{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1098 Esas<br>KARAR NO: 2024/330<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/03/2022<br>NUMARASI: 2016/1031E, 2022/280K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında borçlu sıfatını taşıdığını, takibe konu bononun müvekkili tarafından imzalandığını, ancak senedin müvekkilinin karşı tarafa olan borcuna karşılık değil dava dışı ... isimli şahsın faiz karşılığı aldığı paraya karşılık verildiğini, davalı ile üçüncü kişi ...'un fikir ve eylem birliği içerisinde tefecilik yaptıkları iddiasıyla Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/307 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, dava konusu 550.000-TL'lik senedin davalıya değil davalının tefeci ortağına tanıklar huzurunda teslim edildiğini, müvekkili ile davalı arasında senet düzenlenmesini gerektirecek hukuki ilişki bulunmadığını, öncelikle ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ibraz ettikleri protokol gereğince takibe konu senet ile dava dışı bir başka senedin emanet olarak verildiğini, her iki senedin de sözleşmeye aykırı olarak takibe konulduğunu, tefecilik faizine karşılık olarak verilen senedin geçersiz olduğunu, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak suç teşkil eden bir fiille yani tefecilik suretiyle elde ettiği senedi tahsil etme peşinde olduğunu, şeklen kesinleşen icra takibine konu bononun maddi hukuk kapsamında suç teşkil ettiği ve el konulması gereken belgelerden olduğu nedeniyle huzurdaki davayı açtıklarını, davaya konu icra dosyasının Malatya C. Başsavcılığı tarafından gizli soruşturma nedeniyle istenildiğini, bu hususta devam eden soruşturmalar bulunduğunu ileri sürerek icra takibine konu olan 550.000-TL'lik senetten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile  dava dışı ... arasında  ticari ilişki bulunduğunu, ... tarafından borcun ödenmemesi üzerine davacı  ...'ın borcu  üstlenerek   dava konusu senet ve başka bir senet ile ortağı olduğu şirkete ait çekleri düzenleyerek verdiğini, ancak borç ödenmediğinden dava konusu senet hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı  dosyası ile icra takibi başlattıklarını, borcun bugüne kadar ödenmediğini, davacının kendi adına hiçbir malvarlığı kaydının bulunmadığını,  bütün malvarlığının  oğulları adına olduğunu, oğulları adına açmış olduğu şirketler üzerinden yüklü miktarlarda para trafiği mevcut olup,  Kazakistan ülkesinde yapmış olduğu ticari faaliyetler nedeniyle büyük kazançlar elde ettiğini,  müvekkil gibi daha birçok kişiye de borçlanmak suretiyle servetine servet kattığını,  25/04/2012 tarihinde Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığına icra takibine konu edilen bonoların rızaları hilafına ellerinden çıktığı, bonoda sahtecilik yapıldığı, açığa imzanın rızaları hilafına kullanıldığı ve örgütlü bir şekilde tefecilik yapıldığı iddiaları ile müvekkili hakkında  yapılan suç duyurusu nedeniyle Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/681 soruşturma 2013/580 Karar nolu soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına  karar verildiğini,  daha sonrasında davacının müracaatı üzerine yeni bir soruşturma başlatılarak müvekkili hakkında kamu davası açıldığını, davacının sırf borçlarını ödememek için babasının mirasını dahi reddettiğini,  Bingöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/156 Esas sayılı dosyası ile mirasın reddinin iptali davası açtıklarını, ispat yükünün davacıda olduğunu, senetle senet ispat zorunluluğu gereği, iddiasını kanıtlayamayan davacının davasının reddini gerektiğini, davacı yanın tanık  dinletmesine de muvafakat etmediklerini, davanın reddine, haksız itiraz nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere  kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \".... bekletici mesele yapılan ve kesinleşen ceza davası sonucunda verilecek olan maddi vakıayı saptayan bir kararın hukuk hakimini bağlayacağı dikkate alındığında  açıklanan delil durumu