{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/2319 <br>KARAR NO: 2024/61<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/06/2023<br>NUMARASI: 2018/1465 Esas -  2023/481 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... Sigorta A.Ş.nezdinde trafik sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç ile, davalı ... Sigorta A.Ş.nezdinde trafik sigortalı bulunan, davalı ...'ın maliki diğer davalı ...'in de sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucunda 16/06/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç içerisinde yolcu konumunda bulunan ve vekil edeninin eşi olan destek ...'in hayatını kaybettiğini belirterek (belirsiz alacak) fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan sigorta şirketleri bakımından dava tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle ve ayrıca  50.000,00-TL manevi tazminatında sigorta şirketi dışında kalan davalılardan kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; daha sonra verdiği bedel arttırım dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını 149.469,05-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili cevabında özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın vekil edeni şirket nezdinde trafik sigortalı olduğunu, sorumluluklarının poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istediklerini savunmuş, olmadığı takdirde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ve faizin de yasal faiz olması gerektiğini açıklamıştır. Davalılar ... ve ... vekili cevabında özetle; kazanın ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın tam kusuru sonucunda meydana geldiğini, bu nedenle vekil edenlerinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ayrıca müteveffanın hatır için taşındığı gözetilerek, belirlenecek tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmasını istediklerini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davalı ... Sigorta A.Ş.nezdinde sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç ile ... Sigorta A.Ş.nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın çarpışması sonucunda gerçekleşen trafik kazasında ..plaka sayılı araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının eşi ...'in hayatını kaybettiği, olayın gerçekleşmesinde ceza yargılamasına ilişkin dosya kapsamından alınan ve ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 09/05/2014 günlü raporda; ... plaka sayılı araç sürücüsü olan ve dava dışı bulunan ...'ın tam kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in ise kusurunun bulunmadığı açıklanmış ve görülmekte olan dava sırasında alınan bilirkişi raporunda da ...'in kusursuz olduğu belirlenmiş ise de, ATK raporunda ...'in gece vakti aracını ne şekilde park etmesi ve hangi tedbirleri alması gerektiği konusunda herhangi bir belirleme olmadığı, gene aynı ceza yargılamasında alınan İTÜ'de görevli öğretim üyelerince düzenlenmiş 22/01/2015 günlü heyet raporunda kazanın oluşumunda ...'in asli, ...'ın ise tali kusurlu olduğunun açıklandığı ve ceza yargılaması sonunda da bu rapora itibar edilerek davalı ...'in mahkumiyeti cihetine gidildiği, İTÜ'den alınan raporun olaya oluşa daha uygun gerekçeler içerdiği görüşünden hareketle, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'in %75 oranında, dava dışı sürücü ...'ın da %25 oranında kusurlu olduğu ve hesap bilirkişisi raporuna göre davacının 118.641,50-TL destek zararının oluştuğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalılar ... ve ... hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep etmişseler de, hatır taşıması indiriminin hatır taşımasını yapan araç sürücüsü ve işleteninin isteyebileceği, bu nedenle davalıların indirim talep edemeyecekleri, benimsenmek suretiyle, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporu doğrultusunda; -Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 118.641,50 TL'nin davalılar ... ve ... yönünden 16/06/2013 olay tarihinden itibaren diğer davalılar ... Sigorta A.Ş. Ve ... Sigorta A.Ş. Yönünden ise 03/02/2014 dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişen isteğin reddine, -Davalı ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 37.500 TL'nin 16/06/2013 olay tarihinden itibaren değişen ve değişecek yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişen isteğin reddine, karar verilmiştir. 