{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/2327 <br>KARAR NO: 2024/71 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 31/5/2022<br>NUMARASI: 2017/886 (E) - 2022/452 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ 23/1/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince,  davanın kısmen kabulüne, 301.930,34 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 12.681,02 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 314.590,36 TL maddi tazminatın 23/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı dilekçesinde özetle; somut olaya ilişkin davacının maluliyetine bağlı tazminat alacağının hesaplama yöntemine, indirim nedenlerine ve diğer hususlara ilişkin beyan ve talepleri ileri sürmelerine karşın ilk derece mahkemesinin dikkate almadan karar verdiğini, sürekli sakatlık tazminatının davacıya 23/11/2016 günü 8.090,66 TL ödenmesi suretiyle tam ve eksiksiz olarak verildiğini; ödemenin yasal faiz ile güncellenmesine karşın müvekkili şirketin aleyhine hükmolunan tazminattan avans faiz ile sorumlu tutulduğunu; müvekkili şirketi tazminat konusunda ibra eden davacının, müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağının kalmadığını; davacının bedensel zararının saptanması bakımından alınan güncel rapor yerine eski ve yetersiz rapor dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, raporda yapılan hesaplamada E Cetveli yerine Balthazard formülünün kullanıldığını, oysa Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelikte yer alan E Cetveline göre değerlendirme yapılması gerektiğini, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için Adli Tıp Kurumu (ATK) 2'nci İhtisas Kurulundan rapor alınmasının zorunlu olduğunu; tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak, 1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini; alkollü olduğunu bildiği sürücünün yönetimindeki araca binen böylece birlikte (müterafik) kusurlu olduğu anlaşılan davacının talep ettiği 314.590,36 TL tazminat üzerinden %20 oranında indirim yapılması gerektiğini; hatır taşıması indirimi uygulanmadığını; 1/6/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında sağlık giderleri teminatı kapsamının belirtildiğini, anılan genel şartların A.6'ncı maddesinde teminat dışında kalan hallere yer verildiğini, bu nedenle davacı vekilinin dolaylı zararlarının tazmini talebini Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması nedeniyle davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ticari iş niteliğini taşımayan davaya konu kaza nedeniyle avans faizine hükmolunmasının dayanağının bulunmadığı gibi meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün ticari bir sebeple bu davaya taraf olmadığını, aracın ticari bir araç sınıfında yer almasının mevcut durumunu ticari iş haline getiremeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: ATK İstanbul 2'nci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 10/3/2021 gün ve 4459 sayılı raporunda, davacı ...'ın 11/3/2016 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanarak ve meslek grup numarası 1 kabul edilerek E Cetveline göre meslekte kazanma gücünü %36 oranında kaybetmiş sayılacağı iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği; 17/1/2020 gün ve 495 sayılı raporunda ise Balthazard formülüne göre engellilik oranı %42,59 oranı olarak hesaplanan davacının tüm vücut engellilik oranının %43 olduğu, iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda ise asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilen davacının olası yaşam süresinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak sürekli sakatlığından kaynaklanan maddi zararının  gelirin her yıl %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yönteminin kullanılması suretiyle hesaplandığı, %100 kusur oranı üzerinden %43 maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik tazminat tutarının 635.956,20 TL, geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 15.851,20 TL, davalı sigorta şirketi tarafından ödenen 8.090,66 TL sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının rapor tarihi itibarıyla güncellenmiş değerinin 10.948,91 TL olduğu belirtilmiş; ilk derece mahkemesince de hesaplanan sürekli sakatlık tazminatından %20 oranında birlikte kusur indirimi yapıldıktan sonra poliçe limitine hükmedilesi gerektiğinden, kazanın meydana geldiği tarihte geçerli 310.000 TL teminat limitinden, önceden ödenen 8.090,66 TL tazminatın mahsubundan sonra kalan 301.909,34 TL sürekli iş göremezlik tazminatına, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ise hesaplanan 15.851,27 TL tazminat tutarından %20 birlikte kusur indirimi yapıldıktan sonra 12.681,02 TL'ye hükmedildiği anlaşılmıştır. 25/2/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/2/2011 gün ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 59'uncu maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 98'inci maddesinde trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı; 6111 sayılı Kanun'un geçici 1'inci maddesinde ise, bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı öngörülmüştür. Motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketleri ile işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülükleri 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla KTK'nin 98'inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk davalı SGK'ye geçmiştir.Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesi uyarınca, tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir.Diğer yandan; her ne kadar 1/6/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.b. maddesinde, tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da SGK'nin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de; 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi gideri tazminatı gibi belgesiz tedavi gideri sayılmamıştır. Bu durumda, SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemeyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma yeteneği bulunmamaktadır.Bu durumda belgeli olmayan tedavi giderleri ile geçici iş göremezlikten kaynaklanan zarardan SGK sorumlu olmayıp Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi, poliçe düzenlenmemiş ise Güvence Hesabı ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir  [Aynı yönde Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2021/11627 (E) - 2022/6346 (K) sayılı kararı ve benzer nitelikteki diğer kararları]. Bu itibarla eldeki davada belgesiz tedavi gideri niteliğindeki bakıcı gideri tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise  Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle iş gücü kaybı tazminat hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve iş gücü kaybı tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yandan davalıya sigortalı kazaya karışan ... plakalı aracın kullanım tarzının yük naklinde kullanılan kamyonet olması nedeniyle hükmolunan tazminata ticari faiz uygulanmasında isabetsizlik görülmemiş;  davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere  Verilecek Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlere göre yapılmasını talep etmiş, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının hesaplanmasından da, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere  Verilecek Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlere göre belirlenen %43 sakatlık oranı esas alındığından bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiş; hesaplanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatları tutarlarından birlikte kusur nedeniyle ayrı ayrı %20 oranında indirim yapıldıktan sonra, davalının sorumlu olduğu tedavi gideri teminatı limitine göre sürekli iş göremezlik tazminata, sürekli iş göremezlik teminatı limitine göre sürekli iş göremezlik tazminatına karar verilmesinin doğru olduğu sonucuna ulaşılmıştır.KTK'nin 111'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da,yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Eldeki davaya sunulan hasar dosyasının incelenmesinde, davalı sigorta şirketi tarafından, davacı ... vekilinin hesabına 23/11/2016 günü 8.090,66 TL yatırıldığı, adı geçen davacı vekilinin de, davalı sigorta şirketi ve sigortalısını gayrikabili rücu olarak ibra ettiğine ilişkin \"Tazminat Makbuzu ve İbranamesi\" başlıklı belgeyi 15/11/2016 günü imzalamak suretiyle düzenlendiği, davanın yukarıda açılan 2 yıllık hak düşürücü süre içinde 20/12/2016 günü açıldığı hesaplanan tazminat tutarı ile ödenen tazminat tutarı arasında pek aşırı (fahiş) fark olduğu anlaşıldığından, bu konuya yönelen istinaf nedeninin isabetsiz olduğu sonucu varılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 51'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca; hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Herhangi bir çıkar karşılığı olmayan hatır taşıması nedeniyle TBK'nin 51 inci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz  edilemeyecektir. Yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaattin bulunduğu akrabalar arasındaki  ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz.Dosyaya Eklenen İstanbul Anadolu 61'inci Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/231 (E) - 2016/427 (K) sayılı gerekçeli kararı ile soruşturma belgelerinin incelenmesinden davaya konu kazanın dava dışı sürücü ...'ın yönetimindeki davalıya ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı araçla seyir halinde iken park halindeki ... plakalı kamyona çarptığı, bu sırada araçta bulunan ve aynı zamanda sürücünün eşi olduğunu beyan eden davacının yaralandığı anlaşılmış, böylece somut olayda hesaplanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatlarından koşulları oluşmayan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmamasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davamı yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 21.489,66 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 5.372,42 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye  16.117,24 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/1/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68855d0caf49c8bf","SID":"56fb834afa6ca4f2"}}