{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/667 Esas<br>KARAR NO: 2024/349 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2021<br>NUMARASI: 2019/284 E. -  2021/217 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ... Ltd. Şti. arasında 10/05/2015 tarihinde 10 yıl süreli Telif Hakları Sözleşmesi imzalandığını, imzanın ardından davacının \"...\" isimli eserini 2006 yılında davalı şirketin yayınlamaya başladığını, ancak 2012 yılında davalı şirketin yazarları tarafından \"...\" isimli eserin yayınlanmaya başladığını, kitabın içeriğinin davacının kitabından intihal yapılmak suretiyle yazıldığını, bu kapsamda 06/09/2013 tarihli dava dilekçesiyle davalılara karşı fikir ve sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan telif haklarının ihlal edilmesinden dolayı sözleşmenin feshi ile maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığını, bu davada faiz talebinde bulunulmadığını, İstanbul 2. FSHHM’nin 08/10/2015 tarih ve 2013/62 E. 2015/129 K. sayılı ilamında; \"...\" adlı eser ile ilgili sözleşmenin feshine, davalılar tarafından yayımlanan eserlerin toplatılıp imha edilmesine, toplam 43.383,43 TL tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminatın reddine karar verildiği, hükmün taraflarca temyizi sonrasında \"intikal oranına göre maddi tazminatın belirlenmesi gerektiğinden\" davalılar lehine bozulmasına karar verildiğini, bozma sonrasında aynı mahkemenin 16/07/2019 tarih ve 2019/112 E. 2019/63 K sayılı bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 11.691,72 TL maddi tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, sair hususlarla ilgili daha öne verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, faiz alacağının asıl alacağa bağlı fer'i bir alacak olduğunu, buna bağlı olarak faiz alacağının doğumu, varlığı, ve geçerliliğinin, asıl borcun doğumuna, varlığına ve geçerliliğine bağlı olduğunu, TBK’nın 131. maddesi hükmüne göre, asıl borç sona erince, daha önce işlemiş ve doğmuş faiz alacağının da sona ereceği, faiz alacağı doğduktan sonra, açıkça vazgeçilmedikçe ayrı dava ve takip konusu edilebileceğini, alacak davasında faiz istenmemiş olmasının faiz alacağının ayrı bir dava ile istenmesine engel oluşturmayacağını, tazminat davasında faiz talep edilmediği ve alacak zaman aşımına uğramadığı için işbu davayı açmanın gerektiğini, bununla birlikte \"birikmiş faiz\" kapitale dönüşmüş olmakla, 6098 sayılı TBK’nın 121. maddesi uyarınca ayrıca faiz istenebileceğinden faize faiz yürütülmesi yasağına aykırı bir durumun söz konusu olmayacağını, bu nedenle faiz alacağının faizi ile birlikte hüküm altına alınmasının talep edildiğini, 6102 sayılı TTK’ nın 4. ve 19. maddeleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince taraflar arasında ticari bir uyuşmazlık bulunması sebebiyle faiz türünün ticari temerrüt faizi olduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, 34.000,00 TL faiz alacağının arabulucuya başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tüm davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili dosyaya sunduğu 10/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile;  ıslahla artırdıkları 4.162,34 TL ticari temerrüt faiz alacağına da faiz işletilerek, toplam 38.162,34 TL faiz alacağının faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar ... ile ... vekili cevap dilekçesinde;  Davalılar hakkında açılan İstanbul 2. FSHHM’ nin 2019/112 E. 2019/63 K. sayılı kararın temyiz edilmiş olduğunu, henüz kesinleşmediğini, davalıların fikri ve sınai haklar kapsamında davacıya yönelik bir eylem veya fiili olmadığından maddi ve manevi tazminat sorumluluğu olmadığı gibi, fer’ i nitelikteki faiz sorumluluğunun da bulunmadığını, faiz talebinin ayrı bir dava ile istenecek bir alacak kalemi olmadığını, asıl dava ile istenmediğinden davacının zimnen bu haktan feragat ettiği anlamına gelecek olmakla birlikte, ayrı bir talep olarak dava açılabileceği düşünülse dahi bu talebin zamanaşımına uğradığını, faiz talebinin ayrı bir dava olarak açılabileceği kabul edildiğinde zaman aşımı süresinde açılması gerektiğini, eski ve yeni Borçlar Kanunu’ na göre 1 ve 2 yıllık süre geçtikten sonra dava açılmış olduğundan davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, belirli istisnalar dışında faize faiz talebinin mümkün olamayacağını, davalıların tacir olmaması nedeniyle dava konusu olayın haksız fiillere ilişkin hükümlere tabi olduğunu, ticari temerrüt faiz oranının uygulanmasının mümkün olmadığını savunarak, işbu açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir. Davalı ...'ne usulüne uygun tebligat yapıldığı halde  davaya cevap vermediği görülmüştür.