{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1635 Esas <br>KARAR NO: 2024/120 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/1155 Esas - 2020/609 Karar <br>TARİHİ: 18/12/2020<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma ve Kar Payı alacağı Talebi)<br>KARAR TARİHİ 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  Davacının davalı şirkette 1989 yılından buyana ortaklık vasfının bulunduğunu, davacının davalı şirketten hamiline yazılı hisse senetleri satın aldığını, davacıya son yıllarda hiçbir şekilde kar payı verilmediğini, davacının en son davalı şirketten olan 2008 - 2010 - 2011 yıllarına ait kar payı alacağını İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/133 Esas, 2014/55 Karar sayılı ilamına bağlı olarak tahsil ettiğini, sonrasında davacıya herhangi bir kay payı kuponu veya nakdin ödenmediğini, davacının davalı şirkettin yönetim kurulunun 26.08.2008 tarih T-250/3 numaralı nama yazılı ilmühaber aldığını, işbu ilmühaberde \"...A.Ş.'nin sermayesi beheri 1 KR nominal kıymete 70.000.000.000 paya ayrılmış olup, taahhüt edilen 700.000.000,00 TL sermayenin tamamı ortaklar tarafından ödenmiştir. Beheri 1 kuruş nominal kıymetli 44562 adet 445 TL 62 Kr kısma ait nama hisse karşılığı iş bu nama yazılı ilmühaber aşağıda adı geçen ve ikametgahı yazılı ortağımıza TTK hükümleri dahilinde bastırılacak olan hisse senetleri ile değiştirilmek üzere verilmiştir.\" denildiğini, davacıya 2012 yılından bu yana herhangi bir kay payı ödemesi gerçekleşmemiş olup, davalı şirkete ihtarnameler gönderilerek ödenmeyen kar payının ödenmesi istemiyle başvuruda bulunulduğunu, davalı tarafından ihtarnamelere cevap verilmediğini, bu nedenle davacının davalı şirketin bilançolarda gösterilen gerçek değerleri üzerinden yıllık bilançoya göre hesaplama yapılarak 2015 - 2016 - 2017 - 2018 yıllarına ait kar payı alacağının tahsil için dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, ayrıca davalı tarafından kar payı ödenmemesi, davacının olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarına davet edilmemesi, 25.12.2014 tarihinde yapılan sermaye artırımı gündemli toplantıya davet edilmemesi nedeniyle mağdur olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2015 - 2016 - 2017 - 2018 yıllarına ait şimdilik 100,00 TL kar payı alacağının temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Anonim Şirket Ortağı Davacının, davalı anonim şirket ortaklığından haklı nedenle çıkartılmasına, anonim şirketin halka açık olması nedeniyle davacının hisselerinin karşılığı olan paylarının bilançolardaki gerçek değerleri göz önüne alınarak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin davacıya ödenmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve taleplerin yerinde olmadığını, davalı şirketin 2015 yılına alt olağan ortaklar genel kurulunun 16.03.2016 tarihinde yapıldığını, 7 nolu gündem maddesi ile dönem zararı olması sebebiyle \"kar dağıtımını yapılmamasına\" karar verildiğini, dolayısıyla anılan genel kurul kararı doğrultusunda davalının kar dağıtma zorunluluğunun bulunmadığını, davalı şirket tarafından 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak yapılan genel kurul toplantılarının 7. Maddesi ile kar payı dağıtımına karar verildiğini, davacının ödenmemiş temettü tutarının 133,61 TL olduğunu, 2018 yılı için ise genel kurul toplantısının henüz yapılmadığını, henüz alınmış bir genel kurul kararı bulunmadan şirketin kar dağıtımı yapmasının söz konusu olamayacağını, davacının ortaklıktan çıkarılması ve pay bedelinin ödenmesi talebi yönünden; davalı şirketin halka açık bir şirket olmadığını, davacının ileri sürdüğü ortaklıktan çıkartılma ve çıkma yönünde TTK'da bir düzenlemenin bulunmadığını, davacının dilekçesinde \"yasal nedenlere başlıklı bölümünde taleplerini TTK m. 531'e dayandırdığını, ancak davacının huzurdaki davayı m. 531'e uygun olarak açmadığı gibi madde metninde belirtilen şartların somut olayda oluşmadığını, anılan madde uyarınca haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birinin ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceğini, mahkemenin böyle bir davada gerekli görürse şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceğini, ayrıca mahkeme gerek görürse fesih yerine pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini, görüldüğü üzere madde metninde doğrudan ortaklıktan çıkarılma ve buna  bağlı olarak pay bedellerinin gerçek değerine güre ödenmesi