{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/473 <br>KARAR NO: 2024/153<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 15/12/2022<br>NUMARASI: 2022/139 Esas - 2022/961 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 13/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ... no.lu ZMM Trafik sigorta poliçesiyle sigortalı ... plakalı aracın 13.09.2016 günü sürücü ... yönetiminde Samsun yönünden Fatsa yönüne seyrederken ... Petrol önünde bulunan yaya geçidine geldiğinde petrol istasyonu yönünden karşıya sahil tarafına karşıdan karşıya geçen yaya ...'e asli ve tamamen kusurlu olarak çarpması sonucu tek taraflı ve ölümlü kazanın meydana geldiğini, sürücü ...'nin asli ve tamamen kusurlu olduğunun Ünye Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/5096-S sayılı dosyasında bulunan kamera görüntülerinden açıkça belli olduğunu, davacının olay nedeniyle üzüntü duyduğunu, kazadan sonra 04.10.2016 tarihinde davalı şirkete başvurduklarını, davalı şirketin bir ödeme yapmadığını, davalı şirketin davanın açılmasına neden olduğunu belirtmiş ve şimdilik 2.000,00 TL'nin davalı şirketten 13.09.2016 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kısmen kabulü ile; 67.941,13 TL destekten yoksun kalma tazminatı, poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 13/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi ve hukuki olgular karşısında, dava konusu  kazada müvekkilinin  gerçek zararlarının hesaplanmasında hükme en yakın tarihte geçerli olan asgari ücretin esas alınması gerektiğini, mahkeme tarafından hukuka aykırı olarak güncel olmayan asgari ücret tarifesi dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulduğunu, kararın bu sebeple hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen 19/08/2019 tarihli raporda iki ihtimalli bir rapor hazırlandığını; ilk ihtimale göre müvekkilinin murisi ...'in kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı, ikinci ihtimalde ise %50 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğini, yerel mahkeme tarafından ikinci ihtimalin hükme esas alındığını, soruşturmayı yürüten Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aldırılan 31.10.2016 tarihli bizzat keşif yapılarak aldırılan ayrıntılı bilirkişi raporunda ...'in kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, bu sebeple yerel mahkemece %50 kusur durumuna göre verilen karar hukuka aykırı olup kararın bu sebeple de kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 20/01/2022  tarih,  2021/1523  Esas ve 2022/67 Karar sayılı kararı ile \" ...Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden hukuk hakimini bağlayan kesinleşmiş bir maddi olgunun varlığından bahsedilmeyecektir. Dosya kapsamında bulunan  ağırlıklı raporlar ve kaza tespit tutanağı  sürücü ...'nin ve yaya ...'in  kusurlu olduğu yönündedir. Olay yeri görüntülerinde yayanın yaya geçidi üzerinde geçiş yapıp yapmadığının belirli olmadığı hususu bilirkişi raporlarında (Özel mütalaa hariç) ortaya konulmuştur. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince  sürücünün tam kusurlu olduğunun kabulü ile düzenlenen tazminat miktarına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ancak davalı vekilinin ATK raporuna göre iki seçenekli olarak hazırlanan aktüerya raporu ve ek raporlarına itirazında \" Yaya, Karayolları Trafik Kanunu madde 68 ve bağlı yönetmelik'in 138. maddesi uyarınca kusurludur. Yaya karşıdan karşıya geçerken yaya geçidini kullanmamıştır. Bu nedenle dikkatsiz ve tedbirsiz davranmıştır. Hesaplamada 2. seçeneğin esas alınması maddi vakıaya uygun olandır.\" beyanında bulunduğundan davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek  ATK kusur raporundaki 2.ihtimale göre yapılan değerlendirme kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğünden sürücü ve yayanın kazanın oluşumunda %50 kusurlu olduğunun kabulü ile tazminat hesaplaması  gerektiği kanaatine varılmıştır. ....\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir... Somut uyuşmazlıkta, ZMSS poliçesinin başlangıç tarihi 19/06/2016,  kaza tarihi ise 13/09/2016 tarihidir. Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda davacının kaza  tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu ve ikinci tercih olarak da TRH 2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Ancak yukarıya aktarılan emsal Yargıtay ilamı gereğince  TRH 2010 tablosu ve prograsif rant tekniğinin esas alınması gerekmektedir. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, aktüer bilirkişiden,  sigortalı araç sürücüsünün % 50 kusur oranı esas alınarak,  muhtemel bakiye yaşam süresinin belirlenmesinde TRH-2010 tablosu kullanılarak ve prograsif rant tekniği uygulanarak ilk rapor tarihi itibariyle  tazminat miktarının hesaplanması için  ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi  olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü...