{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1912 <br>KARAR NO: 2024/160<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/04/2023<br>NUMARASI: 2019/547 Esas -  2023/341 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ve diğer davalının da maliki/sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın yaya konumundaki vekil edenine çarpması neticesinde meydana gelen 05/12/2013 günlü trafik kazasında davacının ağır bir biçimde yaralanarak uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığını ve vücudunda da sabit iz oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde de davalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla iş göremezlik/maluliyet nedeniyle uğranılan zarara karşılık olmak üzere 15.000,00-TL maddi tazminatın, kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen ve ayrıca 10.000,00-TL manevi tazminatın da sigorta şirketi dışında kalan diğer davalıdan olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; 17/07/2017 günlü ıslah dilekçesi ile de tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminata ilişkin istek miktarını 17.377,97-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalılar vekilleri aracılığıyla ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Davacı tarafından açılan ve mahkemenin 2015/416 esasına kaydedilen davanın yargılaması sonucunda mahkemece: davacının yaralanmasıyla sonuçlanan 05/2/2012 günlü trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsünün %30 oranında, davacı yayanın ise %70 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza neticesinde %25,2 oranında meslekte kazanma gücü oranını kaybettiği, iyileşme süresinin de 18 ay olduğu benimsenerek 03/10/2016 teslim tarihli aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminata ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin talebin ise kusur durumu gözetildiğinde kısmen kabulüne karar verilmesinin uygun olacağı şeklindeki özet gerekçeyle; -Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Maddi tazminat yönünden 17.377,97 TL tazminatın davalılardan ... yönünden olay tarihi 05/02/2013 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, -Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, tarafların kusur durumu nazara alınarak 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 05/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...a ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.Söz konusu bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 10/10/2019 gün 2017/2166 esas - 2019/3647 karar sayılı ilamla;  \"Davalılar arasında ZMMS sigortacısı olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli bulunmasına ve bu davalının ikametgahına göre davanın yetkili yerde açılmasına, TCK 89 ve 66. Maddeleri uyarınca zaman aşımı süresi dolmamış olmasına göre, buna yönelik istinaf taleplerinin reddine, kararın kaldırma ve iade gerekçesine göre diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dava konusu trafik kazasında tarafların kusur oranlarının belirlenmesi açısından gösterdikleri tanıklar dinlendikten sonra var ise hazırlık soruşturması evrakları da getirtilerek gerektiği takdirde olay yerinde keşif  ve bilirkişi incelemesi yapılarak kusur oranlarının belirlenmesi gerektiği,  ancak davacı tarafından bu yönde gösterilen tanıkların dinlenmediği, yine davacı tarafından gösterilen tanıkların gelir durumuna ilişkin tanıklıklarına da başvurulmadığı, bu haliyle davacı delillerinin hiç toplanmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü...\" gerektiğine işaret edilmek suretiyle ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-a/6 kapsamında kaldırılarak dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararından sonra; İstanbul 3.  Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan ve görülmekte olan dava ile birleştirildiği anlaşılan 2022/345 esas sayılı davaya esas dava dilekçesinde davacı vekili özetle; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2019/547 esas sayılı tazminat talepli davada İBAM'since verilen kaldırma kararından sonra karar doğrultusunda temin edilen bilirkişi raporu ile vekil edeninin uğradığı geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının toplam 30.731,10-TL olduğunun belirlendiğini beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla asıl davada talep edilmeyen 13.350,00-TL bakiye tazminatın kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline  karar verilmesini istemiş ve  işbu  davanın asıl dava ile birleştirilmesini talep etmiş ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2022/345 esas sayılı dava dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesinden sonra dosyaya sunulan 20/03/2023 günlü dilekçe ile de; birleşen dava bakımından talep edilen maddi tazminata ilişkin istek miktarını 33.040,00-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, taraf