27/04/2017 günlü bu karara karşı davalılardan ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş.tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen 15/11/2018 gün 2017/1215 Esas-2018/1310 Karar sayılı ilamla;  \"Olayla ilgili olarak Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde görülen, 2014/84 esas sayılı dosyasındaki yargılama sırasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 09/05/2014 günlü raporda kazaya karışan ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsü ...'in kusursuz olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın ise asli derecede tam kusurlu bulunduğu belirtilmiş, itiraz üzerine İTÜ öğretim görevlileri tarafından düzenlenen 22/01/2015 günlü heyet raporunda ise, ... plakalı kamyon sürücüsü ...'in asli kusurlu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın ise tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Görülmekte olan yargılama sırasında, görüşüne başvurulan bilirkişi Yrd.Doç.Dr. ... tarafından düzenlenen 07/01/2015 günlü kök ve 22/02/2016 günlü ek raporda davalı ...'in kusursuz olduğu sonucuna varılmış, itiraz üzerine Prof.Dr.Makine Yüksek Mühendisi ...'den alınan 31/08/2016 günlü raporda da olayın gerçekleşmesinde ...'ın %25, ...'in %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece,  ceza yargılaması sırasında İTÜ öğretim üyeleri tarafından düzenlenen rapor ile görülmekte olan yargılamada alınan 31/08/2016 günlü rapordaki değerlendirmelerin esas  alınmasıyla davanın kabulü yoluna gidilmiştir.Müteveffanın araç içerisinde yolcu olarak bulunması nedeniyle, kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, davanın teselsül hükümlerine dayanılarak açıldığı, bu durumda zarar sorumlularının kusur oranlarının ne olduğunun davacı bakımından esasen bir  önemi olmadığı belirgin ise de; istinaf yasa yoluna başvuran davalıların zarardan sorumlu tutulabilmeleri için kazanın oluşumunda az veya çok kusurlu olmaları zorunludur. Ancak, kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsü ...'in kusurlu olup olmadığı konusunda birbiri ile ciddi çelişkiler içeren raporlar nedeniyle duraksama  meydana gelmektedir. HMK'nın 266.maddesi hükmü uyarınca, mahkeme çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.Ne var ki  Mahkemece, özel ve teknik bilgiyi gerektiren kusur konusunda dosyada mevcut raporlar arasındaki ciddi çelişki bulunduğu halde bu çelişkileri giderecek, duraksamaları ortadan kaldıracak şekilde, doşyada mevcut bilirkişi raporlarını düzenleyen heyet ve kişilerin nitelikleri de gözetilerek; Karayolları Trafik Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi heyetinden tarafların iddia ve savunmaları ile dosyada mevcut tüm bilirkişi raporlarını irdeleyen ve denetime imkan sağlayan  rapor alınmadan, tarafların olaydaki kusur durumlarının ne olduğu hususu, duraksama oluşmayacak şekilde belirlenmeden bir takım yorum ve değerlendirmelerle yazılı biçimde karar verilmiş olması HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca yerinde görülmediğinden davalılar vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf itirazlarının kabulü ve aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.\" denilmek suretiyle; ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırıldığı ve kaldırma kararının gerekçeleri gözetildiğinde de; davalıların öteki istinaf itirazlarının değerlendirme dışı bırakıldığı görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararından sonra mahkemenin 2018/1465 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması sonucunda mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, kaldırma kararından önce ve sonra alınan bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılan 2014/84 Esas-2015/105 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin ilam ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; \"...açılan davanın davacının yolcu olarak bulunduğu ve davalı ... A.Ş'nin ZMMS ile teminat altına aldığı ... plakalı otomobil ile davalı ... Sigorta A.Ş'nin ZMMS ile teminat altına aldığı ...plakalı kamyonun çarpışması neticesinde yaralanan davacı için maddi ve manevi tazminat istemli alacak davası olduğu, davalılardan ...'