{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1090 <br>KARAR NO\t\t: 2024/351<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29.04.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/699 E.  2021/293 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 19.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.02.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.04.2021 gün ve 2019/699 E. 2021/293 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'nin ortak ticaret yapmaya karar verdiğini, makine alımı için 200.000,00 TL para verdiğini, paranın teminatı olarak  30/11/2017 tarihli 150.000,00 TL ve 30/01/2018 tarihli 200.000,00 TL bedelli senetlerin davalıya verildiğini, davalının yırttığını beyan ettiği senetleri icraya koyduğunu, 150.000,00 TL ve 200.000,00 TL bedelleri İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 sayılı dosyasıyla, 50.000,00 TL bedelli senedi ise 2018/4225 sayılı dosya ile takibe koyduğunu, müvekkilinin toplam borcunun 200.000,00 TL olmasına karşın, borçlu olmadığı ve yırtıldığı söylenen senetlerin kötü niyetle icraya konulduğunu belirterek senet bedelleri kadar müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin 400.000,00 TL'yi ticaret amacıyla davacıya teslim ettiğini, davacının 01/11/2017 düzenleme tarihli 150.000,00 TL bedelli senedi ve 30/11/2017 düzenleme tarihli 200.000,00 TL bedelli senedi düzenleyerek müvekkiline teslim ettiğini, ortaklıktan vazgeçtiğini, ancak paranın iade edilmediğini, kalan 50.000,00 TL için bir senet daha talep edildiğini, bunun üzerine davacının düzenleyen, ... Şti'nin kefil olduğu 05/12/2018 düzenleme tarihli 50.000,00 TL bedelli senedin düzenlenerek müvekkiline teslim edildiğini, böylece 400.000,00 TL tutarındaki alacağın tamamının teminat altına alındığını, tüm senetler için İzmir 26.İcra Müdürlüğünün 2018/4224 Esas ve 2018/4225 Esas sayılı icra takip dosyaları ile davacı ile kefil ... Şti aleyhine icra takip işlemlerine başlandığını, davacının müvekkiline 400.000,00 TL borçlu olduğunu belirterek, davasının reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224  ve 2018/4225 Esas sayılı dosyalarında takip konusu edilen senetlerde malen kaydının bulunduğu ancak, senetlerin ihdas nedeninin her iki tarafça da talil edildiği, bu nedenle ispat yükünün davacıda olduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/72202 Soruşturma sayılı dolandırıcılık, mağdurun bir senedi vermeye mecbur edilmesi suretiyle yağma ve tefecilik yapmak suçu nedeniyle yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davaya konu senetlerde davacının keşideci olduğu, bononun bağımsız borç ikrarını içeren bir belge olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla düzenlendiğine karine olduğu, bunun aksinin yazılı ve kesin delillerle kanıtlanamadığı davacı tarafça yemin deliline başvurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin borcunun 150.000 TL olduğunu, asıl alacak miktarının 200.000 TL olduğunun davalı tarafından kabul edildiğini, davalının resmi makamlar nezdinde vermiş olduğu beyanlarının çelişkili olduğunu, müvekkilinin davalıdan borç aldığı 150.000 TL'nin faizi ile birlikte 200.000 TL olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, tarafların, dava dışı .... ile müvekkil arasında iş kurma ve ortak iş yapma düşüncesi ile bir araya geldiğini, müvekkilin ekonomik durumunun iyi olmamasından dolayı davalıdan faiz karşılığı borç alındığını, tefecilik suçuna ilişkin yapılan suç duyurusunda alınan ifadesinde davalının müvekkiline sadece 200.000 TL borç verdiğini beyan ettiğini, ancak mahkeme huzurunuzda alınan beyanında da kendisinin ...'tan olan alacağını da müvekkilden tahsil etmeye çalıştığını gösterecek şekilde beyanda bulunulduğunu, davalının da kendi beyanıyla davaya konu senetlerin bedelsiz hale geldiğinin sabit olduğunu, zira müvekkilinin taşınmazının icra kanalıyla davalı tarafından satılarak 115.000 TL tahsil edildiğini, 100.000 TL'nin üzerinde de nakden davalıya ödeme yapıldığını, bu ödemelerden 50.000 TL'nin haciz baskısı altında icra dosyasına yapıldığını, davalının iş kurma amacıyla müvekkiline 200.000 TL verdiği kabul edilse dahi öngörülen işin kurulmamasından dolayı ve hali hazırda 200.000 TL'nin üzerinde davalı tarafça tahsilat yapıldığından, diğer senetler yönünden müvekkilin borçlu olmadığının tespitinin zorunlu olduğunu, iş kurma amcıyla müvekkili ile ...'