talepli bir dava açabileceğinin düzenlendiğini, öte yandan hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davanın TTK m. 531'e göre şirketin feshi yönünde açılmış olduğu varsayımında dahi, dava şartı olan azami pay oranı gerçekleşmediğinden dinlenilmesinin mümkün olmadığını, davacının şirketteki pay oranının %10'dan az olduğunu beyanla, 2016 ve 2017 yıllarına ait toplam 133,61 TL temettü tutarı yönünden kabul beyanları dikkate alınarak hüküm kurulmasını, davacının yerinde olmayan diğer taleplerinin reddine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/12/2020 tarih 2018/1155 Esas - 2020/609 Karar sayılı kararında; \" UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderilen İstanbul (Kapatılan) 50. ATM 2012/133 Esas sayılı dosyası örneğinin incelenmiş (2008 yılı için net 104,35 TL , 2010 yılı net 117,27 TL , 2011 yılı için net 88,29 TL olmak üzere toplam 309,91 TL temettü geliri alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmış), İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak davalı şirketin tüm sicil dosyası celbedilmiş, Davalı şirkete yazı yazılarak şirket ortakları ve ortakların hisselerini gösterir belgelerin, ticari defterlerin ve şirketin kar paylarını gösteren bilançoların ve müvekkille ilgili tüm bilgi ve belgelerin ve yönetim kurulu kararı tarih ve numarası 26.08.2008 T-250/3 olan nama yazılı ilmühaberin onaylı nüshasının mahkememiz dosyasına celbi sağlanmış, Adana ... Noterliği’ne müzekkere yazılarak 13/04/2016 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve 27/09/2017 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamelerinin onaylı nüshanının mahkememiz dosyasına celbi sağlanmış, ayrıca davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak davalı şirketin 2014 yılı ve sonrasındaki yıllardaki kar payının ne kadar olduğunu bildirilmesi istenmiş olup, müzekkere cevabında ilgili döneme ait kurumlar vergisi beyannameleri ile eki kar dağıtım tabloları olmak üzere dayanılan tüm deliller celp edilip incelenmiş, dosya kapsamı ve şirket kayıtları üzerinde uzman bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yaptırılarak rapor alınmış ve deliller toplanmıştır.  Dava, Anonim şirket ortaklık payı alacağının tahsili ile haklı nedenle ortaklıktan çıkarılma talebinden ibarettir.Taraflar arasındaki ihtilaf, Davalı şirketin halka açık olup olmadığı, davacının 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait kar payı alacağının olup olmadığı, olması halinde miktarı, somut davanın TTK 531. maddesine dayanılarak dava açılıp açılmadığı, açılıp açılamayacağı, davacının ortaklıktan çıkarılma  talebinin yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit olunmuştur.Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı üzerinde uzman bilirkişiler vasıtasıyla yapılan inceleme sonucu; SMMM bilirkişi ... ve Ticaret Hukuku Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 12.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;1-)Davacının kar payı alacağı talebine ilişkin olarak;16.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılına ait Olağan Ortaklar Genel Kurulu'nda Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde düzenlenmiş mali tablolara göre, dönem zararı oluştuğu ve dönem zararı olması sebebiyle kar payı dağıtımı yapılmamasına oy birliği ile karar verildiğinden 2015 yılına ait , 2016 yılına ilişkin yapılan Olağan Ortaklar Genel Kurulu toplantısında ortaklara birinci  temettü olarak 18.949.660,97 TL ve 2017 yılına ilişkin yapılan Olağan Ortaklar Genel Kurulu toplantısında ise birinci ve ikinci temettü toplamı olan 227.981.274,36 TL'nin kar payı olarak dağıtılmasına karar verildiği, dava tarihi itibarıyla 2018 yılına ilişkin Olağan Ortaklar Genel Kurulu'nun yapılmamış olduğu, bu doğrultuda davacının, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kar payı alacağının, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca uygulanması gereken %15 stopaj kesintisi ile birlikte 133,62 TL olduğu, davacı tarafindan gönderilen 13.04.2016 ve 27.09.2017 tarihli ihtarnamelerin, kar payı ödeme yükümlülüğü olmayan dava dışı ... Holding'e gönderilmiş olduğu, dolayısıyla davalı ...'un söz konusu ihtarnamelerle temerrüde düşürülmüş kabul edilemeyeceği, 2-)Davacının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılma talebine ilişkin olarak; Ortak sayısı 68 olan davalı şirketin halka açık bir şirket olmadığı, dolayısıyla davacı ile şirket arasındaki