{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1939 Esas<br>KARAR NO: 2024/263 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/618 Esas - 2023/329 Karar<br>TARİH: 11/04/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  davalının müvekkil şirkette iş akdi ile çalıştığını, çalışma sırasında haksız rekabet etmeme borcu da bulunan sözleşmeyi imzalamasına rağmen, sözleşmeye aykırı şekilde işte çalıştığını, 28/11/2011 tarihinde başlayan çalışmanın 03/02/2014 tarihinde davalı tarafından sona erdirildiğini, davalının müvekkili şirkette saha satış temsilcisi olarak çalışması nedeniyle müvekkili şirktin ticari sırlarına ve müşteri çevresine vakıf olduğunu, iş akdini sona erdirdikten sonra ... Lojistik A.Ş'de çalışmaya başladığını, taraflar arasında düzenlenen 20/06/2012 tarihli rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahüdünün II.maddesinin 1.fıkrasında düzenlenen bölge ve şirketlerde çalışmamasını davalı tarafından taahhüt edildiği, buna aykırı davranılması halinde ortak hükümler III/II.maddesi gereğince her türlü ödemeler dahi bürüt ücretin iki katı kadar cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının haksız eyleminin ihtara rağmen sona erdirilmediğini alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün 2015/7749 esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, belirli süreli iş sözleşmesinde çalışma yasağı bulunmadığı, iş sözleşmesinin daha sonra belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğünü, bu tür sözleşmelerin cezai şart konulamayacağını, sözleşmenin tüm şirket çalışmalarına fesih tehdidi ile imzalatıldığını, imzalamayanların iş akitlerinin fesh edildiğini, iş yerinde mevzuata aykırı çalışma yaptırılıp, ücretin kısmen elden ödemesi nedeniyle zararı bulunduğu için, işten ayrıldığını, sözleşmede sınırlandırılan şirketlerin bölgede faaliyette bulunan tüm şirktelre olduğunu, eğitimi itibariyle sözleşmede kısıtlanan yerlerde çalışmaması halinde iş bulamayacağını, konumu itibariyle ticari sırlara vakıf olmadığını, belgelerin tehtit altında imzalatıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/04/2023 tarih 2021/618 Esas 2023/329 Karar sayılı kararında; \"....Açıklanan nedenlerle; 1.Taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan rekabet yasağının; davalının çalışamayacağı iş türünün belirlenmiş olması, sözleşmenin süre ve konu bakımından sınırlandırılmış olması, sözleşmenin yer bakımından geniş olarak belirlenmiş olmasına karşın kapsamının daraltılarak sözleşmenin ayakta tutulabileceği ve sözleşmenin yer bakımından İstanbul ili bakımından geçerli kabul edilebileceği, davacı ile davalının sonradan çalıştığı işyerinin rakip işletme olarak nitelendirilebilmesi ve aynı müşteri çevrelerine hitap ederek aynı konularda faaliyet göstermeleri, davalının yaptığı işin, davacının müşteri çevresi veya davacının yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması sebebiyle geçerli olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Rekabet yasağı içeren sözleşmede kararlaştırılan 49.269,08 TL cezai şarta hükmedilebileceği tespit edilmiştir. Davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmakla birlikte TBK.'nın 182/son maddesi uyarınca; hakim, fahiş bulduğu cezai şartı resen terkin edebilir. Davaya konu olayda, davalının tacir olmadığı ve rekabet yasağını ihlali nedeniyle brüt ücretin 2 katı cezai şart olarak kararlaştırılmıştır. Bu cezai şart karşılığında, davacı işveren herhangi bir yükümlülük üstlenmemiş olup, davalının ücreti de dikkate alındığında cezai şart miktarının fahiş olduğu kanaatine varılmakla, dosya kapsamı, davalı işçinin davacı nezdinde çalıştığı süre, brüt maaşı, ekonomik durumu ve davacı işverenin rekabet yasağı karşılığında herhangi bir yükümlülük altına girmemiş olması gibi olgular hep birlikte dikkate alındığında, mahkememizce hakkaniyet gereği cezai şarttan 1/3 oranında tenkis yapılarak cezai şart miktarı 32.846,05 TL olarak belirlenmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/18-421 Esas, 2009/526 Karar sayılı 18/11/2009 günlü içtihadı). Açıklanan nedenlerle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, bilirkişi incelemesi ile cezai şartın belirlenmesi nedeniyle icra inkar tazminat talebinin reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,  