{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/27 Esas<br>KARAR NO: 2024/340<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2022<br>NUMARASI: 2020/688E, 2022/706K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davadışı müvekkilin kardeşinin hissedar oldukları petrol istasyonunun iyileştirilmesi maksadıyla davalı finans kurumu ile anlaşıldığını, bu anlaşma nedeniyle müvekkili ile kardeşinin 1/2 oranında hissedarı olduğu taşınmazın davalıya devredildiğini, fakat davalı tarafından herhangi bir kredi alımı olmadığını, daha sonrasında müvekkilleri aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. Sayılı dosyasıyla müvekkili tarafından düğün salonu olarak işletilen gayrimenkulün boşaltılmasının istendiğini, icra takibinin neden başlatıldığı araştırıldığında davalı şirket ile davadışı müvekkilinin kardeşi ...'ın müvekkilin bilgisi dışında haricen anlaştıklarını, müvekkilin imzasını taklit etmek suretiyle İstanbul - Beyoğlu .... Noterliği'nin 31.12.2005 tarih ve ... yevmiye nolu Fînansal Kiralama Sözleşmesi düzenlediklerini, davacı şirket ile müvekkil ...'ı da müştereken ve müteselsilen borçlandırdıklarını, bu amaçla davalı şirketin ... 1.500.000 USD ödeme yaptığı bu paranın faizi ile birlikte 2.087.536,07 USD olarak geri ödenmesinin kararlaştırıldığı, ... 24.03.2006 tarihli dilekçe ile davalıya başvurarak bakiye paraların  ... Konya Şubesi ... nolu hesaba havalesini istediğini, bu yazı altındaki imzanın da müvekkile ait olmadığı ve bugüne kadar bir miktar geri ödemenin yapıldığı ancak yaklaşık 2.000.000 TL'lık bakiye borç kaldığı anlaşıldığını, müvekkillerinin İstanbul - Beyoğlu .... Noterliği'nin 31.12.2005 tarih ve ... yevmiye no'lu Finansal Kiralama Sözleşmesi'nden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, müvekkili tarafından işletilen düğün salonunun tahliyesi için İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. Sayılı dosyasıyla başlatılan takibin ve tahliyenin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davanın sözleşme akdi üzerinden 7 yıl geçtikten sonra açıldığı için zamanaşımı sürelerinin geçtiğinden reddi gerektiğini, davacı ...'ün imza yetkilisinin ... ile ... olup münferiden imza yetkileri olduğunu, davacı şirketi temsilen imanın da ... tarafından atıldığın dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, finansal kiralama sözleşmesinden doğan borçların teminatını teşkil etmek üzere 2005 yılında davacı ... tarafından ...  borçları için müvekkili şirket lehine belirtilen ipotekler tesis edildiğini, davacıların finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğinden yeni haberlerinin olduğu beyanı gerçeği yansıtmadığını, sözleşmenin fesih edildiği, kiralanan taşınmaz müvekkile mahkeme kararı ile iade edildiğini, sözleşme taraflarca uzun bir süre uygulandığını, fesih edildiğini, hüküm ve sonuçlar doğurduğunu, davacılar ile akdedilen finansal kiralama sözleşmesi re'sen düzenleme şeklinde noter huzurunda tarafların bizzat katılımı ile akdedilmiş olduğunu, sözleşme ve yasalardan doğan her türlü hak ve alacaklarının ile munzam zararlarına ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacıların %40 tazminat ödemelerine mahkum edilmelerini ve yargılama masrafları ile vekalet ücretlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: \"Öncelikle hukuki yarar yokluğuna ilişkin yapılan itirazı değerlendirecek olursak ... Tic.A.Ş.'nin Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında kira borçlarının olup olmadığı, akdin haklı feshedilip edilmediği,gayrimenkulun iadesi hususu İstanbul 5.ATM'nin 2008/737 Esas sayılı dosyasında ve buna ek olarak İstanbul14.ATM'nin 2009/419 Esas sayılı dosyasında yargılama konusu yapılmış alacağın varlığı kabul edilerek malın iadesine karar verilmiş ve bu kararlar kesinleşmiştir. ... A.Ş. Yönünden tüm bu kesinleşen davalar yok sayılarak yeniden Finansal Kiralama Sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığıın ileri sürerek menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamakta olup yapılan itirazda gözetilerek dava şartı olan hukuki yarar bulunmadığından HMK 114 ve 115 mad.gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Hak düşürücü süreye ilişkin yapılan itirazın değerlendirilmesine gelince eldeki davanın açılış tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanununa tabi olup bu kanun hükümlerinin uygulanması gerekeceği 818 sayılı BK 'nun 31.mad'de \" hata veya hile ile haleldar olan yahut ikrah ile yapılan akit ile mülzem olmayan taraf bu akdi ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa beyan yahut verdiği  şeyi istirdat etmeksizin bir süreyi geçirir ise akde icazet verilmiş nazariyle bakılır.Bu mehil, hata veya hilenin anlaşıldığı veya korkunun zail olduğu tarihten itibaren cereyan eder \" şeklinde hak düşürücü süreye yer verildiği, aynı hükmün 6098 sayılı TBK'nın 39.mad'de vücut bulduğu görülmektedir. Buna göre deliller incelendiğinde ...'