{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2021/1872 - 2024/112<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/1872 <br>KARAR NO\t: 2024/112<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/299 Esas 2021/175 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br> DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23/02/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı birleşen davanın davacıları vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Esas davada davacı vekili, 02.08.2017 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ...‘ya ait ...‘nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla dolmuş bekleyen yaya davacı ile eşi ...’a çarpması sonucu davacının yaralandığını, eşinin vefat ettiğini, dava öncesi davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine 20.11.2017 tarihinde 201.357,38 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödenmiş ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sınırlı olarak  müştereken ve müteselsilen davalılardan, 200.000 TL manevi tazminatın  yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen davada davacılar vekili, 02.08.2017 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ...‘ya ait ...‘nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla dolmuş bekleyen davacılardan ... ve ...’ın oğlu diğer davacıların babası ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini, dava öncesi yapılan başvuru üzerine davalı sigorta şirketi tarafından çocuklara 75.072,10 TL ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek HMK’nın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik davacı anne-baba ve üç çocuk için toplam 3.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her çocuk için ayrı ayrı 30.000‘ar TL, anne-baba için ayrı ayrı 20.000‘er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 16.09.2020 tarihli açıklama ve bedel arttırım dilekçesi ile her bir davacı yönünden destekten yoksun kalma tazminatının 600 TL olduğunu, çocuklardan ... için talebini 4.101,08 TL’ye, ... için 7.233,35 TL’ye, ... için 14.454,34 TL’ye, baba için 44.915,85 TL’ye, anne için 68.186,25 TL olmak üzere toplam 135.890,87 TL’ye yükselttiğini, bu tazminatın sigorta şirketinin 53.569,25 TL’sinden ve temerrüt tarihinden diğer davalıların tamamından kaza tarihinden ticari faizle sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Esas ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekili, desteğin anne-babası ile çocukları tarafından açılan davanın eşin açtığı dava ile birleştirilmesini, davacıların dava öncesi başvuru üzerine davalı sigorta şirketi tarafından esas davanın davacısı eş ... ...’a 20.11.2017 tarihinde 201.357,38 TL, birleşen davada desteğin kızı ...'a 23.693,64 TL, kızı ... ...'a 20.677,65 TL ve oğlu ...'a ise 30.701,41 TL tutarında ödeme yapıldığından maddi tazminat davalarının reddini, manevi tazminatların fahiş olduğunu belirterek esas ve birleşen davanın reddini savunmuştur.<br>Esas ve birleşen davanın davalısı ... Sigorta A.Ş vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 07.03.2017-07.03.2018 tarihleri arasında 330.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan öncelikle ATK veya KGM‘den kusur yönünden rapor alınmasını, davaların süresinde açılmadığından reddini, esas davada 1.000 TL maddi tazminat talebinin tam olarak ne tür bir zarara ilişkin olduğu belli olmadığından açıklanması gerektiğini, esas dava yönünden davacı eşin dava öncesi başvurusu üzerine kendisine 20.11.2017 tarihinde 201.357,38 TL, birleşen davada da 13.03.2018 tarihinde desteğin kızı ...'a 23.693,64 TL, kızı ... ...'a 20.677,65 TL ve oğlu ...'a ise 30.701,41 TL tutarında olmak üzere toplam 276.430,08 TL ödeme yapıldığından davalı şirketin sorumluluğunun kalmadığını, kabul anlamına gelmek üzere iddiaların ispatlanmasını, aktüer bilirkişiden alınacak raporla TRH 2010 ve teknik faiz uygulanarak ödeme tarihindeki verilere göre zararın karşılanıp karşılanmadığının tespitini, zararın karşılanmaması halinde yapılan ödemelerin güncellenerek mahsubu ile bakiye zararın belirlenmesini, ceza dosyasının sonucunun beklenmesini, dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek esas ve birleşen davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>Mahkemece, esas ve birleşen davanın destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, dava konusu kazanın oluşumunda desteğin kusursuz, davalı sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda desteğin eşi ... ... ile, kızı ... ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının kalmadığı, kızı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 13.298,34 TL oğlu ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 27.635,41 TL, babası ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 58.992,04 TL, annesi ... ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 66.224,96 TL olduğunun bildirildiği, manevi tazminatlar bakımından yapılan incelemede; davacılar ... ...’ın müteveffanın ikinci evliliğinden eşi, ... ... ve ...’ın kızı, ...’ın oğlu, ...’ın babası ve ... ...’