1-Davanın KABULÜ ile; davalının Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 23.829,00-TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  değişen oranlarda  avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, 2-İcra inkar tazminat talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davalı  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davalı ... tarafından istinaf harç ve masrafların eksik yatırıldığı anlaşılıp; ilk derece mahkemesi tarafından 14/06/2023 tarihli muhtıra çıkarılmıştır. Çıkarılan muhtıraya rağmen süresi içerisinde eksik harç yatırılmadığı belirtilerek 12/09/2023 tarihli istinaf değerlendirme kararı verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 12/09/2023 TARİH 2021/618 ESAS 2023/329 KARAR SAYILI İSTİNAF DEĞERLENDİRME KARARINDA; Davalı ...' a  014/06/2023 tarihli   istinaf harç ve masrafların yatırılması için muhtıraya rağmen istinaf harcı ve masraflarını 7 gün süre içerisinde yatırmadığından istinaf talebinin bu nedenle REDDİNE karar verilmiş ve bu karara karşı da davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı 16/05/2023 tarihli istinaf dilekçesi ile, Görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, 2 Yıl Rekabet yasağından dolayı işsiz kalması sonucu işbu süreyi karşılayacak miktarda ödeme yapması gerektiğini ancak tarafına böyle bir ödeme yapılmadığını, 2 yı rekabet etmeme yasağının haksız ve kötüniyetli olduğunu, Rekabet yasağı süresinin kapsadığı fiziki alan ve iş kollarının makul şekilde olması gerektiğini, davalı firmaya başlamadan önce de lojistik sektöründe görev aldığını, aktif olarak mesleği olan lojistik satış ve pazarlama alanında çalıştığını, mezun olduğu süre itibariyle uzmanlaştığı alandan farklı iş bilmediğini, anayasal hakkı olan çalışma hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğini, Cezai şartın karşılıklı olması gerektiğini, sözleşme gereği çezai şartı belirlemek için ücretin ekleri ile netleştirilmesi gerektiğini, bu hususu tespit edemeyen eksik bilirkişi incelemesi ile hüküm kurulduğunu, davacı ile imzaladığı belirli süreli iş sözleşmesinde 2 yıllık çalışmama yasağının mevcut olmadığını, belirsiz süreli iş akdine ödnüşmüş olup belirsiz süreli iş akitlerine cezai şart konulamayacağını, davacının koyduğu cezai şartın geçersiz olduğunu, dava konusu sözleşmenin işe başladıktan 6 ay sonra bildirildiğini, taahhütnamenin tek taraflı irade beyanı olup herhangi bir baskı olmadan bu kadar ağır şartlar altına sokulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 03/02/2014 tarihinde istifa etme kararı aldığını ancak davacı firmanın işe giriş sözleşmesinde yer alan yasal hakların sorumluluğunu yerine getirmediğini, maaşının bir kısmının elden verilmesinden kaynaklı maddi manevi kayıplarının olduğunu, Davacının iddia ettiği şekilde iş sırlarını, sektörde ve müşteri bilgisi tarafından 3. Kişilerle paylaşılmadığını, Davacı firmanın istifa sürecinde isteği dışında 10 güne yakın uzatıldığını, evrakları imzalamazsa çıkışını vermeyeceğini belirttiklerini, davacının delil olarak sunduğu ibranameyi zorla imzaladığı için delil olarak kabul edilmemesini talep ettiğini, Davacının çalıştığı firmaya dava açmadığını, rekabet yasağına aykırı davranan şahsı ise çalıştığı firmanın da aykırı davranmış olması gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin iptaline, davacı aleyhine takip toplamının %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI EK KARARAYÖNELİK 28/09/2023 TARİHLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, 16/05/2023 tarihli dilekçesini aynen tekrar ederek; Yerel mahkeme değerlendirme kararının kaldırılmasını talep ettiğini, çıkarılan 14/06/2023 tarihli muhtıranın tarafına ulaşmadığını, mahalle muhtarı tarafından teslim alındığını,  İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin iptaline, davacı aleyhine takip toplamının %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 10/06/2021 tarih ve 2019/1813 Esas - 2021/876 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Dava, davalı işçinin hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydına aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali  istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş verilen karara karşı davalı  