{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1083 <br>KARAR NO\t\t: 2024/389<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.10.2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/569 E. - 2020/482 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 23.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23.02.2024<br><br>\tİzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.10.2020 tarih 2019/569 E. - 2020/482 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye  ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı banka Altındağ/İzmir Şubesi ile dava dışı ... Şti. arasında Genel Nakdi Gayri Kredi Sözleşmeleri imzaladıklarını ve firmaya kredi tahsis edildiğini, davalı borçluların da anılan sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçlu ...'ın da Karşıyaka Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 19/02/2007 tarih 2289 yevmiyeli resmi senet akit tablosunun 5.maddesinde yer alan \"Tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiğin/ettiklerini.\" hükmü uyarınca firmanın davacı banka nezdinde doğmuş doğacak borçlarına 250.000 TL tutarı üzerinden müteselsil kefil olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, kullandırılan kredilerin geri ödemesinin yapılmaması sebebi ile borçlu firmaya ve davalı kefile Bornova 5. Noterliği'nin 23/06/2016/16197-23/06/2016/16195 yevmiyeli ihtarnameleri keşide ve tebliğ edildiğini, özellikle Bornova 5. Noterliği'nin 23/06/2016 gün ve 16195 sayılı ihtarnamesi ile aleyhine ihtiyati haciz talep edilen ...'a nesnel ve şahsi sorumluluğu hatırlatılarak 250.000 TL tutarı ipotek veren ve müşterek-müteselsil kefil sıfatıyla derhal ödemesi istenmiş ise de borçlular hiç ödemede bulunmadığını, davalı borçlu hakkında İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/686 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını ve İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11392 Esas sayılı dosyasından icraya konu edildiğini, borçlu tarafından icra dosyasına itiraz edildiğini belirterek, davalının haksız ve mesnetsiz takibe itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, dava dilekçesinin birinci bendinde Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalamış olduğunun yazıldığını, böyle bir şey  olmadığını, kredi sözleşmelerinde davalının imzası bulunmadığını,  davaya konu takibin takip talebinde ve ödeme emrinde  \"İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/656 D.iş esas nolu 25.07.2019 tarihli ihtiyati haciz kararı\" yazılı olduğunu, halbuki böyle bir ihtiyati haciz kararı olmadığını, \"İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/656 D.iş esas nolu 08.07.2019 tarihli ihtiyati haciz kararı\"  tam tersine ihtiyati haciz kararının reddedildiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/686 D.İş sayılı 25.07.2019 tarihli kararına karşı yapmış oldukları itirazın mahkemece yerinde bulunarak 05.09.2019 tarihli kararıyla ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalı arasında 11/11/2019  tarihinde Genel Nakdi Gayri Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, imzalanan sözleşme kapsamında davalı firmaya kredi tahsis edildiği, davalı ...'da Karşıyaka Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 19/02/2007 tarih 2289 yevmiyeli resim senet akit tablosunun 5. maddesinde yer alan \"Tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiğin/ettiklerini.