\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin 20/01/2022 tarih,  2021/1523  Esas ve 2022/67 Karar sayılı kararı ile kusur ihtilafı gerekçeli olarak değerlendirilerek %50'şer  kusurun esas alınması belirlendiğinden bu yöndeki istinafın aynı gerekçe doğrultusunda reddi gerekmiştir. Mahkemece verilen ilk kararı istinaf etmeyen davacının güncel asgari ücret artışları üzerinden hesap yapılması talebinin usulü kazanılmış hak nedeni ile reddi gerekmiştir. Ancak hesaplamanın ilk rapor tarihine göre değil hükme esas alınan rapor tarihindeki verilere göre  yapılması gerektiğinden ve Mahkemece hükme esas alınan 3. ek rapor olmasına rağmen ilk rapora (kök rapor) göre ek rapor alınıp karar verilmesi doğru olmadığından, dairemizce aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınmış ve TRH 2010 yaşam tablosu progressif rant tekniğine göre ilk karara esas alınan 3. ek bilirkişi raporundaki verilere göre yapılan incelemede  87.787,15 TL olarak belirleme yapılmıştır. Davalı vekili, Dairemizce alınan bilirkişi ek raporuna, davacının evlenme yaşı ile ilgili itirazda bulunmuşsa da, ikinci kararda hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda da aynı değerlendirme bulunduğu halde davacının bu konuda istinaf talebinde bulunmadığı anlaşıldığından usulü kazanılmış hak nedeni ile  bu yöndeki itirazı değerlendirilmemiştir. Trafik kazası nedeniyle cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında  \"... Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, tazminatın belirlenmesi amacı ile bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda davacının kaza  tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresi belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılmış,  bu rapor hükme esas alınmıştır. Gerçek zarar miktarı; davacının olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Buna göre temyiz edenin sıfatına göre, davacı tarafından kararın temyiz edilmediği de dikkate alınarak, kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\"  yönünde karar verilmiştir. Buna göre tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu ve prograsif rant tekniği uygulanacaktır (Aynı yönde  14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı).  Emsal Yargıtay ilamı gereğince  TRH 2010 tablosu ve prograsif rant tekniğinin esas alınması gerekmektedir. Dairemiz kaldırma kararı da bu yönde olduğundan ve davacının istinaf itirazları da PMF yaşam tablosu,  prograsif rant tekniğinin uygulanmaması yönünde olduğundan ancak 1,8 teknik faiz uygulanması da emsal Yargıtay kararı gereğince mümkün olamayacağından, Dairemizce alınan rapor hesaplamasındaki tazminat miktarı da ilk karar hükmüne göre daha az olduğundan, davalı yönünden kazanılmış hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağından, bu yöndeki davalı  itirazının reddi gerekmiştir. Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği açık olmakla birlikte, ödemenin dava sırasında olması halinde, bulunan tazminat miktarından dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin tenzil edilmelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/03/2019 tarih, 2016/9182 Esas ve 2019/3567 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta davalı vekilince ilk karara istinaf dilekçesinde ilk karardan sonra ödeme yapıldığı belirtilmemiştir. Ödemenin İcra dosyasına 04/04/2023 ve 11/05/2023 tarihlerinde 2. karardan sonra yapıldığı, Dairemizce alınan rapora itiraz dilekçesi ile ibraz edilen makbuzlardan anlaşılmakla ödemenin infazda değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına göre, Dairemizce, kaldırma kararına uygun olarak  alınan 23/01/2024 tarihli rapor esas alınarak davanın 87.787,15 TL olarak kısmen kabulüne, davalı tarafından yapılan ödemenin infaz aşamasında değerlendirilmesine, dair karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 87.787,15  TL destekten yoksun kalma tazminatının, poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 13/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, Davalı tarafından yapılan ödemenin infaz sırasında İcra Müdürlüğünce değerlendirilmesine, 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 5.996,74 TL harçtan peşin alınan 518,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.478,54 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan  17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yatırılan 547,40 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine Davacı tarafından yapılan 3.719,00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 2.253,40 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 60,50 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 23,84 TL 'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, <br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 1.360,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bfc2a40da5b70ece","SID":"1a3b588697ba4db6"}}