{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2485 <br>KARAR NO\t: 2024/277<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/09/2020<br>NUMARASI\t: 2018/1004 E. - 2020/346 K.<br>DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman  Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesine istinaden davalı tarafa kiralanan ve teslim edilen emtiaların vadesi gelen ve ödenmeyen kira borçlarının ödenmesi maksadı ile keşide edilen ihtarnameye rağmen yasal süre içerisinde kira borcunun ödenmediğinden bahisle finansal kiralama akdinin haklı olarak fesih edildiğini belirterek, finansal kiralamaya konu emtiaların davalıdan alınarak müvekkiline teslimini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile imzalanan finansal kiralama sözleşmesi gereğince kira ödemelerinin yapılmasına rağmen davacının icra takibi başlattığını, takibe dayanak olarak 25/01/2018 tanzim tarihli bir bononun gösterildiğini ancak o tarihte davacı ile aralarında hukuki bir ilişkinin mevcut olmadığını, sözleşme içerisinde A4 kağıdıyla sözleşme eki olarak gösterilip tarafınıza imzalatılan bono nedeniyle davacının kötü niyetli olduğunu, ödemeleri düzenli şekilde yaparken işlerindeki sıkıntı nedeniyle kısa bir süre ödeme yapamadığını ve davacı tarafça ihtarname tebliğ edildiğini, ihtarname tutarındaki borcu ödediğini beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;  \"....Mahkememizce icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamından edinilen vicdani kanaat gereğince; taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesi gereğince; davalı yana kiralanan ve teslim edilen emtiaların vadesi gelen ve ödenmeyen kira bedellerinin ödenmesi için keşide edilip tebliğ edilen ihtara rağmen davalı tarafça yasal 60 günlük süre içerisinde ihtarname konusu kira bedellerinden kaynaklanan borcun bir kısmı ödenmiş ise de tamamının ödenmediği ve temerrüde düşüldüğü, davacı tarafça akdin feshinin haklı nedenlere dayandığı, finansal kiralama kanunu ile finansal kiralama sözleşmesi gereğince; iadenin yasal koşullarının oluştuğu sübuta ermekle; bu doğrultuda tüm dosya kapsamı ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu  doğrultusunda davanın kabulü ile, davaya ve sözleşmeye konu emtiaların davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı şirketçe, müvekkiline 24.07.2018 tarihinde ihtarname gönderilerek ... numaralı finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklı 2.759,06 Euro kira alacağı, 112,21 Euro kira temerrüt faizi, 154,12 Euro sigorta, 15,67 Euro sigorta temerrüt faizi, 638,08 TL kira masraf borçları, 47,12 TL kira masraf temerrüt faizi, 2.306,12 TL gecikme, 335,53 TL TL masraf borcunun olduğu iddia edilerek 60 gün içinde ödeme yapılması aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini ve 01.08.2018 tarihinde ise davacı şirket tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini,  6361 Sayılı Finansal Kiralama Kanunun Sözleşmenin İhlali Başlıklı 31. Maddesine göre, müvekkili yönünden bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünü veya üst üste ikisinin zamanında ödememesi durumu söz konusu olmadığını ve Davacı şirketin ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde bu durumun tespit edildiğini, -bir an için müvekkilinin mevzuatta belirtilen ödeme usullerine uymadığı kabul edilse bile feshin usule uygun olmadığını, sürelere uyulmadığını, Davacı şirket tarafından müvekkiline 24.07.2018 tarihinde, masraf ve borcunun olduğu iddia edilerek 60 gün içinde ödeme yapılması aksi halde sözleşmenin feshedileceği şeklinde ihtarname gönderildiğini ancak 01.08.2018 tarihinde ise davacı şirket tarafından sözleşme haksız olarak feshedildiğini, -Uyuşmazlığa konu olan olayda sözleşmenin usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarında farklı tarihlerde bilirkişi raporları alındığını,  30/09/2019 tarihli raporda, davalı şirketin bilirkişi tarafından incelenen muhasebe kayıtlarında ve ticari defterlerinde müvekkilinin bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünü veya üst üste ikisini zamanında ödememesi durumunun söz konusu olamadığını fakat buna ihtarname keşide edilerek sözleşmenin mevzuata aykırı olarak feshedildiğini açıkça belirtildiğini, bir an için ödeme yapılmadığı kabul edilmesi varsayımında dahi davacı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamede mevuzatta belirtilen 60 günlük süre beklenmeksizin feshedilmesinin yine usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporlarına aykırı karar verildiğini,  kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; 24.07.2018 tarihinde keşide edilen, Beyoğlu 24. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin muhataplara 26.07.