\" hükmü uyarınca firmanın davacı banka nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarına 250.000 TL tutarı üzerinden müteselsil kefil olduğunu kabul ve taahhüt ederek, kullandırılan kredilerin geri ödemesinin yapılmaması sebebi ile borçlu firmaya ve davalı kefile Bornova 5. Noterliğinin 23/06/2016 tarih 16197 yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek tebliğ edildiği, davalı borçlu hakkında davacı tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/686 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığı, İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11392 Esas sayılı dosyası üzerinden  icra takibine girişildiği, bu itirazın iptali için  davacı tarafça yasal süresi içerisinde eldeki davanın açılmış olduğu, mahkemece bankacı bilirkişiden aldırılan 29.04.2020 havale tarihli raporda; dava dosyası ile  İzmir 27. İcra Müdürlüğü’nün 2019 / 11392 E. Sayılı  takip dosyası   muhteviyatı belge ve kayıtların tetkiki neticesinde davacı ... Bankası A.Ş.  ile  dava dışı borçlu ... Şti arasında  akdedilmiş   bulunan  genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi ile borçluya kullandırılan krediler ile ilgili, davacı ... Bankası A.Ş. ile davalı ... arasında 19.02.2007 tarihinde İpotek Belgesi ve Resmi Senet imzaladıkları, dava dışı borçlunun ödenmeyen borçlarından dolayı davalıya 23.06.2016 tarihinde ihtarname gönderildiği, hesapların kat edildiği, 27.06.2016 tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiği ve 30.06.2016 tarihinde temerrüde düşürüldüğü ve 30.07.2019 tarihinde İzmir 27.İcra Müdürlüğü 2019-11392 E. Sayılı dosyası ile takip açıldığı, davacı banka ile davalı arasında kredi sözleşmesi imzalanmadığı, davacı banka ile davalı arasında 19.02.2007 tarihinde ipotek belgesi imzalandığı, ipotek belgesi limitinin 250.000 TL olduğu, %100 oranında gecikme faizinin uygulanabileceği, davacı alacaklının davalı borçludan talep edebileceği 250.000 TL ve %66 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği, oluşa, dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun bulunan raporun mahkemece benimsendiği ve hükme esas alınabilir kabul edildiği, itirazın iptali davalarında alacağın varlığını, miktarını ve muacceliyet hususunu ispat külfetinin davacı alacaklı üzerinde bulunduğu, alacaklı bu hususu ispat ettiği takdirde bu kez ispat külfetinin yer değiştireceği ve davalı borçlunun borcun ödendiğini yahut herhangi bir sebeple artık ortadan kalkmış olduğunun ispat külfeti altına gireceği, somut olayda davacının alacağın varlığını, miktarını ve alacağın muaccel hale gelmiş olduğunu sözleşme, hesap ekstresi ve ihtarlar ile ispat ettiği ancak davalı tarafın borcun ödendiğini yahut herhangi bir sebeple ortadan kalkmış olduğunu ispat edemediği, diğer yandan icra takibine ve davaya konu alacağın taraflarca bilindiği veya bilinebilir bir durumda olduğu ve bu itibarla da likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11392 esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazlarının iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla devamına, alacak likit bulunduğundan asıl alacak tutarı olan 250.000,00 TL'nin %20'si oranında 50.000 TL icra inkar tazminatının itirazında haksız çıkan davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, Asliye Ticaret Mahkemesi görevli değil, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, davacı bankanın bu davayı, davalının kefil olduğu iddiasıyla açtığını, davalının kefil olmadığını, geçerli bir kefalet bulunmadığını, davalının gerçek kişi olduğunu, gerçek kişinin kefaletinin olup olmadığı ve varsa geçerli olup olmadığı hususunu inceleme görevinin Tüketici Mahkemesi olduğunu, bu nedenle davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, hukuken geçerli bir kefalet olmamasına rağmen, bir an için 19.02.2007 tarihinde bir kefaletin kurulmuş olduğu varsayılsa bile, 6098 sayılı TBK.m.598/3 gereği kefaletin geçerlilik süresinin 10 yıl olup, bu hükmün 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5 inci maddesi gereğince, 01.07.2012 tarihinden