ilişkide Sermaye Piyasası Kanunu’nun uygulama olanağı bulmayacağı, Türk Ticaret Kanunu yeni düzenlemesi ile anonim şirket ortaklarının şirketin feshini talep etmesine ve mahkeme tarafindan hisse bedellerinin ödenmesi karşılığı ortaklıktan çıkarılmasına olanak veren bir yapı oluşturmakla beraber, bu olanağı azınlık pay sahiplerine tanıdığı ve davacının azınlık pay sahibi olmadığı, ayrıca davacı tarafından bu talebine yönelik herhangi bir somut vakıa ileri sürülmeksizın talepte bulunulduğu, dolayısıyla talebi hakkında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı tespit edilmiştir.Davacı vekili, 12.09.2019 tarihli dilekçesi ile kök bilirkişi raporuna, 2015-2018 yılları arasında hesaplanan kar miktarının gerçeğin altında olup gerçek karı göstermediği, bu sebeple gerçek kar miktarının belirlenmesi gerektiği, temerrüt şartlarının oluşmadığı kabul edilmekle birlikte davacı tarafından Adana ...Noterliği kanalıyla çekilen 27.09.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname dikkate alındığında, temerrüt şartlarının oluştuğu, çıkma talebi bakımından somut şartların oluşmadığı sonucuna varılmakla birlikte sürekli olarak kar payının ödenmemesi, davacının genel kurul toplantılarına davet edilmemesi, daha önce benzer davaların açılması karşısında çıkma hakkının kullanılabilmesi gerektiği hususlarında itiraz edilmesi üzerine aynı bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişi heyetince hazırlanan 10.01.2020 tarihli ek raporda özetle; davacının dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte 133,26 TL kar payı alacağının bulunduğu, bilirkişi heyeti tarafından kar payına yönelik temerrüt ihtarı olarak değerlendirilmeyen ... yevmiye numaralı ihtarnamede yer alan iradenin, mahkeme tarafından kar payına yönelik bir irade olarak kabulü halinde, davacının 133,62-TL alacağının 18.10.2017 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulabileceği, davalının şirketten hisselerinin gerçek değerini almak suretiyle çıkma talebine yönelik ileri sürülen vakıaların TTK. md. 202 f.2 hükmünün uygulanması için yeterli olmadığı, bu haliyle talebin incelenebilir olmadığı  ve  27.09.2017 tarihli ikinci ihtarnamenin davalıya gönderilmiş olmasına karşın, davacı tarafça ortaya konulan iradenin kar payına yönelik talep hakkı olarak değerlendirilemeyeceğinden, kök raporda belirtildiği üzere temettü alacağına ilişkin faiz başlangıcının dava tarihi olarak belirlenmesi gerektiği tespit edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ile alınan bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu ile hesaplamalarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle mahkememizce, bilirkişi raporlarındaki açıklamalar yerinde görülmüş olmakla bilirkişi raporlarına itibar edilmiş olup, davacının kar payı alacağı talebine ilişkin olarak; 16.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılına ait Olağan Ortaklar Genel Kurulu'nda Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde düzenlenmiş mali tablolara göre, dönem zararı oluştuğu ve dönem zararı olması sebebiyle kar payı dağıtımı yapılmamasına oy birliği ile karar verildiğinden  bu yıla ait kar payı alacağı talebi talebinin yerinde olmadığı, 2016 yılına ilişkin yapılan Olağan Ortaklar Genel Kurulu toplantısında ortaklara birinci  temettü olarak 18.949.660,97 TL ve 2017 yılına ilişkin yapılan Olağan Ortaklar Genel Kurulu toplantısında ise birinci ve ikinci temettü toplamı olan 227.981.274,36 TL'nin kar payı olarak dağıtılmasına karar verildiği, dava tarihi itibarıyla 2018 yılına ilişkin Olağan Ortaklar Genel Kurulu'nun yapılmamış olduğundan dava tarihi itibarıyla bu yıla ait kar payı alacağı talebi talebinin yerinde olmadığı, bu doğrultuda davacının, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kar payı alacağının, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca uygulanması gereken %15 stopaj kesintisi ile birlikte 133,62-TL olduğu, davacı tarafindan gönderilen 13.04.2016 tarihli ilk ihtarnamenin kar payı ödeme yükümlülüğü olmayan dava dışı Tekfen Holding'e gönderilmiş olduğu, 27.09.2017 tarih ve 19925 yevmiye numaralı ikinci ihtarnamenin davalı ...'ne  gönderilmesine karşın, davacı tarafça ortaya konulan iradenin, (çıkma ve buna bağlı olarak pay bedelinin ödenmesi talebinden ibaret olduğu görülmekle, kar payının bilançodan değil genel kurul tarafından alınan kar dağıtımı kararı dikkate alınarak hesaplanması göz önüne alınarak) mahkememiz