ın annesi olduğu, meydana gelen kazada destekleri olan ...'ın yaşamını yitirdiği, davacıların desteklerinin ölümü nedeniyle manevi olarak zarara uğradıkları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, haksız eylemin ağırlığı, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak manevi tazminat şartlarının oluştuğu, asıl dava yönünden maddi tazminat konusunda daha önce ödeme yapıldığından, bu durumun bilirkişi raporu ile sabit hale gelmesi nedeniyle reddine dair karar verilmesi, diğer davacıların maddi tazminat talepleri yönünden davacıların ilk ek rapora göre artırım yaptığı, davacı ... ...'ın (kızı) destekten yoksun kalma tazminatı kalmadığı,  davacı ... ... için  ıslah ile fazla talep edilen miktar yönünden reddine karar verildiği,  sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, daha önce ödemeler yaptığı anlaşılmakla, poliçe limitinden kalan miktarla sınırlı olmak üzere sorumlu tutulması gerektiği,  zamanaşımı definin reddi gerektiği, sigorta şirketine açılan manevi tazminat ayrı bir sebebe dayanılarak reddedildiğinden ayrı ayrı ücreti vekalet takdir edilmesi gerektiği belirtilerek; asıl dava yönünden, davacı ... ...'ın davalılar ... Sigorta A.Ş, ..., ... aleyhine açtığı maddi tazminat davasının reddine,  davacı ... ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2018/764 Esas sayılı birleşen dosya yönünden;  davacı ... ...'ın (kızı) davalılar ... Sigorta A.Ş, ..., ... aleyhine açtığı maddi tazminat davasının reddine, davacılar ... (kızı) için 7.233,35 TL destekten yoksun kalma tazminatının, ... (oğlu) için 14.454,34 TL destekten yoksun kalma tazminatının, Süyleyman ... (babası) 44.915,85 TL destekten yoksun kalma tazminatının, ... ... (annesi) için 66.224,96 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 132.828,05 TL'nin davacı çocuklar için ... Sigorta A.Ş. Yönünden 20.02.2018 tarihinden, davacı anne ve baba yönünden davanın açıldığı tarih olan 20.07.2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ( davalı ... Sigorta A.Ş, yönünden poliçe teminat limitinin bakiye 53.569,92 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat talebi yönünden;  davacı ... ...  için 20.000,00 TL davacı ... için 20.000,00 TL'  davacı ... (oğlu) için  20.000,00 TL, davacı ... ...'ın için  15.000,00 TL, davacı ... (babası) için  15.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacılar ... ... (kızı), ... (kızı), ... (oğlu), ... ... (annesi), ...'ın (babası) davalı ... Sigorta AŞ aleyhine açtığı manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hükme karşı birleşen davanın davacıları vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Birleşen davanın davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle, dosyada mevcut gelir tespiti ve aktüer hesaplamasına ilişkin olarak 01.01.2019 tarihli kök rapor, 20.08.2019 tarihli ek rapor ve 18.01.2021 tarihli 2. ek raporu alındığını, 18.01.2021 tarihli 2.ek rapora göre hüküm verilmiş ise de daha önce alınan tazminat raporları arasında çelişki olmasına rağmen son raporun dikkate almasının yasaya aykırı olduğunu, alınan tüm bilirkişi kök ve ek raporlarında da eksiklikler mevcut olup bu eksikliğin yeni bir heyet raporu ile giderilmesi gerektiğini, mahkemenin hükme esas aldığı 18.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda desteğin gelirinin gerçek gelirin altında baz alındığını ve çocukların destek yaşlarının daha düşük gösterildiğini, destekten yoksun kalan kız çocuk ... ...’ in destek süresi evlenmemiş olmasına ve halen eğitim-öğretimine devam etmesine rağmen 25 yaş olarak, erkek çocuk ... ...’in destek süresi 25 yaş, diğer kız çocuk ... da evlenmemiş ve halen eğitim-öğretime devam etmesine rağmen 25 yaş olarak hesaplandığını, bu nedenle de bilirkişi raporunda hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatlarının gerçek zararı yansıtmadığını, diğer yandan, davalı ... sigorta şirketi tarafından müteveffanın eşi ... ... için 201.357,38 TL ödenmiş olmasına rağmen davacı çocuklar için ise aynı davalı sigorta şirketi tarafından 75.072,10 TL tazminat bedeli ödendiğini, yapılan ödemelerde çocuklara ödenen miktar ile eş ... ... için ödenen tazminat miktarı sigorta şirketi tarafından usul ve yasaya aykırı olarak hakkaniyet dışı ödendiğini, yerel mahkeme tarafından bu husus göz ardı edilerek davalı sigorta şirketi tarafından yapılmış olan hakkaniyete aykırı ödeme konusunda bir hüküm tesis edilmediğini, çocukların bu bağlamda elde etmiş olduğu tazminat miktarı bakımından eşitsizliğe ve hakkaniyetsizliğe uğradığını, mahkemece, hükme esas alınmayan diğer bilirkişi ek raporlarında da destekten yoksun kalan çocukların destek göreceği yaşları Yargıtay uygulamalarına uygun olarak hesaplanmadığını bununla birlikte desteğin geliri gerçek gelirden daha az gösterildiğini, yargılamanın tüm aşamalarında alınan kök ve ek bilirkişi raporları hem çelişkili hem de Yargıtay içtihatlarına aykırı bir şekilde düzenlendiğini, ancak Yargılamanın daha fazla uzamaması için ek rapor baz alarak talebin ıslah edildiğini, dava dilekçesinde davacı 9, 13, 14 yaşındaki çocuklar