önceki kefaletleri de kapsadığını, sonuç olarak davalı hakkında  19.02.2017 tarihine kadar kefalete dayalı  takip yapılmadığını, kefalete dayalı dava açılmadığını ve kefalete dayalı ihtar çekilmediğini, ortada bir kefalet olsa dahi hak düşürücü süreye özel zamanaşımına uğradığını, gerekçeli kararda bariz maddi ve usuli hatalar yapıldığını, maddi hukuk (esas) yönünden de yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, ortada muaccel bir kefalet borcu bulunmadığını, bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davalı tarafından herhangi bir kredi sözleşmesi imzalanmadığını, Karşıyaka 3. Aile Mahkemesinin 19.06.2017 tarihli 2016/504 E. ve 2017/437 K. sayılı kararıyla derecattan da geçerek iptal edilip hükümsüz kalan ipotek resmi senedinin 5. maddesinde olmayan bir hüküm uydurduklarını, dava dilekçesinin ikinci bendinde ve tırnak içinde; \"Tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiğini/ettiklerini\" şeklinde yazdıklarını, bunun doğru olmadığını, halbuki, mahkeme kararıyla hükmü kalmayan, dosyada mevcut ipotek resmi senedinden görüleceği üzere, ipotek resmi senedinin 5.maddesinin \"İpotek limiti miktarınca borcun tamamından müştereken ve müteselsilen kefil sıfatıyla da sorumlu olduğunu/olduklarını kabul ve taahhüt ettiğini/ettiklerini\" şu şekilde olduğunu, bu hükmün ipotek borcuna ilave olarak  ayrı bir kefalet borcu yüklemediğini, dava dilekçesinin üçüncü bendinde 23.06.2016 gün ve 16195 sayılı ihtarnamesi ile davalıya \"Nesnel ve şahsi sorumluluğu hatırlatılarak 250.000.-TL tutarı ipotek veren ve müşterek-müteselsil kefil sıfatıyla derhal ödemesi istenmiş\"  denildiğini, bunun doğru olmadığını, dosyada mevcut ihtarnameden görüleceği üzere;  \"İpotek veren sıfatıyla üç gün içinde ödenenizi, aksi takdirde hakkınızda ipotek veren sıfatınız nedeniyle yasal yollara başvuracağımızı\" şeklinde olduğunu, dava dilekçelerindeki bu gerçeğe aykırılıkların, bir algı yaratarak mahkemeyi yanıltma ve 19.02.2017 tarihine kadar kefalete ilişkin bir talepleri olmadığını örtüleme çabası olduğunu, ipotek resmi senedinin içine sıkıştırılmış ve ipotek işlemine yabancı olan, ipotek limitince borca müştereken ve müteselsilen kefil olduğu maddesinin 6098 sayılı TBK.m.21/2 gereğince genel işlem şartı olup, yazılmamış hükmünde olduğunu, kamu düzenine aykırı genel işlem mahiyetinde olduğundan ipotek resmi senedinde yer alan kefalet hükmünün 6098 sayılı TBK'nun 21/2 ve 6101 sayılı Kanunun 2/1 nci maddesi gereğince yazılmamış hükmünde olduğunu, bir sözleşmenin kuruluş amacının başka bir ifadeyle asli unsuru geçersiz olursa sözleşmenin de geçersiz olacağını, ipotek resmi senedinin tartışmasız asli unsuru \"ipotek\" olup, ipotek resmi senedinin ipotek tesisi için düzenlendiğini, ipotek resmi senedinin 2. maddesine genel işlem şartlarına aykırı olarak sıkıştırılmış kefalet maddesinin hukuken geçersiz olmakla birlikte bir an için geçerli olduğu varsayılsa dahi, ipotek resmi senedinin feri unsuru niteliği olduğundan, asli unsur olan ipoteğin geçersizliği nedeniyle ipotek resmi senedinin tamamıyla geçersiz hale geldiğini, alacaklı bankanın kendisinin de ipotek resmi senediyle kefil olunamayacağını aslında çok iyi bildiği için çekmiş oldukları ihtarnamelerde kefaletten hiç bahsetmediğini, o nedenle ortada muaccel kılınmış bir kefalette borcu da olmadığını, TBK.m.155/2 ve 3 hükmünün gerçek kişiler yönünden TBK.m.598/3 karşısında uygulanırlığı olmadığını, mahkeme kararıyla hükümsüz kalan ipotek resmi senedinin tarihi 19.02.2007, dava konusu kefalet takibinden ödeme emrinin tebliğ tarihi ise 01.08.2019 olup arada geçen sürenin 12 yıldan fazla olduğunu, TBK.m.155/2 ve 3 ise TBK'nun genel hükümler kısmında düzenlenmiş olup, TBK.m.598/3 hükmünü