ın birlikte hareket ettiğini, bu konuda davalıdan faiz karşılığı borç para alındığını, davalının, işbu ortak işin içerisinde  olmadığını,  mahkemenin ihdas nedeni ve ispat yükü konusundaki değerlendirmesinin hatalı olup, cevap dilekçesi ile ihdas nedeni değiştirildiğinden ihdas nedeni ile ispat yükünün davalıya geçtiğini,  bütün senetlerin dava konusu edildiği de dosyaya beyan edilmiş ve toplam senet bedelleri üzerinden harç ikmal edilmiş olmasına karşın mahkemece dava konusu edilmediğinden bahisle değerlendirmeye alınmamasının da hatalı olduğunu, aşırı yararlanmanın söz konusu olduğunu, davalı tarafından faiz karşılığı verilen borca karşılık verilen senede ilişkin müvekkilinin içerisinde bulunduğu zor durumdan yararlanılarak sürekli senetler alındığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, İİK'nun 72. Maddesi uyarınca icra takibine konu bonolar nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, Mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun  İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2018/4224 Esas ve 2018/ 4225 Esas sayılı dosyalarında  takip konusu  edilen  senetler nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve yapıldığı iddia edilen ödemeler nedeniyle istirdat taleplerinin yerinde olup  olmadığı olarak tespit edildiği, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava değerinin 100.000 TL olarak gösterildiği, dava konusu edilen takip dosyalarındaki alacak miktarının ise belirtilen dava değerinin çok üstünde olduğu, davalıdan alınan borcun miktarı, sebebi ve geri  ödenen miktarlar konusunda davacı vekilince yargılama aşamasında farklı beyanlarda bulunulduğu, bu itibarla öncelikle davacının talebinin menfi tespite mi, yoksa istirdata mı ilişkin olduğu ve dava değerinin ne kadar olduğunun icra takip dosyalarına konu alacak miktarı da dikkate alınarak, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi ve varsa harç eksikliği tamamlandıktan sonra davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. Yerel mahkemece iş bu usuli eksiklikler giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tDiğer taraftan davacının mahkeme huzurundaki 04/02/2021 tarihli ve  6 nolu celsesindeki beyanında; davacı ...'a kendisi adına 200.000-TL, arkadaşı ... adına da 200.000 TL verdiğini, belirtirken, soruşturma aşamasındaki 07.08.2019 tarihli Vekil huzurundaki mahkeme dışı ikrar niteliğindeki ifadesinde kendisinin davacıya toplam 200.000 TL verdiğini, 50.000 TL'sinin iade edildiğini, 9.000 TL kar payı ödemesi yapıldığını, ...'ın da davacıya 150.000 TL verdiğini beyan etmiş, mahkemece davalının iş bu soruşturma aşamasındaki mahkeme dışı ikrar niteliğindeki beyanının dikkate alınmadığı, verildiği iddia edilen ipoteğin iş bu borç için verilip verilmediği ve iş bu borç için verildiği iddia olunan ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle yapıldığı iddia olunan ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, davanın menfi tespit davası olduğu da dikkate alınarak, alacak borç durumunun dava  tarihi itibarıyla tespit edilmediği, bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu değerlendirilmiştir. <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.04.2021 tarih 2019/699 E. 2021/293 K sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19.02.2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e44eab6029eb81fb","SID":"ae037df31a52c38c"}}