarihli sözleşme fesih protokolü eş zamanlı olarak yine zorla 50.000-USD bedelli senet imzalatıldığını,  müvekkillerinin Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 2019/1646 Soruşturma sayılı dosyası zerinden 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 106. maddesinde yerini bulan tehdit ve yine 148. maddesi 2. fıkrasında yerini bulan senedin yağması suçları nedeniyle, ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, sonuç olarak, tehdit ve korku altında imzalatılan ve icra takibine konu yapılan 27.08.2019 tarihli ve 50.000-USD bedelli senet ile 01.09.2019 tarihli ve 117.000,00-TL bedelli senedin iptaline, söz konusu senetlerin hükümsüzlüğü nedeniyle başlatılan takipler yönünden İstanbul .... İcra müdürlüğü’ nün ...E. sayılı dosyası ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü’ nün ... E. sayılı dosyası açısından borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacak miktarlarının %20’ sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği sözleşme dışı talepler nedeniyle projenin uzadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, projenin uzamasına ...’ ın projeye gerekli özeni göstermemesinin sebep olduğunu, müvekkilinin bu gecikme nedeniyle ciddi zarara uğradığını, birden fazla müşterisi tarafından verilen akıllı ev interkom sistemi siparişlerinin iptal edildiğini, tarafların tamamen özgür iradeleriyle, aralarında 10.04.2017 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını ancak davacı tarafın sözleşme gereğini yerine getirmediğini, söz konusu sözleşmenin, davacı tarafın kabulünde olup bu konuda uyuşmazlık bulunmadığını,  diğer yandan müvekkili şirketin 10.04.2017 tarihinde ... lehine kredi kullandığını, aynı tarihte sözleşmede anlaşılan bedelin swift ile ...’ a banka kanalıyla iletildiğini, ...’ ın ödemeyi peşin almasına rağmen mezkür proje ile ilgilenmediğini,  davacı tarafın, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahse konu sözleşme, sözleşmenin 7 inci maddesinde yer alan “karşılıklı mutabakat” şartı kapsamında feshedildiğini, tarafların tamamen kendi özgür iradeleriyle 26.08.2019 tarihinde sözleşme fesih <br>protokolü imzaladıklarını, söz konudu fesih protokolünde de davacı şirketin, sözleşme bedeli olarak KDV dahil 50.000-USD peşin aldığını, bu miktarı ve ferileri olarak vade farkını, sözleşmede yer alan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanan gecikme tazminatını kayıtsız ve şartsız bir şekilde geri ödemeyi kabul ettiğini,  davacı ...’ ın tehdit edildiği, sözleşme fesih protokolünün ve senetlerin bu şekilde imzalatıldığı yönündeki iddialarını ispatlamak adına tanık olarak gösterdiği çalışanı ...’ ın 27.11.2019 tarihinde ilgili soruşturma dosyası kapsamında verdiği ifadede, işbu dava dilekçesinde iddia edilenin aksine “ ... ’ ü görüşmek için işyerine kendilerinin çağırdığını ve ... ’ ün yanında ...  ve  ... ile geldiğini; söz konusu projenin ... tarafından imzalandığını, ön ödemesinin alındığını ama 2,5-3 senedir bitmediğini, projenin uzun sürmesinden dolayı sözleşmenin feshedilmesinin ... ve ... tarafından talep edildiğini, ortamın gergin olduğunu ve  ...’ ün kendisinin adını geçirerek küfürlü konuştuğunu ancak bunu ortamın gerginliğini almak ve espri yapmak amacıyla söylediğini ve hakaret olarak kesinlikle algılanmadığını, ...’a “ ya senedi imzala biz de gidelim yada sana projeyi geciktirdiğin için dava açalım paramızı öyle alalım” dendiğini, ...’ ın 50.000 USD bedelli senedi doldurup imzaladığını, söz konusu toplantıda kendinin de bulunduğunu ancak kimsenin kimseye zorla ya da baskı altında senet imzalatmadığını” söylediğini, davacı tarafın iddialarını ispatlamak adına tanık olarak gösterdiği kendi çalışanının dahi, söz konusu toplantıda müvekkili şirket yetkilisi ... ya da beraberindeki şahıslar tarafından ...’ ın tehdit edildiği yönündeki iddialarını yalanladığını,  117.000 TL tutarındaki senedin, 30.08.2019 tarihli Endüstriyel Ürün Elektronik Kart İş Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, söz konusu senedin, davacının daha önce müvekkilinden aldığı nakit paranın karşılığı olarak davacı tarafından düzenlenip müvekkiline verildiğini, senette nakden kaydının da bulunmasının bu durumda iddialarını desteklediğini,  sonuç olarak; Haksız, mesnetsiz ve usule aykırı davanın reddine, davacı tarafın asıl alacak miktarının % 20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:\"...senede karşı senetle ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, cebir ve tehdit olgusu ispatlanamadığına göre bedelsizlik iddiası ispatlanamayan bu senet yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, davacı tarafın cebir ve tehdit olgusunu ispatlayamadığı, senetlerin teminat senedi olduğu veya bedelsiz kaldığını da ispatlayamadığı, bu nedenle davanın reddine, davacının talebi üzerine paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilip uygulandığından, İİK 72/4.maddesi uyarınca davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine\" karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesi'nin 2022/772 Esas, 2022/2086 sayılı ilamı ile; \" davacı davaya konu  50.000USD bedelli ve 117.000,00TL bedelli bonolar ile 26.08.2019 Tarihli fesih protokolünün tehdit ve korku ile imzalatıldığını ileri sürdüğünü, davacı, irade fesadı iddiasında bulunduğundan bu iddiasını her türlü delil ile ispatlayabileceği, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere ve davacının istinaf dilekçesine göre davalı şirket yetkilisi ... hakkındaki \"mağdurun bir senedi vermeye mecbur edilmesi sureti ile yağma, tehdit, hakaret\" suçları yönünden başlatılan Karamürsel CBS 2020/1806 Soruşturma sayılı (eski no: 2019/1646 soruşturma nolu)  dosyasının halen derdest olup, ilgili dosyada dava konusu senetler şikayete konu edildiğini, bu durumda, ilk derece mahkemesince öncelikle davalı şirket yetkilisi olduğu belirtilen ... hakkında dava konusu senetler yönünden  devam eden soruşturma dosyasının celp edip, ticaret sicil kayıtları da incelenerek, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediğinin karara bağlanması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmediği\"  gerekçesiyle ilk derece  mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"...İncelenen soruşturma dosyasından, ... ile diğer tarf ve tanıkların ifadelerinin alındığı, soruşturma dosyasında, müşteki ifadesi dışında iddiayı destekler bir delil bulunmadığı, tanık ve şüphelilerin iddiayı yalanladığı, davacının dayandığı whatssap yazışmalarının, davacı ile tanık ... arasındaki yazışmalar olduğu, bu mesajlarda da iddiayı doğrular ve ıspata yarar bir delil bulunmadığı, tanık ...'ın mesaj içeriklerindeki beyanları ile mahkememiz ve soruşturma dosyasındaki beyanlarının örtüşmediği, dolayısıyla mesajlara itibarla soruşturma ve davanın sonucunun belirlenemeyeceği, soruşturma dosyasının bu haliyle sonucunun beklenmesinin bir yenilik katmayacağı, davacının soruşturma dosyasına sunduğu delil dilekçesinde de başkaca bir delil bildirmediği anlaşılmış, bu nedenle bekletici mesele yapılmamasına karar verilmiştir.Davalı şirketin ticaret sicil kaydının https://...org.tr/tr/.../firma-bilgileri uzantılı İstanbul Ticaret Odası internet sitesi üzerinden indirilerek incelenmesinde,1993 yılında kurulmuş bir şirket olduğu, ortaklarının ... olduğu, ortaklardan  ...'in münferiden temsile yetkili müdür oldukları görülmüştür....Davaya konu senetlerin iş karşılığında ödenen paraya karşılık verildiği ve işin davacı tarafça yapılmadığı nettir. Dolayısıyla bedelsizlik iddiasına itibar edilmemiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında davacının herhangi bir ürün yapıp teslim etmediği anlaşılmıştır. Senetlerin cebir ve tehdit altında alındığına dair davacı iddiası da ıspatlanamamıştır. Soruşturma dosyasında da bunu ıspata yarar delil bulunmamıştır.Dosyaya sunulmuş olan 10.04.2017 tarihli sözleşme uyarınca davacının 50.000,00 USD'ye karşılık 164.132,10TL avans aldığı ve işi yapmadığı için 26.08.2019 tarihinde taraflar arasında fesih protokolü imzalandığı, protokole göre, ödenmiş 50.000,00USD'nin ferileri ile birlikte davacı tarafından davalıya iade edilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, bundan sora 30.08.2019 tarihinde yeni bir ürün sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme uyarınca yine 50.000,00USD AR-GE bedeli kararlaştırıldığı, bu nedenle de davalı tarafça ödenmiş olan 50.000,00 USD karşılığında aynı miktarlı bono alındığı görülmektedir. Davacı tarafın 117.000,00TL bedelli senedin de aynı ilişki kapsamında cebir ve tehdit altında kendisine imzalatıldığını savunduğu, ancak buna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, davalı tarafça bu senedin başka bir alacağa karşılık alındığının savunulduğu, bu haliyle senede karşı senetle ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, cebir ve tehdit olgusu ispatlanamadığına göre bedelsizlik iddiası ispatlanamayan bu senet yönünden de davanın reddine, davacının talebi üzerine paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilip uygulandığından, İİK 72/4. maddesi uyarınca davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerektiği...\" gerekçeleri ile neticeten davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemece tüm deliller toplanmadan karar verildiğini, taraflar arasındaki otomasyon sistemi modülleri konulu sözleşme gereğince müvekkili edimini yerine getirmekteyken  davalının sözleşme dışı talepleri nedeni ile  projenin uzadığı ve ek insan kaynağına ve mali yüke sebebiyet verdiğini, delillerin sunulduğunu, Davalı şirketin sahibi ... ile Müvekkilinin işyerine geldiğini, müvekkilinin korku ile senedi imzaladığını, ancak müvekkil can korkusu yaşadığından baskı altında imza ve yazı şeklini de değiştirdirdiğini, senedin 50.000USD bedelli 26.08.2019 tanzim, 27.08.2019 vade tarihli olduğunu, senetle birlikte 26.08.2019 tarihli fesih sözleşmesi de imzalatıldığını, 30.08.2019'da ise davacıyı şirkete çağırdıklarını, müvekkiline baskı altında 117.000TL bedelli 30.08.2019 tanzim 01.09.2019 vad etarihli senet imzalattıklarını, hatta bu senedin aynı gün imzalanan sözleşmenin teminatı olduğununun da belirtildiğini, ancak işlerin teslimi için 2-3 ay vade mevcutken senet vadesinin 2 gün sonra olarak yazıldığını, Karamürsel CBS 2019/1646 Sor nolu dosyada soruşturmanın devam ettiğini, Mahkemeden işin yapılıp yapılmadığının tespiti için teknik rapor alınması talep edilmiş ise de bu hususun gözardı edildiğini, Davalı savunmasının yerinde olmadığını, müvekkilinin maillerine 2-5 aylık süreler içinde dönüş yapıldığından 2017 de imzalanan sözleşmenin 2019 da bitirilemediğini, müvekkilinin maddi kayıpları olmuşken davalıya 50.000USD seent vermesinin ticari kurallara aykırı olduğunu, Bilirkişi raporunda dava konusu senetlerin ticari defterlerde kayıtlı olmadığının tespit edildiğini, bu durumun da ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporda işin ne kadarı yapıldığına ilişkin uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğine değinildiğini, gerekçeli kararda bu rapora atıfta bulunup \"alınan bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında davacının herhangi bir ürün yapıp teslim etmediği anlaşılmıştır.\" denilerek dava ret edilmesinin hatalı olduğu gibi dosyada tek rapor var iken gerekçede raporlar denilmesinin eksik incelemeyi gösterdiğini, Müvekkilinin baskı ve tehdit altında kaldığı için kendi imzasını atmadığını, mahkemenin yazı ve imza örnekleri üzerinde dahi inceleme yapmadığını, Tanık ...'