{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2459 <br>KARAR NO\t: 2024/166<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 29/01/2020<br>NUMARASI\t: 2018/231 E. - 2020/63 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İstanbul'un önde gelen müesseselerinden biri olan \"...\" restoran zincirinin sahibi olduğunu, hali hazırda 3 adet şubesi bulunduğunu ve  franchise vererek iş birliği içerisinde olduğu birçok işletme bulunduğunu, . \"...\" esas unsurunun ve türevlerinin yer aldığı, 22/10/2014 başvuru tarihli, 2014/85632 başvuru nolu, 30/43 sınıflarda 06/05/2016 tescil tarihli \"... \" markasının, 15/042016 başvuru tarihli, ... başvuru nolu, 29 / 30 / 31 / 32 / 35 / 43 sınıflarda 08/11/2016 tescil tarihli \"...\" markasının,15/04/2016 başvuru tarihli, 2016/34430 başvuru nolu, 29 / 30 / 31 / 32 / 35 / 43 sınıflarda 15/11/2017 tescil tarihli \"DS ...\" markasının   TPMK'da davacı adına tescilli olduğunu, 22/04/2010 başvuru tarihli ve 2010/26662 başvuru nolu 16 / 43 sınıflarda 29/06/2011 tescil tarihli \"...\" markasının ... Tic. Ltd. Şti. adına  tescil edildiğini, müvekkilinin şirketin de yetkilisi ve %75 hissedarı olduğunu, ilgili şirketin bu davanın açılmasına ilişkin tüm haklarını davacıya devrettiğini, bunların dışında başvuru süreci devam eden benzer markalarının da bulunduğunu,  davalının  herhangi bir hukuki dayanağı bulunmamasına rağmen davacının \"...\" markasını kullanarak hem haksız menfaat elde ettiğini, hem de  davacının itibarını zedelediğini,  \" ...\" adı altında faaliyet gösteren davalının kendisini davacının şubesi olarak gösterdiğini, davalının http://....com/ adıyla ayrıca internette faaliyet gösterdiğini, davalının  \"...\" markasını kullanmak suretiyle şu ana kadar ciddi seviyede haksız menfaat sağlayarak hukuka aykırı eylemlerine devam ettiğini bu nedenlerle belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada,  Markaya tecavüzün delil tespiti yapılmak suretiyle en kısa süre içinde hem fiziki hem de sanal ortamda bilirkişi marifetiyle tespit edilmesine; SMK 159/2/a, b ve c bentlerinde sayılan tedbirlere hükmedilmesine; ayrıca delil tespiti sonrasında, ihlal teşkil eden içerik nedeniyle davalıların tanıtımının yapıldığı internet sayfalarına erişimin engellenmesine,  SMK 149/1/f uyarınca masrafı davalıdan alınmak üzere; bilhassa davalılara ait üzerinde \"...\" ibaresini içeren tabela, broşür, ürün ambalajı, iş evrakı, katalog, vs. araçların üzerindeki \"...\" ibarelerinin değiştirilmesi veya silinmesi; bunun mümkün olmaması halinde ise el konularak imhasına, SMK 150/3 maddesi uyarınca davacının uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, markanın kullanılması ile ilgili belgelerin, davalı tarafından mahkemeye sunulmasına, SMK 149 ve TTK 56 uyarınca davalının haksız fayda sağladığının, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin ve tecavüzün (i) önlenmesi, (ii) durdurulması, (iii) giderilmesi ve (iv) maddi zararın tazminine,  1.000-TL maddi zarar kapsamında, SMK'nın; 151/2/b uyarınca davalının elde ettiği net kazancın (ayrıca 151/4 uyarınca hakkaniyete uygun bir payın eklenmesinin), Bunun mümkün olmaması veya davalının net kazancını gösteren belgelerin gerçeği yansıtmaması halinde, TTK 56/1/d ve 56/1/e uyarınca haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığının, bunun mümkün olmaması halinde, 151/2/c uyarınca davalının bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin bilirkişi marifetiyle hesaplanarak avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinine; bu talebimizin kabul görmemesi halinde davalının ticaret unvanından \"Dürümce\" ibaresinin ticaret sicilinden terkinine,  SMK 149/1/g ve TTK 59 maddeleri uyarınca masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekilinin 08.04.2019 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Müvekkilinin markası ile davacı tarafın markaları arasında herhangi bir benzerlik/iltibas durumu söz konusu olmadığını, müvekkili ... Limited Şirketi'nin 15.06.2017 yılında ticaret siciline kaydının gerçekleştirildiğini ve 21.06.2017 tarihli ve 9352 