{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/2166 - 2024/291<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/2166 <br>KARAR NO\t: 2024/291<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                           K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/690 E.  -  2019/559 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br><br>\tDairemizce verilen 01/10/2019 tarih  2018/690 E. -  2019/559 K. sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/09/2023 tarih ve 2022/1639 E. - 2023/5441 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla,  okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin akümülatör üretimi ve satışı konusunda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, geçmiş dönemlerde uzun yıllar müvekkilinin genel müdürlüğünü yapan dava dışı ...’in 21.04.2014 tarihinde müvekkili firmadan istifa ettiğini ve rakip firmaya geçtiğini, rakip ... A.Ş.'nin akü üretimi için fabrika kurduğunu, ...’in rakip firmada işe başladıktan sonra müvekkil şirketin fabrikasında üretim, bakım ve pazarlama konularında bilgi sahibi olan çalışanları da transfer etmeye başladığını, bu konuda müvekkili tarafından hem rakip firmaya hem de ...’e 13.11.2014 ve 08.07.2015 tarihli ihtarnamelerin keşide edildiğini, ancak rakip firmanın bu tür eylemlerine devam ettiğini, davalının da bu şekilde rakip firma tarafından ikna edildiğini, 21.07.2009 tarihinden iş sözleşmesinin sona erdiği 30.07.2018 tarihine kadar müvekkili firmada üretim personeli olarak çalıştığını, 15 yıl ve 3.600 prim ödeme gün sayısını tamamlaması nedeniyle emeklilik başvurusu sonucu kendisine kıdem tazminatı ödenerek talebi üzerine iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, davalının emeklilik nedeniyle işten ayrılmış olmasına rağmen ... ... A.Ş. nezdinde çalışmaya başladığını, ancak bu durumun davalının iş sözleşmesinden kaynaklanan rekabet yasağına ilişkin taahhüdüne aykırılık teşkil ettiğini, davalının 9 seneyi aşkın süre boyunca müvekkili firmada akümülatör üretimi bölümünde çalıştığını, akümülatör üretimi, tasarımı, know how dahil tüm teknik ve ticari sırlara vakıf olduğunu, müvekkilinin sadece akümülatör işi yapmadığını, akümülatör ve diğer üretim parçalarını Ar-Ge fâaliyetleri ile sürekli geliştirdiğini, davalıya imzalatılan şartname teslim tutanağında, kendisine teslim edilen bilgi, döküman veya üretim aşamaları sırasında edindiği şartname, formül ve diğer tüm bilgilerin gizli olduğunun, bu gizli bilgileri saklama yükümlülüğünün bulunduğunun belirtildiğini, davalının şu an çalıştığı firmanın merkezinin Ankara'da olduğunu, davalının çalıştığı yerin Çankırı adresi gösterilmesinin apaçık haksız rekabet ve sadakat yükümlülüğünü bertaraf etme amacını taşıdığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet etmeme taahhüdüne aykırılığının tespitine, rekabet yasağına ve taahhüde aykırılık nedeniyle şimdilik 68.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, müvekkilinin davacı yanında çalışmadan önce de iş tecrübesi olan ve geçmişi nedeniyle davacı işyerinde işe alınan bir kişi olduğunu, davalı nezdinde bir süre çalıştıktan sonra ustabaşı pozisyonuna geçmesinin istendiğini, çeşitli vaatlerde bulunulduğunu, ancak ustabaşı olarak üç yıl görev yapmasına rağmen verilen söz ve vaatlerin yerine getirilmediğini, müvekkilinin iş yükünün arttırıldığını, günlük dört saat fazla mesaiden hariç olarak gece arızalarında uykudan uyandırılarak fabrikaya çağrıldığını, İş Yasası gereğince yıllık üst sınırı 270 saat olan fazla mesai süresini üç ayda doldurduğunu, aşırı yoğunluk ve yorgunluk nedeniyle fazla mesai yapmak istemediğinde ise müvekkiline karşı psikolojik baskı ve tehditlerde bulunulduğunu, işçilere gözdağı vermek için iki işçinin tazminatsız olarak işten çıkarıldığını, müvekkilinin kimseyle kötü olmama düşüncesi ile yasal hakkı olan 3.600 prim günü ve 15 yıl çalışma süresini tamamladığında işten ayrılmak istediğini, işten ayrıldıktan sonra emeklilik yaşını doldurmadığı için emekli maaşını alamadığını, ailesinin geçimini sağlamak için yeni iş arayışına girdiğini, birçok işyerine müracaat ettiğini, ekonomik kriz nedeniyle birçok firmanın işe almadığını, bir ay sonra ... akü firması ile görüştüğünü ve işçi olarak işe başladığını, müvekkilinin davacının