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece verilen 11/04/2023 tarih 2021/618 Esas 2023/329 Karar sayılı gerekçeli kararın davalının bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı, muhatabın adresten taşındığı belirtilerek bila tebliğ iade edildiği, davalının mahkemeye başvurması üzerine gerekçeli kararın mahkeme kalemince elden 16/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından verilen karara karşı 16/05/2023 tarihinde maktu istinaf karar harcı ve kanun yoluna başvurma harçlarının yatırılmak suretiyle istinaf başvurusunda bulunduğu, mahkemece, eksik yatırılan  227,04 TL istinaf karar harcının yatırılması için hakim ve yazı işleri müdürünün imzasını içerir 14/06/2023 tarihli muhtıranın davalının mernis adresi olduğu belirtilerek TK. 21/2 Maddesi uyarınca tebliğe çıkartıldığı ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle 14/07/2023 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edildiği,  çıkarılan muhtıraya rağmen süresi içerisinde eksik harç yatırılmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi 12/09/2023 Tarih 2021/618 Esas - 2023/329 Karar sayılı istinaf değerlendirme kararı ile;istinaf talebinin bu nedenle reddine karar verilmiş ve bu karara karşı da davalı  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece çıkartılan muhtıranın davalıya usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve mahkemece verilen istinaf değerlendirme kararının dosya kapsamına, usul ve yasaya göre yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Aynı Kanun'un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 Sayılı Yasa'nın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; \"Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır\" hükmü yer almaktadır. Söz konusu 7201 Sayılı Yasa'nın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanun'a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır. 7201 Sayılı Yasanın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde ise, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Bunun yapılabilmesi için de, tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu ve bu adrese tebligat yapılacağını tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa, adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh  verilerek 21/2. madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır. Somut olaya döndüğümüzde, davalı ...'ın dosyada bilinen son adresi ... Mah. ... Cad. No: ..., İç Kapı No: ... Beylikdüzü/İstanbul adresine 14/06/2023 tarihli muhtıranın TK. 21/1 Maddesine göre tebliğe çıkartılmadan direk olarak mernis adresi olduğu belirtilmek suretiyle aynı adrese TK. 21/2 Madde uyarınca tebliğe çıkartıldığı ve çıkartılan tebligatın TK. 21/2 madde uyarınca mahalle muhtarına tebliğ edildiği, bu durumda yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı ve bu durumda mahkemece verilen istinaf değerlendirme kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla; Davalının ek karara yönelik istinafının kabulü ile İDM.'ce verilen 12/09/2023 Tarih ve 2021/618 Esas - 2023/329 Karar sayılı istinaf değerlendirme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece verilen istinaf değerlendirme kararı Dairemizce kaldırıldığından ve Davalı tarafça harç eksikliği 28/09/2023 tarihinde ikmal edildiğinden  davalının İDM tarafından verilen gerekçeli karara yönelik istinaf sebepleri dairemizce değerlendirilmiştir. Taraflar arasında 28/11/2011 tarihli HİZMET AKTİ başlıklı sözleşme İMZALANDIĞI ve davalının 20/06/2012  tarihli REKABET YASAĞI VE TİCARİ SIR VE BİLGİ SAKLAMA başlıklı taahhütname imzalanmış olduğu ihtilafsızdır. Davalı  ...'ın SGK. Dökümüne göre davacı şirkette  28/11/2011 tarihinden 03/02/2014 tarihine kadar 3yıl 67 gün satış temsilcisi   olarak çalıştığı ve davalının 03/02/2014 tarihli ibraname imzalayarak kendi istek ve arzusu ile  işten ayrılmak istediğini belirtip  istifa etmiştir. 20/06/2012  tarihli REKABET YASAĞI VE TİCARİ SIR VE BİLGİ SAKLAMA başlıklı taahhütnamenin I. Maddesinde ticari sır ve gizlilik hükümlerinin düzenlendiği, II. Maddesinde rekabet yasağı hükümleri   düzenlenmiştir. Davalı  ...'ın SGK. dökümüne göre davacı şirkette  28/11/2011 tarihinden 03/02/2014 tarihine kadar 3yıl 67 gün satış temsilcisi   olarak çalıştığı ve davalının işten ayrıldıktan sonra SGK kaydına göre dava dışı ... Tic. A.