{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/344 <br>KARAR NO\t\t: 2024/404<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.12.2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/617 Esas 2023/946 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Adi Ortaklığın Tespiti, Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi<br>KARAR TARİHİ\t: 27.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27.02.2024<br><br>\tMuğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2023 tarih 2023/617 E. - 2023/946 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, başkan ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA: Davacı vekili, profesyonel aşçılık yapmakta olan müvekkilinin davalıların teklifi üzerine mutabakata varılarak iş yeri kiraladıklarını, müvekkilinin bu işin ortağı olmasına rağmen işletmenin sadece ortaklardan ... adına tescil edilip her türlü işlemlere ve kira sözleşmesinin davalı ... tarafından düzenlendiğini, resmiyette müvekkilin adın görünmese de bu işletmenin ortağı iken davalılar tarafından anahtarı değiştirilmek suretiyle iş yerinden uzaklaştırılıp, ortaklığına haksız şekilde son verildiğini, müvekkilinin bu işletmenin kuruluş sürecinde katkıda bulunarak diğer ortakları ile birlikte kuruluş sürecini yürüttüğünü, taraflar arasında imzalanan ortaklık sözleşmesinin diğer ortakların saklayarak bir nüshasının kötüniyet olarak müvekkiline vermediklerini ileri sürerek adi ortaklığın varlığı ile müvekkilinin ortak olduğunun tespitine, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile katkı payı bedeli ve uğranılmış olan menfi zararların tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalılar vekili, adi ortaklıktan bahsedilebilmek için TKB 620.maddesi uyarınca ortaklar arasında bir anlaşma ve ortaklık kurma iradesinin gerektiğini, usulüne uygun irade beyanı ile sözleşme kurulması gerektiğini, sözleşmenin kurulmasına ilişkin Borçlar Hukuku kurallarının uygulanması gerektiğini, müvekkili ...'nin dava dilekçesinde tanımadığı davacı ile ortak olmayı en baştan ve daha tanışmadan kabul etmesinin hayatın ve ticari geleneklerin akışına uygun olmadığını, tarafların ortaklığın yazılı olarak yapılması konusunda mutabakata vardıklarını, ancak maliyetlerin ortaya çıkmasından sonra önce dava dışı ...'in ortaklık kuruluşundan vazgeçip sonradan müvekkilinin görüşmelerden çekildiğini, davacıya isterse mutfak şefi olarak hizmet sözleşmesiyle çalışabileceğinin kendisine iletildiğini, ortaklığın kurulmayacağının netleşmesi üzerine müvekkili ...'nin ve diğer müvekkilinden destek istediğini, davacının geçimsiz ve katı tutumunu sürdürmesi üzerine hizmet sözleşmesinin tek yanlı feshedildiğini, taraflar arasında kurulmuş bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında hizmet sözleşmesi dışında hukuki bağ bulunmadığını ileri sürerek, davanın husumet yokluğundan ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davanın TBK 620.maddesine dayanması adi ortaklığın kurulup kurulmadığı ve bu hususun TTK'da düzenlenmemiş olmasına göre Fethiye Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu kanaatine varılarak davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, Fethiye ticaret odasına gönderilen yazı cevabında davalı ...'nın limited şirketi ortağı olduğunun belirlendiğini, Vergi Dairesi'nin yazı cevabında davalı ...'in cafe işletmecisi faaliyetinde bulunup işletme hesabına göre defter tuttuğunun tespit olunduğunu, müvekkilinin tacir sıfatı bulunmasa dahi diğer davalılar ile gıda işletmesinin faaliyete geçirmek maksadıyla adi ortaklık kurdukluarnı, bu nedenle tarafların tacir olduğu uyuşmazlıkta çözüm merciinin asliye ticaret mahkemesi olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, taraflar arasında adi ortaklık olduğunu ve davacının ortak bulunduğunun tespiti, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile ödendiği iddia olunan katkı payı ve uğranılan menfi zararın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, mahkemenin görevsizliğine, davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda davacı vekili, müvekkili ile davalıların mutabakata vararak işletme açmak üzere anlaşıldığını, müvekkilinin ortak olmasına rağmen işletmenin sadece davalı ... adına açılarak her türlü iş ve işlemlerin bu kişi adına düzenlendiğini, müvekkilinin ortak olmasına rağmen işyerinden uzaklaştırılarak ortaklığına haksız şekilde son verildiğini ileri sürerek, adi ortaklığın varlığı ile ortak durumunun tespiti ile ortaklık katkı payı ve menfi zararların tahsili istenmektedir. Davacının adi ortaklık ilişkisinin ve bu ortaklığın ortaklık olduğu iddiası davalılarca kabul edilmemektedir. Eldeki davada mahkemece 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 620. ve devamı maddelerinde adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalıdır. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerinin ve mallarının ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme dışı (TBK.620/1) adi ortaklık TBK'nun 620.maddesinde düzenlenmiştir. Davacı tacir değildir. Adi ortaklık \"TKK\"da düzenlenmediğinden, mal varlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlanması gerekmektedir. Açıklanan bu olgular çerçevesinde ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04.06.2020 tarih 2020/1409 E. - 2020/1604 K.sayılı kararlarında olduğu gibi) <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,  <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a0e003f203c7097","SID":"44f6035afa6abfe0"}}