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 14/12/2021  tarihli 2019/284 E. -  2021/217 K. sayılı kararıyla; \"...Dosya içerisine alınan  bilirkişi raporları, kayıt ve belgeler, sicil dosyaları,taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, dava, istenmeyen faiz alacağına ilişkindir.  Davacı ile davalılar arasında mahkememizin 2019/112 Esas 2019/63 Karar sayısı ile görülen davada, davalılar tarafından davacının fikir ve sanat eserinden kaynaklanan telif hakkı ihlali nedeni ile maddi ve manevi tazminat davasının karara bağlandığı, kararın 10/09/2020 tarihinde kesinleştiği, iş bu karar ile 11.691,72 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu davada faiz talep edilmediğinden faiz yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığı, huzurdaki dava, yukarıda belirtilen davada istenmeyen faiz alacağına ilişkin olup, davacı tarafından faizin ticari temerrüt faizi olarak hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasının talep edildiği, davalılar tarafından faiz talebinin ayrı bir dava ile istenemeyeceğini bu talebin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep ettikleri, buna göre dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Yargıtayın sürekli kararlarında da belirtildiği üzere \"fer'i nitelikte bir alacak olan faizin esas alacak tahsil edilmedikçe ayrı bir dava ile istenmesine engel yoktur\" bu nedenle davacının faiz talebinde bulunabileceği, faiz talebinin hesaplanması yönünden ise dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan  ve hükme esas alınan 31/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi tazminat yönünden 14.078,86 TL, manevi tazminat yönünden ise 24.083,48 TL alacağının hesaplandığı, bu hesaplamanın usul ve yasaya uygun gerekçeli olduğu bu şekilde, davacının mahkememizin 2019/112 Esas 2019/63 Karar sayılı dosyası ile hükme bağlanan taraflar arasında görülen telif haklarının ihlali sebebi ile oluşan maddi manevi tazminat davasında istenmeyen faiz alacağının davacı tarafından iş bu dava ile talep edildiği, asıl alacak tahsil edilmediği için faizin zaman aşımına uğrayamayacağı ve ayrı bir dava ile talep edilebileceği davacının ticari temerrüt faizi talebinde bulunduğu, taraflar arasındaki telif hakkı ihlalinin kitap yayınlanmasından kaynaklandığı ve işin ticari bir iş olduğu anlaşıldığından ticari temerrüt faiz talebinin yerinde olduğu,ayrıca asıl alacağa ilişkin uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması sebebi  ile faiz başlangıcının haksız fiil tarihi olacağı, haksız fiil tarihinin ise ihlale konu kitapların bandrol alındığı tarih olan 27/10/2010 tarihi olarak tespit edildiği bu tarih itibari ile hesaplanan faizin dava tarihi itibari ile toplam 38.162,34 TL olarak hesaplandığı, faiz ayrı bir dava ile istendiğinden bu faiz alacağına dava tarihinden itibarende faiz işletilebileceği bu nedenle dava dilekçesinde istenen 34.000,00 TL faiz alacağının  dava tarihinden itibaren 4.162,34 'sinin ise ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilerek dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi kapsamında\" davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF BAŞVURULARI: Davalı ... vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemenin faizin ayrı bir dava olarak ikame edilebilmesine ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu, emsal sunulan BAM kararında da görüleceği üzere faize ilişkin taleplerin ayrı bir dava konusu edilemeyeceğini, Davacı yanın asıl dava ile  faiz talep etmediğini, bu tazminatların da kesinleştiği ve icra dosyasına ödeme yapılarak