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamede bedeli ödemeleri için 60 gün süre verildiğini  ve bu süre sonunda bedelin tamamının nakden ödenmemesi halinde sözleşmenin başkaca bir ihtara veya ihbara gerek olmaksızın kendiliğinden fesih olacağının bildirildiğini, borçluya 60 günlük süre verilmesi yeterli olup bu süre sonunda başkaca bir fesih bildirimi gönderilmesi gerekmediğini, verilen 60 günlük süre içerisinde davalı tarafça ödenmesi gereken bedelin ödenmediğini, davalı yanın istinaf başvurusunun  reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesi uyarınca yapılması lazım gelen kira ödemelerinin zamanında yapılmadığından iddiasıyla kiralama konusu malın aynen iadesi ve düzenlenen finansal kiralama sözleşmesinin feshi davasıdır. Taraflar arasında,\"1 adet Sumıtomo marka 2017 model Sh75x-6a Şase No: ... Motor No: 4LE2-666222 Paletli araç\"a ilişkin  6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde, ... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin imzalandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanununun, 31. Maddesine göre ; \"MADDE 31 – (1) Kiralayan, finansal kiralama bedelini ödemede temerrüde düşen kiracıya verdiği otuz günlük süre içinde de bu bedelin ödenmemesi hâlinde, sözleşmeyi feshedebilir. Ancak, sözleşmede, süre sonunda mülkiyetin kiracıya geçeceği kararlaştırılmış ise, bu süre altmış günden az olamaz. Bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünü veya üst üste ikisini zamanında ödememesi nedeniyle ihtara muhatap olan kiracılarla yapılan sözleşmeler kiralayan tarafından feshedilebilir. (2) Taraflardan birinin sözleşmeye aykırı harekette bulunduğu hâllerde, bu aykırılık nedeniyle diğer tarafın sözleşmeyi devam ettirmesinin beklenemeyeceği durumlarda sözleşme feshedilebilir. (3) Kiracı ve kiralayan arasında finansal kiralama sözleşmesi ile ilgili ihtilaflarda, mahkemece finansal kiralama konusu malın ihtiyati tedbir kararı alınarak kiralayana veya üçüncü bir kişiye bırakılması durumunda kiralayan, mahkemeye malın rayiç değeri kadar teminat yatırmak suretiyle mal üzerinde tasarruf edebilir. Şu kadar ki; sözleşmenin feshinin haksız olduğuna karar verilmesi hâlinde kiralayan, kiracının zararını tazminle yükümlüdür.\" hükmünün bulunduğu,  ilgili kanun maddesine göre fesih ihtarı için bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünü veya üst üste ikisini zamanında ödememesi durumunun oluşması gerektiği  iddiası ile istinaf isteminde bulunulmuş ise de, fesih halinin ilgili maddede iki farklı şekilde düzenlendiği, ilkinin kira bedelini ödemede temerrüde düşen kiracıya, sözleşme sonunda mülkiyetin kiracıya geçeceği kararlaştırılmış olan sözleşmelerde verilen 60 günlük sürenin sonunda ihtarnamede belirtilen edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle yapılan fesih olduğu, maddede belirtilen ikinci fesih halinin ise kiracının bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünü veya üst üste ikisini zamanında ödememesi nedeniyle süre vermeden derhal yapılabilen fesih olduğu, dava konusu olayda derhal fesih halinin söz konusu olmadığı bu nedenle bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekmediği anlaşılmıştır. Davacı yanın sunmuş olduğu ve ticari defter kayıtları ile uyumlu muavin hesap ekstrelerinde, 24.07.2018 ihtarname tarihi itibarıyla 18000337 numaralı sözleşmeden 2.759,06 Euro kira, alacağı bulunduğu, 2018 yılı ticari defter kayıtlarında, ihtarnamenin, davalı yanın sözleşme adresinin kapalı olması nedeni ile mahalle muhtarlığına tebliğ edildiği 26.07.2018 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde davalı yan tarafından yapılmış 01.08.2018 tarihli 1.211,07 Euro luk ödeme kaydının yer aldığı fakat ihtarnamedeki borcun tamamının kapatılmadığı, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten sonraki 60 günün dolduğu tarih itibarıyla sözleşmenin fesih edilmiş olduğu, yukarıda yer alan yasanın 32. madde hükümleri ile taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddeleri dikkate alındığında, davalı yanın kiralamaya konu emtiaları davacı yana teslim etmesi gerektiği, malın iadesinin talep edilebilmesi için yasa ve sözleşme gereği ihtarnamenin tebliğ edilmesi ve belirlenen sürelerin geçmesi gerektiği, sürelerin geçtiği anlaşılmakla davalının istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/09/2020 tarih ve 2018/1004 E., 2020/346 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.172,44-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.543,11-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.629,33-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5bb9dac4fcc925bd","SID":"0bc2ad34213ace6c"}}