beyanları, asıl dava yönünden dairece verilen kaldırma kararı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2017/2166 Esas 2019/3647 Karar sayılı kaldırma ilamında  tarafların kusur oranlarının belirlenmesi açısından gösterilen tanıkların dinlenmesi,  soruşturma dosyasının getirtilmesi daha sonrasında  yerinde keşif  ve bilirkişi incelemesi yapılarak kusur oranlarının belirlenmesi  istenmiş ise de, davacı taraf  bildirdikleri  tanıkları hazır edemeyeceklerini ve tanık dinletmekten  ve keşif talebenden vazgeçtiği beyan etmiştir. Davalı tarafın Kusur oranlarına ilişkin  istinafı bulunmadığından, daha önce alınan kusur oranı yönünden davacı lehine kazanılmış hak doğduğu diğer taraftan da davacının tanık dinletmekten ve keşif talebinden vazgeçerek önceki kusur oranlarını kabul etmiş  olması nedeni ile kaldırma kararı öncesinde alınan kusur raporu hükme esas alınmıştır. Karar tarihine en yakın gelir durumunun tespiti için dosya yeniden aktüerya bilirkişisine tevdi edilerek yeni zarar raporu alınmış alının rapor doğrultusunda davacı vekili İstanbul l 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/345 Esas 2022/412 Karar sayılı dosyasından birleştirme taleple ek dava açmış ilgili davanın mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Alının maluliyet raporu, kusur ve hesap raporu doğrultusunda davacı tarafın sürekli iş gücü kaybına uğramış olduğu anlaşıldığından davacı tarafın  ıslah dilekçesi de gözetilerek  asıl davanın kısmen kabulü ile  17.377,97 TL  sürekli iş göremezlik zararınınn davalılardan ... yönünden olay tarihi 05/02/2013 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, Mahkememizde birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/345 Esas 2022/412 Karar sayılı birleşen davadaki tazminat isteminde ise, dava dilekçesi ıslah ve bilirkişi raporu dikkate alınarak 3.824,56-TL geçici iş göremezlik ve 29.215,44-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 33.040,00-TL maddi tazminatın davalılardan ... yönünden olay tarihi 05/02/2013 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine.. karar verilmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin talep bakımından da; kusur durumu ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin uygun olacağı açıklanmak suretiyle;  -Asıl Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Maddi tazminat yönünden 17.377,97 TL tazminatın davalılardan ... yönünden olay tarihi 05/02/2013 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, -Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, tarafların kusur durumu nazara alınarak 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 05/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'a ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, - Mahkememizde birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/345 Esas 2022/412 Karar sayılı birleşen davanın Kabulü ile, -3.824,56-TL geçici iş göremezlik ve 29.215,44-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 33.040,00-TL maddi tazminatın davalılardan ... yönünden olay tarihi 05/02/2013 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili, davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri; kaldırma kararı öncesi yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince verilen 2015/416 esas - 2017/596 karar sayılı ilam gereğince hüküm altına alınan 17.377,97-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın tahsili amacıyla davacı tarafından müvekkili ve diğer davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı  dosyası kapsamında başlatılan icra takibi nedeniyle vekil edeni sigorta şirketi tarafından sorumlu oldukları miktar  ( 28.592,00-TL) kadar tazminat ödemesi yapıldığı, kalan tutar da diğer davalı tarafından ödendiği ve bu suretle icra dosyası infazen kapatıldığı gözetilerek asıl davaya konu taleplerle ilgili olarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yeniden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca davalı araç sürücüsünün %30 oranında kusuru olduğu kabul edilse dahi hükme esas alınan bilirkişi raporundaki maddi tazminata ilişkin hesaplamanın fahiş nitelik taşıdığı, keza diğer davalı tarafından davacıya yapılan 5.720,00-TL'lik ödemenin mahkemece dikkate alınmamasının da isabetsiz olduğu ve geçici iş göremezlik tazminatının esasen trafik sigortası poliçesinin teminatı dışında bulunduğunun da  karar yerinde gözetilmediği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri; mahkemece verilen önceki karara konu tüm tazminatlar (-maddi-manevi) davacı tarafa ödendiği halde, kaldırma kararından sonra vekil edeni aleyhine yeniden tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca vekil edenince davalıya yapılan ödemelerin hesaplamada dikkate alınmamasının doğru olmadığı, keza davacının geçici iş göremezlik