{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/987 <br>KARAR NO\t\t: 2024/255<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24.12.2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/509 E.  2020/612 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 08.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08.02.2024<br>\t<br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.12.2020 tarih 2019/509 E. 2020/612 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı banka ile davalıların asıl borçlu ve müşterek müteselsil olduğu genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların söz konusu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatı ile taraf olduğunu, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredilerinin ödemesine dair ihtarname gönderildiğini, muaccel hale gelen borcu ödemeyen borçlular hakkında takip başlatıldığını, takibe davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, belirterek; itirazının iptaline ve takibin devamına, % 20 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalılar vekili, ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine davalının müştekerek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile kefil olduğunu, alınan kefaletin yasal şartları taşımadığını, dava konusu edilen kredi sözleşmesinde yer alan kefalette kefilin azami ne kadar süre ile kefil olacağının yazılı olmadığı, davacının davalıya başvuru hakkına sahip olmadığını, kredi sözleşmesinin borçlusu olan ... San. Ve Tic. A.Ş konkordato ilan ettiğini, 18/01/2019 tarihinden başlamak üzere geçici mühlet  18/04/2019 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile de kesin mühlet kararı verildiğini, belirterek davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 19/11/2014 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile 21/07/2016 tarihli döviz limitli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, ayrıca döviz üzerinden imzalanan sözleşme limitinin 23/01/2017 tarihinde yükseltildiği, davalı ...'ın kefil sıfatı ile sözleşmelerde imzasının olduğu, kefaletin yasal unsurları taşıdığı, davacı banka tarafından davalı şirkete teslim edilen çek karneleri nedeni ile 9 adet çekin ibrazı üzerine karşılığının olmaması nedeni ile yasal sorumluluk tutarının üçüncü kişiye ödendiği, davacı banka tarafından davalı şirkete teminat mektubu kredisinin verildiği, davalılar tarafından belirlenen alacak kalemlerinin ödenmesi konusunda herhangi bir işlem yapılmaması üzerine davacı tarafça davalılar aleyhine 250.000,00-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalıların takip tarihi itibari ile 1.652.299,49-TL toplam borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı şirket adına ödeme emrinin tebliğ edilmediği, davacı tarafça bilhassa bu hususun icra müdürlüğünden istendiği, davalı olarak gösterilen şirket yönünden davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının olmadığı, davalı ... yönünden tespit edilen alacak kalemleri dikkate alındığında belirlenen borcun bir kısmı olarak 250.000,00-TL üzerinden başlatılan takipte itirazında haksız olduğu, alacağın niteliği itibari ile likit olduğu, belirtilerek; davanın davalı asıl borçlu yönünden hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine, davalı müteselsil kefil yönünden kabulüne karar karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, bilirkişi raporun hükme esas alınamayacağını, delilerin eksik toplandığını, sözleşmelerin dosyaya getirilmediğini, rapora yönelik itirazların karşılanmadığın, davalıdan alınan kefaletin yasal şartları taşımadığını,  kefalette kefilin kefil olacağı azami sürenin kefilin bizzat el yazısı ile yazılması gerektiğini, sözleşmede kefilin azami ne kadar süre ile kefil olacağının yazılı olmadığını, davacının davalı kefile başvuru hakkına sahip olmadığını, davacı yan tarafından şirkete ve kefile kat ihtarı gönderildiği belirtilmiş ise de ihtarın şirkete tebliğ olup olmadığının belirtilmediğini,  kat ihtarının şirkete tebliğ olduğunu gösteren bir mazbata da sunmadığını, şirkete kat ihtarının tebliğ edilip edilmediği belirsiz olduğunu, bilirkişinin dava konusu edilen kredi sözleşmelerine dayalı alacaklar yönünden akdi faiz oranı ve temerrüt faiz oranıyla ilgili açıklamalarıın yasal mevzuata aykırı ve fahiş olduğunu, faiz oaranına ilikin hükümlerin genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasında, akdi faizin ödenmesi hususunda kredi sözleşmesinde yapılan belirleme yoksa, alacak tutarına akdi faiz işletilmesi zaten mümkün olmadığını, aksi kanaatte ise davayı  yasal düzenleme uyarınca avans faizi oranının akdi faiz yönünden uygulanması gerektiğini, asıl alcak yönünden davalı asıl borçlunun ticari defter ve belgeleri üzerinde incelme yapılmadığını, talebi aşacak şekilde asıl alacağa işleyecek temerrtüt faizinin % 66 olarak kabulünden sonra, bu faize % 5 gider vergisinin işletildiğini, davalı şirket konkordato süreci içinde olmasına karşın, mahkeme tarafından alınan tedbir kararlarına aykırı olarak  şirkete verilen çekler nedeniyle ödenen bedelleri ve dahi  şirket hesabına yatırılan paraların banka tarafından bloke edildiğini, bu nedenle şirkete ait olması gereken nakdi bedellerin ne kadar olduğu bilinmediğini, şirket ad ve hesabına gelen nakdi bedellerin tamamının davacı yana açıklattırılması ve bu bedellerin bankanın uhdesine girdiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte hesaplamasının da yapılması için  bilirkişiden ek rapor alınması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın asıl borçlu yönünden  hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine,  davalı müteselsil kefil ... yönünden  kabulüne, karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, borçlu davalı ile alacaklı davacı banka arasındaki temel ilişkinin varlığının ispatlanmasına, davalının genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile inkar edilmeyen imzasının bulunmasına, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasına, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğunun kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesine, kefaletin geçerli olması için aranan şartların bulunmasına, davalının müteselsil kefil sıfatına haiz olmasına, davacı bankanın genel kredi sözleşmesine dayalı takibe konu alacağının sözleşme hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, tespit edilen borcunun ödendiğini gösteren her hangi bir delil sunulmamasına, asıl borçluyu çıkartılan kat ihtarına rağmen borcun ödenmemiş olmasına, davalı yönünden verilen bir konkordato mühlet kararı bulunmamasına, asıl borçluya ilişkin geçici ve kesin mühlet kararı ya da konkordato talebinin müteselsil kefil olan davalıların aynı kredi alacağına ilişkin hukuki sorumluluklarına etkili olmamasına, taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin taksitlerin ödenmemesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre geriye kalan tüm borcun muacceliyet kazanması mümkün olduğundan bakiye kredi borcunun tamamı için hesabın kat edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına, alacağın davalı kefilin sorumlu olduğu miktar, takip talebi ve kefalet limiti ile sınırlı olarak hüküm altına alınmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı ...'ın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 17.077,50-TL'den peşin alınan 4.269,40-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 12.808,10-TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ...'ın yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cdb5f7975cf6767","SID":"29d9324230d094be"}}