{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1637 <br>KARAR NO: 2024/331 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 18/06/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/685 Esas - 2021/534 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; dava dışı şirket ... ile müvekkili banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, borçlu bu sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzaladığını, bu işlemler neticesinde müvekkili banka şubesinden davalının kefil olduğu şirket adına kredi kullandırıldığını, kefil sıfatı ile davalı krediye bağlı faiz ve alacağa bağlı diğer ferileri kabul ettiğini, davalıya krediye ilişkin ödemeyi taahhüt ettiği taksitlerden 01/07/2019 tarih, 30/07/2019  tarih ile  02/09/2019 tarihlerinde taksitlerin ödenmemesi suretiyle 10/09/2019 tarihli ihtarname itibariyle; iki taksit ve işbu taksitlere işlemiş olan 528,77 TL gecikme faizi ve 26,44 TL  BSMV olmak üzere ihtarname tarihi itibariyle toplam 12.355,49 TL gecikmiş  kredi taksit borcu  bulunduğunu, kredi gecikmesinden dolayı tüm ürünlerinin ihtarnameye konu edildiğini, ödenmedigi takdirde ihtarnamede belirtilen diğer ürünleri de kat edilerek 90.048,42 TL borcunun muaccel hale geleceği ve aleyhine yasal yollara müracaat edileceği ihtar edildiğini, bu ihtarname şirketin sözleşme adresine gönderildiğini, bu adresten iade olduğunu, iş bu ihtarnameye rağmen kefil sıfatı ile borçlu olan ... herhangi bir ödeme yapmadığını, nihayetinde akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri ve Kefaletnamelere göre davalının işbu miktarı ödememesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalı/borçlunun haksız itirazı üzerine  takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; müvekkilinin dava dışı ... ile 15/11/2013 tarihinden sonra herhangi bir bağının kalmadığını, kefilin imzasının olmadığı Genel Kredi Sözleşmelerinden sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceğini beyanla davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  18/06/2021 tarih ve 2020/685 Esas - 2021/534 Karar sayılı karar ile; \" Dava, İİK 67 vd md ne dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebi istemine ilişkindir. Celp olunan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının tetkikinde ; alacaklı tarafından davalı/ borçlu aleyhine toplam 92.089,27 TL alacağın tahsili istemiyle   ilamsız takibe girişildiği, ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun vekili aracılığıyla  ibraz ettiği dilekçe ile \" alacaklı görünen tarafa  her hangi bir borcunun bulunmadığı\"ndan bahisle borca , faize, faiz oranına ve tüm ferilerine  itiraz ettiği, İİK 66 md gereğince İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edilmediği, alacaklı vekilinin yasal süre içinde mahkememize müracaatla iş bu davayı ikame etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı bankadan genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullanan ... firmasına davalının kefil olup olmadığı ve bu kapsamda ödenmeyen kredi borcundan dolayı kefil sıfatıyla davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce verilen ara karar gereğince  bilirkişi olarak atanan banka Emekli Müfettişi ... tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Davacı Bankanın 5110 kod nolu Amavutköy Şubesi ile dava dışı asıl kredi borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında dava dosyasına fotokopisi sunulu 21.08.2011 tanzim tarihli 100.000,00 TL limitli GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ imzalandığı, davalı ... ile aynı tarihte belirtilen GKS kapsamında asıl borçlunun kullanılacağı kredilerden doğacak borçları için müteselsil kefil olarak 100.000,00 TL kefalet limitiyle sorumlu olmak kaydıyla KEFALET SÖZLEŞMESİ imzalandığı, yine Davacı Bankanın ... kod nolu Topkapı Sanayi Şubesi ile dava dışı asıl kredi borçlusu ... Tic. Ltd. Şti. arasında dava dosyasına fotokopisi sunulu 29.02.2016 tanzim tarihli 100,000,00 TL limitli GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ imzalandığı,  söz konusu sözleşmeler kapsamında dava dışı asıl borçluya İhtiyaç Kredisi (Taksitli Ticari Kredi), kredili mevduat (KMH)t ticari Kredi Kartı, Nakit Ticari Kredi ve Çek Karnesi kredisi kullandırıldığı, dava konusu kredinin davalı ...'