{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1641 <br>KARAR NO\t\t: 2024/222<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02.06.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/436 E. - 2023/392 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 01.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01.02.2024<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.06.2023 tarih 2022/436 E. - 2023/392 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... ile davalı ... Sigorta vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalıların, işleteni, zorunlu mali mesuliyet ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıya ait  araçta  hasar ve değer kaybı oluştuğunu, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu olduğunu, yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını, belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak toplam 2.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini 159.356,00-TL olarak artırmıştır.<br>\tCEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davalı sigorta şirketine usulüne uyğun başvuru yapılmadığını, davanın zamanaşıma uğradığını, davalı sigorta şirketinin sorumlu poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davalı tarafından davacıya 50.000-TL ödeme yapıldığını, davalının sorumluluğunu yerine getirdiğini, poliçe limitinin tüketildiğini, sigortalı aracın herhangi bir kusuru bulunmadığını, hasar ve değer kaybı tutarının uzman bilirkişi tarafından hesap edilmesi gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... ve ... vekili, davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, değer kaybı için aracın tamir edilmiş olması gerektiğini, aracın hasarlı hali ile satıldığını, davacı tarafın aracının kazadan önce başka bir kazaya karışıp karışmadığının araştırılması gerektiğini, ikame araç bedeline ilişkin herhangi bir makbuz veya belge sunmadığını, kasko şirketi tarafından davacıya araç temin edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı sürücü ...’ın dava konusu kazanın oluşmasına <br>tek asli etken olduğu, davacı sürücü ... ve dava dışı ...'ın kazanın meydana gelmesinde etken olmadığı, davacının aracının hasarlı hali ile 651.899,00-TL satıldığı,  araçta piyasa rayiçlerine göre 248.101,00-TL değer kaybı meydana geldiği, .... Sigorta Şirketi tarafından 98.745,00-TL ödeme yapıldığı, bakiye değer kaybının 149.356,00-TL olarak tespit edildiği, ZMM sigortacısı olan ... Sigorta Şirketi'nin bakiye teminat limiti kalmadığı, İHMM sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'nin üst limiti içinde kaldığı, aracın makul tamir süresinin 10 gün olduğu,  ikame araç bedelinin  10.000,00-TL olduğu, ikame araç bedelinin teminat içinde kalmadığı belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile davalı ... Sigorta Şirketine karşı açılan davanın reddine,149.356,00-TL değer kaybı alacağından kaynaklanan alacağın davalı ... Sigorta ile davalılar ... ve ...'dan 10.000,00-TL ikame araç bedelinin davalılar ... ve  ...' dan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalılar ... ve ... ile davalı ... Sigorta tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı  ... ve ... vekili,  dava konusu aracın davacı tarafından hasarlı olarak satıldığını, değer kaybı hesabı yapılırken aracın hasarlı olarak satıldığı satış bedelinin dikkate alındığı, değer kaybı hesabı yapılabilmesi için aracın öncelikle tamir edilmiş olması gerektiğini, vergi ve harçların bir kısmını ödememek amacıyla özellikle araç ve taşınmaz satışlarında satış bedelinin düşük gösterildiği, gerçek satış bedelinin daha yüksek olduğunu,  ikame araç bedeli talebine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, davacının kendi kasko şirketi nezdinde ikame aracı edinip edinmediğinin araştırmadığını, davacının benzer özelliklerde başka bir araç ikame ettiği yönündeki ön kabulün objektif  olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili, bilirkişi raporunun hükme esas alınamaycağını, aracın değerinin piyasa koşullarına göre tespit edilmediğini, aracn onarım yapılmaksızın hasarlı hali ile satış bedeli üzerinden değer kaybının belirlendiğini, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, kaza tarihine göre değil rapor tarhine göre hesaplama yapıldığını, kasko bedelinden fazla rayiç değer tespit edilemeyceğini, rapora itirazların dikkte alınmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasarın ZMMS ve İMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen  kabulüne, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.  )<br>\t3.\tMotorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere işletenin sorumluluğunu zorunlu mali mesuliyet trafik sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmının poliçede yazılı hadlere kadar teminat altına alan sigorta türüdür. Zorunlu mali trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından sıralı bir sorumluluk benimsenmiştir. ( Yargıtay 17. HD'nin  08.12.2020 tarih ve 2019/1797 E. - 2020/8207 K.).Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk değil, sıralı bir sorumluluk öngörmüştür. ( Yargıtay 17. HD'nin  08.12.2020 tarih  ve 2019/1797 E. -  2020/8207 K. ) Bu nedenle, aracın ihtiyari mali mesuliyet  sigortacısının, olay tarihi itibariyle aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının limitini aşan kısımdan ve temin ettiği İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır.<br>\t4.\tAlacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Alacağın hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir. Eldeki davada, Davacı dava konusu trafik kazası nedeniyle  aracında meydana gelen  hasar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bir miktar tazminat talep ederek, talebini belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği hasarın varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır. ( Yargıtay HGK'nun 16.04.2019 tarih ve  2017/17-1099 E. -  2019/460 K. , 17.11.2020 tarih ve  2017/17-1102 E. -2020/905 K. )Davacı tarafça dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olmasının, davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının belirli hâle getirdiği şeklinde yorumlamak da Kanun’un amacına aykırıdır. (Yargıtay HGK'nun 18.05.2022 tarih ve 2022/11-397 E. 2022/701 K.)<br>\t5.\tTrafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Aracın onarılmadan hasarlı olarak satılması değer kaybı zararı talep edilmesine engel oluşturmaz. Zira, sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü  olduğundan,  aracın  onarımı  yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50/2. maddesi gereğince davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir ( Yargıtay 22.09.2022 tarih ve  2021/26777 E. -  2022/11236 K. ) Ancak, ZMMS genel şartları hükümlerine göre davalı sigorta şirketi gerçek zarar kapsamında olmayan dolaylı zararlardan sayılan ikame araç bedelinden sorumlu değildir. Davacıya ait aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle talep edilen ikame araç bedeli zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığından, davalı sigorta şirketi mahrumiyet bedeline ilişkin zarardan sorumlu tutulamaz. Bu zarardan, işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü müşterek ve müteselsilen sorumludur.( Yargıtay 17. HD'nin 04.12.2019 tarih ve 2016/3933 E. - 2019/796 K. ) Davacının kasko sigorta şirketi tarafından davacıya ikame bir araç verildiği durumlarda ise davacının ayrıca bir ikame araç zararı söz konusu olmayacaktır.<br>\t6.\tDavalı ... Sigorta A.Ş. kazaya karışan aracın Kasko ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ile teminat altına almış olup, kasko poliçesinde yer alan İMM sigortası ile ilgili özel şartta “Zorunlu Trafik Sigortasının kapsamına giren sorumluluklar, Zorunlu Trafik Sigortası hadlerinin üzerindeki kısmı bakımından teminata dahil olacaktır” hükmü yer almaktadır. Bundan dolayı, gerçek zarar içinde değerlendirilen değer kaybından sorumluluğu bulunan zorunlu mali sorumluluk sigortacısının teminat limitinin üzerinde kalan değer kaybı tazminatından, davalı ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının  sorumluluğu bulunmaktadır. ( Yargıtay 4. HD'nin  09.11.2022 tarih ve 2022/5057 E. -  2022/14185 K. ) <br>\t7.\tAnayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere \"Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır\" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD'nın 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K.)  <br>\t8.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede;  dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile kazaya karışan aracın kaza tarihindeki onarılmış haliyle ikinci el piyasa rayiç değeri tespit edilmeksizin aracın hasarlı şekilde satılmış olması gözetilerek bu satış bedeli esas alınmak sureti ile değer kaybının tespit edilmiş olması nedeniyle hükme esas alınan rapor yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yetersiz olup, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\t9.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından öncelikle davacının aracının kendi kasko sigorta poliçesi bulunup bulunmadığı tespit edilerek var ise kaza nedeniyle davacıya bu poliçe kapsamında ikame bir araç sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesini mütekaip, ikame araç bedeli ve değer kaybı zararı yönünden dosyanın yeniden bilirkişi kuruluna tevdi edilerek ikame araç bedeli yönünden davacıya kendi kasko şirketi tarafından ikame bir araç sağlanıp sağlanmadığı da gözetilerek, ikame araç bedeli ile davacının aracının markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki hasarsız el satış değeri ile kazadan aracın tamir edilmiş hali ile ikinci el satış değerinin ayrı ayrı tespit edilerek, her iki değer arasındaki fark üzerinden hesaplanan değer kaybı bedelini gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi ek raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limitide belirtilmek suretiyle infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH ÜK Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davalılar ... ve ... ile davalı ... Sigorta A.Ş.'nin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN AYRI AYRI KABULÜNE,<br>\t2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.06.2023 tarih ve 2022/436 E. - 2023/392 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 01.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b48ae1b1cb23b3e","SID":"cc32b470afa86bce"}}