ın İstanbul 14.ATM'de açılan ve daha sonra İstanbul 13.ATM'nin davasının da birleştirildiği 2009/419 E - 2011/519 K.sayılı dosyasında taraf olarak yer aldığı, 04/04/2011 tarihinde kendisine usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı, yapılan tebligat adresi ile iş bu dava açılırken sunulan vekaletnamedeki adresin ayrıca Konya Ticaret Odası'ndan gelen yerleşim adreslerinin aynı aldığı, her ne kadar ... davalardan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün gönderdiği tahliye emri ile haberdar olduğunu iddia etmiş ise de İstanbul 14.ATM aracılığıyla yapılan 04/04/2011 tebliğ tarihli tebligat ile Finansal Kiralama Sözleşmesinden, alacak iddiasından ipotekten haberdar olduğu, 04/04/2011 tarihinden bir yıl sonrasında hak düşürücü sürenin dolduğu 818 sayılı BK gereğince Finansal Kiralama Sözleşmesine icazet verilmiş olacağı, işbu davanın 11/05/2012 tarihinde açıldığı gözetildiğinde dava açılış tarihi itibariyle hak düşürücü süre geçirildiğinden davacılardan ... yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin  2020/1944 Esas 2020/1898 Karar sayılı ilamında; \"...Davacı yan açısından sorun; korunmaya değer bir yararlarının olup olmadığı değil, bu yararı ve talebi eldeki davada talep edip edemeyecekleri sorunudur. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/419 Esas ve 2011/519 Karar sayılı dosyası incelendiğinde ; davacının ... A.Ş., davalıların ...  ve ... mirasçıları sıfatı ile  ..., ... ve  ... olduğu, itirazın iptali davasının sonuçlandığı, finansal kiralama sözleşmesi kapsamında toplam alacağın belirlendiği o davada mahkemenin alacaklının alacağının varlığı e miktarı konusunda belirleme yaptığı, ancak ipotekli takip olması nedeni ile ipotek limiti dahilinde karar verdiği görülmektedir. Yani kök ilişkideki alacak miktarı dava konusu olmuş ve sonuçlanmıştır.Kararın kesinleşip kesinleşmediğine dair  ise ; herhangi bir kesinleşme şerhli karar örneği talep edilmediğinden anlaşılamamaktadır. Öncelikle; iş bu karar kesinleşmiş ise kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı ve davacı yan taleplerinin  buna göre yargılamanın iadesi davasında ileri sürülebilecek talepler olup olmadığı ve eldeki davada ileri sürme imkanlarının bulunup bulunmadığı yönünde bir karar verilmesi gerekirken  tartışılma gereği bulunmayan hukuki yarar ve hak düşürücü süre kavramları üzerinden karar verilmesi doğru bulunmamıştır.  Davacı yanın adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin istinaf başvurusu ise Mahkememiz göre ve yetki alanı dışında bir husustur.\" gerekçesi ile;\"Davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353-1-a 4ve  353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜNE ; ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ; Dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE\" şeklinde karar verilmiştir.DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"....Mahkememizce verilen red kararının istinafı üzerine yapılan yargılamada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/419 Esas 2011/519 Karar sayılı dosyası bekletici mesele yapılmış ise de; istinaf kararında İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası yönünden kesin hüküm olup olmayacağının araştırılması sebebiyle kararın kaldırıldığı, kesin hükmün mevcut dava tarihi itibariyle dikkate alınacağı, dava tarihinin 11/05/2012 olduğu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının ise halen kesinleşmediği dikkate alındığında bu aşamadan sonra kesinleşmiş olsa bile iş bu dosya yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği anlaşıldığından bekletici mesele yapılmasına ilişkin ara karardan dönülmüştür.İstinaf kararında da belirtildiği üzere; öncelikle hukuki yarar kavramının ne olduğunun tespiti yapmak gerekir. Usul hukukunda hukuki yarar mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının olması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakla hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, haklarını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyaç bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. Öte yandan bu yararın \" hukuki ve meşru\", \" doğrudan ve kişisel\", \"doğmuş ve güncel\" olması zorunludur. Nitekim 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesinin \"4\" fıkrası ile hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiş olup, 115. maddesine göre de mahkemece istek olmaksızın resen gözetileceği açıktır. Davacı yan açısından sorun; korunmaya değer bir yararlarının olup olmadığı değil, bu yararı ve talebi eldeki davada talep edip edemeyecekleri sorunudur.İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/419 Esas ve 2011/519 Karar sayılı dosyası incelendiğinde ; davacının ... A.Ş., davalıların ... ve ... mirasçıları sıfatı ile ..., ... ve  ... olduğu, itirazın iptali davasının sonuçlandığı, finansal kiralama sözleşmesi kapsamında toplam alacağın belirlendiği o davada mahkemenin alacaklının alacağının varlığı ve miktarı konusunda belirleme yaptığı, ancak ipotekli takip olması nedeni ile ipotek limiti dahilinde karar verdiği görülmektedir. Yani kök ilişkideki alacak miktarı dava konusu olmuş ve sonuçlanmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/463 Esas 2021/868 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere \" İtirazın iptali davası açıldıktan sonra, itirazın iptali davasında savunma olarak ileri sürülebilecek hususlara ilişkin olarak menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.\" Somut olay yönünden İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/419 Esas ve 2011/519 Karar sayılı  davacısının FFK Fon Finanlas Kiralama A.Ş., davalılarının Vizyon Petrol ve ... mirasçıları sıfatı ile ..., ... ve ... olduğu itirazın iptali davasında,  finansal kiralama sözleşmesi kapsamında toplam alacağın belirlendiği mahkemece alacaklının alacağının varlığı ve miktarı konusunda belirleme yapıldığı, ancak ipotekli takip olması nedeni ile ipotek limiti dahilinde karar verildiği, yani kök ilişkideki alacak miktarı dava konusu yapıldığından bu miktarla sınırlı sonuçlandırıldığı, bu davada savunma olarak ileri sürülebilecek hususlarla ilgili mahkememize açılan menfi tespit davası yönünden davacıların hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Yerel Mahkemece İstanbul 14. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 2009/419 Esas ve 2011/519 Karar sayılı dosyası yönünden \"\"Mahkememizce verilen red kararının istinafı üzerine yapılan yargılamada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/419 Esas 2011/519 Karar sayılı dosyası bekletici mesele yapılmış ise de; istinaf kararında İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası yönünden kesin hüküm olup olmayacağının araştırılması sebebiyle kararın kaldırıldığı, kesin hükmün mevcut dava tarihi itibariyle dikkate alınacağı, dava tarihinin 11/05/2012 olduğu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının ise halen kesinleşmediği dikkate alındığında bu aşamadan sonra kesinleşmiş olsa bile iş bu dosya yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği anlaşıldığından bekletici mesele yapılmasına ilişkin ara karardan dönülmüştür.\" denilmişse de ilgili kararın bozulduğunu,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.04.2023 tarih ve  2021/7582 E. -  2023/2289 K. Sayılı ilamının eklendiğini,  İstinaf dairesinin kaldırma ilamında sadece söz konusu dosyanın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması gerektiği belirtilmediğini, \"Öncelikle ; iş bu karar kesinleşmiş ise kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı ve davacı yan taleplerinin  buna göre yargılamanın iadesi davasında ileri sürülebilecek talepler olup olmadığı ve eldeki davada ileri sürme imkanlarının bulunup bulunmadığı yönünde bir karar verilmesi gerekirken tartışılma gereği bulunmayan hukuki yarar ve hak düşürücü süre kavramları üzerinden karar verilmesi doğru bulunmamıştır.\" denilerek kararın kesinleşmesini müteakip taleplerin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de bu hususun göz ardı edilerek istinaf ilamına pasif olarak direnildiğini, Adil Yargılanma Hakkının Anayasa'nın 36. Maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. Maddesinde güvence altına alındığını, işbu davanın 11.05.2012 tarihinde açıldığını, belge asılları incelenerek alınan 22.05.2014 tarihli raporda imzanın müvekkile ait olmadığı saptandığını, aksini kanıtlar başkaca bir belge ya da rapor olmadığı ve belge asılları Mahkeme kasasında olduğu halde dosya belge asılları eklenmeksizin defalarca Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini dosyanın sürüncemede kaldığını, Mahkemece 5 celse istinaf ilamı doğrultusunda İstanbul 14. ASliye Ticaret MAhkemesinin kararını beklendiğini, sonra bu ara karardan dönülerek karar verildiğini,Daha önceki istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/419 E - 2011/519 K.sayılı dosyasında müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmamış olup nitekim bu husus  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.04.2023 tarih ve  2021/7582 E.