ın kefalet imzası olmayan 29.02.2016 tanzim tarihli 100,000,00 TL limitli sözleşme kapsamında kullandırıldığı, dolayısıyla davalının dava konusu krediden dolayı davalı bankaya karşı sorumlu olduğundan söz edilemeyeceği, davacı bankaca dava dışı asıl kredi borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne 24.04.2019 tarihinde Kredi Kartının kullanıma kapatıldığı, asgari ödeme tutarı 1.692,68 TL'nin ödenmemesi halinde Kredi Kartından toplam 17.321,95 TL, Kredili Mevduat Hesabından (KMH) toplam 40.448,70 TL, İhtiyaç Kredisi (Taksitli Ticari Kredi) nden toplam 21.307,72 TL, Çek Karnesinden toplam 4.060,00 TL olmak üzere tüm kredi borçları TOPLAMI 79.07837 TL' nın muaccel hale geleceği ihtarında bulunduğunun görüldüğü, ihtara rağmen her hangi bir ödeme yapılmaması üzerine dava dışı asıl kredi borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin ''Kredi Kullandırın! Talimatı'' na binaen dava konusu kredinin 30.05.2019 tarihinde yıllık % 32,28 (aylık % 2,69 \\ 12=32,28) faiz oranından, 36 ay vadeli, aylık 3.658,21 TL taksit ödemdi 82,000,00 TL (131 695,34 TL geri ödemeli) ihtiyaç kredisi (taksitli ticari kredi) olarak kullandırıldığının ödeme planından görüldüğü, kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olan ödeme planında Müşteri Ad ı-Soy adının ... San. Tic. Ltd. Şti. ve Kefil Adı-Soyadmın ... olduğu ve imzalarının bulunduğunun görüldüğü, kullandırılan 82.000,00 TL'lik krediden 24.04.2019 tarihli ihtara konu Kredili Mevduat Hesabından (KMH) toplam 41.475,45 TL borcun kapatıldığının görüldüğü, dava dışı asıl kredi borçlusu ... San. Tİc. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında 21.08.2011 ve 29.02.2016 tarihlerinde her biri 100.000,00 TL Ümitli 2 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, Davalı ...'ın 21.08.2011 tarihinde düzenlenen sözleşmeye kefaletinin bulunduğu, dava konusu kredinin 24.04.2019 tarihinde muacceliyet ihtarı çekilen 79,07837 TL borç devam ederken 30,05.2019 tarihinde 82.000,00 TL (131 695,34 TL geri ödemeli) olarak kullandırıldığı, diğer bir ifade ile kefaldın bulunduğu sözleşme limitinin dolu olduğu kefaletin bulunmadığı 29.02.2016 tarihli sözleşme kapsamında kullandırıldığı, dolayısıyla davalının kefalet imzası bulunmayan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan dava konusu krediden dolayı davalı bankaya karşı sorumlu tutulamayacağı, 03.10.2019 Takip tarihi itibariyle; Davacı bankanın davalıdan 82.000,00 TL asıl alacak, 9.429,80 TL Akdi Faiz, 471,49 TL BSMV olmak üzere toplam 91.901,29 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, (24.44TL Masrafa ilişkin masraf belgesi sunulmadığı için hesaplamaya dahil edilmediği, davacı bankanın  82 430,12 TL asıl alacak, 9.608,83 işlemiş faiz, 50,32 TL BSMV ve 24,44 TL Masraf olmak üzere toplam 92.113,71 TL alacak talebinde bulunduğu, talebin 212,12 TL'lik kısmının yerinde olmadığı, davacı bankanın ise 49.442,34 TL asıl alacak, 3297,20 kat öncesi işlemiş gecikme faizi, 164,86 TL kat öncesi işlemiş gecikme faizinin BSMV'si, 391,89 TL işlemiş temerrüt faizi, 19,59 TL temerrüt faizinin BSMV’si. 131,66 TL Masraf olmak üzere toplam 53,447,54 TL alacak talebinde bulunduğu,215,68 TL’lık kısmının yerinde olmadığı, 82.000,00 TL matrah (Asıl Alacak) üzerinden işleyecek yıllık % 48,42 nispetinde temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV’ni talep edilebileceği'' hususu belirtilmiştir. Davalının kefil sıfatı ile sorumlu tutulabilmesi için kredi sözleşmesinde kefil sıfatı ile imzasının olmasının gerekmesi davacı banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacı ile dava dışı ... şirketi arasında 21.08.2011 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığı davalının da kefil sıfatıyla bu sözleşmeyi imzaladığı ancak bu sözleşmeden kaynaklı kredinin ödendiği, dava dışı şirket ile 29.02.2016 yılında yeniden sözleşme imzalandığı bu sözleşmede davalının kefil olarak yer almadığı ve davalıdan bu sözleşmeye istinaden kullandırılan ve ödenmeyen kredi borcunun talep edildiği anlaşılmıştır. Davalının imzaladığı sözleşmeden dolayı kullanılan kredinin ödenmiş olması ve takip konusu borcun davalının kefil olmadığı başka bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşıldığından davalının bu borçtan dolayı kefil olmadığı ve sorumluluğunun bulunmadığı kabul edlmiş davanın reddine karar verilmiş davacı bu durumu bilerek takip başlattığından ve davalının talebi gözetilerek kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-DAVANIN REDDİNE 16.486,02 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, temlik eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Temlik eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olup bozulması gerektiğini, Davanın esasına ilişkin olarak; Davalı aleyhine