tarafından kar payına yönelik bir irade beyanı olarak kabulü mümkün görülmediğinden, kar payına yönelik temerrüt ihtarı olarak değerlendirilmemiş olup, kabul edilen 2016 ve 2017 tarihli temettü alacağına ilişkin faiz başlangıcının dava tarihi olarak belirlenmesi gerekmiştir. Davacının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılma talebine ilişkin olarak; Ortak sayısı 68 olan davalı şirketin halka açık bir şirket olmadığından somut olayda Sermaye Piyasası Kanunu’nun uygulama olanağı bulmayıp, Türk Ticaret Kanunu yeni düzenlemesi ile anonim şirket ortaklarının şirketin feshini talep etmesi ve mahkeme tarafindan hisse bedellerinin ödenmesi karşılığı ortaklıktan çıkarılmasına olanağının azınlık pay sahiplerine tanınmasına karşın davacının azınlık pay sahibi olmadığı ve davacı tarafından bu talebine yönelik herhangi bir somut vakıa ileri sürülmeksizın talepte bulunduğundan ve TTK 202/2 m. hükmünün uygulama şartları da somut olayda bulunmadığından talebinin kabulü mümkün görülmemiş olup, davacının davasının kısmen kabulü ile, Davacının 2016 yılına ilişkin net 10,25-TL, 2017 yılına ilişkin net 123,37-TL olmak üzere toplam 133,62-TL kar payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 2015 ve 2018 yıllarına ait kar payı alacağı  olmadığından bu talebin ve davacının, Davalı A.Ş.'den hisseleri karşılığı olan payların bilançodaki gerçek değerden ödenmesi suretiyle çıkartılma talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, \"Davacının davasının kısmen kabulü ile,1-)Davacının 2016 yılına ilişkin net 10,25-TL, 2017 yılına ilişkin net 123,37-TL olmak üzere toplam 133,62-TL kar payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-)Davacının 2015 ve 2018 yıllarına ait kar payı alacağı talebi bakımından fazlaya ilişkin talebin reddine,3-)Davacının, Davalı A.Ş.'den hisseleri karşılığı olan payların bilançodaki gerçek değerden ödenmesi suretiyle çıkartılma talebinin reddine,4-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 59,30 TL karar harcının, peşin yatırılan 35,90-TL harç ve 6,00-TL ıslah harcının mahsubu ile noksan kalan 17,40 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-)Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 133,62 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-)Davacı tarafından yapılan toplam  2.930,00-TL yargılama gideri ile 35,90-TL peşin harç, 6,00-TL ıslah harcı, 35,90-TL başvuru harcı toplamı 3.007,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda ve davalı vekili tarafından katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme  kararının eksik inceleme sonucu alınmış olup usul ve yasaya aykırı olduğunu; müvekkilinin davalı şirkette 1989 yılından buyana ortaklık vasfı bulunmakta olduğunu; müvekkili davalı şirketten hamiline yazılı hisse senetleri satın aldığını; müvekkile son yıllarda hiçbir şekilde kar payı verilmediğini; müvekkilinin en son davalı şirketten olan 2008-2010-2011 yıllarına ait kar payı alacağını İstanbul 50.Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/133E.- 2014/55K. sayılı ilamına bağlı olarak tahsil etmiş olup sonrasında müvekkile herhangi bir kar payı kuponu veya nakdi ödeme yapılmadığını; müvekkili davalı şirketten yönetim kurulu kararı tarih ve numarası 26.08.2008 T-250/3 olan nama yazılı ilmühaber aldığını; iş bu nama yazılı ilmühaberde “ ... A.Ş.’nin sermayesi beheri 1 KR nominal kıymette 70.000.000.000 paya ayrılmış olup, taahhüt edilen 700.000.000,00 TL sermayenin tamamı ortaklar tarafından ödenmiştir. Beheri 1 Kuruş nominal kıymetli 44562 adet ... KR kısma ait nama hisse karşılığı iş bu nama yazılı ilmühaber aşağıda adı, soyadı, ve ikametgahı yazılı ortağımıza Türk Ticaret Kanunu hükümleri dahilinde bastırılacak olan hisse senetleri ile değiştirilmek üzere verilmiştir. ” denildiğini; müvekkiline 2012 yılından sonra herhangi bir kar payı ödemesi gerçekleştirilmemiş olup davalı şirkete Adana ...Noterliği’nin 13/04/2016 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ve Adana ... Noterliği’nin 27/09/2017 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ödenmeyen kar payının ödenmesi istemiyle başvuruda bulunulmuş olup davalı şirketçe ihtarnamelere cevap verilmediğini; bu sebeplerden dolayı müvekkilinin davalı şirketin bilançolarda gösterilen gerçek değerleri üzerinden yıllık bilançoya göre hesaplama yapılarak 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait kar payı alacağının tahsili için mahkemeye