için kişi başı 30.000 TL'sı, davacı anne ve baba için kişi başı 20.000 TL toplamda 130.000 TL manevi tazminat talep edildiği halde, mahkeme davacı çocuklar için kişi başı 20.000 TL, davacı anne ve baba için ise 15.000 TL olmak üzere toplamda 90.000 TL manevi tazminata hükmetmiş olmasının hem manevi tazminatın amacına hem de hakkaniyete aykırı olduğunu talebin kabulü gerektiğini, davalılar manevi tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna göre davalıların iş bu manevi tazminat meblağı ile fakirliğe sürüklenmeyeceklerinin aşikâr olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>HMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan birleşen davanın davacıları vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Esas ve birleşen dava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan davacı eş, anne-baba ve çocuklar tarafından eşin, çocuklarının ve babalarının ölümü nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Esas davada davacı vekili, 02.08.2017 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ...‘ya ait ...‘nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla dolmuş bekleyen yaya ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, dava öncesi davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine 20.11.2017 tarihinde 201.357,38 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödenmiş ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek davacı eş için  destekten yoksun kalma tazminat ve 200.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini; birleşen davada davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacı ...’ın oğlu diğer davacıların babası ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz kaldığını belirterek davacılar için  destekten yoksun kalma tazminatı ile her çocuk için ayrı ayrı 30.000‘ar TL, anne-baba için ayrı ayrı 20.000‘er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 16.09.2020 tarihli açıklama ve bedel arttırım dilekçesi ile her bir davacı yönünden destekten yoksun kalma tazminatının 600 TL olduğunu, çocuklardan ... için talebini 4.101,08 TL’ye, ... için 7.233,35 TL’ye, ... için 14.454,34 TL’ye, baba için 44.915,85 TL’ye, anne için 68.186,25 TL olmak üzere toplam 135.890,87 TL’ye yükselttiğini, bu tazminatın sigorta şirketinin 53.569,25 TL’sinden ve temerrüt tarihinden diğer davalıların tamamından kaza tarihinden ticari faizle sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiş; mahkemece desteğin kusursuz, davalı sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğu esas dava yönünden davacı eşe davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile zararı karşılandığından davacı ... ...'ın maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 30.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2018/764 Esas sayılı birleşen dosya yönünden; davacı ... ...'a (kızı) davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile zararı karşılandığından maddi tazminat davasının reddine, davacılar ... (kızı) için 7.233,35 TL, ... (oğlu) için 14.454,34 TL, ... (babası) için 44.915,85 TL, ... ... (annesi) için 66.224,96 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 132.828,05 TL'nin davacı çocuklar için ... Sigorta AŞ yönünden 20.02.2018 tarihinden, davacı anne ve baba yönünden davanın açıldığı tarih olan 20.07.2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ( davalı ... Sigorta AŞ yönünden poliçe teminat limitinin bakiye 53.569,92 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,manevi tazminat talebi yönünden;  davacı ... ...  için 20.000,00 TL davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... (oğlu) için  20.000,00 TL, davacı ... ...'ın için  15.000,00 TL, davacı ... (babası) için 15.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 02.08.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline dair verilen karara karşı birleşen davanın davacıları vekili destek payları ve süreleri, desteğin geliri ve manevi tazminatın düşük takdir edilmesine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>Destekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir. <br>Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş ve çocuklar ile anne - babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, anne ve babaya 1’er pay ayrılarak, böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Anne ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, anne ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. <br>Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.<br>Desteğin bakımından yararlanan eşin ve çocukların evlenmesi veya fiili olarak bakım ihtiyacını karşılar biçimde birliktelik yaşaması halinde, bakım ihtiyacının sona erdiği ve yitirilmiş destek ediminin yeni bir destek edimiyle karşılanmış olması veya davacı eşin veya çocukların evlenmesi gibi eylemli olarak bakım ihtiyacının son bulmuş olması halinde destekten yoksun kalma tazminatı evlenme tarihine kadar hesaplanır.