{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1715 Esas <br>KARAR NO: 2024/135 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/122 Esas -  2023/568 Karar <br>TARİHİ: 10/07/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  müvekkili şirket ile davalı arasında ticari alım satım ilişkisi olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davalı şirketin ilk olarak implantların indirimsiz fiyatı üzerinden fatura düzenleyip, daha sonra müvekkilinin implant anlaşmasının indirimli birim fiyatına göre fatura düzenleyip fiyat farkını davalıdan tahsil ettiğini, müvekkili tarafından davalıdan implant alımı gerçekleştirildiğini davalının sattığı implantlara ilişkin indirim bedeli için fatura düzenlemiş olup indirim bedelinin taraflarına ödenmesi gerekirken ödenmediğini, davalının anlaşmaya aykırı davrandığını, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olup takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, tüm bu açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi indirimsiz fiyat ile fatura düzenlenmesi sonra da birim fiyat üzerinden fatura düzenleyerek fiyat farkı ödenmesi şeklinde emtia satış yöntemi olmadığını, davacının bu iddialarını kabul etmediklerini, böyle bir fatura düzenlenmesinin Vergi Usul Yasası'na da aykırı olduğunu, davacının bu iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının cari hesapta mal bedeli borcunun 106.532,50 Euro iken 19.02.2020 tarihinde 500.000,00TL ödemede bulunduğunu, bu ödemeden dolayı cari hesabından Euro bazında 76.419,88 Euro mahsubu ile bakiye 30.112,62 Euro borcu kaldığını, müvekkilinin davacının mal taleplerini karşılamaya devam etmiş ise de davacının bakiye borcunu ödemediğini, davacının uyarılara rağmen borcunu sadece mal iadesi ile 02.07.2021 tarihine kadar 22.707,52 Euro'ya düşürdüğünü ancak ödeme yapmaması nedeniyle İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ödeme emrinin tebliğ edilmeden davacının müvekkilinin hesabına 06.07.2021 tarihinde 21.828,00 Euro havalı yaptığını, bakiye 879,52 Euro için borçluya muhtıra tebliğ edilmiş ise de borçlunun itirazı üzerine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/623 Esas sayılı davası ikame edildiğini, davacının 21.828,00 Euro'yu öderken ayhı tarihte davaya konu 10.273,00 Euro karşılığı 105.678,35TL tutarındaki faturayı düzenlediğini, taraflar arasında fiyat farkı uygulanmasına ilişkin sözleşme olmadığını, davacının dayandığı 105.678,35TL tutarındaki fiyat farkı faturasının dayağının da bulunmadığını, işbu dava ile İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/623 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiklerini, tüm bu açıklanan nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/07/2023 tarih 2022/122 Esas -  2023/568 Karar sayılı kararında; \"Dava, taraflar arasındaki fiyat farkı fatura alacağına ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı her en kadar kendi alacağına ilişkin İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ile birleştirme talebinde bulunmuş ise de taraflar arasında yazılı cari hesap ilişkisi bulunmadığı, alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının iki dosya kapsamında farklı olduğu, birinden verilecek kararın diğerini etkilemeyeceği anlaşılmakla birleştirme kararı verilmesine gerek görülmemiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami \"yedi gün\" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için  taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği,bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve  iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın  mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde,  Mahkememizce tüm deliller toplanmış, taraflar arasında ticari alım satım ilişki bulunduğu, Mahkememizin 13/06/2022 tarihli duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, huzurda hazır bulunan taraf vekillerine tefhim edildiği, incelemenin taraf ticari defter ve kayıtları üzerinden yapıldığı, aldırılan bilirkişi raporu ile, davacının ticari defterlerinde; davaya konu 06/07/2021 tarihli faturanın davalının borcuna kayıtlı olduğu, yine 06/07/2021 tarihinde davalıya yaptığı ödemenin de (224.544,63TL olarak) davalının borcuna kayıtlı olduğu ve bu kayıtlar neticesinde davalının borcunun 318.564,77TL olduğu; sonrasında 31/07/2021 tarihinde davalının bu borcunun 159/alınan sipariş avansları hesabından mahsup edilmesine ilişkin kayıt yapılması neticesinde 31/07/2021 tarihi itibariyle taraflar arasında herhangi bir borç/alacak bakiyesinin kalmadığı; davalının ticari defterlerinde de, davaya konu faturanın kayıtlı olmadığı fakat davacının 06/07/2021 tarihinde yaptığı ödemenin (234.364,32TL olarak) kayıtlı olduğu; bu kayıt neticesinde davacının borcunun 987,76TL kaldığı; sonrasında 31/07/2021 tarihinde davacının alacağına 987,76TL kur farkı kaydedilmesi neticesinde, 31/07/2021 tarihi itibariyle taraflar arasında herhangi bir borç/alacak bakiyesinin kalmadığı; 31/07/2021 sonrasında da davacının borcuna ya da alacağına herhangi bir kayıt yapılmadığı, tarafların ticari defterlerinde taraflar arasında herhangi bir borç/alacak bakiyesinin kayıtlı olmadığının tespit edildiği, dava konusu borcu içeren faturanın davalı yanca kabul edildiğine dair bir açık veya zımni bir kabulün ya da davacı yararına uygulanacak yasal karinenin bulunmadığı, taraflar arasında mal alım satımına dair ticari ilişki bulunsa da yazılı bir sözleşme kaydının olmadığı, indirimli/indirimsiz fiyata ilişkin farkın ayrıca fatura edileceğine veya davacıya iade edileceğine dair iddianın ispata muhtaç olduğu, takip tarihi itibariyle davalının borçlu bulunduğunun defterlerden tespit edilemediği, bu yönden davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği, davacı tarafça yemin deliline dayanıldığı, davalı yanca yeminin iade edilmeyerek usulünce eda edildiği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, \"1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85-TL maktu harcın 1.291,70-TL peşin harçtan düşümü ile artan 1.021,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 16.851,75-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  davacının talebinin 10.273,00 Euro alacak yönünden itirazın iptali olduğunu; icra takibindeki alacak talebinin de 10.273,00-Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur ile tahsili olduğunu; bu nedenle davanın reddi halinde hükmedilecek vekalet ücretinin de karar tarihindeki döviz kuru üzerinden olması gerektiğini, Reddedilen itirazın iptali davasında dava değeri olan 10.273.-Euro'nun karar tarihi itibariyle Türk Lirasına çevrilmesi suretiyle bulunacak meblağ üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini; Yerel Mahkeme kararında ise vekalet ücretinin, dava tarihindeki Euro kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi suretiyle hesaplanmıştır ki bu tutarın hatalı olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 25.01.2021 tarihli E: 2020/8750 K: 2021/429 sayılı kararında; \"Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olmakla, reddedilen 608.629,28 USD yabancı para alacağının karar tarihi olan 22/6/2017 tarihi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru (1 USD = 3,5296 TL) üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanacak vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedildiği bu defa yapılan incelemeden anlaşılmakla, davalı yanın karar düzeltme isteminin bu yönleriyle kabulü ile dairemizin onama kararı kaldırılarak, yerel mahkeme kararının belirtilen nedenlerle düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.\" görüşüne yer verdiğini,  Yerel Mahkemece karar tarihi olan 10.07.2023 tarihindeki Euro efektif satış kuru olan 28,6458 TL esas alınmak sureti ile vekalet ücreti hesaplanması gerekirken dava tarihindeki kur esas alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu; dava değerinin; 10.273,00 Euro x 28,6458 = 294.278,30 TL olmakla nispi vekalet ücretine bu tutar üzerinden hükmedilmesi gerektiğini,  Yerel Mahkemenin istinaf konusu yaptıkları ilamında karar tarihinin değil dava tarihinin esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; bu nedenle işbu karar aleyhine yalnızca vekalet ücreti yönünden istinaf yoluna başvurduklarını,  İleri sürerek, istinaf dilekçelerinin kabulü ile; Yerel Mahkeme kararının vekalet ücretine dair hüküm fıkrasının kaldırılarak Yüksek Mahkemece verilecek karar tarihindeki döviz kuru esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanmasını talep ettiğini, <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava; ticari satış ilişkisine dayalı fiyat farkı faturasının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından, reddedilen itirazın iptali davasında dava değerinin 10.273,00-Euro olduğu, vekalet ücreti hesaplanırken bu tutarın karar tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının esas alınmasının gerektiği, oysa mahkemece dava tarihindeki kur esas alınarak eksik vekalet ücreti hesaplandığı ileri sürülmüştür.  Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir ve  yabancı para alacağı talebini içeren davalarda, dava değerinin Türk Lirası cinsinden karşılığı da dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru esas alınarak tespit edilir. Bu değer hem alınacak harcın hem de hükmedilecek vekalet ücretinin hesabında esas alınır. Bu nedenle, davanın reddine karar veren mahkemece dava değeri olan 10.273,00-Euro'nun dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanan Türk Lirası karşılığı esas alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrası uyarınca uyarınca davalı lehine  vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin   2022/3464 esas,  2023/3042 karar sayılı, 17/05/2023 tarihli, 2022/685 esas, 2023/1517 karar sayılı, 13/03/2023 tarihli ilamı). Bu sebeple davalı vekilinin vekalet ücreti hesabında dava tarihindeki kurun esas alınmasının hatalı olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Öte yandan dava tarihi itibariyle geçerli TCMB efektif satış kurunun 1,00-Euro=15,6162-TL olduğu, 10.273,00 Euro x 15,6162-TL hesabı ile, dava tarihi itibariyle davanın Türk Lirası cinsinden değerinin 160.425,22-TL olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrası uyarınca bu tutar üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretinin 25.063,78-TL olduğu, mahkemece bu tutara hükmedilmesi gerekirken, yanlış hesaplama ile davalı lehine 16.851,75-TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin vekalet ücretinin eksik hesaplandığı yönündeki istinaf sebebi bu açıdan yerinde bulunmuştur.  Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, davanın reddine, yalnızca vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğundan, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.063,78-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun KISMEN  KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih ve   2022/122 Esas -  2023/568 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;  2- Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.291,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 864,1‬0‬‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.063,78-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine,<br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:  8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0d6a9f2248e57f1","SID":"a9f786b33b69c1f5"}}