{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1064 <br>KARAR NO\t\t: 2024/236<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/456 Esas 2021/112 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 24.09.2019\t<br>KARAR TARİHİ\t: 05.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05.02.2024<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.03.2021 tarih 2019/456 Esas 2021/112 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı kooperatifin üyesi olan  davalının, genel kurul kararı ile öngörülen aidatları  ödemediğini, alacağın tahsili istemiyle  girişilen  Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü’nün 2019/4255 E. sayılı icra takibinin  davalının icra dairesinin yetkisine  ve   borca itirazı  üzerine  durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, dairesini 2009 yılında tapusunu aldığını, 2010 ya da 2011 yılında daireyi sattığından davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu borçla ilgili bilgilendirilmediğinden haklı olarak takibe itiraz ettiğini, 8 yıldır genel kurula davet edilmediğini savunarak savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının genel kurul kararında taşınmazı satmasına rağmen, ortaklıktan istifa etmediği, genel kurul kararlarıyla belirlenen parasal yükümlülüklerinden sorumlu olduğu, bunun da takip tarihi itibariyle 12.421,00TL olduğu, davalının sorumlu tutulabileceği faizin 4.428,19-TL olduğu, yönetim kurulunun genel kurul kararına dayanmaksızın SGK  yapılandırma borcunun isteyemeyeceği gerekçesiyle davalının kısmen kabulü ile, 12.421,00-TL asıl 4.428,19-TL faiz alacağına yapılan  itirazın iptali gerektiği, alacak likit olduğundan  % 20 icra inkar tazminatı verilmesi gerektiğine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili,  Mahkemece, SGK borcunun genel kurul kararına dayanmadığı gerekçesiyle SGK borcu yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, Kooperatif tüzel kişiliğinin SGK nezdinde borcu bulunduğunun ortaya çıkması üzerine 23.10.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 3. maddesinde 6736 sayılı (yapılandırma) kanun kapsamında yönetim kurulunca çıkacak borcun 6 eşit taksit halinde ödenmek üzere başvuru yapılmasına, ödenecek miktarın ortaklardan eşit miktarda tahsiline oy birliği ile karar verildiğini, bu bağlamda yapılan itiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda SGK yapılandırma borcuna dair hesaplamaya yer verildiğini, buna rağmen Mahkemece dosya münderecatına aykırı şekilde SGK yapılandırma borcu bakımından genel kurul kararı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, Kooperatif tüzel kişiliğinin SGK'ya ödemiş olduğu 190.787,85 TL tutarında ödemenin üyelere paylaştırılmasına karar verildiğini, ancak bilirkişi tarafından SGK ödemeleri bakımından sadece 2 aylık hesaplama (375x2= 750 TL) ile borcun dökümünün yapıldığını, oysa davalı dışındaki tüm Kooperatif üyelerinin Kasım 2016-Mayıs 2017 dönemi arasındaki 7 aylık dönemde, ay başına 475'er TL ödeme yaptıklarını, ayrıca Haziran 2017- Aralık 2017 dönemi arasındaki 7 aylık dönemde, ay başına 525'er TL ödeme yapıldığını, bu ödemelerin temel dayanağının ise Kooperatif Genel Kurul kararları olduğunu, 23.10.2016 tarihli Genel Kurulun 3. Maddesinde oy birliği ile verilen yetkiye dayalı olarak, SGK'nın yapılandırma sonrasında çıkardığı borcun, üyelere aylık 475 TL olarak yansıtıldığını, tüm Kooperatif üyelerinin Kasım 2016 ilâ Mayıs 2017 ayları arasında, aylık 475'er TL ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, bu yükümlülüğü yerine getiren üyeler olduğu gibi yerine getirmeyen üyelerin de olduğunu, eldeki davada davalının ödeme yapmaması nedeniyle yargılama yapıldığını, davalının SGK yapılandırması kapsamında ödemesi gereken tutarın hesaplanarak müvekkile ödenmesi, davalıya Karşıyaka 5. Noterliği'nin 29.05.2012 tarih ve 14379 Yevmiye nolu ihtarı gönderildiğinde bu ihtara kayıtsız kalarak ödeme yapmamak suretiyle temerrüde düştüğü, temerrüt faizi ile birlikte hesaplama yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdii ile çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>\tDavalı vekili, müvekkilinin, davacı kooperatife 1999 yılında ortak olup,  2009 yılında taşınmazının tapusu alarak 2011 yılında söz konusu taşınmazın ... isimli kişiye satılarak elden çıkartıldığını, bu satış ve ortaklıktan ayrılma iradesini kooperatife yazılı ve sözlü olarak bildirildiğini, bunun üzerine davacı kooperatif tarafından, müvekkilinin ortaklığının silindiğini, taşınmazı satın alan ...'ın ortak olarak kaydedildiğini, davacının dosyaya sunduğu muavin defter kayıtlarında bunun gözüktüğünü, davacı kooperatifin 8 sene boyunca 2019 yılına kadar müvekkilin taşınmazı sattığı ...'ı muhatap alarak genel kurullara yeni maliki çağırdığını, ortaklık borçlarının ödenmemesi nedeniyle ... aleyhinde icra takibi başlattığını, dava dışı ...'ın icra dosyasına itirazı üzerine, davacı kooperatif üyesi ...'a karşı itirazın iptali davası açmak yerine, bu kez tek taraflı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, beyanlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, müvekkilinin delilleri toplanmadığını,  hükme esas alınan bilirkişi raporuyla çelişkili olacak şekilde hüküm verdiğini, ortaklıktan ayrılan müvekkilinin aidat ücretinden sorumlu tutulamayacağını, hazirun cetvelinde müvekkilinin adının bulunmadığını, müvekkiline genel kurullarla ilgili takip açılana kadar hiçbir tebligat yapılmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, normal bir vatandaşın 8 sene önce verdiği yazılı dilekçenin bir suretini saklamasının beklenemeyeceğini bilirkişinin yalnızca kooperatife ait ticari defterleri (yevmiye/envanter/kebir) inceleme konusu yaptığı, davacı kooperatife ait 2011-2019 yılları arasındaki ortaklar kurulu karar defterlerini ve üyelik belgelerini incelemediği, yalnızca taraf beyanları ile yetindiğini, bununla birlikte, yine bilirkişi kök raporunda, ibraz edilen muavin defter kayıtlarında 2019 yılına kadar ...'