{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2404 - 2024/116<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/2404 <br>KARAR NO\t: 2024/116<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/396 Esas 2021/300 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 15/02/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili, 12.02.2020 tarihinde, davalı ... Bakanlığına ait dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki... plakalı araçla  davalı ... Sigorta AŞ’ne ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacılardan ...’in oğlu, ...’nin eşi, ...’nin babası, ... ve ...’ın kardeşi ...'nin vefat ettiğini, davacıların manevi yönden büyük acılar çektiğini, davalı sigorta şirketine 19.06.2020 tarihinde başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek davacı eş ... için 100.000 TL, davacı anne-baba ve çocuklar için ayrı ayrı 80.000‘er TL, davacı kardeşler için ayrı 50.000‘er TL olmak üzere toplam 570.000 TL manevi tazminatın 150.000,00 TL'sinin ... Sigorta AŞ ve ...'ndan müşterek müteselsil, 420.000,00 TL'sinin ...'ndan, ... Sigorta AŞ'den 09.07.2020 ve ...'ndan 12.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 61, 2918 sayılı KTK’nın 88/1, 110. ve Türk Borçlar Kanunun 163/1 maddeleri gereği teselsül hükümleri doğrultusunda davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir..<br>Davalı ... vekili, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığından usulden reddini, bakanlık aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davada idari yargının görevli olduğunu, bakanlığın tacir olmaması, kazanın Kastamonu'da olması nedeniyle mahkemenin görevli ve yetki olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın süresinde açılmadığını, Bakanlık sürücüsünün kusursuz olduğunu, davalı idarenin kusur ve kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, avans faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirkete 16.08.2019-16.08.2020 tarihleri arasında kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup İMMS limitinin 150.000 TL olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan kusur yönünden rapor alınmasını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>Mahkemece, davanın TBK'nın 56/2 maddesine dayalı olarak ...'nin vefatı nedeniyle müteveffanın eşi, çocukları, annesi, babası ve kardeşleri'nin manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından 16.08.2019- 16.08.2020 tarihleri arasında genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalandığı, ihtiyari mali sorumluluk manevi tazminat klozu ve 150.000,00 TL'lik limit bulunduğu, kaza tespit tutanağında, hazırlık dosyası ve ceza dosyasında alınan ATK raporuyla desteğin kusursuz, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün asli, davalı ... Bakanlığına ait araç sürücüsünün tali kusur olarak belirlendiği, davalı ... Bakanlığına karşı açılan davanın ticari dava olmamasına rağmen sigorta şirketine karşı açılan dava ile birlikte açıldığından, mahkemenin görevli olmakla birlikte bakanlığa karşı açılan davanın zorunlu arabulucuya tabi olmaması nedeniyle dava şartına ilişkin itirazın reddi gerektiği, davanın trafik kazasından kaynaklanması nedeniyle 2918 sayılı kanun gereğince davaya bakma görevinin adli yargıda olduğu, davanın süresinde açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillerden davalı ... Bakanlığına ait... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plakalı araçların karıştığı trafik kazası sonucunda ...'nin vefat ettiği, vefat nedeniyle eş, çocuk, anne, baba ve kardeş olan davacıların duyacakları acı ve elem nedeniyle TBK'nın 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat talep edebilecekleri, her iki araç sürücüsünün kusurlu olması nedeniyle davalı ... Bakanlığının işleten sıfatıyla, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi gereğince zarardan sorumlu oldukları gerekçesi ile; davacı ... ...'nin davasının kısmen kabulü ile, 75.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 35.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere)  davacı ... ...'nin davasının kısmen kabulü ile, 60.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 25.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere),  davacı ... ...'nin davasının kısmen kabulü ile, 60.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 25.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere)  davacı ... ...'nin davasının kısmen kabulü ile, 40.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 25.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere)  davacı ... ...'nin davasının kısmen kabulü ile, 40.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 25.