ın ... plakalı kamyonun maliki/işleteni olduğu, diğer davalı ...'in ise ... plakalı aracın sürücüsü olduğu, mahkememizce ilk olarak 2014/45Esas numarasıyla açılan eldeki davanın 2017/448 Karar numarası ile karar çıkartıldığı ve maddi-manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul edildiği, bu kararda hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporunun ise 31/08/2016 tarihli olmakla davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'in  %75, dava dışı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise %25 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği ve bu kabulle hüküm kurulduğu, mahkememizce verilen bu karara karşı davacı vekilinin istinaf talebinde bulunmadığı, bilakis hükmün onanmasını talep ettiği, bu doğrultuda da hükmü icraya koyarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığı, davalı ... A.Ş'nin ve davalı ...'ın yapmış oldukları ödeme ile icra dosyasının 27/112017 de tamamen infaz edilip kapatıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararının verildiği tarihte de icra dosyasının infaz edilmiş olduğu, mahkememizce verilen ilk kararın sadece davalı ... Sigorta, ... ve ... tarafından  istinaf edildiği ve kaldırma kararı verildiği, kaldırma kararı doğrultusunda mahkememizce kusur raporu alındığı, 23/05/2022 tarihli kusur raporunda da davalı ...'in %65, dava dışı ...'ın ise %35 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, mahkememizce verilen ilk karara esas teşkil eden kusur raporu ile kaldırma ilamı doğrultusunda alınan yeni raporun esasen oransal manada küçük fark içermekte ise de asli tali kusur ayrımı manasında farklı olmayıp birbiri ile benzer olduğu, esasen kusur oranlarının değişmesinin de bu manada dosyada sonuca ilişkin bir değişikliğe sebep olamayacağı, istinaf ilamından dahi önce infaz edilen mahkememizin ilk hükmünün ve icar dosyası bilgilerinin davacı vekilince dosyamıza bildirilmediği, bu sebeple yargılamanın da herhangi bir ödeme olmadığı varsayımıyla devam ettiği, ta ki davalı ... A.Ş vekilinin 23/01/2023 tarihli itiraz dilekçesiyle mahkememizce icra dosyasından haberdar olunduğu, bunun üzerine ilgili icra dosyası celbedilmekle dosyanın infazen kapandığının anlaşıldığı, davacı vekilinin dosyaya sunduğu 17/06/2017 tarihli mahkememizce verilen ilk kararı istinad eden bir kısım davalıların istinaf dilekçelerine karşı beyan dilekçelerinde, mahkememizin 27/04/2017 tarih ve 2014/45 Esas, 2017/488 K. sayılı kararının onanması talep ettiği, bu sebeple kararı istinaf etmeyip hükmün onanmasını talep eden davacı ve davalı ... A.Ş yönünden mahkememizin ilk hükmünün usuli müktesep hak ve aleyhe bozma yasağı çerçevesinde kesinleştiğinin kabulü gerekeceği, istinaf eden davalılar hakkında ise kusur durumunun aleyhlerine değiştiğinden bahisle yine usuli müktesep hak ve aleyhe bozma yasağı gereğince ilk hükümden daha aleyhe bir hüküm tesis edilemeyeceği, davalı ... Sigorta AŞ.'nin kusur sorumluluğu ve teminat limit sorumluluğu kapsamında diğer davalılar ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olması ve mahkememizin 2014/45 Esas, 2017/488 K. sayılı kararında hüküm altına alınan 118.641,50 TL maddi tazminatın, T.C. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasına ferileri ile birlikte ödenmek suretiyle icra dosyasının 27/11/2017 tarihinde infaz edilmesi sebebiyle,  BAM kararından sonra kaldırma ilamı doğrultusunda alınan kusur raporundaki oran değişikliğinin de sonuca bir etkisinin olmadığı, bu itibarla davalı ... Sigorta AŞ. ile birlikte müştereken ve müteselsil sorumlu tutulan ve BAM kararından önce hükme esas alınan maddi tazminat miktarların ferileri ile davacı yana ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı mahkememizce değerlendirilmiş ve açılan davanın konusu kalmadığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş, davanın konusuz kalmasına rağmen yapılan ödemenin mahkememize BAM kaldırma kararından takriben 4 yıl sonra bildirilmiş olması ve icra dosyasına ödenen bedelin yargılama giderleri ve vekalet ücretlerini de kapsaması  beraber değerlendirildiğinde kaldırma ilamından sonra yapılan yargılama giderleri yapan tarafların üzerinde bırakılmış ve taraflar için ayrıca vekalet ücretine hükmedilmeyip infaz edilen önceki hükümdeki usuli kazanılmış haklar korunarak  aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesiyle; -Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, -Alınması gerekli 179,90 TL harcın davacı tarafından yatırılan 174,20 TL peşin harç ve 508,00 TL ıslah harcından mahsubu ile arta kalan  bakiye 502,3‬0 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, -Avukatlık asgari ücret tarifesine göre, infaz olunan hükümle reddedilen maddi tazminat yönünden davalı vekili için takdir olunan 