{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/305 <br>KARAR NO: 2024/287<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2023<br>NUMARASI: 2022/842 Esas - 2023/642 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7. ATM 2022/843 ESASLI DOSYASI<br>DAVA:Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin babası ..., ticari araç kredisi kullandığını  borçlarını ödeyemediğini, ardından 17.02.2015 tarihinde vefat ettiğini, davalı bankanın mirasçı oldukları gerekçesiyle müvekkili aleyhine Genel Haciz Yolu (7 Örnek) ile takip başlattığını, başlatılan icra takibinden sonra müvekkili tarafından 16/03/2015 tarihinde Sındırgı Sulh Hukuk Mahkemesi'nde mirasın reddi davası açıldığını, 2015/107 Esas - 2015/240 Karar  27.05.2015 tarihli kararıyla mirasın reddi kararı verildiğini, 06.07.2015 tarihinde kesinleştiğini, bunun üzerine müvekkili İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ..., İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile Esas Sayılı dosyasına takibin durdurulmasına ilişkin bir itiraz dilekçesi gönderdiğini, ancak itiraz süresi geçtiğinden icra müdürlüğü ve davalı banka tarafından dikkate alınmadan takibe devam edildiğini,davalı bankanın öncelikle İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas Sayılı dosyası ile muris ... hakkında Taşınır Rehinin Paraya Çevrilmesi Yoluyla, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız  icra takibi başlattıklarını,  tek borç kaynağına aynı miktar üzerinden iki icra takibi yaparak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını ileri sürerek icra takip dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili, müvekkili banka ile muris arasında Genel Kredi ve Teminat  Sözleşmesi imzalandığını,borç ödenmediğinden borcun ödenmesi konusunda ihtar gönderildiğini, akabinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi ve ilamsız takip başlattıklarını ,davacı dilekçesinde icra dosyasına itirazlarını 12/02/2016 tarihinde sunduğunu belirttiğini,takiplerin 12/02/2016 tarihinden önce kesinleştiğini, mirasçıların icra takibinin kesinleşmesinden sonra icra dairesine mirası reddettiklerine ilişkin belge sunduklarını, mirasçılara takip talebi ve ödeme emri 27.07.2015 tebliğ edildiğini, icra dosyasının kesinleştiğini, süresinden sonra yapılan itirazın geçersiz olduğunu,  borçlu mirasçılardan ... tarafından da İstanbul Anadolu 6. ATM nin 2022/831 esas sayılı dosyasıyla menfi tespit davası ikame edildiğini; dosyaların birleştirilmesine karar verilmesini, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar  verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece,murisin davaya konu  takip tarihlerinden sonra 17/02/2015 tarihinde vefat etmesi nedeniyle davalı tarafından davacı mirasçı aleyhine icra takibi başlatıldığını,davacının Sındırgı Sulh Hukuk Mahkemesinde 16/03/2015 tarih ve 2015/107 Esas ve 2015/240 karar sayılı mirasın reddi davası açıldığı ve anılan davada 27/05/2015 tarihinde mirasın reddi kararı verildiği ve 06/07/2015 tarihinde kesinleştiği,  davacı murisin borcundan kaynaklı iki adet icra takibinden dolayı borçtan sorumluluğu kalktığı, bu nedenle asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne; ayrıca davanın açıldığı tarih itibarıyla davacılar hakkında davalı tarafından başlatılan icra takibinin olması, asıl borçlu murisin vefat etmesi ve davacıların mirası reddetmek için usule uygun şekil ve zamanda yetkili mahkemeye başvurmaları karşısında, davalı tarafa mirasın reddi süresi için belirlenen yasal süre dahi beklenilmeden davacı mirasçılar hakkında icra takibi yöneltilmesi nedeniyle  eldeki davanın davacı tarafından haklı nedenle açılması sonucunu doğurduğundan, asıl ve birleşen dosya yönünden yargı gideri ve vekalet ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Temlik alan davalı vekili, söz konusu alacak ve alacağa bağlı sair davaların müvekkili tarafından 20/06/2023 tarihinde temlik alındığını, mezkur davaya konu icra hukuku işlemleri ile huzurdaki birleşen ve birleştirilen davaların açılmasına müvekkil şirketin sebep olmadığını, müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, müvekkiline isnat edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarının da bu yönde olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine, esasa ilişkin bozma kararı verilmez ise de müvekkili adına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet) maddi hukuka göre belirlenen bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada \"sıfat\" yerine \"husumet\" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat bir itiraz olduğundan, hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus, mahkemece resen gözününde bulundurulmalıdır, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir defi de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. (Yargıtay 3. HD. 03/07/2017 tarih 2016/21937 Esas, 2017/10891 Karar sayılı ilamı). Somut olayda,icra takip dosyalarındaki alacak hakkı dava karara bağlanmadan evvel  davalı tarafından ... Yön.AŞ ne temlik edildiği ,ancak alacağın temlik edildiğinin temlik alan veya temlik eden tarafından dava dosyasına bildirilmediği, bu nedenle davanın davalı sıfatı kalmadığı halde temlik eden huzurunda bitirilip kararın adı geçene tebliğ edildiği ,temlik alan vekili  tarafından istinaf edildiği anlaşılmaktadır.Temlik edenin davada taraf sıfatı kalmadığından davanın temlik alan huzurunda devamı gerekirken ,temlik eden huzurunda karara bağlanması nedeniyle davalı vekilinin istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ,davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, temlik alan davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde olduğundan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2023 Tarih 2022/842 Esas 2023/642 Karar sayılı kararının HMK 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2a1c2f18215dc8b","SID":"e758abf4fd04c9f2"}}