-2023/2289 K. Sayılı ilamında da açıkça belirtildiğini, müvekkilini dava dışı .... ile davalı şirket arasındaki sözleşmeden Konya ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasından gelen tahliye emri ile haberdar olduğunu, dava süresinde olduğu gibi müvekkilin hukuki yararı da bulunduğunu,  sözleşme sahte imza ile düzenlenip şirket de ortaklarından  ... tarafından gereksiz yere borç altına sokulduğu ve gelen paraların da büyük ihtimalle ... ' ın şahsi hesabına gönderildiği için bu kredi sözleşmesinden dolayı şirketin borçlu olmadığının tespitinde şirketin ve dolayısıyla diğer ortağın hukuki yararının bulunduğunu, Müvekkiline ait olmayan bir imza nedeniyle hem müvekkil şirketin hem de müvekkil ...'ın borç altına sokularak, müvekkillerin zarara da uğradıklarını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ekinde Yargıtay ilam suretini sunmuştur.<br>İNCELEME Dairemizce İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi 14.ATM'nin 2009/419, 2011/519 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; asıl davada davacının ... AŞ, davalıların ....ltd şti, ... olduğu; birleşen dosyada davacının  ...  AŞ, davalıların ... mirasçılar olduğu (...), dava konusunun itirazın iiptali istemine ilişkin olduğu, mahkemece  asıl ve birleşen davadada itirazların kısmen iptaline, takibin150.000TL ipotek limiti ile sınırlı olmak üzere devamına, fazla istemin reddine, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine\" karar verilmiş olup kararın takibin tüm feriler dahil 150.000TL yi geçemeyeceği, takip tarihi itibarı ile 81.570,97USD 13.695TL ve sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelmiş 1.396.428,88USD kira alacağı bulunduğu bilirkişi raporu ile anlaşıldığından açılan davanın kısmen kabulüne\" şeklinde gerekçelendirildiği, asıl dava tarihinn  05.06.2009, birleşen dava tarihinin 20.05.2010 olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesinin kararı Yargıtay 11.HD'nin 2021/7582 Esas, 2023/2289 Karar sayılı  13.04.2023 tarihli ilamı ile; davalı ...'a usulüne uygun  tebligat yapılmadığı gerekçesi ile adı geçen davalı yönünden bozulduğu, davalı ... ...Şti yönünden ise temyiz isteminin süreden reddine karar verildiği, bu davanın ise 11.05.2012'de açıldığı anlaşışmıştır. Menfi tespit istemine konu finansal kiralama sözleşmesi noterde düzenleme şeklinde hazırlanmış olup asıl borçluya atfen davacı şirketin adı ve altında şirket temsilcisi olarak ... ismi olduğu, davacı asilin isminin ise sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı, Ticaret Sicil kayıtlarına göre  ...ve ...'ın şirketi münferiden temsile yetkili oldukları görülmektedir<br>GEREKÇE Dava, finansal kiralama sözleşmesi yönünden borçlu olunmadığının tespiti talebi ile açılmıştır. Davacılar vekili, davalı şirket ile davalı şirketin ortağı dava dışı ... haricen anlaştıklarını, imzanın taklit edilmek sureti ile hazırlanan finansal kiralama sözleşmesi gereğince müvekkillerinin haksız olarak borçlandırıldıklarını iddia etmişlerdir. İlk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; Dairemizin ilk kararından sonra, Y.11HD, 2021/7582, 2023/2289 Karar sayılı, 13.04.2023 tarihli ilamına göre;  İstanbul 14.ATM'nin 2009/419Esas, 2011/519 Karar sayılı, 07.12.2011 Tarihli kararının davalı ... yönünden usulüne uygun tebligat yapılmadığı gerekçesi ile bozulduğu, davalı .....şti yönünden ise temyiz isteminin süreden reddine karar verildiği görülmektedir. Davacıların iş bu davadaki menfi tespit isteminin dayanağı; finansal kiralama sözleşmesindeki imzanın ...'ın eli ürünü olmadığı, dava dışı ... tarafından şirketin gereksiz borç altına sokulduğu, finansal kiralama sözleşmesine dayalı paranın ise muhtemel dava dışı ... hesabına gönderildiğine yöneliktir. Davacıların iddiası derdest olan itirazın iptali davasında savunma olarak ileri sürülebilecek hususlardandır. İş bu dava tarihinde itirazın iptali davasının derdest olduğu, dosya kapsamı ve özellikle Yargıtay bozma ilamı da dikkate alındığında iş bu davada ilgili dosyanın kesinleşmesinin gerekli olmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmüş, davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a32464239141a7b4","SID":"cfdc39bd7efaf88e"}}