ın adı geçmekte iken, 2019 yılında ... adı ile ... arasında re'sen devir kaydı yapıldığı tespitine yer verildiğini, davacı kooperatifin müvekkili hakkında karar almayı ihmal etmiş olsa bile ortaklıktan çıktığını zımmen benimsediğini, davacının eylemli olarak kabul edip defterlerine işlediği ortaklıktan ayrılma iradesine dair ayrıca yazılı karar almaması müvekkilin olmadığını, mahkeme kararı hükme esas alınan bilirkişi raporu ile çeliştiğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini ve faize hükmedilmemesi gerektiğini bildiren bilirkişi raporu karşısında nasıl faize hükmettiği izaha muhtaç olduğunu, 29.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda sahibi olduğu taşınmazın satılmasıyla, ortaklığın da sona ereceği düşünüldüğünden, davalı ..., uzun süre genel kurul toplantılarına davet edilmediği, genel kurul hakkında bilgilendirilmediği,  kural olarak, parasal yükümlülüklerin belirlendiği genel kurul toplantılarına davet edilmeyen ve belirlenen parasal yükümlülükler konusunda bilgilendirilmeyen davalının, parasal yükümlülükler yönünden temerrüde düştüğü kabul edilmeyeceği belirtilmesine karşın, mahkemece faize hükmedildiğini, müvekkilinin peşin ödemeli ortak olması ile ilgili inceleme yapılmadığını, asıl alacağa işletilen faizin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kooperatif hizmetlerinden faydalanmaya ilişkin tespit yapılmadığını, alacağın  zamanaşımına uğradığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.   <br>\tGEREKÇE : Dava kooperatif üyeliğinden kaynaklı aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tMahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda;ortaklık nedeniyle edindiği taşınmazı satan davalının ortaklıktan istifa etmemesi nedeniyle kendisi adına tesis edilen ortaklığın halen geçerli olduğu, bu haliyle davalının, ortaklıktan doğan parasal yükümlülüklerden sorumlu tutulabileceği değerlendirilerek, davacı kooperatifin yasal defterlerine göre, takip tarihi itibariyle 12.421,00 TL kooperatif alacağından ve 4.428,19 TL gecikme bedelinden sorumlu olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır.   <br>\tMahkemece aldırılan bilirkişi raporuna da belirtildiği üzere, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kayıtları dosyada mevcut değilse de, davalının ortaklık nedeniyle edindiği taşınmazı 2010 veya 2011 yıllarında sattığını bildirdiği, kooperatife ait defter ve kayıtlar incelendiğinde, davacıya ait konutun dava dışı ...'a satıldığı; 2019 yılına kadar davacı kooperatifin de, davalı ...'ı değil, taşınmazı devralan ...'ı ortak olarak muhatap aldığı, bu süreçte genel kurul toplantıları konusunda davalının bilgilendirilmediği, ödenmeyen aidat alacaklarının tahsili hususunda da ... aleyhine İzmir 22.İcra Müdürlüğü, 2017/2462 E sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, ancak alacağın ...'dan tahsil edilememesi üzerine bu sefer davalı ... aleyhine takibe başlandığı, 10.01.2019 tarihinde toplanan Yönetim Kurulunun takip işlemlerine davalı ... yönünden devam edilmesi hususunda karar alındığı, yine ibraz edilen muavin defter kayıtlarında, 2019 yılına kadar ...'ın adı geçmekte iken, 2019 yılında ... ile ... arasında devir yapıldığı, davacı kooperatif tarafından dosyaya sunulan 28.05.2017 tarihli olağan genel kurul hazirun cetvelinde dava dışı ...'ın isminin yer aldığı, tüm bu hususular birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın davalı tarafından ...'a satılmasından sonra dava dışı ...'ın kooperatif üyeliğine zımnen kabul edildiği sonucuna varıldığı, buna göre mahkemece davanın reddi ile, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile belirtilen şekilde hüküm tesis edilmesinde isabet bulunmamış ise de, belirtilen hususların yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak, bu yönüyle yerinde görülen davalı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince yerel mahkememe kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.    <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.03.2021 tarih 2019/456 Esas 2021/112 Karar sayılı kararının  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE, <br>\t492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından başlangıçta peşin olarak alınan 295,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 131,69‬ TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\tDavalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\tDavacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDavalı tarafından yapılan 100,00 TL tebligat ve posta masrafı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t4-İstinaf yoluna başvuran davalının ödediği istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, <br>\t5-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 130,66 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 296,94‬ TL'nin davacıdan tahsiline,<br>\t6-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı, 32,50 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 194,6‬0 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2969cbbca73ff502","SID":"9da877d65b98ecff"}}