dosyanın infaz edildiğini, tüm bu sebeplerden dolayı faiz konusunda, diğer davanın kesinleşmesi ve ödeme yapılmış olması sebebiyle yeni bir davada faiz alacağı hakkında hüküm verilemeyeceğini, Davacı yanın faize ilişkin taleplerini ayrı bir dava olarak ikame etmesine ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde, cevap dilekçesinde sunulan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin değerlendirmesi doğrultusunda davacıların söz konusu taleplere ilişkin öğrenme tarihinin  06/09/2013 tarihi olduğunu,  TBK m.72’de “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Hükmünün öngörüldüğünü, davacının faiz talebinin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde zamanaşımına uğradığını, işbu dava konusu istem bakımından  herhangi bir cezai yargılama görülmemesi sebebiyle kısa süreli zamanaşımı olan 2 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiğini, Davacının davasını iki yıllık hak düşürücü süreden sonra ikame etmiş olması sebebiyle, alacak talep ve dava haklarının zamanaşımına da uğradığını, işbu sebeple haksız fiil iddiasının öğrenilme tarihinden 6 yıl sonra ikame edilen huzurdaki davada zamanaşımı itirazlarının irdelenmemesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Ayrıca davacının tacir olmaması sebebiyle huzurdaki davaya ticari faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkemenin 2019/284 E. 2021/217 K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde  itirazları doğrultusunda kaldırılmasına, yeniden inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ile ...  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Faiz talebi ayrı bir dava ile istenecek bir alacak kalemi olmayıp, asıl dava ile istenmediğinden zımnen bu haktan feragat edildiği anlamına geldiğini, bu nedenle davanın reddi gerekmekte ise de  faizin ayrı bir talep olarak dava açılabileceği kabul edildiğinde asıl talebin  zamanaşımı süresinde dava açılabileceğini,  Davacının müvekkilleriyle sözleşmeye dayalı fikri haklarının olmadığının kendi beyanı ile de anlaşıldığını,  bu durumda, davacının varsa hakkının korunmasında haksız fiile ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulacağını, Eski Borçlar Kanununda haksız fiillere uygulanacak zamanaşımı süresinin öğrenme tarihinde   itibaren 1 yıl, yeni ve halen yürürlükte olan Borçlar Kanununda 2 yıl olarak düzenlendiğini, davacının  06.09.2013 tarihinde haksız fiili öğrendiğini, eski ve yeni  Borçlar Kanununa göre düzenlenen 1 ve 2 yıllık süre geçtikten sonra dava açılmış olduğundan, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, Mahkeme kararında asıl davadaki alacak tahsil edilmediğinden faizin zamanaşımına uğramayacağının belirtildiğini, ancak haksız fiile ilişkin talepler için öngörülen zamanaşımı dolduktan sonra feri talebin yapılmasının mümkün olmadığını, Davacının faiz talebinde bulunduğu davada faize faiz hükmedildiğini, kural olarak belirli istisnalar dışında  faize faiz talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, dava konusu olayda  faize faiz talebini gerektirir istisnai bir durumun söz konusu olmadığını, Hükümde faiz alacak kalemini hesaplanırken ticari temerrüt faizi uygulandığını, dava konusu olay haksız fiillere ilişkin hükümlere tabi olup,  ticari temerrüt faiz oranı uygulanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle  davacının ticari faiz talebinin kabul edilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 2.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılarak  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/112 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalıların ..., ... ve ... oldukları, aynı intihal iddiasıyla dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 16/07/2019 tarihli, 2019/63 Karar sayılı kararı ile sözleşmenin feshi, imha talepleri hakkındaki karar kesinleşmiş olduğundan, yeniden karar verilmesine yer olmadığına, maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 11.691,72 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/06/2020 tarihli, 2019/4762 Esas, 2020/3057 Karar sayılı kararı ile yalnızca vekalet ücretleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın 08/09/2020 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince  Bilirkişi ...'ndan alınan  02/02/2021 tarihli raporda; \"...Yargıtay’ ın bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre faiz alacağı doğduktan sonra açıkça vazgeçilmedikçe ayrı dava ve takip konusu yapılabileceğinden Davacının faiz talep edebileceği,  Davalı tarafa ait ... eserinin 2010 yılında ilk baskısının çıktığı anlaşıldığından ihlalin 2010 yılında gerçekleştiğinin kabulü ile bu tarihten itibaren dava tarihine kadar faiz hesabı yapılabileceği, Söz konusu olaya haksız fiil hükümleri uygulanacağından davacının yasal faiz talep edebileceği,  Davacının, ihlalin gerçekleştiği 2010 yılından işbu dava tarihi olan 2019 yılına kadar 9 yıl için işlemiş yasal faiz alacağının maddi tazminat alacağı yönünden 9.470,29 TL; manevi tazminat alacağı yönünden 16.200,00 TL olmakla toplam 25.670,29 TL olduğu, sonucuna varılmış olup, tüm delillerin takdiri ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’ nun 3/2 maddesi uyarınca hukuki değerlendirmenin tamamı Sayın Mahkeme’ ye ait olduğu\", yönünde rapor sundukları görülmüştür. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişiden alınan 31/05/2021 tarihli ek raporda: \"Davacının, ilk bandrolün alındığı tarih olan 27/10/2010 tarihinden itibaren işbu dava tarihi olan 03/10/2019 tarihine kadar 3216 gün için işlemiş yasal faiz alacağının; Maddi Tazminat yönünden toplam 9.400,14 TL olduğu, Manevi Tazminat yönünden toplam 16.080,00 TL olduğu, Davacının, ilk bandrolün alındığı tarih olan 27/10/2010 tarihinden itibaren işbu dava tarihi olan 03/10/2019 tarihine kadar 3216 gün için işlemiş ticari temerrüt faizi alacağının; Maddi Tazminat yönünden toplam 14.078,86 TL olduğu, Manevi Tazminat yönünden toplam 24.083,48 TL olduğu\" yönünde görüş bildirilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, FSEK kapsamında kalan esere tecavüz nedeniyle açılan ve sonuçlanan davada hükmedilen maddi ve manevi tazminatın faiz alacağına ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilleri tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Her ne kadar davalı ... vekili faiz talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, davaya cevap dilekçesi sunmadığı, ilk itirazlardan olan zamanaşımı itirazını süresinde bildirmediği anlaşıldığından, buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir. Davalılar ... ve ...’nin faiz talebinin zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; asıl alacağın FSEK’in 68. maddesi uyarınca maddi tazminat, FSEK’in 70. maddesi uyarınca manevi tazminat olduğu, Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereğince, fikir ve sanat eseri sahibinin haklarının ihlali halinde FSEK’in  68. ve 70.  maddelerine dayalı olarak açılan davalardaki zamanaşımı süresi, söz konusu madde uyarınca hükmedilebilecek telif ücretinin niteliği itibariyle taraflar arasında mahkeme kararıyla oluşturulan farazi sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirildiğinden, TBK.’nun 146. maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olup dosya içeriği itibari ile ihlal ve dava, ıslah tarihleri arasında geçen sürenin 10 yılın altında olduğu, dava açılmadan önce asıl borcun ödendiğine dair dosyaya bir delil de sunulmadığından, davalılar vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf talepleri yerinde bulunmamıştır. Davalılar vekilleri faizin ayrı bir dava ile talep edilemeyeceğine ilişkin istinaf talebinde bulunmuşlarsa da, temerrüt faizi, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, asıl alacağın tahsil edildiği tarihe kadar işlemeye devam eder. İşbu faiz alacağı davasının açıldığı tarihte, esas alacak henüz ödenmemiştir. Diğer bir deyişle, asıl alacağın ödenmemesi nedeniyle temerrüt hali devam etmektedir. Bu nedenle davacının ilk davada talep etmediği faiz talebiyle ilgili ayrı bir dava açabileceğinden, davalılar vekillerinin buna ilişkin istinaf talepleri de kabul edilmemiştir. Davalılar vekilleri tarafların tacir olmadıklarını belirterek, ticari temerrüt faizine hükmedilmesinin hatalı olduğuna