{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/55 <br>KARAR NO: 2024/120<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21.10.2020<br>NUMARASI: 2018/1485 E. - 2020/485 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  davalı şirketin deri sanayinde faaliyet gösteren bir şirket olup müvekkili şirket ile ticari ilişkilerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin davalıya vadeli şekilde ve Euro para birimi üzerinden; ham madde sattığını, bunun karşılığında davalı tarafından yapılan ödemelerin ise fiili ödeme günündeki TL karşılıkları hesaplanarak cari hesaptan mahsup edildiğini, zira davalıya kesilen fatura tarihindeki kur ile fiili ödeme günündeki kur arasında fark bulunması halinde belirli dönemlerde davalıya kur farkı faturaları düzenlenerek gönderildiğini, davalının, kesilen faturaların belirlenen ödeme tarihlerinde ödenmemesi nedeniyle, alacağına ilişkin fatura ve fiili ödeme tarihleri arasındaki kur farkı da hesap edilmek sureti ile cari hesapta yer alan ve kur farkından doğan alacağının davalıdan tahsili için Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Es. sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacının müvekkili şirkete fiyat farkı faturası kesmesinin kanunen mümkün olmadığını, kesilen faturaların haksız ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar; arasında kur farkının hesaplanarak fatura edileceğine ilişkin herhangi bir anlaşma bulunmadığını, davacının kötü niyetli ve lehine haksız kazanç sağlamak maksadı ile hareket ettiğ|ni, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının itiraz edilen kur farkı faturalarını yasaya, vergi mevzuatı ve uygulamalarına aykırı bir biçimde KDV'li olarak kestiğimi, kur farkı faturalarına KDV eklenemeyeceğini, taraflar arasındaki ticari ilişkideki fiili uygulamanın anlaşılması ve taraflar arasında bu yönde herhangi bir uygulama bulunmadığının anlaşılması ve ispatı için tarafların ticari defter kayıtlarının geriye dönük 10 yıl için incelenmesi gerektiğini belirterek ,haksız açılan davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile haksız icra tazminatına hükmedilmesine ve ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...İtiraz iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı dava olmakla takip dayanağının taraflar arasındaki cari hesap alacağına dayandırıldığı, taraflar arasındaki ticari alışverişin ihtilafsız olduğu, ihtilafın bu alışverişin döviz cinsi üzerinden yapılıp yapılmadığı, ve davacının kur farkından kaynaklanan fatura düzenleyip düzenlemeyeceği hususunda olduğu, tarafların tacir olması nedeni ile taraf kayıtları üzerinde mali müşavir marifeti ile bilirkişi incelemesi yapılmış, her iki tarafın defterlerinin TTK 64 ve devamı ile V.U.K hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının takip konusu olan cari hesaba dayalı faturaları yabancı para üzerinden tanzim ettiği , ve tanzim tarihindeki yabancı para birimi kurunu belirttiği, davalı kayıtlarına göre de davacıdan almış olduğu faturaları yabancı para birimi üzerinden tanzim tarihindeki yabancı para birimi kuru üzerinden belirttiği, 01.01.2017 açılış kaydında davalının 25.112,58 TL borçlu olduğu 2017 yılında alınan fatura ve yapılan ödemelerin defter kayıtlarına alındığı, 31.12.2017 tarihi itibarı ile 97.026,55 TL borçlu devrettiği, 2018 yılı hesap ekstresinde fatura ve yapılan ödemelerin defter kayıtlarına işlenmesi ile davacııya borçlu bulunmadığı, taraflar arasında kur farkını öngören bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından davalıya kesilen faturaların Euro cinsinden tanzim edildiği,tanzim edilen faturaların üzerinde faturaya ait yabancı para biriminin karşılığı kur tutarının yazılı olduğu, dönem içinde davacının yabancı para birimi ile kesmiş olduğu faturalara davalının bir itirazı bulunmadığı gibi kendi defterlerine de bu şekilde intikal ettirdiği, mali müşevir bilirkişi tarafından denetime olanak verecek şekilde hazırlanan rapora göre davacının takip tarihi itibarı i 11.397,38 Euro alacağı bulunduğu ve bu miktar üzerinden itirazın iptali ile bu miktara 3095 S.Y nın 4/a maddesi gereğince takip tarihinden itibaren bu döviz cinsinden mevduata kamu bankalarının 1 yıllık mevduata uyguladığı faiz uygulanması gerektiği, davalı tarafından inkar edilen alacak likit olmakla  İİK 67/2 maddesi gereğince 11.397,38 Euronun takip tarihi itibarı ile TL karşılığının % 20 si oranında davalının tazminat ile mahkumiyetine karar verilmesi gerekmiş... \"   gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İst. And. ...