{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2202 <br>KARAR NO: 2024/146<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 25/11/2021<br>NUMARASI: 2014/332 Esas - 2021/1119 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/07/2011 tarihinde davalı ...'ın yönetimindeki ... aracın, müvekkilinin içinde bulunduğu ... plakalı araca çarparak yaralanmasına neden olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası Şile Devlet Hastanesine kaldırıldığını, kafa ve boyun travması bulunan müvekkilinin ortopedi ve nöroloji  uzmanları tarafından incelenmesi gerektiği belirtilerek Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, müvekkilinin kazadan dolayı büyük elem ve ıstırap duyduğunu yüzünde yara izi kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile 2.000,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 2.159,50 TL'ye yükseltmiştir. Davalı .. sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete 09/03/2011-2012 tarihleri arasında ... numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile 09/03/2011-09/08/2011 tarihleri arasında ... Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusur ve maluliyet oranının tespiti için ATK'dan rapor alınması, daha sonra da aktüer tazminat hesabı yaptırılması gerektiğini, temerrüde düşülmediği için kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini beyan  etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şikayetçi olmadığını, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, davacının sebepsiz zenginleşme peşinde olduğunu, dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, müvekkillerinin kaza olayının oluşumunda atfı kabil bir kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulüne; maddi tazminat talebi yönünden; davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 210,00 TL tedavi gideri, 549,50 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılar ... ve... Ticaret Ltd. Şti yönünden kaza tarihi olan 09/07/2011 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden (sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla) 21/05/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve sair taleplerinin reddine, manevi tazminat talebi yönünden; davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Ltd. Şti'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığı ifade edilerek sadece geçici iş göremez olduğu dönem yönünden kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından müvekkilinin meslekte kazanma gücü kayıp oranının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadan iyileştiğinden bahisle maluliyet oranı belirlendiğini, davacının maluliyet oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre hareket edilmesi gerektiğini, maluliyetin sadece fiziksel maluliyet olmayıp yaşanan kazaların kişilerde psikolojik maluliyete sebebiyet verdiğini, mahkemenin bu durumu gözönünde bulundurmadığını, maddi tazminat talebi yönünden mahkeme kararının kaldırılması halinde karar tarihinde bilinen dönem ücretlerinin değişmiş olacağından yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini,  yargı mercileri tarafından hakaret gibi nedenlerle açılan davalarda 10.000,00 TL civarında manevi tazminata hükmedilirken yüzünde kalıcı iz kalan müvekkili için 8.000,00 TL tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. ATK  2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 09/12/2020 tarihli raporda; ATK 3. İhtisas Kurulu’nun 02/03/2016 tarih ve 4149 sayılı mütalaasında, mevcut belgelere göre ...'in 09/07/2011 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle yüz sınırları dahilindeki izlerin muayyen bir mesafeden bakıldığında belirgin dikkat sarfetmeden görülebildiği cihetiyle yüzde sabit iz niteliğinde olduğunun mütalaa olunduğu, buna göre ...'in trafik kazası sebebiyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından malüliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 2 haftaya kadar uzayabileceği yönünde görüş belirtilmiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanununda ne de  Türk Borçlar Kanununda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan  09/12/2020 tarihli raporda, 09/07/2011 kaza tarihinde uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya koyar şekilde yapılan değerlendirmeye göre  mevcut yaralanmasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından malüliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 2 haftaya kadar uzayabileceği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ATK tarafından düzenlenen raporlar istinaf talep eden davacı vekiline  HMK'nın 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde, davacı vekilinin müvekkilinin psikolojik rahatsızlıkları olduğunu beyan  etmediği anlaşılmaktadır. Sunulan tedavi belgeleri arasında da davacının psikolojik tedavi gördüğüne ilişkin kanıt ve rapor bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlenemeyeceğinden davacı vekilinin  bu hususa ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  Somut uyuşmazlıkta  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı  da yerinde değildir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0bbac544b30cc3d3","SID":"87c28663f9c96424"}}