tazminatını talep edebileceği kurumun SGK olduğunun da karar yerinde gözetilmediği gibi mahkemece SGK tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının da incelenmediği, sonuç itibariyle eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Davacı vekilinin istinaf nedenleri ise; maddi tazminata ilişkin olarak hükme esas alınan bilirkişi raporlarına yönelik olarak yargılama sırasında ileri sürdükleri itirazlar dikkate alınmadan karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, ayrıca kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü %100 oranında kusurlu olmasına rağmen sadece %30 oranında kusurlu sayılmak suretiyle hüküm tesis edilmesi sonucunda tazminata hükmedildiği ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının da  hakkaniyetle bağdaşmayacak biçimde az belirlendiğine ilişkindir. Görülmekte olan  dava trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup; 1-Mahkemenin 2015/4416 esasına kayıtlanan asıl davada, davacının 10.000,00-TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle 15.000,00-TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, söz konusu yargılama sırasında temin edilen 03/10/2016 teslim tarihli aktüer bilirkişi raporuna itiraz edilmekle birlikte bu rapor doğrultusunda ve fazlaya dair tüm dava ve talep hakları saklı tutmak kaydıyla, 17/02/2017 günlü ıslah dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin tazminat miktarının 17.377,97-TL'ye arttırıldığı ve ilk derece mahkemesince 03/10/2016 teslim tarihli bu raporun hükme esas alınması neticesinde verilen 05/07/2017 günlü  karara karşı, davacı tarafça kusur ve gelire ilişkin tespitlerin hatalı olduğuna dayanılarak; davalı ... tarafından da görev, yetki ve zaman aşımı itirazlarının dinlenilmediği, kusur raporunun hatalı olduğu, davacıya yapılan ödemelerin de gözetilmediği ve hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu ileri sürülmek suretiyle istinaf yasa yoluna başvurulduğu; dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde,  davalı ...'ın görev, yetki ve zaman aşımına ilişkin istinaf itirazlarının reddedildiği, buna karşılık davacının kusura ve gelire ilişkin istinaf itirazları  kabul edilerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırıldığı ve kaldırma kararının gerekçesine göre de  davacının ve davalının  diğer istinaf  itirazlarının değerlendirme dışı bırakıldığı ve  kaldırma kararından sonra yapılan  müteakip yargılama sırasında temin edilen  23/03/2022 günlü  aktüer bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafça  maddi tazminata ilişkin olarak birleştirilen ek davanın açıldığı ve bakiye 13.350,00-TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesinin istenildiği; Davacının birleşen ek davaya dayanak kıldığı 23/03/2020 günlü aktüer bilirkişi raporunun %30-%70 kusur ve  %25,2 maluliyet oranı ile 18 ay geçici iş göremezlik süresi üzerinden ve gelirin de AGİ hariç asgari ücret olduğu varsayımından hareketle TRH 2010 yaşam tablosu verilerine göre düzenlendiği ve buna göre de davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik toplam maddi zarar tutarının 30.731,10-TL olduğunun bildirildiği ve 23/03/2022 günlü aktüer bilirkişi raporuna karşı taraf itirazları gözetilerek temin edilen 20/02/2023 günlü bilirkişi raporunda da davacının talep edebileceği toplam tazminat miktarının 50.919,60-TL olduğu sonucuna varıldığı ve buna göre birleşen dava yönünden  bedel arttırımı (ıslah) yoluna gidildiği, dosya kapsamından anlaşılmakta olup; bundan ayrı davacı, gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu ve kazanın meydana gelmesinde de davalı araç sürücüsünün daha yüksek oranda kusurlu olduğunu kanıtlayabilmek yönünden dinlenmesini istediği tanıkları dinletmekten daha sonra  vazgeçtiği ve mevcut delil durumuna göre karar verilmesini talep ettiği tespit edilmiştir. Hal böyle olunca; İTÜ öğrenim üyesi ve Adli Tıp Trafik Dairesi eski uzmanı olan Dç Dr ...'nun katılımı ile düzenlendiği anlaşılan 03/10/2016 teslim tarihli bilirkişi raporundaki kusura ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun, denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu belirlemelerin olayla ilgili olarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürüldüğü anlaşılan soruşturma dosyasındaki tespitlerle de örtüşmesi karşısında  (-kaza tespit tutanağı bulunmamaktadır) mahkemece kusur yönünden söz konusu bu  raporun hükme esas alınmasında bir yanılgı olmadığı gibi davacının mesleğini ve  asgari ücretin üzerinde gelire sahip olduğunu da somut olarak kanıtlayamadığı gözetildiğinde gelirin asgari ücret olduğu varsayımıyla yapıldığı anlaşılan hesaplamanın da doğru bulunmasına göre; davacı vekilinin kusurun ve gelirin hatalı tespit edildiği ve bu nedenlerle maddi tazminatın eksik hesaplandığına ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davacı