{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1832 <br>KARAR NO\t: 2024/153<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/101 E.  -  2021/131 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/02/2021 tarih ve 2019/101 Esas - 2021/131 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2017/107930 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin \"...-güvenli öde, bkm ...\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın yerinde görülerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin her biri ayırt edicilik kazanmış seri markalarının bulunduğunu, müvekkili firmanın ticaret unvanı üzerinde önceye dayalı kullanım sureti ile hak elde etmiş olduğunu, müvekkilinin önceki markalarının tanınmış marka statüsüne eriştiğini, davalının itirazına mesnet markaların hükümsüzlüğü için dava açtıklarını, başvuruya konu müvekkili markası ile davalının markalarının okunuş, fonetik, yazılış, anlamsal, görsel ve bütünsel açıdan benzer olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-11421 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuruya konu marka ile ret gerekçesi markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/aynı tür hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde söz konusu hizmetlerin aynı ticari kaynak tarafından sunulduğu veyahut marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacıya ait, 174119, 2002/21178 sayılar ile tescilli \"... ...-... şekil\", \"... ... ... ... a.ş şekil\" ibareli markaların tanınmışlığı iddiasının davacının sunduğu deliller dikkate alındığında yerinde olmadığı gibi davacının talebinin tescil istemli olup  tanınmışlığın bu taleple ilgisi bulunmadığı,  davacının önceye dayalı seri markaları olduğuna dair müktesep hak itirazının da şartları oluşmadığından yerinde görülmediği, ayrıca \"...\" ibaresinin, başvuru sahibinin ticaret unvanında yer alan bir ibare olması ve gerçek hak sahipliği iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.         <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkil Şirkete ait marka kullanımının 1982 yılına dayandığını, bu tarihten itibaren müvekkilinin seri markalar oluşturduğunu, söz konusu markaların kullanım neticesinde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığını, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını ve müvekkili markalarının esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, istikrarlı davranma ilkesi uyarınca eldeki davanın kabulünün gerektiğini, sektörde öncü hale gelmiş müvekkili markası kapsamında sağlanmış olan haklardan yararlanamamasının, gerek hakların devamlılığı gerekse idarenin istikrarlı hareket etmesi açısından çelişkiler ortaya çıkaracağını, müvekkili markalarının kullanım dolayısı ile maruf olma kategorisine girdiğini, SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların gerçekleştiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanının da \"...\" ibaresini haiz olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira taraf markalarının asli unsurunun aynı ibareden oluştuğu, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı, davanın marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin olması karşısında, davacının önceki tarihli markalarının tanınmış olmalarının ya da ticaret unvanında \"...\" ibaresinin yer almasının işbu davaya bir etkisinin olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2024 <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15dbe84f0eada38b","SID":"47f53984e43bc04f"}}