yanında çalışırken, şu anda çalıştığı yere göre daha çok para kazandığını, bu durumun SGK kayıtları ile sabit olduğunu, davacı yanın müvekkiline uyguladığı baskılardan, haksız ve eşitliğe aykırı tutumlarından kurtulmak için işten ayrılmak zorunda kaldığını, işten ayrılmasının rekabet veya diğer iddialarla bir ilgisinin olmadığını, davacı yanın rekabet yasağı sözleşmesi ve rekabet yasağı şartının geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacı yana ekonomik olarak bağlı durumdayken baskılar sonucu yeni sözleşme imzalamak zorunda kaldığını, davacı yanın bahsettiği hususların müvekkili gibi mavi yakalı personelin değil, üst yönetimin veya teknik mühendis kadrosunun bilgisinde olabileceğini, müvekkili gibi herkes tarafından bilinmesi mümkün olan bilgileri haiz işçilerle rekabet yasağı sözleşmesinin yapılamayacağını, rekabet yasağının geçerli olduğu düşünülse bile yapılan sınırlamanın İstanbul ve Ankara illerini kapsadığını, ülkemizin iki büyük ilini kapsayan bu şartın çalışma hürriyetini kısıtlayıcı olduğunu, ayrıca müvekkilinin çalıştığı işyerinin ...'da bulunduğunu, iş sözleşmesinin buradaki işyeri için yapıldığını, işe giriş bildirgesinin burası için verildiğini ve fiilen de burada çalıştığını, rekabet yasağının geçerli olduğu düşünülse dahi, müvekkilinin yasak kapsamında bulunmayan bir ilde çalıştığından bu yönüyle de davanın reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının bir dönem işçisi olan davalı tarafından rekabet yasağına ilişkin taahhütte bulunulduğu, taahhüdün usulüne uygun olarak yazılı yapıldığı, sözleşmenin 1.6 maddesine göre, sözleşmenin sona ermesini takiben iki yıl içinde Ankara veya İstanbul sınırları içinde davalının aynı faaliyet alanında çalışan firmada çalışmamasına yönelik anlaşma yapıldığı, buna aksi hareket halinde son brüt maaşın yirmi katı tutarında cezai şartının tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının davacı iş yerinden 30/07/2018 tarihinde çıktığı, dava dışı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde iki yıllık süre dolmadan çalışmaya başladığı, davalının akü üretimi aşamasında görev alması ve işçilere eğitim verdiği de gözetildiğinde, davacıya ait üretim sırlarına vakıf olabileceği ve bu bilgilerin aynı faaliyet alanında çalışan ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde de kullanabileceği, her ne kadar bu şirketin merkezinin Çankırı ili içinde olduğu davalı tarafından savunulmuş ise de Ankara ilinde şubesinin bulunduğu ve Ankara ilinde faaliyetinin olduğu gözetildiğinde, belirsiz süredeki iş sözleşmesindeki coğrafi sınıra ilişkin şartın da gerçekleştiği, sözleşmeye göre hesaplanan cezai şartın işçi statüsünde olan davalı yönünden yüksek bulunması nedeniyle, hesaplanan miktardan TBK'nın 182/3. maddesi uyarınca re'sen yarı oranda indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından davacıya haksız rekabet etmeme taahhüdünün ihlal edildiğinin tespitine, 34.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece makine mühendisi olarak görevlendirilen ...'in, bilirkişi listesinde \"makine\" uzmanlık alanında kayıtlı olmadığını, müvekkilinin davacının yanında çalıştığı işte sır sahibi olup olmadığı tespit edilmeden karar verildiğini, müvekkilinin herhangi bir bilgi gerektirmeyen bir işte çalıştığını, davacının ciddi bir zarara uğrama tehlikesinin bulunmadığını, taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi halinde dahi Ankara ve İstanbul sınırlarında geçerli olacağını, oysa müvekkilinin çalıştığı fabrikanın Çankırı'da olduğunu, fabrikanın başka yerlerde şubesinin olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, rekabet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemize ait 23/12/2021 tarih ve 2020/582 E.- 2021/1638 K. sayılı karar ile somut uyuşmazlıkta davacının ticaret merkezinin Ankara ilinde olduğu, davalının çalıştığı dava dışı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin merkezinin de Ankara'da bulunduğu, buna karşılık ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin \"...