9.200-00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, -Avukatlık asgari ücret tarifesine göre, infaz olunan hükümle reddedilen manevi tazminat yönünden davalı vekili için takdir olunan 9.200,00-TL maktu  vekalet ücretinin  davacıdan alınarak davalılara verilmesine, -Yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili ile davalılardan ... ve ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; mahkemece verilen önceki karar, BAM tarafından kaldırılmış olduğu için, istinaf incelemesinden önceki karar doğrultusunda yapılan bir ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığına hükmedilmesinin hatalı olduğu, mahkemece yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği, kabule göre de konusuz kalan bir davada HMK'nın 331/1 madde hükmü uyarınca tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine ve buna bağlı olarak da karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin ve vekil edeni yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının yasal dayanağı bulunmadığından, usul ve yasaya aykırı olduğu hususuna ilişkindir. Davalılar vekilinin istinaf nedenleri ise; kusura ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin hatalı olduğu, vekil edeni araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusursuz olduğuna ilişkin raporların yine dikkate alınmadığı, BAM kararlarının  tüm gereklerinin yerine getirilmediği, dolayısı ile kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı, ayrıca kararın gerekçesiz olduğu, sonuç itibariyle kazanın oluşumunda herhangi bir  kusuru olmayan vekil edenleri aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği ve kabule göre de manevi tazminata ilişkin talep sadece vekil edenlerine yöneltildiğinden, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminata ilişkin ret vekalet ücretinden sadece müvekkillerinin yararlandırılması gerekirken, herhangi bir ayrım yapılmaksızın söz konusu bu vekalet ücretinin davalılara ödenmesine şeklindeki belirlemenin isabetsiz olduğu gibi, maddi tazminata ilişkin olarak hükmedilen ret vekalet ücretinden de hangi davalının ne miktarda  yararlandırılacağının açıklanmamış olmasının da doğru olmadığına yöneliktir.Dava, trafik kazası sonucunda meydana gelen, ölüm olayına dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup, taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçelerinde açıkça ileri sürdükleri sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Davalılardan ... Sigorta A.Ş nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde trafik  sigortalı olan ve diğer davalılarında maliki ve sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı aracın karıştığı 16/06/2013 günlü trafik kazasında ... plaka sayılı araçta yolculuk etmekte bulunan ...'in hayatını kaybettiği ve ...'in eşi olan davacı tarafından eldeki davanın açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesince yapılan önceki yargılama neticesinde talep konusu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'ın %25 oranında, ... plaka sayılı araç sürücüsü olan davalı ...'inde %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm  tesis edildiği, mahkemece verilen 27/04/2017 gün 2014/45 Esas-2017/448 Karar sayılı ilama karşı sadece ... plaka sayılı aracın ZMM sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş ile ... plaka sayılı aracın sürücüsü ve maliki bulunan davalı gerçek kişiler vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın ZMM sigortacısı olan davalı ... Sigorta A.Ş ve davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmadığı; istinaf incelemesi neticesinde istinaf eden davalılar lehine verilen kaldırma kararından sonra istinaf yasa yoluna başvurmayan davalı ... Sigorta A.Ş tarafından dosyaya sunulan 23/01/2023 günlü dilekçe ile mahkemenin önceki kararı doğrultusunda davacı tarafça İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle, taraflarınca 118.641,30-TL ödeme yapıldığını bildirerek, yapılan bu ödemenin yeniden verilecek kararda dikkate alınmasını talep ettiği, ilk derece mahkemesince bu beyan gözetilerek, İstanbul Anadolu ... İcra dairesinin ... Esas sayılı dosyasına ait kayıt ve belgelerin getirtilmesinden sonra, yazılı biçim ve şekilde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, bu karara karşı da sadece davacı vekiliyle davalı gerçek kişiler vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.  