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere)  davacı ...'in davasının kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davacı ...'nın davasının kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere)  davacı ... ...'in davasının kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı ... yönünden kaza tarihi olan 12.02.2020, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 11.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davacılar için hükmedilen tazminat bedelinin yetersiz olduğunu, kusur oranını kabul etmemekle birlikte; müteveffa ...‘nin ... plakalı araçta yolcu konumunda olup kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, müteveffa ...’nin yakınlarına verilen manevi tazminat miktarlarının tarafların ekonomik durumlarına, müteveffaya yakınlık derecelerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davada ... Sigorta AŞ yönünden davanın tam kabulüne karar verilmiş olup kısmen reddedilen kısmın ... yönünden olmasına rağmen bu husus göz önüne alınmadan, red vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalılara (hem ... Sigorta AŞ hem ...'na) verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne red vekalet ücreti hususundaki hatanın düzeltilip yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafların davalı Bakanlık aleyhine olan talebi değerlendirildiğinde, hizmet kusuruna dayalı olması ve emsal uygulamalara göre de İdari Yargının görev alanı içerisinde kaldığından davanın Bakanlık yönünden yargı yolu nedeniyle reddine ayrıca ...'nın tacir sıfatı bulunmadığından ve dava TTK'nın 4.Maddesinde sayılan ticari dava kapsamına girmediğinden; Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanında bulunmayan davanın HMK uyarınca da görev yönünden reddine, dava konusu olayın meydana geldiği yer itibariyle Ankara Mahkemeleri yetkisiz olup, davanın kaza yeri mahkemelerinde açılması gerekliliği nedeniyle yetki yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken bu yöndeki taleplerin reddinin yasaya aykırı olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden de davanın reddini içeren taleplerinin mahkemece dinlenmediğini, olayda, idarenin kusuru ve dolayısıyla sorumluluğu, iddia edilen zararla illiyet bağı bulunmadığını, davalı idareye ait aracın kusurlu olup olmadığı, varsa neye göre tespit edildiğinin, kazanın oluş şeklinin, dış etkenlerin, beklenmeyen öngörülmeyecek hallerin varlığı, üçüncü kişilerin kusur durumlarının incelenmesi gerektiğini, olayda idarenin bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, Borçlar Kanununun 55.maddesi gereğince de istihdam eden sıfatıyla Kuruma kusur izafe edilmesine imkan bulunmadığını, kamu görevlisinin sorumluluğu hususunun 30.04.1986 tarih ve 985/4309 Esas, 1986/466 K. Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile açıklığa kavuşmuş olup kamu görevlisinin kamusal görevini yerine getirmesi esnasında tamamen kendi iradesiyle ve kasti bir şekilde sebebiyet verdiği zararlarda eylem ile kamu görevinin yürütülmesi arasında herhangi bir bağ olmadığını, kamu görevlisi zarar doğurucu eylemini kamusal görevin yerine getirilmesi vesilesiyle yapmışsa, artık görev kusuru değil salt kişisel kusur söz konusudur.”denildiğini, bu açıklamalar ve düzenlemeler ışığında olayın oluşumunda Bakanlığın kusurlu ve kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, kaldı ki; dosya kapsamında da görüleceği üzere ...'nin vefatı ile neticelenen kazanın ... plakalı araç sürücünün kusuru sonucu meydana gelmiş olup idare araç sürücüsünün olayda kusuru bulunmadığını,  tazminatların fahiş olduğunu, manevi tazminata faiz yürütülmesi talebi dayanaksız olduğu gibi uygulamalar ve mevzuata da uygun olmadığını, davacıya bu olay sonucu ilgili idarelerden herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının ve Sosyal Güvenlik Kurumundan ödeme yapılmasına dair bilgilerin sorularak tazminat hesabında  dikkate alınması gerektiğini, yasal olarak yapılması gereken indirimlerin de yapılmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>HMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacılar vekili ile davalı Bakanlık vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan davacı eş, anne-baba çocuklar ve kardeşler tarafından açılmış manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>Davacı vekili, 12.02.2020 tarihinde, davalı ... Bakanlığına ait... plakalı araç ile davalı ... Sigorta AŞ’ne ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı  ... plakalı aracın çarpışması sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacılardan ...’in oğlu, ...’nin eşi, ...’nin babası, ... ve ...’