\" adresinde tecilli bir şubesinin ve fabrikasının olduğu, davalının da Çankırı'daki bu fabrikada çalıştığı, bu durumda davalının eyleminin, sözleşmede belirtilen Ankara veya İstanbul sınırları dahilinde çalışma şartını sağlamadığı ve 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasında düzenlenen, rekabet yasağı hükmünün kapsam bakımından sınırlanabilme ölçülerinin de dışında kalacağı, davalının çalıştığı yerin Çankırı adresi olarak gösterilmesinin, apaçık haksız rekabet ve sadakat yükümlülüğünü bertaraf etme amacını taşıdığına yönelik davacı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN  28/09/2023 TARİH VE 2022/1639 ESAS - 2023/5441 K. SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce, davalının çalıştığı yerin Çankırı'da olmasına karşın, çalıştığı şirketin merkezinin Ankara'da bulunduğu, davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesi uyarınca, davalının sözleşmenin sona ermesini takiben iki yıl içinde Ankara sınırları içinde aynı faaliyet alanında çalışan firmada çalışmasının rekabet yasağına aykırılık oluşturduğu, davalının davacı şirkette akümülatör üretim bölümünde çalışmakta olup, iştigal alanının da akümülatör üretimine ilişkin olduğu, davalının bu konuda davacı şirketin tüm teknik sırlarına vakıf durumda bulunduğu, somut olayda rekabet yasağına aykırılığın şartları oluştuğundan, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, TBK.'nın 444 vd maddelerine dayalı, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığın tespiti ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.<br>\t6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak, rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur.<br>\tTaraflar arasındaki sözleşmenin 1.6 maddesine göre, davalının sözleşmenin sona ermesini takiben iki yıl içinde Ankara veya İstanbul sınırları dahilinde, davacı ile aynı faaliyet alanında çalışmamasının, buna aykırı hareket halinde, son brüt maaşının yirmi katı tutarında cezai şartın tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. <br>\tSomut olayda davalının davacı iş yerinden 30/07/2018 tarihinde ayrıldığı, aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde, iki yıllık süre dolmadan 27/08/2018 tarihinde çalışmaya başladığı, davalının akü üretimi aşamasında görev alması ve işçilere eğitim verdiği de gözetildiğinde, davacıya ait üretim sırlarına vakıf olabileceği ve bu bilgilerin aynı faaliyet alanında çalışan ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde de kullanabileceği, bu durumun da davacı yönünden en azından zarar tehlikesi doğuracağı, dolayısıyla TBK 444/2 hükmü uyarınca somut uyuşmazlıktaki rekabet yasağı düzenlemesinin, süre ve kapsam itibariyle geçerli olduğu, bir an için \"Ankara veya İstanbul sınırları içinde\" koşulunun aşırı nitelikte bulunduğu düşünülse bile, davalının davacı ile aynı il olan Ankara'da çalışmış olması halinde, 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre, rekabet yasağı hükmünün ihlal edilmiş sayılacağı açık olup, esasen Yargıtay Yüksek 11. H.D. ile Dairemiz arasında bu konularda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. <br>\tAncak gerek davacı şirketin gerekse de davalının çalıştığı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin ticaret merkezleri Ankara ilinde olmasına karşın, Çankırı TSM.'nin dosyaya sunulan 26.12.2018 tarihli yazısına göre, ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin \"...\" adresinde tecilli bir şubesi vardır. Anılan şirketin fabrikası da bu Çankırı adresinde bulunmaktadır. Davalı da dosyaya sunulan ücret bordrosuna, işe giriş bildirgesine ve iş sözleşmesine göre, Çankırı'daki bu fabrikada çalışmaktadır. Yargıtay 11. H.D. ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık da davalının rekabet yasağını ihlal edip etmediğini belirleyebilmek için fiilen çalıştığı iş yerinin bulunduğu adresin mi yoksa bu iş yerinin ait olduğu şirketin ticaret merkezinin bulunduğu adresin mi esas alınmasının gerektiği noktasında toplanmaktadır. <br>\tDairemizin önceki kararında da belirtildiği üzere, özellikle günümüz ekonomik hayatının gereklilikleri nazara alındığında, büyüme eğilimindeki birçok şirketin merkezlerini, ekonominin başkenti olarak kabul edilen İstanbul iline veya ticari ilişkilerin daha kolaylıkla kurulduğu ve yürütüldüğü Ankara ve İzmir gibi büyük kentlere taşımaya çalıştıkları bilinen bir gerçektir. Nitekim dosyaya sunulan 23.01.1987 tarihli anasözleşmesine göre, dava dışı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin ortakları ve