vekilinin hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkin istinaf itirazına gelince;  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Kazanın meydana geldiği tarih (-05/12/2013), oluş şekli, kusur durumu (-davacının %70 oranında, davalı araç sürücüsünün ise %30 oranında kusurlu oluşu) davacının yaralanmasının özellikleri (- davacı kaza neticesinde vücudunda kemik kırığı oluşacak ve 18 ayda iyileşebilecek biçimde yaralanmış olup, %25,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiştir.), davacının yaşı (-61), böyle bir kazanın ve sonuçlarının kalan yaşamında yaratacağı etki, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü ve  manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması, ancak tatmin duygusuna ulaşılacak kadar olması gereği ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda; mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine göre yetersiz olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin hüküm altına alınan manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Davalıların istinaf itirazları birlikte değerlendirildiğinde; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle kaldırma kararından ve ek davanın birleştirilmesinden sonra karar tarihine en yakın tarihteki yasal verilere göre düzenlendiği anlaşılan 20/02/2023 günlü aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin dosyaya oluşa ve güncel yargısal uygulamalara uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi karşısında hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilememesine, her ne kadar davalı ... tarafından davacıya  peyderpey toplam 5.750,00-TL ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, bu ödemeler belgelendirilmediği gibi yapılmış olsa bile hangi zarar kalemine ilişkin olduğu ve ne maksatla yapıldığı açıklanmadığından, mahkemece esasen atıfet niteliği taşıyan ödemelerin tazminat hesaplamasında dikkate alınmamış olunmasının da doğru olmasına; ayrıca emekli olduğu anlaşılan davacının aktif sigortalı olmaması nedeniyle talep konusu kaza kapsamında kendisine geçici veya sürekli iş göremezlik ödemesi yapılmadığının, Cibali Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından dosyaya gönderilen 22/03/2016 tarihli cevabi yazıyla açıkça bildirilmiş olmasına göre, konuya ilişkin eksik inceleme tespit edilememesine; Tüm bunlardan ayrı; davalı tarafça önceki karar gereğince hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların davacı tarafça başlatılan icra takibi neticesinde tamamen ödendiği, bu nedenle de asıl dava bakımından yeniden hüküm tesis edilemeyeceği ve hatta ödeme nedeniyle davanın reddi gerektiği ileri sürülmüş ise de; böyle bir ödemenin  davayı sonuçlandıracak rızaya dayalı bir ödeme niteliğinde olmaması nedeniyle  davanın reddi veya  konusuz kalması gibi bir sonuç  doğurmayacak  olması karşısında; istinaf incelemesi neticesinde isabetsiz olduğu  sonucuna varılarak kaldırılan bir kararı müteakip yapılan yargılama neticesinde, tarafların iddia ve savunmaları ile kaldırma kararından önce ve sonra toplanan tüm delillerin yeniden değerlendirilmesi neticesinde ulaşılan duruma göre yeniden hüküm tesis edilmiş olmasının doğru bulunmasına ve   kaldırma kararına konu bir ilama dayanılarak başlatılan icra takibi neticesinde  yapılan ödemelerin, iş bu istinaf incelemesine konu kararın infazıyla  ilgili bir durum teşkil etmesine ve iş bu incelemeye konu kararın infazında gözetilmesinin mümkün olmasına göre; davalıların açıklanan hususlara yönelik istinaf başvurularının  yerinde olmadığı reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı sigorta şirketi vekili, davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının yukarıda bentler halinde gösterilen nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalılardan asıl ve birleşen ek davaya konu  maddi tazminat bakımından birlikte alınması gereken toplam 3.444,04-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, istinaf başvurusu sırasında davalı sigorta şirketi tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 1.129,90-TL ile diğer davalı tarafından yatırıldığı anlaşılan 950,00-TL harcın harcın düşümü ile kalan  1.364,14-TL bakiye  istinaf ilam harcının istinaf eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf eden davalı ...'dan manevi tazminat bakımından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca  alınması gereken 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye  gelir kaydına, 4-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 269,80-TL harcın düşümü ile kalan 157,80-TL bakiye  ilam harcının  davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca; istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama  giderlerini ise  yapan  üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6084e1a586d389f","SID":"f1b835448fac946f"}}