1-İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazları incelendiğinde; Her ne kadar istinaf eden davalılar tarafından, talep konusu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in herhangi bir kusuru olmadığına ilişkin, bilirkişi raporları mevcut olup ve dahi kazanın oluşumunda taraf kusur durum ve oranlarının ne bulunduğu konusunda birbiriyle çelişik birden çok rapor olduğu halde, BAM kararında açıklanan biçimde yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın sonuca ulaşılmasının hatalı olduğu ileri sürülmekte ise de, Dairemizce verilen kaldırma kararında açıkça ifade edildiği üzere, görülmekte olan davada müteveffanın araç içinde yolcu olarak bulunması nedeniyle, kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun  olması mümkün olmadığından ve eldeki dava da  teselsül hükümlerine dayanılarak  açıldığından, kazaya karışan araç sürücüleri  kusur oranlarının  ne olduğu, davacı bakımından önemli değildir. Ne var ki istinaf yasa yoluna başvuran davalıların sorumlulukları yoluna gidilebilmesi için, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün az veya çok bir kusurunun olması gerekli ve yeterlidir. Somut olayda talep konusu kaza nedeniyle, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılan 2014/84 Esas-2015/104 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin ilamdan da anlaşılacağı üzere, sanık ...'in kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsü ...'ın ise tali kusurlu olduğu benimsenmiş ve her iki sanığın cezalandırılması yoluna gidilmiş ve sanık ... hakkında verilen karar Dairece verilen kaldırma kararından sonra Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle 26/05/2021 tarihinde kesinleşmiştir. TBK'nun 74. maddesinde \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz.\" denilmekte olduğundan ( benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53.maddesinde de mevcuttur), açıklanan madde hükmü karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları).  Ancak hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Y.HGK.10.1.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Y.HGK.23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları). Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.(Y.HGK.11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı).  Yani, ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna ve sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğine hükmedilemez. Bu durumda talep konusu kazanın oluşumunda davalı ...'inde kusurlu olduğu, ceza yargılaması sırasında kabul edildiğine ve davacının uğradığı zarar tek bir olaydan kaynaklanmakta olup, 2918 sayılı KTK'nun 88 ve TBK'nun 61 ve devamı madde hükümleri ile  yine TBK'nun 162 ve devamı madde hükümlerine göre; sigortacı dahil, haksız eylem sorumlularından her biri teselsül hükümleri uyarınca tam tazminatla yükümlü olduklarına ve  kusursuz veya bir miktar kusurlu olan davacı taraf, yasanın verdiği müteselsil talep hakkından açıkça vazgeçmedikçe , kendi kusuru dışında kusur sorumlularının tamamına veya bir kaçına ya da birine karşı dava açarak uğradığı zararın tamamının giderilmesini isteyebileceğine ve davacı taraf dışında kalan diğer kişi veya kişilere ait kusur oranları, zarar sorumlularının kendi iç ilişkilerini ilgilendiren bir husus olup, rücuda dikkate alınabilecek bir durum olduğuna göre, mahkemece davacının uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesinden istinaf eden davalıların  sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı gerçek kişiler vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davacı vekilinin ve davalıların diğer istinaf itirazları birlikte incelendiğinde;  Bilindiği üzere kural olarak ancak, bir uyuşmazlığın esası hakkında hüküm verilmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık çözüme kavuşturularak dava sonuçlandırılabilir. Bunun dışında davaya son veren taraf işlemleri ise HMK'da sayılmış olup, bunlar feragat, kabul ve sulh olma durumudur.  Somut olayda taraflar arasında yargılama sırasında yapılmış bir sulh anlaşması olmadığı gibi, davadan feragat veya davayı kabul etmek gibi bir işlemde yapılmış değildir. Dairemizce verilen kaldırma kararından önce yürütülen yargılama sonucunda; davacının davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat talepli davanın kısmen kabulü ile 118.641,50-TL maddi tazminatın davalılar ..., ..., ... Sigorta A.