başvurulması zorunluluğunun hasıl olduğunu; hatalı bilirkişi raporuna dayanarak mahkeme tarafından hükmedilen miktarların bilançolardaki gerçek değerler üzerinden olmadığını; bu sebeple müvekkilinin davalı şirketin bilançolarda gösterilen gerçek değerleri üzerinden yıllık bilançoya göre hesaplama yapılması gerektiğini; ayrıca bahse konu ihtarnamelerle müvekkili dava tarihinden daha önce davalı şirketi temerrüde düşürdüğünü; bu sebeple faiz başlangıç tarihinin dava tarihi değil, temerrüt tarihi olması gerektiğini,Yerel mahkemenin ortaklıktan çıkma talebinin reddi kararının da hatalı olduğunu,  iş bu kararın da eksik inceleme sonucu alınmış olup usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu; Türk Ticaret Kanununun 531.maddesinde \"...davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.\" denildiğini; maddede sadece şirketin feshi yönünde talep ve karar verilebileceğinin belirtilmediğini; aksine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına karar verilebileceğinin yer almakta olduğunu; davalı şirketin müvekkile sürekli olarak kar payı ödememesi, müvekkilin olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarına davet edilmemesi, 25.12.2014 tarihinde yapılan sermaye artırımı gündemli toplantıya müvekkilinin davet edilmemesi, bu sebeple müvekkilinin mağdur olması nedeniyle, daha önce aynı yönde açılan davalar da gözönüne alınarak müvekkilinin şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesinin uygun olması nedeniyle müvekkilinin davalı şirketin ortaklığından çıkartılmasına ve anonim şirketin halka açık olması nedeniyle müvekkilinin hisselerinin karşılığı olan paylarının bilançolardaki gerçek değerler gözönüne alınarak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin müvekkile ödenmesini talep etmek amacıyla mahkemeye başvurulması zorunluluğunun hasıl olduğunu; ayrıca TTK m.195 ve 202- f/2 maddeleri gereğince müvekkilinin şirket ortaklığından çıkma hakkının bulunduğunu, Yerel mahkemenin kararında davalı şirket lehine 3.400,00-TL maktu bekalet ücretine hükmettiğini,  dava kısmen kabul edilmesine rağmen, sanki tamamen reddedilmiş gibi, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa avukatlık asgari ücret tarifesinin 'tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret' başlıklı 13.maddesinde \"MADDE 13 – (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.\" denildiğini; davanın tamamen veya kısmen kazanılması ya da reddedilmesi halinde ise, nispi vekalet ücretinin kabul ya da reddedilen müddeabihin değeri üzerinden hesaplandığını; bu sebeplerle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilecekse, (hükmedilen miktara itirazlarımız devam etmekle birlikte) bunun kabul veya reddolunan miktar kadar olduğunu; yerel mahkeme kararının bu yönden de kaldırılması gerektiğini, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin  2020/2245 esas, 2020/3764 karar sayılı, 01/07/2020 tarihli kararında da bu hususa vurgu yapıldığını, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına,  davanın kabul edilerek, müvekkilinin davalı şirketten olan 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait  şirketin bilançolarda gösterilen gerçek değerleri üzerinden  kar payı alacağının temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, anonim şirket ortağı müvekkilinin davalı anonim şirket ortaklığından haklı nedenle çıkartılmasına, anonim şirketin halka açık olması nedeniyle müvekkilinin hisselerinin karşılığı olan paylarının bilançolardaki gerçek değerler gözönüne alınarak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin müvekkile ödenmesine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasında davacı tarafından ödenen toplam 3.007,80 TL'lik yargılama giderleri, peşin harç, ıslah harcı ve başvuru harcının müvekkili şirketten alınarak davacıya verilmesi gerektiğine hükmedildiğini, Müvekkili şirketin, 21 Ocak 2019 tarihli cevap dilekçesinden de anlaşılacağı üzere, davanın en başında davacının 2016 ve 2017 yıllarına ait kar payı alacağı yönünden mahkeme tarafından dava sonunda da hükmedilen 133,62 TL'lik kısma ilişkin kabul beyanını açıkladığını; müvekkili şirketin söz konusu kabulüne rağmen dosya kapsamında kök ve ek bilirkişi raporlarının alınmasını talep eden tarafın davacı olduğunu, dolayısıyla davacının yargılama sırasında, özellikle bilirkişi ücretleri sebebiyle yüksek bir yargılama gideri ödemesinin sebebinin yine davacının davranışları olduğunu ve