{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2042 <br>KARAR NO\t\t: 2024/115<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14.09.2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/849 E. - 2023/672 K.\t<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 19.01.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.01.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.09.2023 tarih 2021/849 E. - 2023/672 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, taraflar arasında 20.04.2010 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği bağımsız tacir olduğuna inandıkları davalıya acentelik sözleşmesinin sona erdiği 05.01.2017 tarihine kadar toplam 178.863,93 TL hak ediş ödemesi yapıldığını, ancak davalının acente değil işçi olduğu iddiasıyla İzmir 4. İş Mahkemesinin 2017/660 E. 2021/207 K. sayılı dosyasında kıdem tazminatı istemli dava açtığını, bu davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili tarafından davalıya yapılan hakediş ödemelerinin amacıyla İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2021/7557 E. sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalı vekili, görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu,  dava dilekçesinde hem müvekkilinin işçi olduğunun kabul edildiğini, hem de bu beyana aykırı olarak Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, müvekkilinin acente değil davacı şirket bünyesinde çalışan bir işçi olduğunu, taraflar arasında imzalanan vekalet sözleşmesinin muvazaalı olup aslında iş sözleşmesi olduğunu, davacı tarafından yapılan baskı ve zorlama ile  ...  Şti. kurulmuş ise de müvekkilinin aynı şubede müdür olarak çalıştırıldığını, davacının alt işveren yönetmeliğine aykırı olarak müvekkilini baskı ile acente göstermeye çalıştığını, müvekkilinin 20/12/2003 - 30/06/2017 tarihleri arasında aralıksız olarak davacı kargo şirketinde önce kurye, sonrasında müdür yardımcısı en son ise müdür olarak çalıştığını, acente sözleşmesine göre müvekkilinin faaliyet alanı ve çalışma sınırları ile işçi alma ve çıkarma yetkisi ve başka kargolarla iş yapabilme yetkisinin olmadığını, müvekkilinin gün içinde topladığı tüm kargo gelirlerini gün sonunda davacı şirket bünyesine yatırmak zorunda olduğunu, iş yerinde yer alan belediye tarafından verilen açma ve çalıştırma ruhsatı ile işyerinin asıl kira sözleşmesinin ... Kargo adına olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalının davacı şirket aleyhine açtığı işçilik alacaklarına yönelik davada İzmir 4. İş Mahkemesi' nin 2017/660 E. 2021/207 K. Sayılı Kararında taraflar arasındaki ilişkinin acentelik sözleşmesi  kapsamında değil hizmet sözleşmesi kapsamında işçi işveren niteliğinde olduğunun kabul edildiği, bu kararın İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğu, davacı vekilince dava konusu talep hakkında AYM'ne bireysel başvuruda bulunduklarını beyan ederek bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de; Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunduğundan bu talebin reddedildiği, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğu acentelik ilişkisi bulunmadığı, davanın TTK'da düzenlenen mutlak ve nispi ticari davalardan olmadığı, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, dosyanın görevli nöbetçi İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, İzmir 4. İş Mahkemesinin 2017/660 E-2021/207 K sayılı dosya için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduklarını, yerel mahkemece bekletici mesele yapılması taleplerinin reddedildiğini, davalının kendisine ait 2 adet aracı kargo işine özgülediğini, davalının eşiyle ortak limited şirket kurup, şirketi adına acentelik alan, işleten, şirketi adına kendi ıslak imzası ile fatura kesen bir kişi olduğunu, işçi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalıya yıllarca bir işçi maaşından katbekat fazla hakediş ödemesi yaptığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, görevli mahkemenin İş mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında görülen, İzmir 4. İş Mahkemesi'nin 2017/660 E. 2021/207 K. sayılı davası sonucunda verilen karar ile, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi kapsamında işçi işveren ilişkisi olduğu kabul edilmiş olup, bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 02.11.2022 tarihli 2021/2395 E. 2022/1847 K. sayılı ilamı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verildiği; kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 05.07.2023 tarihli 2023/6923 E. 2023/10855 K. Sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu sübut bulmuş olmakla, eldeki uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunun kabulü isabetlidir.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19.01.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc51d6c52ab1ea27","SID":"ee88aa5efc2e34d9"}}