dair istinaf talebinde bulunmuşlarsa da, TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca taraflardan yalnızca birisi için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Davalılardan ...’nin telif sözleşmesi imzalamasının ticari nitelikte olduğu, ayrıca diğer davalıların da ticari faaliyetleriyle ilgili olarak ticari amaçla sözleşmeyi imzaladıkları, FSEK’in 68. maddesi uyarınca davacı ile davalılar arasında aynı nitelikte farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu, bu nedenle davacının ticari temerrüt faizi talep edebileceği kanaatine varılmakla, davalılar vekillerinin buna ilişkin istinaf talepleri de kabul edilmemiştir. Davalılar vekillerinin faiz alacağına faiz işletilmesine dair istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; TBK’nun 121/3. maddesi ile temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceğinin açıkça belirtildiği, 3095 sayılı Kanunun 3. maddesinde de Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı bileşik faiz uygulanmasının yasaklandığı, TTK’nda bu konuda üç istisna bulunduğu, TTK’nun 8/2. madde uyarınca üç aydan aşağı olmamak üzere cari hesaplarda, ayrıca üç aydan aşağı olmamak üzere her iki taraf bakımından ticari iş niteliğini haiz olan ödünç sözleşmelerinde taraflar tacir ise faize faiz yürütülmesinin mümkün olduğu, yine TTK’nun 726, 778/1-d ve 818/1-i maddeleri uyarınca kambiyo senetlerinde müracaat hakkının kullanılması sebebiyle ödeme yapan müracaat borçlusunun, kendisinden önce gelen kişilere rücu ederek ödediği faizlere tekrar faiz isteyebileceği düzenlemelerinin faize faiz yürütülmesinin istisnaları oldukları, dava konusu olayda bu istisnalardaki koşulların mevcut olmadığı, bu nedenle Mahkemenin faiz alacağına ilişkin davada ayrıca faize hükmetmesinin kanuna uygun bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalılar vekillerinin buna ilişkin istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmiş, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, kazanılmış haklar korunarak davanın kabulüne, 38.162,34 TL faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının faiz alacağına faiz işletilmesine ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf taleplerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,  2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 14/12/2021 tarihli 2019/284 E. -  2021/217 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA, a-Davanın KABULÜNE, -38.162,34 TL faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-Davacının faiz alacağına faiz işletilmesine ilişkin talebinin reddine, 3-İlk derece yargılaması yönünden; a-Alınması gereken 2.606,86 TL harçtan peşin alınan 696,94 TL(ıslah dahil) harcın mahsubu ile bakiye 1.909,92 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, Davacı vekiline avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00'TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,c-Davacı tarafından yapılan ve 696,94 TL (ıslah dahil) harç, 239,25 TL müzekkere, tebligat gideri, 1.000,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam: 1.936,19 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  davacıya ödenmesine, ç-Dava açılmadan önce Bakanlık tarafından ödenen Arabuluculuk gideri olan 1.320,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, d-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması yönünden;  a-Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ...  vekilinin istinaf istemleri kabul olunmakla, peşin yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine, b-İstinaf yargılaması sırasında  davalılar ... ve ... tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 64,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 285,50 TL'nin davacıdan alınarak Davalılar ... ve ...'ye verilmesine,  c-İstinaf yargılaması sırasında davalı  davalı ... tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 64,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 285,50 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 22/02/2024 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fff85078034588ea","SID":"d197f514146c0007"}}