davanın en sonunda yine müvekkili şirketin ödemeyi kabul ettiği tutar üzerinden sonuçlandığını,  Dosya kapsamında farklı aşamalarda sundukları dilekçelerde özellikle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin belirlenmesinde müvekkili şirketin davanın başından beri kabul beyanının bulunduğunun dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, buna rağmen ilk derece mahkemesinin, üstelik davacının iki talebinden birini tamamen reddedip diğeri hakkında kısmen kabul kararı vermesine rağmen tüm yargılama giderlerinden müvekkili şirketi sorumlu tuttuğunu; söz konusu durumun, davanın açılmasında ve bilirkişi raporlarının alınmasında hiçbir kusuru bulunmayan müvekkili açısından adaletsiz bir durum oluşturduğunun son derece açık olduğunu,Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (“HMK”) 312. maddesinin ikinci fıkrasında, \"Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahküm edilmez\" denildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere davacının, işbu davasını ikame etmeden önce bir kere dahi müvekkili şirketten açıkça kar payı alacağı talebinde bulunmadığını, davacı böyle bir talepte bulunsaydı cevap dilekçesini sunduğu andan itibaren davacının kendisinde 133,62 TL alacağı olduğunu kabul eden müvekkilinin ödeme yapacağının açıkça ortada olduğunu; dolayısıyla işbu davanın açılmasına müvekkilinin herhangi bir davranışı ya da ihmalinin sebep olduğunun iddia edilemeyeceğini,  işbu davada HMK'nın 312. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması  ve yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, müvekkili şirkete bu anlamda bir sorumluluk yüklenecekse dahi davanın başında bulunulan kabul beyanı dikkate alınarak bir dağıtım yapılması gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, söz konusu durumun ilk derece mahkemesinin hükmü kurulurken gözetilmediğini ve yargılama giderlerinin tamamının müvekkili üzerinde bırakılmasına karar verildiğiniİleri sürerek, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmının düzeltilerek kararın onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı anonim şirket ortaklığından, ortaklık payı ödenerek haklı nedenle çıkmasına karar verilmesi, ayrıca 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ilişkin kar payı alacağının tespit ve tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından; davacının haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebinin reddine, kar payı alacağı isteminin ise 2016 ve 2017 yılları yönünden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin dava dilekçesinde; 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ilişkin kar payı alacağının tahsili istemi ile 100,00-TL üzerinden belirsiz alacak davası açtığı, mahkemece aldırılan kök ve ek bilirkişi raporlarında; davacının 2015 faaliyet yılına ait 16/03/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında, bilançonun zarar göstermesi nedeniyle kar payı dağıtılmamasına karar verildiği, 2016 ve 2017 faaliyet yıllarına ilişkin 15/03/2017 ve 14/03/2018 tarihli olağan genel kurul toplantılarında ise ilgili faaliyet yılları için temettü dağıtımına karar verildiği, 2018 faaliyet yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının ise dava tarihi itibariyle henüz yapılmamış olduğu, davacının 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kar payı alacağının stopaj kesintileri sonrasında toplam 132,62-TL olduğu tespitlerinin yapıldığı, bunun üzerine davacı vekilinin 17/01/2020 tarihli talep arttırım dilekçesi ile netice-i talebini 32,62-TL arttırarak 132,62-TL kar payı alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep ettiği, mahkemece talebin temerrüt tarihi dava tarihi kabul edilerek 132,62-TL üzerinden kabul edildiği anlaşılmıştır. Davacı yanın, kar payı alacağına yönelik talebi talep arttırım dilekçesindeki tutar  üzerinden kabul edilmiş olduğuna göre, davacının bu talebi bakımından istinaf kanun yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi, davacının talep arttırım dilekçesi ile talep edilen tutardan reddedilen kısım bulunmadığından 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nın 341/2 maddesi ve aynı Kanunun 341/4 fıkrası uyarınca, kararın verildiği 2020 tarihi itibariyle 5.390,00-TL kesinlik sınırının altında bulunan mahkeme kararı miktar itibariyle kesin nitelikte olduğundan, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz.  