ın korkutulmuş ve hatta şiddet görmüş olduğunu, bu nedenle de ifadesini değiştirdiğini, tanık ile müvekkili arasında iş sözleşmesinden kaynaklı bir dava olmadığını, 26.08.2019 da müvekkili işyerinde yaşanan olaylarda tanık ...'ın tanıklığı olmadığını, delil dilekçesindeki mesajların da ... on korkutulduğu, şiddet gördüğünü gösterdiğini, Müvekkilinin edimini yerine getirmek için elinden geleni  yaptığını, ancak projede davalı taraf nedeni ile gecikmeler olduğunu, Davalının iddiasını somutlaştıramadığını, 1.sözleşmeden kaynaklı memnuniyetsizlik olması halinde 2.sözleşmenin imzalanmasının ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığını, 117.000TL bedelli senedin müvekkiline daha evvel verilen alacağın karşılığı olduğu  beyan edildiğinden ispat yükünün davalıya geçtiğini, davalının bu hususta eft/ havale makbuzu sunmadığını, defterinde kayıt olmadığını, iddiasını ispatlayamadığını, 117.000TL bedelli senet bakımından taraflar arasındaki ticari ilişki 320 sıra nolu VUK Geneel Tebliği kapsamında olup ispat yükünün davalıda olduğunu,  YHGK 2003/19-781, 2003/768 K sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, Müvekkili şirket yetkilisi ve ... ile mesajlaşmaların dikkate alınmadığını, dosyadaki delillerin ve  savcılık  suç duyurusunun bulunması bir bütün halinde değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, mahkemece birlirkişi raporu alınmadığından uzmanlık raporu aldıklarını  uzmanlık raporunun incelenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulü ile %20 den az olmayacak tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; dava konusu 50.000USD bedelli ve 117.000TL bedelli senetlerde nakden kaydı mevcuttur.  Davacı, dava ile aralarındaki sözleşme gereğince kendisine 43.000USD+KDV ödendiğini, davalı yanca iş yerine gelinerek zorla fesih anlaşması ve 50.000USD bedelli senet imzalatıldığını,  bir kaç gün sonra baskı altında yeni bir sözleşmenin imzalatıldığını ve 117.000TL' lik senedin de sözleşmeye teminat olduğu söylenerek zorla imzalatılan senet olduğunu iddia etmiştir. Bu durumda davacı senedin zorla alındığını, bedelsiz olduğunu ve 117.000TL' lik senedin teminat senedi olduğunu ispatla yükümlüdür.  Davacı mevcut delil durumuna göre senedin zorla tehdit ile alındığını ispatlayamamıştır. Mahkemece ceza dosyası bekletici mesele yapılmamış ise de, Karamürsel CBS 2020/1806 soruşturma sayılı dosyasının  UYAP'tan incelenmesinde; neticeten KYOK verildiği, kararın KYOK itirazın reddi ile kesinleştiği görülmekle bu husus bu aşamada esasa etkili görülmemiştir. Davacı, ispat yükünün  davalıya geçtiğini ileri sürmüş ise de; davalının 117.000TL bedelli senedin borç karşılığı olduğunu savunduğu, senette nakden kaydı olduğu dikkate alındığında ispat yükünün davalıya geçtiğinden söz edilemeyeceği gibi,  50.000USD'lik bono yönünden de protokol yapılmış olmakla ispat yükü davacıdadır. Bu durumda; davacının 26.08.2019 Tarihli fesih protokolü gereğince 50.000USD 'i ferileri ile birlikte ödemeyi açıkça kabul ettiği, 117.000TL'lik nakden kaydı olan senedin teminat senedi olduğuna ilişkin iddianın kesin delille ispatlanamadığı, borç kambiyo senedine bağlanmış olup ihdas nedeni de yazıldığı ve protokol yapıldığı sabit olmakla, teknik bilirkişi incelemesi yapılmasının iş bu dava yönünden sonuca etkili olmayacağı, davacı senetlerdeki imzasını ikrar edip zorla attığını iddia ettiğinden ayrıca imza, yazı incelemesine gerek olmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davalının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20-TL istinaf masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4592c413b46a959","SID":"3b8a8c862e811330"}}