İcra Müd. ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 11.397,38 Euro ya kamu bankalarının bu döviz cinsinden 1 yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz uygulanmak suretiyle TL karşılığı üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının İİK 67/2 md. Gereğince 11.397,38 Euronun takip tarihi itibariyle TL karşılığının % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, TTK'nın 23.maddesi gereğince 8 gün içinde faturaya itiraz edilmemesi halinde bu durumun sadece fatura münderecatının kesinleşme sonucu doğurduğunu, kur farkının davalı tarafça kabul edildiği ve davacı tarafından istenebileceği anlamına gelmediğini, mahkeme tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para birimi üzerinden yapıldığı kanaati ile kur farkının uygulanmasının kabul gördüğünü ve buna dair hüküm tesis edildiğini, taraflar arasında yabancı para birimi üzerinden bir sözleşme olduğu kanaati ile hüküm kurulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında kur farkı istenebilmesi için bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunmasının şart olduğunu, taraflar arasında sözleşmenin döviz cinsinden olduğu ve kur farkı uygulanacağına dair anlaşma bulunmadığı hususunun sabit olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2013 yılından beri 5 yıl devam ettiğini, uzun yıllar süren ticari ilişki boyunca kur farkı faturasının düzenlenmediğini, fatura üzerindeki TL karşılığında ödemelerle ticari ilişkinin devam ettiğini, raporda ve kararda 3 adet kur farkı faturasından ve söz konusu kur farkı faturalarına itiraz edilmediğinden bahsedildiğini, ne var ki 5 yıllık ticari ilişki boyunca sadece 6 ay içerisinde düzenlenmiş üç adet kur farkı faturasının hiçbir surette bu yönde taraflar arasında bir anlaşma veya uygulama olduğu anlamını taşımayacağını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında rapora ve defter incelemesine yaptıkları itirazlar sonucunda söz konusu hususların incelenmesi halinde açıklığa kavuşacağını, bilirkişi tarafından bu yönde  araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, eksik rapora göre karar verildiğini, uzman yeni bir bilirkişiden rapor alınması taleplerinin kabul görmediğini, kabul anlamına gelmemekle beraber kur farkı alacağından bahsedilmesi halinde  dahi ihtilaf konusu faturanın hangi fatura ve dayanak belgeye istinaden düzenlendiği, fatura tarihleriyle ödeme günleri arasında kur farkı alacağı olması iddia edilmekte iken kur farkı alacağının olup olmadığının tespiti ve faturaların tek tek ele alınması fatura tarihleri, vade tarihleri, ödeme tarihleri ve buna göre kur farkı oluşup oluşmadığının tespiti ile haklılığı ve doğrululuğuna ilişkin detaylı ve dökümlü inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, tablodaki verilerin yapılan hesaplamada ne şekilde dikkate alındığının anlaşılamadığı gibi gelişi güzel eksik bir kanaate varıldığını, bilirkişi kök ve ek rapora itiraz ettiklerini,  gerekli ve yeterli değerlendirme yapılmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi sebebiyle davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, dava dilekçesinde yargılama gideri ve avukatlık ücreti talep edilmemişken davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın  kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini veya dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, ticari satımdan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, kur farkı alacağına dair yazılı bir sözleşmenin olmadığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takip konusu alacağın dayanağı olan kur farkı faturasından doğan alacak hakkının sübuta erip ermediği, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesinin isabetli olup olmadığı, talep edilmemesine rağmen mahkeme tarafından yargılama giderleri ile vekalet ücretine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.  Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı adına 28.11.2018 tarihli  dokuz ay sonucu kur değerlemesi adı altında KDV dahil toplam 92.319,40 TL tutarlı fatura düzenlendiği, taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında davacı şirketin davalı adına 2017-2018 yıllarında değişik tutarlarda EURO bazında çok sayıda faturalar düzenlediği, davacı şirket tarafından 28.11.2018 tarihinde Kartal ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile döviz cinsinden devam eden ticari ilişkiye bağlı olarak oluşan kur farkı gereğince cari hesap bakiyesinin hesaplandığı, şirketler arasında teamül kazanmış uygulama kapsamında ihtarname ekinde yer alan 19.11.2018 tarihli 92.319,40 TL bedelli kur farkı fatura tutarının ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 iş günü içerisinde  banka hesabına gönderilmesinin aksi halde hukuki ve icrai yollara başvurulacağının belirtildiği, davalının ihtarnameye karşı faturayı iade ettigi , davacı şirket tarafından 22.11.2018 tarihinde 11.629,50 EURO cari hesap alacağı ( 70.678,29 TL) tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı , alacak sebebi olarak 21.11.2018 vade tarihli cari hesap alacağının belirtilmiş olduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.  20.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; yapılan inceleme neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun davacı tarafın davalıya kesmiş olduğu 19.11.2018 tarih ve ... numaralı 9. ay sonu kur değerlemesi açıklamalı, KDV Dahil 92.319,40 TL. tutarındaki faturadan kaynaklandığının tespit edildiği, incelenen davacı şirkete ait 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, davalı şirketin 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, davacının yasal defterlerinde davalı taraf hesaplarını 120.01. A12 hesabında takip ettiğinin tespit edildiği, davacının davalıya kesmiş olduğu faturaları yabancı para birimi ( EURO ) üzerinden tanzim ettiği, kesmiş olduğu faturaların üzerinde tanzim tarihindeki yabancı para birimi kurunu belirttiğinin tespit edildiği, davacının davalıya ait 2017 yılı hesap ekstresinin incelenmesinde, 01. 01. 2017 açılış kaydında davalıdan 25.112,59 TL. alacaklı olduğu, 2017 yılında kesilen fatura ile yapılan tahsilatların defter kayıtlarına alındığı, 31.12.2017 tarihi itibarıyle davalıdan 97 026,56 TL. alacak devrettiğinin tespit edildiği, davacının davalıya ait 2018 yılı hesap ekstresinin incelenmesinde , 01. 0l .2018 açılış kaydında davalıdan 97.026,56 TL. alacaklı olduğu, 2018 yılında kesilen fatura ve yapılan tahsilatların defter kayıtlarına alındığı, 31.12.2017 tarihi itibarıyle davalıdan! 92.319,48 TL alacak devrettiğinin tespit edildiği, davacının taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu 19.11.2018 tarih ve ... nolu 9. Ay sonu kur değerlemesi açıklamalı faturanın 19.11.2018 tarih ve .. yevmıye numarası ile defter kayıtlarına intikal ettirdiğinin tespit edildiği, davalı şirketin 2018 yılı e-defter beratlarını yasal süresi içerisinde aldığının tespit edildiği, incelenen davalı şirkete ait 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, davalı şirketin 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulune uygun tasdik edildiği, davalının yasal defterlerinde davacı taraf hesaplarını 320.10.FO9 hesabında takip ettiğinin tespit edildiği, davalının davacıdan almış olduğu faturaların yabancı para birimi ( EURO ) üzerinden tanzim edildiği, faturaların üzerinde tanzim tarihindeki yabancı para birimi kurunun belirtildiğinin tespit edildiği, davalının, davacıya ait 2017 yıltı hesap ekstresinin incelenmesinde, 01.01.2017 açılış kaydında davalıya 25.112,58 TL. borçlu olduğu, 2017 yılında alınan fatura ve yapılan ödemelerin defter kayıtlarına alındığı, 31.12.2017 tarihi itibarıyle davacıya 97.026,55 TL borcu devrettiğinin tespit edildiği, davalının davacıya ait 2018 yılı hesap ekstresinin incelenmesinde , 01.01.2018 açılış kaydında davalıya 97.026,55 TL. borçlu olduğu, 2018 yılında kesilen fatura ve yapılan ödemelerin defter kayıtlarına alındığı, 31.12.2018 tarihi itibarıyle defter kayıtlarında davacıya borcunun bulunmadığının tespit edildiği, davacının davalıya kesmiş olduğu uyuşmazlık konusu faturanın davalının defter kayıtlarında yer almadığının tespit edildiği, davacı ile davalının uyuşmazlık konusunun davacının davalı tarafa kesmiş olduğu 19.11.2018 tarih ve ... nolu 9. ay sonu kur değerlemesi açıklamalı KDV dahil 92.319,40 TL tutarındaki fatura bedelinden kaynaklandığı, davacının davalı tarafa kesmiş olduğu mal ve hizmet faturalarını yabancı para birimi üzerinden ( EURO ) tanzim ettiği, düzenlenen faturaların üzerinde yabancı para biriminin TL karşılığı kur tutarının ayrıca gösterildiği, davacının ve davalının karşılıklı hesapları üzerinde yapılan incelemelerde aradaki fark olan 92.319,48 TL. tutarın , 97.319,40 TL. sinin davacı tarafın davalı tarafa kestiği ve kayıtlarına intikal ettirdiği kur değerleme faturası tutarı olduğu , kalan farkın (0,08 TL ) yabancı para kur çeviriminden kaynaklanan küsürat farkı olduğu, davacı tarafın davalı tarafa kesmiş olduğu mal ve hizmet faturalarını yabancı para birimi üzerinden ( EURO ) tanzim ettiği, düzenlenen faturaların üzerinde yabancı para biriminin TL karşılığı kur tutarının ayrıca gösterildiği,  davacının 2017 ve 2018 yıllarında 3 adet fatura ile toplam 9.466,83 TL tutarında kur farkı faturası kestiği, kesilen bu faturaların davalının yasal deftetlerine kaydettiği ve faturalara herhangi bir itirazın olmadığı, davacı defter kayıtlarının incelenmesinde davalının hesap bakiyesinin 92,319,48 TL olduğu, davalı defter kayıtlarının incelenmesinde davacının hesap bakiyesinin bulunmadığı, davacı tarafından davalıya kesilmiş ve davacı kayıtlarında bulunan uyuşmazlık konusu faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı, davacı tarafından davalıya kesilmiş bulunan uyuşmazlık konusu faturanın davalıya teslim edilip edilmediğinin ispatının davacıya ait olacağı belirtilmiştir. Davacı vekili, rapora beyan dilekçesinde; dava konusu faturanın ihtarname ile   30.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile müvekkiline iade edilerek ticari defterlerine işlenmediğini, raporda belirtildiği üzere müvekkili şirket tarafından 2017 ve 2018 yıllarında kesilen 3 adet toplam 9.466,83 TL tutarındaki kur farkı faturaların davalının yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının herhangi bir itirazda bulunmadığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili, rapora beyan dilekçesinde; müvekkili şirketin söz konusu kur farkı faturasını kabul etmediğini ve taraflar arasındaki ihtilafın bu sebepten kaynaklandığının sabit olduğunu, kur farkı faturasının düzenlenip ödeneceğine ilişkin bir anlaşma bulunmadığı gibi ticari ilişki ve uygulamaya göre de kur farkı ödeneceği yönünde teamül ve anlaşmanın söz konusu olmadığını, bilirkişi raporunda bu hususların tespitinin yapılmadığını, davacının kur farkı faturası  kesmesinin mümkün olmadığını, ticari ilişkinin 2013 yılından itibaren 5 yıl devam ettiğini, uzun süre devam eden ticari ilişki boyunca kur farkı faturasının düzenlenmediğini, herhangi bir itiraz ve hak talebine konu edilmediğini, 5  yıllık ticari ilişki boyunca sadece 6 ay içerisinde düzenlenmiş 3 adet faturanın hiçbir surette taraflar arasındaki ticari ilişkide kur farkı faturası kesilmesinin bir uygulama haline geldiği anlamını taşımayacağını, bir an için kabul edilse dahi faturanın miktar ve içeriğinin neye dayandığını, gerçekten kur farkı olup olmadığının anlaşılamadığını, bu konuda inceleme yapılmadığını belirterek, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını veya yeni bilirkişiye dosyanın tevdini talep etmiştir.26.06.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; dava dosyası içerisinde davacı ve davalı taraflar arasında yapılmış bulunan kur farkı uygulaması ile ilgili herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının davalıya kesmiş olduğu faturaları Yabancı Para Birimi ( EURO ) üzerinden tanzim ettiği, tanzim edilen faturalar üzerinde KDV dahil TL. tutarının ve yabancı para birimi TL karşılığı döviz kurunun yazılı olduğu, davacının davalıya kesmiş olduğu faturalar üzerinde faturaya ait ödeme vade tarihlerinin yazılı olduğu, davacının davalıya kesmiş olduğu uyuşmazlık konusu kur farkı faturasında esas alınan 1 EURO karşılığı TL. kurunu T.C. Merkez Bankasının 30.09.2018 tarihi itibarıyle davacının davalıdan yabancı para alacağının 22.125,68 EURO olduğu, TL. cinsinden defter kayıtlarında bulunan TL alacağnın ise 74.566,99 TL olduğu, davacının davalıdan olan 22.125,68 EURO alacağının 30.09.2018 tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankası Döviz Alış Kuru olan 6,9505 TL. ile hesaplaması yapıldığında davacının davalıdan olan 22.125,68 EURO karşılığı TL tutarın ( 22.125,68 EURO x 6,9505 TL. - 153.784,53 TL) 153.784,53 TL olduğu, davacının davalıdan olan değerlenmiş EURO karşılığı 153.784,53 TL. alacağından 30.,09.2018 tarihinde defter kayıtlarında gözüken 74.566,99 TL. nin düşülmesi sonucunda, oluşan kur farkı  (153.784,53 - 74.566,99 - 79.217,54 TL. ) 79.217,54 TL. olarak hesaplandığı, 30.09.2018 tarihi itibarıyle hesaplanmış olan 79.217,54 TL. tutarındaki kur farkının EURO karşılığı tutarı ( 79.217,54 TL. / 6,9505 ( KUR ) - 11.397,38 EURO olarak hesaplanmış olup bu tutar aynı zamanda takip tarihi itibarıyle davacının davalıdan olan yabancı para cinsinden (EURO ) kur farkı alacağı olduğu, taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşmenin bulunmadığı, davacı tarafından davalıya kesilen faturaların dönem içerisinde kesilmiş bulunan kur farkı faturası hariç olmak üzere Yabancı Para Birimi ( EURO ) üzerinden tanzim edildiği, tanzim edilen faturaların üzerinde faturaya ait Yabancı Para Biriminin 1 EURO karşılığı kur tutarının TL. karşılığının yazılı olduğu, dönem içerisinde davacının yabancı para birimi ile kesmiş olduğu faturalara davalının itirazı ile ilgili bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, dava dosyası içerisinde bulunan davacının davalıya kesmiş olduğu 2017-2018 yıllarına ait 3 adet kur farkı faturası olduğu, davalının daha önce tarafına kesilmiş bulunan kur farkı faturalarına bir itirazda bulunmadığı ve defter ve kayıtlarına intikal ettirdiği, takdir mahkemeye ait olmak üzere davacı ile davalının aralarındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsi üzerinden yapıldığı kanaatine varıldığı, davacı tarafından davalıya kesilmiş ve davacı kayıtlarında bulunan uyuşmazlık konusu kur farkı faturasını davalı defter kayıtlarında yer almadığı, 30.09.2018 tarihi itibarıyle yapılan hesaplamalar sonucunda davacının davalıdan: Katma Değer Vergisi Hariç ; 79.217,54 TL. karşılığı 11.397,38 EURO, Katma Değer Vergisi Dahil ; 93.476,70 TL. karşılığı 13.448,91 EURO kur farkı alacağı olduğu, davacının davalıdan olan yabancı para cinsinden olan kur farkı alacak tutarının aynı zamanda takip tarihindeki alacak tutarı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve ek raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Somut olayda, taraflar arasında bu konuda sözleşmenin bulunmadığı açıktır. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde faturaların malların döviz karşılığı satıldığı, faturalar üzerine TL karşılığının belirtildiği, vadenin aşılması halinde aylık %2 gecikme faizi uygulanacağının belirtildiği görülmektedir. Ayrıca bilirkişi raporunda, dava konusu fatura haricinde davacı tarafça üç adet kur farkı faturasının düzenlendiği, bu faturanın davalı tarafça kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple mahkemenin alınan bilirkişi raporu doğrultusunda buna dair talebin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca, takibe konu olan alacak faturadan kaynaklanan açık hesap alacağı olup, İİK'nın 67. maddesi kapsamında taraflarca bilinebilir ve likit bir alacak olduğundan, mahkemece kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik mevcut değildir. Diğer taraftan, davalı vekili tarafından her ne kadar  davacının talebi olmaksızın  davacı yararına vekalet ücreti takdir edilerek, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu istinaf konusu yapılmış ise de HMK'nın 323. maddesi gereğince vekalet ücreti, yargılama giderlerinden olup aynı yasanın 326. maddesinde  yazılı haller dışında  yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmesine yer verilmiştir. HMK'nın 297/1-ç bendinde ise  yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmın iadesi, varsa kanun yolları ve süresinin hükümde yer alması gereken hususlar arasında gösterilmiştir. Bu yasal düzenlemeler kapsamda, mahkemece tarafların açık talebi olmasa dahi yargılama giderleri hakkında resen karar vermesinde bir isabetsizlik olmadığnıdan,  davalı vekilinin  bu konulara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 3.531,92 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b5380ab3b028117","SID":"32220c824e20bd6d"}}