da gözetildiğinde davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği açıktır. \".... ispat edilemeyen bu davanın reddine davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden şartları oluşmaması nedeniyle davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yemin deliline dayanıldığı halde mahkemece bu yöndeki istemin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Bekletici mesele yapılan ceza dosyasının kesinleşmesine mütakip yapılan ilk duruşmada  toplanması talep edilen diğer deliller toplanamdan, sunulan deliller değerlendirilmeden ceza dosyasının beraatla kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğunu, Anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu belirtilerek evrakların sunulduğunu, mahkemenin bu başvuru sonucunu beklenmesi talebinin reddetmesinin hatalı olduğunu, Davalı tarafın mali ve vergisel durumuna ilişkin araştırma yapılması talebinin reddinin de yerinde olmadığını, İspat yükünün davalıda olduğunu, müvekkili ile ... arasında imzalanan protokolün sunulduğunu, Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/307 esas sayılı dosyasında; ...'ın iş bu senedi ve diğerlerini ... isimli şahıstan aldığını, ...’I tanımadığını ikrar ettiğini, dolayısı ile müvekkilinin iradesi fesada uğratılarak zorla ve mecbur bırakılarak  alınan boş senedin cirosuz olarak davalı ... adına doldurulduğunun sabit olduğunu, Tefecilik iddiası ile acılan menfi tespit davalarında; ikrar; muvafakat veya yazılı delil bulunması halinde; davacının tanıklarının dinlendiği Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, Tanık dinletme talebinin reddinin hatalı olduğunu, Davalının müvekkili ile aralarındaki alacak borç ilişkisinin varlığını ispatlayamadığından geçersiz bir  senette karşı, senet ile ispat külfeti olmayacağını, Son celse davadan çekilme beyanında bulunulmasına rağmen asile tebliğ yapılmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, Müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını,  ... ile ...'ın fikir ve eylem birliği içinde olduklarını, ...'ın senetlerden haberdar olduğu ve hamil gibi hiçbir seyden bilgisi olmadığı değil, herşeyden bilgisinin olduğu ceza dosyasındaki tüm ifadelerden görüldüğünü, ceza mahkemesi kararının delil yetersizliğine dayalı olup kararın kesinleşmesinin suçlu olmadıkları anlamına gelmeyeceğini, senetlerin miktarlarındaki fahiş rakamlarla da tefeciliğin sabit olduğunu, iddianamenin ve iddianamedeki beyanların da değerlendirilmesi gerektiğini, 550.000 TL senetle ilgili senet üzerinde davalının adının yazıldığı bilgisinin davalı tarafça da ikrar edildiğini, Suç eylemi dönem tarihlerine ait ...'ın ceza dosyasına giren vergi ve mali inceleme raporunda şirketinin zararda olduğu ;şahıs olarakta nakit bir değerinin olmadığı ispatlandığını, raporun bu dosyaya da sunulduğunu, mahkemeden de bu yönde araştırma talep edilmesine rağmen bu yönlerde değerlendirme yapılmadığını, davalı ... 'ın alacaklı olduğu iş budava konusu senette hamil olmadığını, senedin ciro yolu ile geçmediğini, senet üzerinde doğrudan kendisinin adının olduğunu,  Yargıtay 19. H.D e. 2011/8731,k. 2011/11501 t. 27.9...' kararındaki hususun somut olayda değerlendirilmediğini, davalı ... ın hamil konumunda olmadığını, davalının adının yazılı olduğu 550.000 TL bedel senedi baştan kabul etmemesi ve sonradan kabul ettiği iddiasının da davalının yine ikrarı olduğunu, kötüniyetin baştan sona sabit olduğunu, Dava dışı ... ve davalı ...'ın fikir ve eylem birliği içinde ortak hakeket ettiğini,  davalının ... ile herhangi ticari ve sahsı bir alacak- borç ilişkisi içinde olmadığını, asıl alacağının mehmet koc isimli şahısla olduğunu dile getirmesinin de ikrar niteliğinde  olduğunu, ekonomik gücü yerinde olmayan müvekkilinin, ...’ın alacağı için kendini ortaya atması ve borcu üstenlenmesi hayatın olağan akısına aykırı  olup çelişkili de olduğunu, Bingöl 2 Asliye Ceza  Mahkemesi'nin 2015/307 esas sayılı ceza davasındaki tanıklar ... ve ...’un kolluk ifadesinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin mağduriyetini açık olduğunu, takibin haberi olmadan kesinleştiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir.<br>İNCELEME - Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının  incelenmesinde; 2011/8384  eski Esas nosu ile davalı tarafından davacı aleyhinde 18/05/2011 tarihinde 30/04/2010 vade tarihli, 550.000-TL tutarlı bonodan dolayı 550.000-TL asıl alacak, 93.622,22-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 643.622,22-TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmıştır. -Davaya esas   550.000TL bedelli bono incelendiğinde; nakden kaydı olduğu, keşidecinin davacı, lehtarın davalı olduğu, tanzim tarihinin 08.01.2010, vade tarihini 30.04.2010 olduğu görülmüştür.-Bingöl 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/8 Esas, 2021/400 Karar sayılı  01/06/2021 tarihli kararı ile; Her ne kadar sanıklar  ... ve ...'ın Tefecilik suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı yasa m.  241  uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre sanıkların  üzerine atılı suçu işledikleri, her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeterli,  kesin ve inandırıcı delil  bulunmadığından bu nedenle sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olmamakla 5271 sayılı CMK m.223/2-e uyarınca  ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.-Davacı vekili dava dışı üçüncü kişi ile yapıldığını belirttiği protokol suretini sunmuştur.<br>GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, senedin dava dışı ...'tan faiz karşılığı alınan para nedeni ile ...'a verildiğini, bu hususta ... ile protokol yapıldığını, davalının da dava dışı ... ile birlikte hareket ettiğini, davalıya borcu olmadığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, karar duruşmasında vekillikten çekildiklerini beyan etmelerine rağmen mahkemenin asile tebliğ yapmadan karar verdiğini, bu hususun usule aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.  17.03.2022 tarihli duruşmada davacı vekilinin esasa hakkında beyan ve taleplerde bulunduğu, taleplerin mahkemece reddedildiği, karar ihtarına istinaden vekillikten çekildiği, HMK 82. maddesi gereğince istifa eden vekilin görevinin istifanın tebliğinden itibaren 2 hafta süre ile devam edeceği ( aynı yönde Avukatlık Kanunu 41.md)  dikkate alındığında mahkemece vekilin hazır bulunduğu aynı celse karar verilmesinde usule aykırılık bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davalı hakkında tefecilik suçu yönünden verilen beraat kararı kesinleşmiştir. Davacı vekili tanık dinlenilmemesinin, yemin deliline başvuru hakkı tanınmamasının, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvurunun bekletici mesele yapılmamasının yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de;  ceza dosyasındaki beraat kararının kesinleştiği, delil listesinde yer alan tanıkların ceza dosyasında dinlenen tanık isimleri ile aynı olduğu, HMK 226/1-c maddesi gereğince yemine konu olamayacak vakıalarda yemin teklif edilemeyeceği dikkate alındığında bu yönlerdeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Menfi tespit istemi; kambiyo senedine dayalı olup kambiyo senedi illetten mücerrettir. Alacak kambiyo senedine bağlı olmakla mahkemece davalının mali durumunun araştırılmaması yerindedir. Bununla birlikte, senette \"nakden\" kaydı mevcut olup davalının savunması ispat yükünü yer değiştirecek mahiyette değildir. Davacı, protokolün değerlendirilmesi gerektiğini, senedin emanet olarak verildiğinin göz ardı edildiğini ileri sürmüş ise de; ilgili protokolde davalı taraf olmayıp davacının senetteki keşideci imzasını inkar etmediği, boş senedin sonradan doldurulması mümkün olup senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispatlanamadığı da dikkate alındığında davacının istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,  2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c6e28893b1874da","SID":"277bd0e7675b5c12"}}