asıl borçlu şirket ... San. Tic. Ltd. Şti. adına kullandırılan kredinin geri ödenmemesi sebebi ile kefil sıfatıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip açıldığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde kredinin yeni tarihli imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kullandırıldığını, bu sebeple ilk Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmadığını savunduğunu, bu beyanların hukuka aykırı olup kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredilerin cari hesap şeklinde işleyen sözleşmeler olduğunu, cari hesap şeklinde işleyen kredilerde bankanın, sözleşmenin geçerlilik süresi içinde ve sözleşmede kararlaştırılmış limit içinde vereceği krediyi sürekli tekrarlamakta, böylece kredi alanın, aldığı krediyi zamanında ödemek sureti ile (yeniden sözleşme imzalamaya gerek duymaksızın) tekrar kredi isteyebilmekte olduğunu, daha açık bir anlatımla, geri ödeme yaptığı nispette tekrar kredi kullanmakta olduğun, yani kredinin sürekli dönmekte olduğunu, bu yüzden, bu tür kredilere dönen kredi de denilmekte olduğunu, işte 3. bir kişinin bu tür bir krediye kefil olması durumunda, kefilin süresiz olarak bu dönen krediye kefil olmuş olacağını, yani sözleşme süresi içerisinde herhangi bir tarihte tüm geri ödemeler yapılmış olsa, bakiye sıfır vermiş olsa dahi kefilin sorumluluğunun devam edeceğini, çünkü kredi alanın her an aynı limitle ve aynı sözleşmeye istinaden kredi tekrarlayabileceğini, işbu duruma karşın bilirkişice kullandırılan kredi limiti için davalı borçlunun kefaleti bulunmadığı yönünde hatalı bir rapor hazırlandığını, işbu rapora karşı itiraz edildiğini, mahkemece itirazları dikkate alınmaksızın hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarını tekrar etmekle hatalı olarak düzenlenen işbu rapor doğrultusunda kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, Bir an için kesinlikle davalının iddialarını ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin kurmuş olduğu hükmün yerinde olduğu düşünülse dahi aleyhlerine yargılama gideri, kötü niyet tazminatı ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Aleyhlerine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine ilişkin olarak; Müvekkil bankanın icra takibi yapmasının kötü niyetli olduğu iddiasının yerinde olmadığını, iddiaları kabul ettikleri anlamını taşımamak kaydı ile bir an için kefaletin olmadığı kabul edilse dahi bu durumun hukuki nitelendirme ve tartışma ile izaha muhtaç olduğunu, bu sebeple bankanın hakkında bir mahkeme kararı veya kefaletin sona erdiğine, devam etmediğine ilişkin bankaya ulaşmış davalı tarafın da herhangi bir beyanı olmadığından kötü niyetten söz edilmesinin mümkün olmadığını, bu duruma karşın mahkemece aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Arabuluculuk görüşmelerine mazereti olmadan katılamayan tarafın lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğine ilişkin olarak; İcra dairelerinde başlatılan icra takibine yapılan itiraz sonucu duran takibin devam etmesi amacıyla açılan “itirazın iptali davaları”nın zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğunu, dava açmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu, bu zorunluluk kapsamında ticari arabuluculuğa başvurduklarını, görüşmelerin yapılabilmesi için ...'ın iletişim numarasından arandığını, ulaşılamayınca, mernis sistemine kayıtlı adresine tebligat gönderildiğini ve 11.09.2020 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalının mazeretsiz olarak 25.09.2020 tarihinde yapılan görüşmeye katılmadığını, bu durumun dava dilekçesi ekinde sundukları arabuluculuk evrakları ile de sabit olduğunu, Buna göre taraflardan birisi geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmazsa ve bu sebeple arabuluculuk faaliyeti sona ererse bu durumun tutanağa geçirileceğini, arabuluculuk görüşmesine katılmayan tarafın, davada haklı da çıksa haksız da çıksa yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceğini, ayrıca davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun \" Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. \" şeklindeki 18/A-11 maddesi hükmü açık olmasına ve bu hususta gerekli açıklamalar yerel mahkemeye yapılmış olmasına karşın, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,Açıklandığı üzere hukuka aykırı olarak tanzim edilen yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda yeniden karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde talepleri doğrultusunda karar verilmek üzere dosyanın yerel mahkemeye tevdi edilmesi gerektiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle; -Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/685 E-2021/534 K. sayılı kararın kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasına, -Bu hususun mümkün olmaması halinde talepleri doğrultusunda karar verilmek üzere dosyanın yerel mahkemeye tevdi edilmesine, -Yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatı takdirine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı ile dava dışı asıl borçlu dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında davalının ve dava dışı ...'