{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/178 <br>KARAR NO\t\t: 2024/275<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14.12.2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/500 E.  2023/1013 K.<br>BİRLEŞEN İZMİR 4 ATM 2023/880 ESAS 2023/851 KARAR SAYILI DOSYASINDA;<br>ASIL VE BİRLEŞEN<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ\t: 09.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09.02.2024<br><br>\t İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.12.2023 tarih 2023/500 Esas 2023/10131 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, başkan  ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Şti'nde işyeri hekimi olarak çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, bir takım işçilik alacakları kıdem , maaş ve senelik izin vb. alacaklarının ödenmesi için yapılan ihbarlara karşı iş verinin oyaladığını, 18.05.2023 tarihinde İzmir Arabuluculuk Bürosuna başvurduklarını, 1. ve 2. arabuluculuk toplantılarına karşı taraf olarak ...'in katıldığını, arabuluculuk konusunda durumdan haberdar olduğunu ancak dava dışı bu şirketin Ticaret Sicil kayıtlarına göre Ocak 2023 tarihinde tasfiye işlemlerine başlanıp 06.06.2023 tarihinde sicilden terkin edildiğini, terkin edilen bu şirket aleyhine işçilik alacaklarının tahsili talebinde alacak davası açılacağını ancak şirketin terkini açıklanmış olduğundan alacaklarının tahsilinin imkansız hale geleceğini, bu nedenle dava dışı şirketin ihya edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş birleşen İzmir 4. Asliye Tiacret Mahkemesinde dava dışı şirketin tasfiye memuruna yöneltilen davada aynı gerekçelerle şirketin ihyasını talep etmiştir.  <br>\tCEVAP : Davalı ..., dava dışı şirketin tasfiyesinin gerçekleştirilmesinin sona erdirilmesinden tasfiye memurluğunun sorumlu bulunduğunu, müdürlüklerinin bu konuda herhangi bir tetkik sorumluluğunun  bulunmadığını, yasal hasım olup, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarını talep etmiştir. <br>\tBirleşen dosya davalısı tasfiye memuru vekili cevap dilekçesinde, tasfiye edilen şirket için yasal ilanların yapılmasına rağmen herhangi bir talepte bulunulmadığını, 4 adet alacaklılara çağrı ilanı yapılıp yasal 4 aylık süre sonunda herhangi bir talep gelmediğinden tasfiye bilançosunun kabul edilerek tasfiye memuruna ibra edildiğini, alacak hakları varsa dahi yasa gereği hakkın söndüğünü bu nedenle davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ayrıca usulden reddi gerektiğini, tasfiye işlemlerinde usule aykırılık bulunmadığını davacının yasaya aykırı hareket ile arabuluculuk gizlilik kuralın aykırı harekette bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma dosyaya celp olunan Ticaret Sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre dava dışı şirketin 31.05.2023 tarihli Genel Kurul kararı ile sicilden silinmesine karar verilip 06.06.2023 tarihine kapanışın tescilli yapıldığı, davacı tarafından bu şirkete karşı işçilik alacaklarından dolayı dava açılacağını ve işçilik alacakları ile ilgili açılacak dosya için ihya talep edildiği, dava dışı şirketin 28.12.2022 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye edildiği, tasfiye memurunun birleşen dosya davalısı olup dava dışı şirket adına işçilik alacaklarından dolayı İş Mahkemelerinde dava açılacağı, davacı tarafın dava dışı şirketin ihyasını talep edebilmesi için haklı sebeplerinin mevcut olduğu ve davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı ...nun davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda olduğu, bu sebeple ... aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri yükletilemeyeceği, davalı tasfiye memuru ...'in dava dışı  şirket hakkında davacı tarafça  işçilik alacakları ile ilgili dava açmak üzere ara buluculuk yoluna başvurulduğundan haberdar olmasına rağmen söz konusu sürecin tamamlanmasını beklemeden  tasfiyenin tamamlandığından bahisle  ünvan ve işletme kaydının ticaret  sicil memurluğunca silinmesi için 31/05/2023 tarihli Genel Kurul kararını aldığı  ve şirketin sicil kaydının terkinine sebebiyet verdiği  bu sebeple yargılama gideri ve vekalet ücretinden  sorumlu tutulmasının   gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın işçilik alacaklarına ilişkin açılacak dava dosyası ve tasfiye ile sınırlı olmak üzere dava dışı şirketin ihyasına birleşen dosya davalısını tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, şirketin ihyası talebinin kabulüne ilişkin verilen tasfiye işlemlerine usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından kararın reddini istediklerin, usul ve yasaya uygun resmi tasfiyesi yapılan şirkete alacak bildirimlerini yapmaları için alacaklılara