Ş ve ... Sigorta A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, fazlaya ilişkin istem ise reddedilmiştir. Yine davacının davalılar  ... ve ... aleyhine açtığı manevi tazminat  talepli davanın da kısmen kabulü ile 37.500,00-TL tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, aşan istem ise reddedilmiş ve bu karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince; önceki kararla birlikte davalıların birlikte sorumluluğuna gidilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının davalılar bakımından usuli kazanılmış hak oluşturacağı, bu miktarlar üzerinde davacı taraf yararına tazminata hükmedilmeyeceği ve fakat  dosyada mevcut icra dosyası bilgilerine göre önceki karar gereğinin tam olarak yerine getirildiği, bu şekilde icra dosyasının infazen kapatıldığı, kesinleşmemiş bir ilama dayanılarak başlatılan bir icra  takibi neticesinde yapılan ödeme/ödemelerin rızaya dayalı bir ödeme niteliği taşımadığı dolayısı ile eldeki davayı sonlandıracak nitelikte bir taraf işlemi bulunmadığı ve icra yoluyla yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasının mümkün olduğu da gözetilmek suretiyle  buna göre esas  hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekirken; icra dosyasına yapılan ödemeler nedeniyle davanın konusuz kaldığına karar verilmesi isabetsiz olmuştur,( Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2022/6902 Esas- 2022/10508 Karar sayılı ilamı) Tüm bunlardan ayrı kabule göre de; konusuz kalan bir davada yargılama giderlerinin nasıl belirleneceğine ilişkin HMK'nın 331/1 madde hükmü gereğince kaldırma kararından sonra  devam eden yargılama nedeniyle taraflarca  yapılmak zorunda kalınan yargılama giderlerinin haklılık durumuna göre paylaştırılması gerekirken; icra takibi neticesinde yapılan  ödemenin mahkemeye geç bildirilmiş olması olgusuna dayanılarak,  kaldırma kararından sonra yapılan yargılama giderlerinin yapan taraf üzerinde bırakılmasına hükmedilmesi ve hüküm altına alınan manevi tazminat bakımından sadece davalılar ... ile ...'ın sorumluluğu yoluna gidilmesi nedeniyle, manevi tazminat ret vekalet ücretinin de sadece adı geçen bu davalılar yararına takdir edilmesi gerekirken \"... davacıdan alınarak davalılara verilmesine\" şeklinde karar verilmiş olması da doğru olmamıştır. Ancak bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar ... ve ... vekili ile davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan bu nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan tüm usuli kazanılmış haklar ile harcın da  kamu düzeninden olduğu gözetilerek düzeltilmek  suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih ve 2018/1465 Esas- 2023/481  Karar sayılı kararına karşı davalılar ... ve ... vekili  ile davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle KABULÜNE; davalılar vekilinin  öteki istinaf itirazlarının ise  yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan sebeplerle REDDİNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran  davacı ve davalılar tarafından  yatırıldığı anlaşılan  istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde ilgili tarafa  iadesine, b-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise  takdiren üzerlerinde  bırakılmasına, ç-)İstinaf  yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin davanın esası hakkında verilecek kararda dikkate alınmasına, 2-)İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih ve 2018/1465 Esas- 2023/481 Karar sayılı kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, a-)MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ ile, 118.641,50 TL'nin davalılar ... ve ... yönünden 16/06/2013 olay tarihinden itabren diğer davalılar ... Sigorta A.Ş. Ve ... Sigorta A.Ş. Yönünden 03/02/2014 dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (-davacının; ilk derece mahkemesince verilen önceki kararı icra takibine koyması neticesinde, kararda belirtilen alacak kalemleri yönünden tahsilat yaptığı gözetildiğinde, bu tahsilatın yapıldığı İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının, tahsilde  tekerrüre sebep olunmaması için infazda  dikkate  alınması suretiyle) Aşan istemin reddine, b-)Davalı ... ve ... aleyhine açılan MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ ile, 37.500 TL'nin 16/06/2013 olay tarihinden itibaren değişen ve değişecek yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, (-davacının; ilk derece mahkemesince verilen önceki kararı icra takibine koyması neticesinde, kararda belirtilen alacak