{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1055 <br>KARAR NO\t\t: 2024/328<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/1172 Esas 2021/202 Karar \t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) <br>KARAR TARİHİ\t: 15.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15.02.2024<br><br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.03.2021 tarih 2017/1172 Esas 2021/202 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, 12.06.2016 tarihinde, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan ... plakalı traktör ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin trafik kazasına karıştıklarını, kazanın meydana gelmesinde traktör sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin ağır yaralandığını, davalı sigorta şirketine başvurduklarını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL  maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusur oranında  tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP:Davalı vekili, davacı tarafça başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor aldırılmasını, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince tespitini, aktüer sıfatına sahip bir bilirkişiden rapor aldırılmasını, tazminat miktarında poliçe sorumluluk limitlerinin dikkate alınmasını talep ettiklerini, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki talebin yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara Karayolları Fen Heyetinde görevli 3 kişilik bilirkişi heyetinden aldırılan 02.04.2019 tarihli rapora göre, kazanın oluşumunda sigortalı aracın sürücüsü olan dava dışı ...'nun doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını ihlal ettiğinden %75 oranında asli kusurlu, davacının ise %25 oranında tali kusurlu olduğu, Ege Üniversitesi ATK'dan alınan asıl ve ek raporlarda davacının meydana gelen kaza nedeniyle %8  oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, geçici iş göremezlik süresinin ise 100 gün olarak belirtildiği gerekçesiyle aktüerya bilirkişi raporuna göre belirlenen tazminat tutarları doğrultusunda davanın kabulü ile 62.721,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.252,47 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 65.974,30 TL maddi tazminatın 06.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafın başvuru şartını yerine getirmediğini, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından belirtilen evraklar ibraz edilmediğinden müvekkili şirketin gerekli işlemleri yaparak tazminat miktarını belirlemesinin mümkün olmadığını, Anayasa Mahkemesi kararı ile veya bu tarihten sonra yapılan başka bir düzenleme ile Trafik Sigortası Genel Şartları’nın tazminat hesaplamasına dair hükümlerinin yürürlükten kaldırılmamış olduğunu, bu hükümlerin halen yürürlükte olduğunu, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de gözetilerek, kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini, , ilk derece mahkemesince kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında davacının tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, yargılama sırasında alınan 18.05.2018  tarihli bilirkişi raporunda yine davacının tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda ise ihtimalli değerlendirme yapıldığını, bu raporda birinci ihtimaldeki kusur oranı dağılımını kabul etmediklerini, ikinci durumda yine sigortalı araç sürücüsünün kusursuz bulunduğunu, Karayolları Fen Heyetince düzenlenen bilirkişi raporunda ise sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu bulunduğunu, raporlar arasında fahiş fark bulunduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, ilk derece mahkemesince davacının kask takıp takmadığının açıklığa kavuşturulması ve tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarının davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte fahiş olduğunu, mahkemece ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiiğni belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, davacı tarafından davalı sigorta şirketine 25.09.2017 tarihinde başvurunun yapılmış olmasına göre eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının usule uygun olmadığı, belgelerdeki eksikliğin tamamlanabileceği açıktır. (Yargıtay 4. HD 08/03/2022 tarih ve 2021/11206 E. - 2022/4208 K. Sayılı ilamı)<br>\tDavalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumunun tespiti önem arz eder. İlk derece mahkemesince alınan KGM Trafik Güvenliği Daire Başkanlığı görevlilerinden oluşan heyetten alınan ve daha önce alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir nitelikteki 25.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge olan kaza tespit tutanağı içeriği ve belirlenen maddi olgular çerçevesinde olayın oluş şekli ile uygun düşecek şekilde kusur değerlendirilmesi yapılarak, sigortalı araç sürücüsü dava dışı Ümit Zorlu'nun % 75, davacının ise %25 oranında tali kusurlu olduğunun tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. <br>\tZararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir.  Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliğince koruyucu ekipman / tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ve ölüm ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. (Yargıtay 4. HD 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. -  2022/9666 K., 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. - 2022/6733 K. ,23.03.2022 tarih ve  2021/11590 E. - 2022/5710 K. sayılı ilamları) Davacıya ait adli muaye evrakları ile maluliyet raporu içeriğinden davacının maluliyetinin sol bacak kemiği kırığı, sol baldırda atrofi, sol bacakta uzunluk farkı ve sol ayak bileği eklem hareketlerinde kısıtlılık şeklinde olması karşısında, kask takılmaması ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmemiştir. Koruyucu ekipman olarak dizlik, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde düzenlenmediğinden davacının mevcut yaralanmasına göre somut olayda tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E -  2022/10706 K. Sayılı ilamı)<br>\t01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.<br>\tAçıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesi'nin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. (Yargıtay 4. H.D 10.03.2022 tarih 2021/12001 E, 2022/4532 K ve 24.03.2022 tarih 2021/22793 E, 2022/5790 K sayılı kararları). Davalı sigorta vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin, hükmedilen tazminata işletilecek faize ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava dilekçesinin istem kısmında, davanın açıkça belirsiz davası olarak açıldığının belirtilmemiş olması, açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulü için yeterli olmayıp, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilerek, davanın niteliği belirlenmelidir. Dava, trafik kazası nedeniyle  maddi tazminat davası olup davacının tazminat miktarının ancak rapor alındığında belirlenebilecek olması dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 24.02.2022 tarih ve 2019/11-220 E. -  2022/376 K. sayılı ilamı) Bu nedenle,  gerek dava dilekçesinde istenen kısım için, gerekse yargılama sırasında artırılan kısım için temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesi yerinde olup, davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.<br>\tTrafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli \"PMF\" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla \"TRH 2010\" adı verilen \"Ulusal Mortalite Tablosu\" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay  4. Hukuk Dairesince (Kapatılan 17. HD) de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 -2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. H.D. 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda bilinmeyen devredeki gelir hesabı yönünden %10 artırılıp %10 iskonto yönteminin uygulanması yerindedir. TRH 2010 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerinin PMF 1931 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerine göre daha uzun olduğu bilinen bir gerçek olup, TRH 2010 Yaşam Tablosu zarar gören yararınadır. Bu nedenle, her ne kadar bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış ise de istinafa gelenin sıfatına göre bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Davalı vekilinin tazminatın hesabına dair istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 4.506,70 TL'den peşin alınan 225,33‬ TL'nin mahsubu ile bakiye 4.281,37 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"059eff41aeae5000","SID":"54e338e92f50dd74"}}