ezecek, bu amir hükmü geçersiz kılacak bir hüküm olmadığını, sadece tüzel kişiler yönünden uygulanabilecek bir hüküm olduğunu, ipotek resmi senedinde geçen kefalet hükmünün, TBK'nun genel işlem şartları dışında da bir çok yönden de geçersiz olduğunu, hükümsüz ve geçersiz kalan bir ipotek resmi senedindeki ipoteğin geçersiz kalıp, ipotek limitince borca müştereken ve müteselsilen kefil ifadesinin geçerli kaldığının söz konusu olamayacağını, çünkü asli unsur olan ipotek geçersiz sayıldığından yani o ipotek olmadan o resmi senet tapu sicil müdürlüğünden düzenlenemeyeceğinden yan ferilerinden olan kefaletin de geçersiz kaldığını, ipotek resmi senedinin kefalet için değil, ipotek tesisi için düzenlendiğini, kefaletin feri bir unsur olduğunu, tapu memurunun, kefalet için resmi senet düzenleme yetkisine haiz bir memurluk olmadığını, tüm yönleriyle ipotek resmi senedinde normalde olmaması gereken feri unsur şeklindeki kefalet hükmünün, asli unsur olan ipotek geçersiz olduğundan geçersiz kaldığını, bankanın dayanmaya çalıştığı Yargıtay kararlarının, \"Yargıtay HGK.nun 28.02.2001 tarihli, E:2001/19-159, K:2001/197 sayılı kararına\" dayandığını, bu kararın son derece sığ ve basit düşünülmüş ve hiçbir hukuk normuyla örtüşmeyen oy çokluğu ile verilmiş bir karar olduğunu, uyuşmazlığın tamamıyla hukuki konuya ilişkin olup, ortada defter ve kayıt incelemesini gerektirecek bir durum bulunmadığından, HMK.m.266 gereğince bilirkişiye müracaat edilemeyeceğini,  davacı banka tarafından davalının, eş muvafakatı olmadığı için iptal edilen ve davacı banka tarafından matbu olarak hazırlanıp Tapu Dairesine verilmiş olan ve hazırlayan banka tarafından ipotek resmi senedine genel işlem şartı olarak sokuşturulmuş, ipotek tesisine yabancı bir ifade nedeniyle sorumlu tutmaya çalıştığını, davalının itirazının TBK genel işlem şartlarına ve sözleşme hukukuna, TKHK genel işlem şartlarına ve sözleşme hukukuna, TMK'nun ipotek hükmüne aykırılık nedeniyle, iptal edilmiş ipotek resmi senedindeki kefalet hükmünün de geçersiz olduğu temeli üzerine oturduğunu, bu nedenle de davalının itirazını haksız ve kötüniyetli sayarak aleyhine % 20 tazminata hükmedilmiş olmasının da hukuken doğru olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tGEREKÇE :Dava, dava dışı şirket ile davacı arasında imzalanan genel nakdi ve gayri kredi sözleşmesine dayalı alacağa ilişkin olarak davacı yanca davalı aleyhine girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavada taraf delillerinin toplanıldığı, davaya dayanak teşkil eden sözleşme ve ipotek belgesi ile eklerinin dosyaya kazandırıldığı, İzmir 27.İcra Müdürlüğünün 2019/11392 E.sayılı takip dosyasının getirtildiği, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine ... Ltd. Şti.ticari kredi ve cari hesap borcundan kaynaklanan asıl alacak ve  ferileri ile birlikte toplam 13.633.576,44 TL alacaktan kefil ... için kefalet limiti olan 250.000,00 TL ve ferilerine ilişkin olarak İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/656 D.iş sayılı ihtiyati haciz kararı ile banka ile imzalanan sözleşmeler, ihtarnameler, hesap özetlerine dayalı olarak harca esas alacak değerinin 250.000,00 TL gösterildiği, ilamsız yolla takibe girişildiği, borçluya ödeme emrinin tebliğini müteakip borçlu vekili tarafından borca ve takibe itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavanın dayanağını dava dışı şirket ile davacı banka arasında akdedilen genel nakdi ve gayri kredi sözleşmesi teşkil etmekle, taraflar arasındaki ilişkinin ticari mahiyette olduğunun kabulü ile davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülerek karara bağlanması yerindedir. Davaya konu borcun dava tarihi itibariyle devam ettiği, davalının ipoteğinin süreli