kalemleri yönünden tahsilat yaptığı gözetildiğinde, bu tahsilatın yapıldığı İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının, tahsilde  tekerrüre sebep olunmaması  için infazda dikkate alınmak suretiyle) Aşan istemin reddine, c-)Alınması gerekli 10.666,02-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan  174,20 TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 508,00-TL olmak üzere toplam  682,20-TL harcın düşümü ile kalan   9.983,82- TL bakiye eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine (- mahkemece verilen önceki karar sonrasında  eksik harç ikmal edilmiş ise  tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) ç-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden belirlenen 18.982,64-TL nispi vekalet ücretinin (-usuli kazanılmış hak nedeniyle davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 12.241,32-TL ile sınırlı kalmak ve ayrıca İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında yapılan ödemeler nedeniyle  tahsilde tekerrüre sebep olunmamak kaydıyla) davalılardan müştereken ve  müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  d-) Hüküm altına alınan manevi  tazminat miktarı üzerinden ve  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca, belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin (-İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında yapılan ödemeler gözetilerek  tahsilde tekerrüre sebep olunmamak kaydıyla) davalılar ... ve ...'dan müştereken ve  müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, e-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin  davacıdan alınarak davalılara verilmesine, f-)Karar  tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca, reddedilen manevi  tazminat miktarı üzerinden belirlenen 12.500,00-TL vekalet ücretinin  davacıdan alınarak  davalılar ... ve ...'a verilmesine,  g-)Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 203,20-TL peşin harç ve 508,00 TL ıslah harcı o toplamı olan 711,20 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (-İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında yapılan ödemeler gözetilerek  tahsilde tekerrüre sebep olunmamak kaydıyla) ğ-)Davacı tarafından önceki yargılamada sarf edilen 534,40- TL posta gideri, 3.900,00- TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 4.434,40-TL yargılama giderlerinin  kabul ve red oranına göre 3.471,18-TL'sinin  davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine  (-İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında yapılan ödemeler gözetilerek  tahsilde tekerrüre sebep olunmamak kaydıyla), 963,22- TL nin ise davacı üzerinde bırakılmasına, h-)Davalı ... ve ... tarafından sarfedilen 50 ,00 TL posta giderinin davanın kabul ve red oranına göre, 39.14 - TL'sinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, kalan 10,86 TL' nin ise davalılar ... ve ... üzerinde bırakılmasına, ı-)Dairemizce verilen kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan müteakip yargılama sırasında ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 423,00-TL'si tebligat gideri, 738,00-TL'si istinaf başvuru ücreti, 8.400,00-TL'si de bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.561,00-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen önceki  karara  karşı davalı ... Sigorta A.Ş tarafından istinaf yasa yoluna  başvurulmadığı bu nedenle de daha sonra yapılmak zorunda kalınan giderlerin yapılmasına neden olmadığı dikkate alınarak; 7.457,58-TL'sinin (- davalı ... Sigorta A.Ş sadece maddi tazminatla sorumlu tutulduğundan, sorumluluğu 5.667,76-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı ... Sigorta A.Ş (eski ünvanı ... Sigorta A.Ş), davalı ... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, i-)Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan müteakip yargılama sırasında davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yapıldığı anlaşılan  148,00-TL tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin kabul ve red oranına göre  31,00-TL'sinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesi, bakiyesinin  davalı üzerinde bırakılmasına,j-)Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan müteakip yargılama sırasında  davalı ... tarafından yapıldığı anlaşılan  yargılama giderlerinin ise  takdiren üzerinde bırakılmasına, k-)Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5dea651eebfa94ea","SID":"8610bc31e53b7e9d"}}