ın müteselsil kefil olduğu 21/08/2011 tarihli ve 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi ve davalının kefil olarak imzalamadığı 29/02/2016 tarihli ve 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı banka tarafından 29/02/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirkete 30/05/2019 tarihli taksitli ticari kredi kullandırılmış, kullandırılan kredilerine ilişkin borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek asıl borçlu ve kefillere tebliğe çıkarılmıştır. Dava konusu alacağın ödenmemesi üzerine Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında alacağın tahsili için asıl borçlu ve kefiller aleyhine ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.  Sözleşmenin imzalandığı tarihte borçlu şirketin ortağı olan kefilin sonradan şirket ortaklığından ayrılmış olması tek başına kefaletinin sona ermesi sonucunu doğurmaz ve davalının kefalet imzasını taşıyan 21/08/2011 tarihli sözleşme genel kredi sözleşmesi olup, kefalet süresince ve limiti ile sınırlı olmak üzere davalı kefilin, kefalet sorumluluğunu daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmez. Ancak banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek bu yeni sözleşmeye göre kredi kullandırılması ve yeni sözleşmede ilk sözleşmeye kefil olan kefilin imzasının bulunmaması  halinde bu yeni kullandırılan krediden dolayı davalının sorumluluğundan söz edilemez. Davacı banka tarafından dava dışı asıl borçluya davalının kefil olarak imzalamadığı 29/02/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırdığı açık olup, davalının kefil olarak imzalamadığı dava ve icra takibine konu kredi borcundan sorumlu olduğu söylenemez. Bu hususlar dikkate alınarak Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak davacının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğunun davalı tarafından ispat edilememesine, davacı alacağının ispat edilememesinin ve yasal mevzuatın olaya uygulanmasında yanlış ve farklı yorum yapılmasının tek başına davacının kötü niyetli olduğunu göstermemesine rağmen davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrasına göre; Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Yine Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 25/9 maddesi hükmü de aynı yöndedir. Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde davalının mernis adresine davet mektubunun kargo aracılığı ile gönderildiği ve alıcıya teslim edildiğinin belirtildiği, buna rağmen davalının geçerli bir mazeret bildirmeksizin arabuluculuk ilk toplantısına katılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11 maddesi dikkate alınarak dosya kapsamında yapılan tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi ve davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmemesi gerekmesine rağmen aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın reddine, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun  KISMEN KABULÜ ile; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2021 tarih ve 2020/685 Esas - 2021/534 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın REDDİNE, Kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 947,14 TL harçtan mahsubu ile bakiye 519,54‬TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı ve 427,60 TL peşin harç toplamı olan 482,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edilen 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 81,00 TL tebligat/ posta gideri olmak üzere toplam 1.081,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 11-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 48,50 TL  dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olmak üzere; toplam 210,6‬0TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, 15-Dairemiz kararının niteliği gereğince davacı tarafından icranın geri bırakılması sırasında yatırılan teminatın İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"248bd078ec7f2c39","SID":"d21b9e51385f7d0a"}}