ipotek olmadığı gözetildiğinde davaya dayanak teşkil eden icra takip tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendirilmiştir. <br>\tSomut olayda,  davacı banka  ile  dava dışı borçlu ... Şti arasında  akdedilmiş   bulunan  genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi ile borçluya kullandırılan krediler ile ilgili davacı ile davalı ... arasında 19.02.2007 tarihinde ipotek belgesi ve resmi senet imzalandığı, dava dışı borçlunun ödenmeyen borçlarından dolayı davalıya 23.06.2016 tarihinde ihtarname gönderildiği, hesapların kat edildiği, 27.06.2016 tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiği ve 30.06.2016 tarihinde temerrüde düşürüldüğü ve 30.07.2019 tarihinde İzmir 27.İcra Müdürlüğü 2019-11392 E. Sayılı dosyası ile davalı borçluya yönelik ilamsız yolla takibe girişildiği, davacı banka ile davalı arasında kredi sözleşmesi imzalanmadığı, 19.02.2007 tarihinde ipotek belgesinin tanzim edildiği, ipotek belgesindeki limitin 250.000 TL tutarında olduğu, %100 oranında gecikme faizinin uygulanabileceği, davacı alacaklının davalı borçludan talep edebileceği temerrüt faizinin ise  %66 oranında olduğu, her ne kadar takip talebinde belirtilen ihtiyati haciz kararının talepte yanlış gösterilmiş ve ihtiyati hacze ilişkin kararın Karşıyaka 3.Aile Mahkemesi'nin 19.06.2017 tarihli 2016/504 E. 2017/437 sayılı kesinleşmiş kararı ile kaldırıldığı sabit ise de takip talebi, ödeme emrinde borcun dayanağı olarak banka ile imzalanan sözleşmeler, ihtarnameler ve hesap özetlerinin de gösterildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf nedenleri isabetli bulunmamıştır. <br>\tİlk Derece Mahkemesi'nin davacı banka ile davalı arasında 11/11/2019  tarihinde Genel Nakdi Gayri Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, imzalanan sözleşme kapsamında davalı firmaya kredi tahsis edildiği, davalı ...'ın Karşıyaka Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 19/02/2007 tarih 2289 yevmiye numaralı resmi senedi ile borçlu firmanın davacı banka nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarına 250.000 TL tutarı üzerinden müteselsil kefil olduğunu kabul ve taahhüt ederek, kullandırılan kredilerin geri ödemesinin yapılmaması sebebi ile borçlu firmaya ve davalı kefile Bornova 5. Noterliğinin 23/06/2016 tarih 16197 yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek tebliğ edildiği hususları gözetilerek itirazın iptali davalarında alacağın varlığını, miktarını ve muacceliyet hususunu ispat külfetinin davacı alacaklı üzerinde bulunduğu, alacaklı bu hususu ispat ettiği takdirde bu kez ispat külfetinin yer değiştireceği ve davalı borçlunun borcun ödendiğini yahut herhangi bir sebeple artık ortadan kalkmış olduğunun ispat külfeti altına gireceği, eldeki davada davacının alacağın varlığını, miktarını ve alacağın muaccel hale gelmiş olduğunu sözleşme, hesap ekstresi ve ihtarlar ile ispat ettiği ancak davalı tarafın borcun ödendiğini yahut herhangi bir sebeple ortadan kalkmış olduğunu ispat edemediği, diğer yandan icra takibine ve davaya konu alacağın taraflarca bilindiği veya bilinebilir bir durumda olduğu ve bu itibarla da likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11392 esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazlarının iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla devamına, alacak likit bulunduğundan asıl alacak tutarı olan 250.000,00 TL'nin %20'si oranında 50.000 TL icra inkar tazminatının itirazında haksız çıkan davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 17.077,50 TL'den peşin alınan 4.269,38 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.808,12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28672082dd8c91a4","SID":"590d905e2468578b"}}