yasal süre tanınmış olup tasfiye  edilen şirket için yasal ilanların yapıldığını, talepte bulunulmadığını, 4 aylık süre sonunda talep gelmediğini, buna göre yasa gereği bu hakkın söndüğü, ancak amme alacaklarının ve rehin alacaklılarının ek tasfiye talebinde bulunabileceklerini yapılan tasfiye işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının terkin edilen şirketten herhangi bir işçilik alacağının olmadığını, hukuki dayanaktan yoksun bir iddiaya istinaden emek zaman ve masraf doğuracak şekilde şirketin ihyasına karar verilmesinin yasaya uygun olmadığını ayrıca vekili aleyhine hükmolunan yargılama giderinin de tasfiye süreci yasaya uygun olduğundan kusur atfedilemeyeceğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE :  Dava, ortaklar kurulu kararı ile tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen şirketin TTK'nın 547. maddesi uyarınca ihyası istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin işçili alacakları ile ilgili açılacak dava dosyası ve tasfiyesi ile ilgili olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak birleşen dosya davalısı ...'in atanmasına karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 547/1. maddesinde; “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler” hükmünü içermektedir.<br>\tSomut olayda,  davacı vekili,  tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen şirket aleyhine işçilik alacakları için dava açmak üzere arabuluculuk yoluna başvurduklarını son tasfiye memuru yapılan 1. ve 2. arabulculuk toplantılarına katıldığını ancak bu şirketin tasfiyeye girerek ortaklar kurulu kararı ile tasfiye edildiğini ileri sürerek işçilik alacaklarını talep edebilmesi için ihyasına karar verilmesini istemiştir. Davacı, açılacak ve açılan dava ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasını isteme hakkına haiz olup tasfiye nedeni ile sicilden terkin edilen şirket aleyhine arabuluculuk işlemlerine başvurduğu 1. ve 2. toplantılara birleşen dosya davalısının başka bir anlatımla ihyası istenen şirketin tasfiyesini yapan tasfiye memurunun katıldığı ancak açılacak davada taraf teşkilinin sağlanması için şirketin terkin edilmemesi gerektiği kaldı ki dosyaya celp olunan kayıtlara göre arabuluculuk toplantılarının yapılmasına rağmen şirketin bu toplantılardan sonra 06.06.2023 tarihinde terkin edildiğinden şirketin ihyasını istemekle davacının hukuki yararı da mevcuttur. TTK 547. maddeye göre açılan ihya davalarında süre söz konusu değildir. Davacı tarafça dava dışı şirket yönünden işçi, alacaklarının tahsili için arabuluculuk yoluna başvurulduğu 1. ve 2. toplantıların yapıldığı bu toplantılara birleşen dosya davalısının dava dışı şirketin tasfiye memuru olarak katıldığı sabit olup bu konularda ihtilaf yoktu. Birleşen dosya davalısı ile yapılan 18.05.2023 ve 14.06.2023 tarihli 1. ve 2. arabuluculuk toplantılarına rağmen böyle bir sürece girildiği halde bu sürecin tamamlanması beklenmeden 06.06.2023 tarihinde  sicilden terkin edildiği, buna göre işçilik alacağı davasının açılabilmesi için arabuluculuk toplantıları yapıldığından haberdar olunduğu halde tasfiyeye devam edilip terkin işleminin yapıldığı dosya kapsamı, arabuluculuk tutanakları ve  Ticaret Sicil kayıtlarından sabittir. Davacının açacağı, hizmet tespiti, işçi alacakları vb. davalarında davanın süresinde açılıp açılmadığı ya da o davanın esas yönünden haklılık durumları ihya davasında değerlendirilecek hususlardan değildir. İhya kararı verilebilmesi için tasfiye memurlarının tasfiye işlemlerinde kusurlarının bulunması veya işçi alacakları davasının tasfiye işlemleri tamamlanmadan önce  açılması da  gerekmez. TTK'nın 547/2. maddesinde \"Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" hükmüne yer verilmiş olup, ek tasfiyeye ilişkin prosedür emredici ve kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemece şirket hakkındaki açılacak dava ile sınırlı olarak ihya ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tasfiye memuru atanmasına dair verilen karar yerindedir. <br>\tTasfiye sürecinde tasfiyenin eksik bırakılmasından ve gereği gibi yapılmamasından davalı tasfiye memurunun sorumlu olması ve 6100 sayılı HMK' nın 326. maddesinde yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlemesi nedeniyle mahkemece davalı tasfiye memuru aleyhine harç, yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davalı tasfiye memurunun istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>\tİstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı ...'in istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı ...'in yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b4ebe698cf98120","SID":"030d4c1f63bbb723"}}