Ş.'de 10/02/2014 tarihinde pazarlamacı olarak çalışmaya başladığı, ...ten gelen cevabi yazı ekinde gönderilen çalışma şemasına göre davalının iş geliştirme yöneticisi olarak çalışmaya başladığı, 10/02/2014 tarihinde imzaladığı iş sözleşmesine göre satış uzmanı ünvanı ile çalışmaya başladığı anlaşılmıştır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. T.B.K.'nun 445/2 maddesine göre: “Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” (Yargıtay 11.H.D.'nin 2015/12450 E - 2016/6672 K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı). 6098 sayılı TBK’nın 445. maddesi “(1)Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.(2)Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun  818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi  “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir,” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli 2018/1393 E., 2019/2838 K. sayılı emsal kararı). Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda;'' ... Davacı ile dava dışı ... firmasının sunmuş oldukları organizasyon şemaları ile davalının görev tanımlarının incelendiği, davalının her iki şirketteki çalışmaları esnasında müşteriler ile birebir iletişim halinde olduğu, müşteri bilgilerine vakıf olduğu, her iki şirkette benzer işlerde çalıştığı ve görevlendirildiği, bu durumda davacının haklı menfaatini oluşturan ve korumaya değer bir iş sırrının varlığını yani müşteri bilgilerini öğrenebilecek durumda olduğundan bu bilgilerin ihlal edilmesi halinde davacı tarafın zarara uğrama ihtimaline yol açabileceği ...,''belirtilmiş olup bu tesbitlerde gözetildiğinde, bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olduğu ve  davalının sahip olduğu bilgileri yeni işe girdiği davacı ile aynı işkolunda faaliyet gösteren dava dışı ... Lojistik firmasında kullanmaya başladığı takdirde, davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu açıktır. Davalı ...'ın davacı şirketten istifa ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı faaliyet alanında dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, bu tehlikenin var olduğunun ve haksız rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü gerekmiştir.  Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda, rekabet yasağı içeren sözleşmede kararlaştırılan cezai şart hükmüne göre 49.269,08 TL cezai şarta hükmedilebileceğinin tespit edildiği belirtilmiş olup davacı tarafça davaya konu icra takibi ile 23.829,00 TL. talep ettiği, mahkemece, TBK 182.m. uyarınca 1/3 oranında tenkis yapıldığında davacının talep edebileceği miktarın 32.846,05 TL olarak belirlendiğini, davacının talep ettiği miktarın daha düşük olduğu gerekçesiyle taleple bağlılık kuralı gereği talep edilen miktar yönünden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış olmakla; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalının aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davalının istinaf değerlendirme kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince İDM.'nin  12/09/2023 Tarihli istinaf değerlendirme kararının kaldırılmasına, davalının İDM. Nin 11/04/2023 tarihli gerekçeli kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b1 maddesi gereğince  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davalının istinaf değerlendirme kararına yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 5. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 12/09/2023 tarih ve 2021/618 Esas - 2023/329 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B-Davalının 11/04/2023 tarihli gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 1-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından gerekçeli karar ve ek kararın istinafı yönünden yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 2-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince gerekçeli kararın istinafı yönünden davalıdan alınması gereken 1.627,75.TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan (179,90.TL + 269,85.TL + 227,04.TL =) 676,79.TL harcın mahsubu ile bakiye 950,96.TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından ek kararın istinafı yönünden yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0dfe857c659b47c0","SID":"d608f33c3a720f23"}}