ın kardeşi ...'nin vefat ettiğini belirterek davacı eş ... için 100.000 TL, davacı anne-baba ve çocuklar için ayrı ayrı 80.000‘er TL, davacı kardeşler için ayrı 50.000‘er TL olmak üzere toplam 570.000 TL manevi tazminatın 150.000,00 TL'sinin ... Sigorta AŞ ve ...'ndan müşterek müteselsil, 420.000,00 TL'sinin ...'ndan, ... Sigorta AŞ için 09.07.2020 ve ... için 12.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile teselsül hükümleri doğrultusunda davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece desteğin kusursuz, davalılardan ... Bakanlığına ait araç sürücüsünün tali, sigortalı araç sürüsünün asli kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı eş için 75.000,00 TL (Sigorta Şirketi 35.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere), davacı çocuklar için ayrı ayrı 60.000‘er TL (Sigorta Şirketi 25.000,00 ‘er TL ile sınırlı olmak üzere)anne-baba için ayrı ayrı 40.000‘er TL (Sigorta Şirketi 25.000‘er TL ile sınırlı olmak üzere), kardeşler için ayrı ayrı 15.000‘er TL (Sigorta Şirketi 5.000‘er TL ile sınırlı olmak üzere) olmak üzere toplam 320.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili manevi tazminat miktarlarının düşük olduğu, ve sigorta şirketi lehine hüküm altına alınan vekalet ücretine yönelik; davalı bakanlık vekili, yargı yolu, görev, yetki, kusur oranı ve illiyet bağı, manevi tazminat koşullarının oluşmadığına ve miktarına, bakanlık ve SGK tarafından yapılan ödemelerin araştırılmasına, faize yönelik istinaf isteminde bulunmuştur. <br>Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nun 56/2. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. ”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)<br>Somut olayda, iddia, savunma, 12.02.2020 tarihli saati 12.30 olan kaza tespit tutanağı, savcılık aşamasında alınan 13.03.2020 tarihli ATK raporu, ceza dosyasında alınan 19.03.2021 tarihli ATK raporu ve Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/20 Esasa sayılı dosyasında alınan 02.12.2020 tarihli bilirkişi kusur raporları ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; olay tarihinde davalı ... Bakanlığına ait araç sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki... plakalı kamyonla İstanbul Caddesi üzerinden Batı Çevre yolu istikametine girerek Gazi Kavşağına geldiği esnada aracın ön kısımları ile İhsan Gazi Caddesi'nden gelerek Çuhadaroğlu Sokak istikametine dönel kavşak içinden karşıya geçmek isteyen dava dışı ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ yan kısımlarına çarpması sonucu yaralanmalı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği kazanın oluşumunda ...’nin dur levhasına rağmen sağından ana yol üzerinden gelen ...’ın sevk ve idaresindeki araca ilk geçiş hakkını vermediği, kontrolsüz şekilde geçip davalı ...’in seyir durumunu tehlikeye düşürmekle kazada asli kusurlu olduğu, sürücü ...’ın kavşağa yaklaşırken hızını düşürmediğinden tali kusurlu olduğu, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...’nin kusursuz olduğu, desteğin ölümü nedeniyle davanın 2918 Sayılı KTK'nun 109/2 maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davalı Bakanlığın adresi, Sigorta şirketinin şube adresi, davalıların sıfatı nedeniyle mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, davalı Bakanlığa işleten sıfatı ile kazada kusurlu olduğu ileri sürülerek husumet yöneltildiğinden 2918 Sayılı Yasanın 110. maddesi gereğince davanın adli yargı yerinde görüleceği, davacılara davalı Bakanlık ve dava dışı kurumlarca yapılmış bir ödeme bulunmaması, davacıların kaza nedeniyle eş, evlat, baba ve kardeşlerini kaybettiğinin anlaşıldığı, olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu, davacıların çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacılar için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56/2. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması, hüküm altına alınan tazminatlara davalı Bakanlık yönünden haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanması, davalı sigorta şirketi lehine hüküm altına alınan vekalet ücreti doğru olmamakla birlikte bu durumun davalı Bakanlık tarafından istinaf konusu yapılmamış olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacılar ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen bütün istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere<br>1-Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın  353/1.b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gerekli 427,60 TL karar harcından peşin alınan 59, 30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına <br>4-Davacılar ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>5-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda davacılar ve davalı ... Bakanlığına iadesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 01.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a7ec71a0aa50d9d3","SID":"cff9507ab433f002"}}