yönetim kurulu üyeleri dahi Çankırı ilinde ikamet ettikleri halde, şirketlerinin merkezini Ankara'da kurmayı tercih etmişlerdir. <br>\tBu gibi durumlarda bir şirketin başka bir ilde tescilli şubelerinde faaliyet gösteren fabrika, üretim tesisi veya satış yeri gibi işletmelerinde çalışan işçilerinin, fiilen bu yerlerde çalışsalar dahi, şirketlerinin merkezinin bulunduğu İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerde çalıştıklarının kabul edilmesi, bu suretle de merkezleri yine aynı büyük şehirlerde bulunan işten ayrıldıkları şirketlerle rekabet yasağına aykırı davrandıkları sonucuna varılması, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile teminat altına alınmış çalışma hürriyeti ilkesine ve hakkaniyet ölçülerine açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasında düzenlenen, rekabet yasağı hükmünün kapsam bakımından sınırlanabilme ölçülerinin de dışında kalacağı kabul edilmelidir. Zira aksinin kabulü halinde, bu kez gerçekten Türkiye'nin en ücra köşelerindeki şubelerinde çalışsalar dahi, merkezleri üç büyük ilden birinde olan şirketlerin çalışanlarının, TBK'nın 444 vd. maddeleri uyarınca rekabet yasağından kurtulamayacakları sonucu doğar ki bu durumun anılan hükümlerin amacı ile de bağdaşmayacağı açıktır. <br>\tDolayısıyla Dairemizce davalının rekabet yasağını ihlal edip etmediğini belirleyebilmek için fiilen çalıştığı iş yerinin bulunduğu adresin esas alınmasının gerektiği, somut uyuşmazlıkta da davalının fiilen Çankırı ilinde çalıştığı ve ticaret merkezi Ankara'da bulunan davacı şirket ile aralarındaki rekabet yasağı hükmüne aykırı davranmadığı sonucuna varılmıştır. <br>\tAyrıca davacı vekilince, davalının çalıştığı yerin adresinin Çankırı olarak gösterilmesinin, apaçık haksız rekabet ve sadakat yükümlülüğünü bertaraf etme amacını taşıdığı da ileri sürülmüştür. Elbette ki işçilerin gerçekte anılan büyük şehirlerde çalıştıkları halde, sırf rekabet yasağından kurtulmak amacıyla başka illerde çalışıyor gösterilmeleri durumunun ispatı halinde, kötü niyetle menfaat sağlamaya yönelik böyle bir fiile izin verilemeyeceği açıktır. Ancak somut uyuşmazlıkta dava dışı ... Otomotiv Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin Çankırı ilinde ticaret siciline tescilli bir şubesi vardır, üretim yeri ve fabrikası da Çankırı ilindedir. Davalının da fiilen Çankırı'daki bu fabrikada çalıştığı, dosyaya sunulan ücret bordrosuna, işe giriş bildirgesine, iş sözleşmesine, tanık beyanlarına ve tüm bilgi ve belgelere göre sabittir. Resmi belgelerle ve tanık beyanları ile sabit olan bu durumun aksinin ispatına yönelik olarak ise, davacı vekilince yargılama boyunca dosyaya hiçbir delil ibraz edilmemiştir. Bu durum karşısında Dairemizce de davacının bu soyut iddiasına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. <br>\tO halde mahkemece, davalının fiilen Çankırı ilinde çalıştığı, diğer bir deyişle davacının ticaret merkezinin bulunduğu Ankara ilinde çalışmadığı ve bu nedenle de yer itibariyle davacı şirketin zararına yol açacak şekilde rekabet yasağına aykırı bir faaliyette bulunmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi Dairemizce doğru görülmemiştir. <br>Bu nedenlerle Dairemizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş,  önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 23/12/2021 tarih ve 2020/582 Esas- 2021/1638 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, <br>\t2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2019 gün ve 2018/690 E. - 2019/559 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 1.161,27-TL harcın mahsubu ile bakiye 733,67-TL karar ve ilam harcının davacıya iadesine,<br>\t5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 60,00-TL tebligat ve posta masrafı, 148,60-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 208,60-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t8-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.322,54-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına, <br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı asil, davalı vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 21/02/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/02/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0344cbd40532d33e","SID":"c5ce956b241a4648"}}