{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1987 - 2024/222<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1987 <br>KARAR NO\t: 2024/222<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/211 E.  -  2021/74 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/02/2021 tarih ve 2020/211 E. - 2021/74 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket ile davalı ... vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2017/35035 ve 2017/35039 sayılı, \"şekil + ...\" ve \"şekil + ...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"şekil + ...\" ibaresini 11 ve 21. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... başvuruda bulunduğunu, 2019/33720 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 11 ve 21. sınıftaki bir kısım emtianın çıkartıldığını, kalan emtia yönünden ise itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı şirketin marka başvurusu ile müvekkili şirkete ait markaların benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı şirket markasının tüketici nezdinde müvekkili şirkete ait tescilli markanın bir serisi olarak algılanacağını, müvekkili şirketin itirazı üzerine davalı şirketin marka başvurusu kapsamından 11. emtiaların bir kısmının ve 21. sınıfın tamamının çıkarıldığını, ancak marka kapsamında kalan emtiaların da müvekkili şirkete ait markaların sınıfları ve emtiaları ile benzer olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” esas unsurlu markalar karşısında davalı şirketin “...” ibareli markasının tescili halinde ortalama tüketici nezdinde iltibas suretiyle karışıklığa sebebiyet verileceğini, müvekkili şirketin bu marka sebebiyle zarar göreceğini, davalı markası ile karşılaşan ortalama tüketicinin şirketler arasında organik ve işletmesel bağ olduğu yanılgısına düşeceğini ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-4128 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, müvekkili şirket markalarından “...” markasının T/02532, “...” markasının T/02437 sayı ile tanınmış marka olarak davalı kurum nezdinde kayıtlı olduğunu, müvekkili şirketin tescil başvurusuna konu edilen markası ile davacının mesnet gösterdiği markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan tamamen farklı olduklarını, markalar arasında ilgili tüketiciyi iltibasa düşürecek benzerliğin bulunmadığını, müvekkili şirket markasında “...” ibaresinin tanınmış marka olan “...” ibaresinden sonra kullanıldığını, tüketicinin dikkatinin öncelikle “...” ibaresine yöneleceğini, taraf markalarının işitsel olarak dikkate alınmayacak kadar düşük seviyede benzerlik gösterdiğini, müvekkili şirket markasında tanınmış “...” markasının yer alması sebebiyle markaların kavramsal olarak farklı olduğunu, müvekkili şirketin ulusal ve uluslararası mecrada tanıtımlar yaparak markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, iltibas bulunup bulunmadığı değerlendirmesinin bir bütün halinde yapılması gerektiğini, “...” ibaresinin herhangi bir kişiye özgülenemeyeceğini, davacı şirketin markalarının bulundukları tüm emtialarda 5 yılı aşkın süredir kullanılmadığını, müvekkili şirket markalarına hiçbir yönden benzemeyen markaların davacı tarafça kötüniyetli olarak itiraza mesnet olarak gösterildiğini, davacı tarafın “...” ibaresinin markasındaki esas unsur olduğu yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının emtia sınıfları arasında benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin anlamı herkesçe bilinmesi muhtemel bir İngilizce kelime olduğu ve anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin yüksek olmadığı kabulüne karşın, taraf markaları kapsamında benzer olarak işaretlenen emtialar bakımından tanımlayıcı olarak nitelenemeyeceği, taraf markalarında yer alan çatı marka unsuru nedeniyle, tüketicilerin ikincil markaya daha çok dikkat edeceği, esas unsurlarda ayniyet bulunduğu, her iki markada da “...” ibaresine atıf yapar nitelikte elmas şekli kullanıldığı, bu şekil dışında taraf markalarında başkaca bir şekil unsuru yer almadığı, tüketici nezdinde marka algısı yaratan unsurun “...” ibaresi olarak tezahür ettiği, taraf markalarının “...” ibaresini esas unsur şeklinde içermeleri karşısında, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacı markası ile davalının başvuru konusu markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, davacının “...” esas unsurlu markasından ve bu marka adı altında sunduğu ürünlerden haberdar olan tüketicinin davalı markasının davacıya ait olduğunu ve onun izni ile kullandığını düşünme ihtimalinin bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların ortalama tüketicisinin ürünlerin özelliği gereği ortalama dikkat ve özene sahip tüketicilerden oluştuğu, esas unsurlar bazında ayniyet taşıyan taraf markalarını gören tüketicilerin marka sahipleri arasında iktisadi bir ilişki olduğunu düşünebileceği, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, markaların birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, tanınmışlığın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK'nın 2020-M-4128 sayılı kararının iptaline, 2019/33720 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br>\t\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının başvuru kapsamından çıkartılmayan mallar yönünden aynı veya benzer olmadığını, bu anlamda mal ve hizmet benzerliği şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı şirket vekili, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu ibarenin bir çok firma tarafından benzer şekilde kullanıldığını, davacının tekeline bırakılamayacağını, bilirkişi heyetinde sektör bilirkişisi bulunmamasının eksik değerlendirmeye sebebiyet verdiğini, müvekkilinin \"...\" ibareli markasına ilişkin Ankara 5. FSHHM'nin 2019/143 E. sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun doğrulandığını, ayırt ediciliği düşük marka seçen davacının bunun sonuçlarına katlanması gerektiğini, global değerlendirme kriterleri gözetildiğinde taraf markalarının benzer olmadığını, bu ibarenin davacı markasının esaslı unsuru olduğu değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, ortalama tüketicinin yüksek dikkat algısının dikkate alınmadığını,  müvekkilinin kompozit markasının kolaylıkla ayırt edilebileceğini, müvekkilinin tanınmış \"...\" uzantılı birçok seri markası bulunduğunu, başvurunun davacı markalarıyla karıştırılma ihtimali yaratmayacağını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanı reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, TÜRKPATENT YİDK marka kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli dava konusu başvuru ile 2017/35035, 2017/35039 sayılı ve \"...\" asıl unsurlu redde mesnet markalar arasında, dava konusu başvuru kapsamında kalan 11. sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel, anlamsal olarak ve bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresi, dava konusu başvuru sahibinin çatı markası olduğundan, iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı gibi başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin, uyuşmazlık konusu 11. sınıf mallar yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun da söylenemeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/4667E. - 2010/6579 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu, öte yandan başvuru kapsamında kalan emtialar dikkate alındığında bilirkişi heyetinin seçiminde bir isabetsizlik de bulunmadığı anlaşılmakla, davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı şirket ile ... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ile ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı şirket ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin  uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 24/02/2024\t\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"275a2de45061185b","SID":"27b56d268d7a006a"}}