{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/2242 <br>KARAR NO: 2024/164<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/06/2023<br>NUMARASI: 2014/142 Esas -  2023/335 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, diğer davalının sevk ve idaresindeyken yaya konumunda bulunan vekil edenine çarpması suretiyle meydana gelen 06/02/2012 günlü trafik kazasında, müvekkilinin sağ dizinde kırık oluşacak biçimde yaralanarak uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığını, bacağına platin takıldığını ve kontrollerinin halen devam etmekte olduğunu, bacağındaki platin çıkarılsa dahi bacağının eski işlevine asla dönemeyeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen, 10.000,00-TL manevi tazminatın da davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalı ...'tan kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak vekil edenine verilmesini istemiş, 14/09/2021 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de  maddi tazminata ilişkin istek miktarını 5.874,13-TL'si geçici, 89.138,38-TL'si de kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin olmak üzere toplam 95.012,51-TL'ye çıkarttıklarını açıklamış,  müteakip sunduğu 20/09/2022 günlü dilekçede 1.000,00-TL'lik maddi tazminatın 900,00-TL'sinin iş göremezlik, 100,00-TL'sinin de ameliyat ve hastane masrafına ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuş; diğer davalı ise yargılama oturumlarına katılmamış dava ile ilgili herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; Davacının yaralanmasıyla sonuçlanan 06/02/2012 günlü trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, davacının kaza neticesinde %18 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin de 9 ay olduğu benimsenmek suretiyle 20/05/2021 günlü aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davalı vekili tarafından bedel arttırım dilekçesine karşı yaptığı itirazda; arttırıma konu alacağın zaman aşımına uğradığını ileri sürmüş ise de, görülmekte olan davada uygulanması gereken zaman aşımı süresinin 8 yıllık uzamış ceza zaman aşımı süresi olduğu, davanın da belirsiz alacak davası niteliği taşıdığı, bu durumda dava açılmakla zaman aşımı süresi kesileceğinden, davalı vekilinin zaman aşımı itirazlarının yerinde olmadığı şeklindeki özet gerekçeyle;  -Maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, 95.012,51TL maddi tazminatın (5.874,13TL geçici iş görmezlik, 89.138,38TL sürekli iş görmezlik) taleple bağlılık ilkesi gereği 94.912,51TL tazminat olarak kabulüne, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, (Davalı sigorta şirketi yönünden 02/07/2013 tarih itibariyle sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 06/02/2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,) -Manevi tazminat yönünden davalı ... yönünden davanın kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın 06/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri; ıslah zaman aşımına yönelik itirazların her ne kadar ilk derece mahkemesince davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle reddedilmiş ise de, bu yöndeki belirlemenin hatalı olduğu, zira dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğunun açıklanmadığı, bu durumda davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi ve ıslah tarihi itibariyle tüm zaman aşımı sürelerinin geçirildiğinin gözetilmesi gerektiği; ayrıca davacının bakiye yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre değil, PMF yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekirken sadece Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin görüşü doğrultusunda TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının isabetsiz bulunduğu, kabule göre de vekil edeni şirket sadece maddi tazminatla sorumlu  tutulduğu halde mahkemece hüküm altına alınan tazminatların toplamı üzerinden hesaplanan karar ve ilam harcı bakımından davalılar arasında herhangi bir ayrıma gidilmeksizin müvekkilinin diğer davalıyla birlikte sorumlu tutulmasının ve yine manevi tazminatla sorumlu tutulmayan vekil edeninin manevi tazminat bakımından da davacı taraf yararına belirlenen vekalet ücretinden diğer davalıyla birlikte sorumluluğu yoluna gidilmesinin ve yine kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarı 94.912,51-TL olduğu halde, 104.912,51 TL üzerinden vekalet ücreti belirlenmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. 1-6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. maddesinde” (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası  açabilir. (2) Karşı  tarafın verdiği  bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir.  Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak  miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Somut olayda dava açan dilekçede; davanın HMK'nın 107.maddesi kapsamında açılmış belirsiz alacak davası olduğu açıkça bildirilmemiş ise de, dava dilekçesinde dava konusu trafik kazası neticesinde yaralanan davacının uğradığı beden gücü kaybı nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000,0-TL tazminat talebinde bulunulduğu, davacının bacağına platin takılması sebebiyle kontrollerinin halen devam etmekte olduğu ve uğradığı maluliyetin bilirkişi aracılığıyla tespiti gerektiği ileri sürülerek 1.000,00-TL tazminat talebinde bulunulmuştur. Bu durumda  davacı ...'ın geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı, taraflar açısından tartışmasız ve açıkça belli değildir. Davacının uğradığı bedensel zarar tutarının tespiti ancak yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi ile belli olacaktır. Hal böyle olunca davacı tarafından açılan davanın; özellikle ileri sürülüş biçimi ile davacı tarafın talebi göz önüne alındığında belirsiz alacak davası niteliği taşıdığı konusunda duraksamamak gerekir. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, davanın tamamı için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi, bu artırım nedeniyle zamanaşımı da söz konusu değildir. Hal böyle olunca mahkemece yazılı biçim ve şekilde davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan zaman aşımı definin yerinde olmadığı yönündeki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilemediğinden, bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Bundan ayrı; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak, tazminat isteğinde bulunan kaza zedenin bakiye ömrü daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli \"PMF\" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Yargıtay Özel Dairesi'nce Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla \"TRH 2010\" adı verilen \"Ulusal Mortalite Tablosu\" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilerek, içtihat değişikliğine gidilmiş ve Dairemizce bu yöndeki görüş benimsenmiş olduğundan (-Bkn. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5518 E. 2020/8884 K. Sayılı ilamı); davacının muhtemel bakiye yaşam süresi bakımından TRH 2010 yaşam tablosunun gözetilmesi suretiyle düzenlendiği anlaşılan aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında da herhangi bir yanılgı tespit edilemediğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. 3-Davalı vekilinin harç ve vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazlarına gelince;  (a)Görülmekte olan maddi ve manevi tazminat talepli davada, maddi tazminata ilişkin talep her iki davalıya, manevi tazminata ilişkin talep ise sadece davalı ...'a yöneltilerek açılmış ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda hüküm altına alınan maddi tazminat yönünden her iki davalının birlikte sorumluluğu yoluna gidilmiş, manevi tazminat bakımından ise sadece davalı ... sorumlu tutulmuştur. Bu durumda kabulüne karar verilen maddi ve manevi tazminatların toplamı üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmiş olması doğru ise de davalı sigorta şirketi; hükmedilen karar ve ilam harcından sadece sorumluluğu yoluna gidilen maddi tazminat miktarı ile sınırlı olacak şekilde diğer davalıyla birlikte sorumlu tutulabilir. (Bkn; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6611 esas - 2020/4503 karar sayılı ilamı) Hal böyle olunca, yerel mahkemece açıklanan bu husus üzerinde durulmadan ve herhangi bir oranlama yapılmadan tüm tazminatlar bakımından hesaplanan karar ve ilam harcının tamamından diğer davalı ile birlikte sorumluluğu yoluna gidilmesi doğru olmamıştır. (b)Keza; davalı sigorta şirketi sadece maddi tazminatla yükümlü tutulduğu, manevi tazminat bakımından herhangi bir sorumluluğu yoluna gidilmediğine göre kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden, davacı taraf yararına belirlenen avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağı konusunda duraksamamak gerekir.Ne var ki; mahkemece bu konuda da yanılgıya düşmek suretiyle; davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminata bağlı olarak belirlendiği anlaşılan \"9.200,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine\" şeklindeki hüküm oluşturulmuş olup, hüküm bu yönüyle doğru olmamıştır. (c)Tüm bunlardan ayrı; mahkemece kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarı 94.912,51-TL olduğu halde,  hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı da dahil edilmek suretiyle  toplam 104.912,51-TL üzerinden davalı taraf  aleyhine  fazla  ve mükerrer vekalet ücreti takdir edilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Ancak bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı sigorta şirketi tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan bu nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek  ve hükmün diğer bölümlerine dokunulmaksızın sadece hatalı olduğu sonucuna varılan hususların istinaf eden davalı yararına düzeltilmesi suretiyle yeniden  hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarih ve 2014/142 Esas 2023/335  Karar sayılı kararına karşı davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (3) nolu bentte maddeler halinde açıklanan nedenlerle KABULÜNE, öteki istinaf itirazlarının ise yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde gösterilen sebeplerle REDDİNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketi tarafından yatırıldığı anlaşılan 1.792,00-TL nispi  istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine  iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketi  tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise  takdiren  üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarih ve 2014/142 Esas-2023/335 Karar sayılı kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA, a/Maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, 95.012,51TL maddi tazminatın (5.874,13TL geçici iş görmezlik, 89.138,38TL sürekli iş görmezlik) taleple bağlılık ilkesi gereği 94.912,51-TL tazminat olarak kabulüne, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, (Davalı sigorta şirketi yönünden 02/07/2013 tarih itibariyle sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 06/02/2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,) b/Manevi tazminat yönünden davalı ... yönünden davanın kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın 06/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, c/Tüm talepler yönünden Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.166,57-TL karar ve ilam  harcından,  peşin/ıslah sırasında davacıdan alındığı anlaşılan 357,20-TL'nin düşümü ile kalan 6.809,30-TL bakiye ilam  harcının (- davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 6.155,60-TL ile sınırlı olmak kaydıyla)  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye  gelir kaydedilmesine, ç/Maddi tazminat yönünden davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince kısmen kabul edilen dava değeri olan 94.912,51-TL üzerinden hesaplanan 15.186,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, d/Maddi tazminat yönünden davalı Tasfiye Halinde ... Sigorta A.Ş.vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince kısmen reddedilen dava değeri olan 100,00TL üzerinden hesaplanan 100,00TL'nin davacıdan alınarak davalı Tasfiye Halinde ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine, e/Manevi tazminat yönünden davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 10.000,00TL üzerinden hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,f/Tüm talepler yönünden davacı tarafından yatırılan 357,20-TL peşin/ıslah harcı, 24,30-TL başvuru harcı gideri toplamı olan 381,50-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, g/Tüm talepler yönünden davacı tarafından yapılan 3,75-TL vekalet harcı gideri, 835,00-TL tebligat, posta gideri 2.105,00-TL ATK fatura bedeli ile 800,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.743,75-TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 3.740,10-TL' si nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3/Tüm talepler yönünden taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından arta kalanın ilgilisine  iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b020f8167452d56f","SID":"26923a8a95cf7cd7"}}