İlk derece mahkemesinin bu talep bakımından karara karşı kanun yolunun açık olduğunu belirtmesi sonucu değiştirmez, bu nedenle, davacı yanın  kar payı alacağı kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve  352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacının talep arttırım dilekçesi ile talep ettiği tutar tamamen kabul edilmiş iken, kar payı alacağı talebi yönünden  davanın kısmen kabulüne, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin talebin kabulüne, 2015 ve 2018 yıllarına ilişkin talebin reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, davalı yanın cevap dilekçesi ile davacının 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin 133,61-TL  kar payı talebi bulunduğunu beyan ederek, bu yıllara ilişkin talep yönünden davayı kabul ettiğini açıklamasına rağmen, mahkemece davacının talep arttırım dilekçesi ile talep ettiği kar payı talebi yönünden,  HMK'nun 308 ve 311 maddeleri uyarınca davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olmuş ise de, bu hususlar taraflarca istinaf edilmediğinden ve kamu düzenine ilişkin de olmadıklarından, eleştirilmekle yetinilmiştir. Davacı yanın, ortaklıktan haklı nedenle çıkma istemi yönünden yapılan değerlendirmede; 6102 Sayılı TTK'nun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinde, limited şirketlerden farklı olarak, ortaklara haklı nedenle ortaklıktan çıkmayı dava yolu ile talep hakkının tanınmadığı, yalnızca TTK'nun 531 maddesi ile halka açık anonim şirketlerde sermayenin en az yirmide birini, halka açık olmayan şirketlerde ise sermayenin en az onda birini temsil eden azlık pay sahiplerine haklı nedenlerin varlığı halinde mahkemeden şirketin fesih ve tasfiyesini dava yolu ile talep etme hakkı tanındığı, mahkemenin de ancak açılmış bir haklı nedenle fesih davasının varlığı halinde, makul ve kabul edilebilir başka bir çözüme, yahut fesih yerine, davacının ortaklıktan çıkmasına karar verebileceği, davacının dava dilekçesinde fesih talebinin bulunmadığı, yalnızca çıkma talebinin bulunduğu, hakim ve bağlı şirketlere ilişkin TTK'nun 195 ve 202/2 maddelerinin de somut olayda uygulanamayacağı, mahkemece bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı tespit edilmiştir (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/889 esas, 2023/4758 karar sayılı, 07/09/2023 tarihli ilamı). Yine davacının iki ayrı talebinin bulunduğu, kabul edilen kar payı talebi yönünden davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiği, reddedilen çıkma talebi bakımından ise, bu talebin konusu para ile değerlendirilemeyeceği için karar tarihindeki AAÜT'nin ikinci kısmına göre davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin katılma yolu ile ileri sürdüğü istinaf sebepleri, davacının 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kar payı talebi cevap dilekçesi ile kabul edilmiş olmasına ve davacının iki ayrı talebinden biri kabul diğeri reddedilmiş olmasına rağmen, davacının yaptığı toplam  3.007,80-TL'nin davalıya yükletilmesinin hukuka aykırı olduğu, kar payı talebi bakımından davalının davanın açılmasına sebep olmaması ve cevap dilekçesi ile talebi kabul etmiş olması karşısında 6100 Sayılı HMK'nun 312/2 fıkrası uyarınca davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiği, mahkemece anılan madde koşullarının oluşmadığının kabul edilmesi durumunda dahi, kısmen kabul kararı verilen dava yönünden yargılama giderlerinin paylaştırılması gerektiği yönündedir.  Somut olayda davalı vekilinin yalnızca aleyhine hükmedilen 3.007,80-TL yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğu, karar tarihi itibariyle bu tutar kesinlik sınır altında olsa dahi, 6100 Sayılı HMK'nun 348/1 fıkrası uyarınca, istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa dahi vereceği cevap dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurabileceğinden, istinaf sebebinin değerlendirilmesinin zorunlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kar payı alacağı yönünden davacının 133,61-TL alacağının bulunduğunu,  bu yıllara ilişkin talep yönünden davayı kabul ettiklerini, diğer talepler yönünden ise davanın reddini talep ettiklerini beyan ettiği, mahkemece davacının 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kar payı alacağı yönünden davanın talep arttırım dilekçesindeki 132,62-TL yönünden kabul edildiği, çıkma talebinin ise reddedildiği, 6100 Sayılı HMK'nun feragat ve kabul halinde yargılama giderlerine ilişkin 312/1 fıkrası uyarınca davayı kabul eden taraf aleyhine yargılama