<br>Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda destek payları destek ve eşe % 25, anne-baba ve çocuklara ayrı ayrı %10 pay ayrılarak hesaplama yapılmış olup destek paylarının yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamalarına uygun olmayan şekilde belirlenmesi doğru görülmemiştir.<br> 2- Dava açılmadan önce davalı ... Sigorta AŞ tarafından 20.11.2017 tarihinde esas davanın davacısı eş ...’a 201.357,38 TL, birleşen dava yönünden de 13.03.2018 tarihinde de desteğin kızı ...'a 23.693,64 TL, kızı ... ...'a 20.677,65 TL ve oğlu ...'a 30.701,41 TL tutarında olmak üzere toplam 276.430,08 TL ödeme yapıldığının anlaşılmasına göre öncelikle yapılması gereken ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak gerçek zarar hesabı (eş -3 çocuk, anne-babaya pay ayrılarak) sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde zarar görenin zararı karşılanmış sayılır, dava açılmadan önce yapılan ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak (eş, 3 çocuk anne-babaya pay ayrılarak) tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak güncellenmeli ve hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Burada önemli olan husus ödeme tarihi verilerine göre yani bilinen dönem sonu ödeme tarihi esas alınarak yapılacak hesaplamada gerçek zararın belirlenmesi ve gerçek zarara göre ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığının tespiti gerekir.<br>Somut olayda hükme esas alınan 01.01.2020 1. ek ve 18.01.2020 tarihli 2.ek raporda ödeme tarihindeki verilere göre hesaplamanın sadece eş ve çocuklar için yapıldığı, desteğin sağ olan annesine ve babasına pay ayrılmadığı ve payların Yargıtay uygulamalarına uygun yapılmadığı anlaşıldığından denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan aktüer 1. ve 2. ek raporların hükme esas alınması doğru görülmemiştir.<br>3-Kabule göre de; ZMMS kapsamında sigorta şirketinin zararlardan sorumluluğu teminat limiti ile sınırlı olduğundan, ZMMS kapsamında sigorta şirketi hakkında açılan davada, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme mevcut ise yapılan ödeme oranında limit azaltacağından kalan limitin ne kadar olduğunun doğru şekilde tespit edilmesi önemlidir. Sigorta şirketi kural olarak yapılan ödeme sonrasında kalan limit ile sorumlu olmakla birlikte 2918 Sayılı Yanın 96. Maddesindeki \" Zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur. (2)Başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır.\" düzenlemesi gereğince, zarar görenlerin birden çok olması ve toplam zarar miktarının da sigorta teminat limitini aşması halinde sigorta şirketi yapılacak garame hesabına göre ödeme yapılması gerektiğinden, iyiniyetli olmadıkça bir veya bir kaç alacaklıya yaptığı ödeme ile teminat limiti tükense dahi sorumluluktan kurtulamaz, ödeme yapılmayan veya yetersiz ödeme yapılan tazminat alacaklıları ödemenin garameye uygun şekilde yapılması halinde teminat limitine göre alabilecekleri miktarda tazminatı sigorta şirketinden talep edebilir. Sigorta Şirketinin iyi niyetli olmaksızın ödeme yaptığının kabulünde dahi sigorta şirketinin hiç ödeme almayan yahut eksik ödeme alanların zararlarından sorumlu olduğu miktar, ödeme yaptığı tarihte doğru şekilde hesaplamayla belirlenecek, gerçekte ödenmesi gereken (eş ve çocuk için doğru şekilde yapılan hesaplanma ile yapacağı ödeme) bu miktar ile sigorta teminat limiti arasındaki farkı geçemez. <br>Somut olayda; davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin 330 000 TL olduğu, dava açılmadan önce davalı ... Sigorta AŞ tarafından 20.11.2017 tarihinde davacı eş ...’a 201.357,38 TL, 13.03.2018 tarihinde de desteğin kızı ...'a 23.693,64 TL, kızı ... ...'a 20.677,65 TL ve oğlu ...'a 30.701,41 TL tutarında olmak üzere toplam 276.430,08 TL ödeme yapıldığı dolasıyla bakiye limitin 53.569,92 TL kaldığı, mahkemece davacı anne-baba ve iki çocuk için hüküm altına alınan tazminat miktarı toplamının 132.828,05 TL olup bakiye poliçe limitinin üzerinde olması nedeniyle gareme hesabı yapılarak davalı sigorta şirketinin her davacı yönünden sorumlu olduğu miktar belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken HMK’nun 297 maddesi aykırı ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen davanın davacıları vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden görülüp sonucuna göre ve istinafa başvuran birleştirilen dosya davacıları yararına oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek  karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre birleşen davanın davacıları vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Birleştirilen dava davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kararın kaldırılma sebebine göre birleştirilen davanın davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, <br>2-İstinaf yoluna başvuran birleşen davanın davacıları tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde kendilerine iadesine.<br>3-İstinaf yoluna başvuran birleşen davanın davacıları tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, <br>4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01.02.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfb3b3da80185540","SID":"895dc2a36664e038"}}