{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/180 <br>KARAR NO: 2024/267 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 8/10/2020<br>NUMARASI: 2015/263 (E) - 2020/426 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/2/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ...'a ait davalı ... AŞ'ye (eski unvanı ... AŞ) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı minibüsün arıza nedeniyle yolda duran ve yardıma gelen ... ve ... plakalı araçlara çarparak, iki araç arasında sıkışan davacının ağır biçimde yaralanmasına neden olduğunu belirterek, sigorta şirketinin yalnızca maddi tazminattan sorumlu tutulması ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalması koşuluyla 10.000 TL maddi tazminat ile 200.000 TL manevi tazminatın, en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili ile davalı ... AŞ vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüne, 120.919,73 TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden 10/3/2015, diğer davalılar yönünden ise 7/12/2011 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesine; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 50.000 TL manevi tazminatın, 7/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'ın tam kusuruyla neden olduğu kazada ağır biçimde yaralanan ve kalıcı olarak sakatlanan ve aynı zamanda kusursuz olan davacı lehine hükmedilen manevi tazminatı çok düşük olduğunu; hükmolunan maddi ve manevi tazminatlara en yüksek mevduat faizi uygulanması gerekirken, yasal faizi uygulanmasının yerinde olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114/1-d maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8'inci ve 48'inci maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun(un 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan yararlanma) ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın  mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler. (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Aslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 25'inci baskı, sayfa 207 vd.) Dava dosyasının incelenmesinde; nüfus kaydı içeriğine göre 10/12/2017 günü ölmesi nedeniyle davada taraf olma ehliyeti sona eren davalı ...'ın mirasçıları davaya dahil edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam olunarak nihai karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Kabule ve uygulamaya göre yapılan incelemede ise: Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin 12/12/2018 tarihli raporunda yönetimindeki otobüsle yerleşim yerinde gündüz görüş alanını kontrol altında bulundurarak tetikte seyretmesi, yolun sağında arıza nedeniyle duran ve onun arkasında yardım için dörtlü uyarı lambaları açık durumda bekleyen araçları dikkate alıp kontrollü biçimde seyrini sürdürmesi gerekirken, bu hususlara uymayıp durmakta duran araca tedbirsiz biçimde çarpan davalı sürücü ... asli derecede %100 oranında kusurlu olduğu, diğer sürücüler ... ve ... ise kusurunun bulunmadığı belirtilmiş; ATK 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 17/11/2017 gün ve 24755 sayılı raporunda ise, davacının 7/12/2011 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre meslekte kazanma gücünden %23,2 oranında kaybetmiş sayılacağı bildirilmiştir.  Dosyaya eklenen ZMSS poliçesi ile  motorlu araç tescil belgesinin tıpkıçekiminden, kazaya karışan ... plakalı aracın ticari işlerde kullanılan otobüs olduğu anlaşılmış; davacı vekili dava dilekçesinde dava ve bedel arttırım dilekçelerinde hükmolunan tazminatlara en yüksek mevduat faizi uygulanmasını istemiştir.  Bu itibarla davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminata, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2'nci maddesinin, 2'nci fıkrası uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faizin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü manevi tazminata ilişkin istinaf nedenleri bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-İlk derece mahkemesinin 22/3/2019 tarihli ara kararıyla adli yardımdan yararlandırılmasına karar verilen davacı tarafından istinaf karar ve ilam harcı yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 2/20/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"33d45ae6a9d6a327","SID":"fff48fb787e28dac"}}