giderlerine hükmedileceği,   kabulün talep sonucunun bir kısmına ilişkin olması halinde yargılama giderlerine mahkumiyetin buna göre belirleneceği, yine aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, davanın açılmasına kendi hal ve davranışları ile sebep olmayan davalının, talep sonucunu ilk duruşmada kabul etmesi halinde yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği, davacıya 2016 ve 2017 yılları olağan genel kurul kararlarında kararlaştırılan tarihlerde temettü ödemesi yapmayan davalının, kar payı talebi yönünden davanın açılmasına sebep olmadığından ve HMK'nun 312/2 fıkrası uyarınca yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağından bahsedilemeyeceği,  ne varki davacının reddedilen talebi yönünden yapılan yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin iki ayrı talebinin ikisi için de yapıldığı, taleplerden biri reddedildiğine göre davalının HMK'nun 326/2 fıkrası uyarınca yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulması gerektiği, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin tamamının davalıya yükletilmesinin isabetsiz olduğu, davalı vekilinin  istinaf sebebinin bu yönden yerinde olduğu anlaşılmıştır. Ne varki bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir. Sonuç olarak; davacının kar payı alacağına yönelik karara dair istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK'nın 341. ve  352/1. maddeleri gereğince usulden reddine, davacının ortaklıktan çıkma talebinin reddine dair karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalının  yargılama giderine yönelik katılma yolu ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yargılama giderine ilişkin yeniden hüküm kurularak, davacı tarafından yapılan toplam  3.007,80-TL yargılama giderinin 1/2'sinin davalıdan tahsiline, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının kar payı talebine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341, 352 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, B-Davacının ortaklıktan çıkma talebine ilişkin istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi  uyarınca ESASTAN REDDİNE, C- Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2020 tarih 2018/1155 Esas - 2020/609 Karar sayılı kararının  6100 sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak,Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile,1-Davacının 2016 yılına ilişkin net 10,25-TL, 2017 yılına ilişkin net 123,37-TL olmak üzere toplam 133,62-TL kar payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değşen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Davacının 2015 ve 2018 yıllarına ait kar payı alacağı talebi bakımından fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Davacının, Davalı A.Ş.'den hisseleri karşılığı olan payların bilançodaki gerçek değerden ödenmesi suretiyle çıkartılma talebinin reddine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanuna göre alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından,  davacı tarafından yatırılan  35,90-TL harç ve 6,00-TL ıslah harcı toplamı 41,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 385,70.TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 133,62 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.400,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam  2.930,00-TL yargılama gideri ile 35,90-TL peşin harç, 6,00-TL ıslah harcı, 35,90-TL başvuru harcı toplamı 3.007,80-TL'nin 1/2'si olan 1.503,90.TL'sinin davalıdan tahsiline, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına8-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi ve talep  halinde yatırana iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 10-Harçlar Kanunu gereğince ve dairemiz karar tarihi itibariyle davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş dönüş gideri olan 34,30.TL posta gideri toplamı 196,40.TL yargılama giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 13-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 14-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ortaklıktan çıkma istemine yönelik istinaf başvurusu yönünden  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere davacının kar payı alacağına ve davalının yargılama giderine yönelik istinaf başvurusu hakkında verilen kararlar bakımından HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 01/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2374734ed2b6c51","SID":"7ecba5f4946d288a"}}