{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1990 - 2024/218<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1990 <br>KARAR NO\t: 2024/218<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/117 E.  -  2021/344 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2021 tarih ve 2021/117 E. - 2021/344 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/96169, 2019/118055 sayılı ve \"...+şekil\", \"... ...+şekil\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/118704 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markalarını meydana getiren asli ve ayırt edici unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, markalarda yer alan \"..., ... ve ...\" ibarelerinin tamamının kampanya dönemini işaret eden kampanyanın hangi günde olduğunu, kampanya sürecinin son noktasında olduğunu ifade eden ibareler olduklarını, ayırt ediciliklerinin bulunmadığını, \"...\" ibaresinin Türkçe karşılığının \"... ...\" olduğunu, \"...\" ibaresinin ülkemizde tüketici üzerinde yaratabileceği negatif etki dikkate alınarak \"...\" kelimesi yerine \"...\" kelimesinin ilk defa müvekkili tarafından kullanılarak marka olarak tescil edildiğini, başvuru markasının müvekkilinin markası gibi sarı, turuncu ve siyah renklerle kombinlendiğini, tüketici algısındaki müvekkili markası ve etrafında oluşan pazardan yararlanma amacı taşıdığını, başvurunun müvekkilinin tescilli sınıfları ile benzer olan 35. sınıf hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, müvekkili markalarının SMK’nın 6/5’nci maddesi anlamında tanınmış olduğunu, başvuru markasının tescil edilmesi durumunda müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markasının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, davalının bu sektörde uzun zamandır faaliyet gösterdiğini ve müvekkili markalarından haberdar olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, dosyaya sunulan mütalaada; “...\" ibaresinin söz konusu sloganın vurucu noktası olduğu, \"mucizevi\", \"büyülü\", \"çılgın\", \"korkunç\", \"turuncu\", \"pandemik\", \"ucuz\", \"cimri\", \"tasarruflu\", “müthiş” ya da davalının daha önce yaptığı gibi \"sihirli\" gibi tercih edilebilecek sınırsız seçenek ve kombinasyon bulunmasına rağmen özellikle \"...\" kelimesinin tercih edilmesinin davacı adına tescilli markayı ayırt ettiğini ve takiben, davalı markasında da yine aynı sıfatın kullanılmasının benzerliğe ve dolayısıyla iltibasa sebebiyet verdiği” görüşüne göre markaların benzer olduğunu, “...” ibaresinin doğrudan “...” ibaresini karşıladığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, davalının müvekkilinin markasının garanti ve reklam gücünden yararlanarak haksız bir ticari kazanç elde edeceğini ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-882 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/118704 başvuru numaralı “... ...+şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, taraf markalarında ortak ifade olarak yer alan “...” ibaresinin iltibas ihtimali için yeterli olmayacağını, davacı yanın jenerik bir ifade üzerinde tekel oluşturma çabası içerisinde olduğunu, ayırt edicili düşük ibarelerin koruma kapsamının daha düşük olduğunu, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/28 Esas sayılı dosyasında bilirkişi heyetince \"...\" ibaresinin markalar için ayırt edici olmadığının bilincine varacak kadar çok bu ibare ile tanışık olduğu yönünde değerlendirme yapıldığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğunu, \"...\" ibaresinin kimsenin tekeline özgülenmeyeceğini, bu ibare ile başlayan çok sayıda marka bulunduğunu, rakiplerinin ticari faaliyetlerini önleme amacı güden tarafın davacı olduğunu, uzman mütalaasının son derece sübjektif değerlendirmeler içerdiğini, müvekkili markasının farklılaştığını, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının başvurusu kapsamında yer alan 35. sınıfın 01, 02, 03, 04. alt grubu ile yine 05. alt grubuna dahil tüm mal sınıflarının satışına yönelik hizmetlerin davacının mesnet gösterdiği 2016/96169 tescil numaralı markası ve 2019/118055 başvuru numaralı markalarının kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerle aynı/ aynı tür olduğu; taraf markalarında \"...\" ibaresinin ortak olarak yer aldığı, bu ibare doğrudan doğruya bu hizmetleri niteleyen, özellik bildiren bir sözcük olmasa dahi; özellikle günümüzde yaygın kullanımı sebebiyle verilecek hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsurun örtüşmesinin normalde kendiliğinden karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, böyle “zayıf” bir marka seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanmak, yani o markanın, normalde iltibas teşkil edebilecek benzerlerinin başkası tarafından kullanılmasına katlanmak zorunda olduğu; \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresi yerine Türkiye’de çeşitli firmalar tarafından sıkça tercih edildiği, davalı başvurusunun kapsamında yer alan 35. sınıftaki hizmetler bakımından dikkat düzeyi ortalama olan tüketici kesiminin de marka/işaretlerin bütüncül değerlendirmesinde farklılıkları aşikar olarak değerlendirebilecek olması nedeniyle benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira hem anlamsal, hem görsel hem de işitsel açıdan söz konusu markaların birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştığı, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle bütüncül olarak tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı; taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı; dosya kapsamında davalı şirket  tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, indirim günlerine ilişkin \"...\" dışında birçok farklı ibarelerin de kullanıldığını, \"...\" ibaresinin ise uzun yıllardır ve ilk kez müvekkili tarafından kullanılması nedeniyle müvekkili ile özdeşleştiğini, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının ve sahibi ile özdeşleşmişliğinin karıştırılma ihtimali değerlendirilirken dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait seri marka zannedileceğini, \"...\" ibaresinin tescilli olduğu emtia yönünden doğrudan bağlantılı olmadığını olmadığını, bu hususun dosyaya sundukları hukuki mütalaada da belirtildiğini, dava konusu markada da müvekkilinin markasında olduğu gibi sarı, turuncu ve siyah renklerin bir arada kullanıldığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, \"...\" daki işlem hacminin normal bir günde gerçekleşen işlem hacminin yaklaşık 10 kat fazlası olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markası arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, bununla birlikte marka işaretleri arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira bir bütün olarak tarafların markalarının \"... ...\" ve \"...\" şeklinde olduğu ve ortalama tüketici nezdinde, İngilizce’de “...” olarak bilinen indirim gününün karşılığı olarak algılanacağı, itiraza mesnet \"...\" markasının da davalıya ait markaya benzemediği, öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarih ve 2020/989-5469 E-K. sayılı ilamında da \"...\" ibaresinin baştan zayıf karakterli bir ibare olduğunun kabul edildiği, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından tanımışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 23/02/2024\t\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır. <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"71c77116485bfbf6","SID":"bc9983ce20ff5be2"}}