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescili kamuoyuna ilan edildiğini, gerek tescil tarihinden önce ticaret unvanı olarak kullanılan gerek de tescil işlemlerinde marka ibaresi olarak kullanılan \"... \" ibaresinin hem ticaret unvanı hem de yayımlanmış bir marka başvurusu olarak koruma altında olduğunu, marka ibarelerinin birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, davacı tarafın marka başvurularına bakıldığında asli unsurun sürekli bir kullanımla \"ds dürümce\" olduğu, müvekkil şirketin markalarındaki asli unsurun bir bütün olarak \"avcılar dürümce\" ibaresi olup, bu anlamda herhangi bir benzerlik bulunmadığını, yani iki tarafın marka ibareleri arasında herhangi bir benzerlik/ayniyet bulunmadığını ve müvekkilinin markasının ayırt ediciliğe haiz olduğunu,  \"...\" ibaresinin tek başına zayıf karakterli bir ibare olduğu,  ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğunu bu nedenle  her türlü kullanım halinin tek bir tarafın inhisarına verilmesinin mümkün olamayacağını, müvekkil şirketin markasının aynı zamanda tescilli ticaret unvanı niteliğinde olduğunu, benzerlik/iltibas durumu söz konusu olmadığı için davacı tarafın haksız yere iddia ettiği gibi herhangi bir tecavüz durumu ya da yararlanma durumunun da söz konusu olmadığını,  davacı tarafın markalarının marufiyetinin söz konusu olmadığını,  müvekkil şirketin haksız iddialarla karşı karşıya kalmış olmasına rağmen  tabelasında değişikliğe gittiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen herhangi bir ihtarname bulunmadığını, bu bakımdan müvekkilinin kullanımından kaynaklı bir temerrütünün de  söz konusu olmadığını,  müvekkilin tabelasında ve diğer unsurlarda yer alan küçük avcılar ibaresinin  marka hakkına tecavüz oluşturmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Dosya içinde yer alan davalı kullanımını gösterir deliller üzerinde \"...\" ibaresinin, markasal anlamda kullanıldığı görülmektedir. Davalının kullanımının, davacı markasıyla ayniyet teşkil eder şekilde olduğu, davacının tescil kapsamına giren mal sınıfında olduğu,  davacı marka sahibinin herhangi bir iznine dayanmadığı, markanın kapsadığı hizmete yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla davalı tarafın bu eylemlerinin, SMK'nm 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>TTK m. 55 hükmünde düzenlenen haksız rekabet hallerinden biri de,  TTK m. 55/1-a-(4) sayılan haldir. Bu hükme göre “Başkasının mallan, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,\" bir haksız rekabet eylemidir.  Davalının davacının markası İle karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği görülmektedir. Bu sebeple, yukarıdaki tespitler ışığında, davalının kullanımının TTK m. 55/l-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.Davacı maddi tazminat talebinde bulunmuş ve buna ilişkin yöntem tercihini yapmıştır. Ancak bilirkişilerce yapılan inceleme sonucunda tespit edilen miktarı kabul etmemiş ve farklı bir yöntemle hesap yapılmasını istemiştir. SMK'da belirtilen yöntem tercihi yenilik doğurucu bir hak olup kullanılmakla doğar ve geri alınamaz, değiştirilemez. Ayrıca davalının kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı iddiasının ise soyut olduğu, tahmin dışında herhangi bir dayanağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan davacının isteği kabul edilmemiş ve dava dilekçesindeki talep esas alınarak maddi tazminata hükmedildiğini, gerekçesi ile davanın KABULÜNE, davalı şirketin davacı adına kayıtlı markaya \"...\" şeklinde işyeri ve ticaret ünvanı kullanarak tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, bu kapsamda 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının ticaret ünvanından \"...\" ibaresinin çıkarılmasına ve sicilden terkinine, davalının katalogları, tabela, broşür, iş evrakı üzerinde \"...\" ibaresinin çıkarılmasına, hüküm kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı tarafın markası arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili ... Limited Şirketi, 15.06.2017 tarihinde ticaret siciline kaydı gerçekleştirildiğini ve 21.06.2017 tarihli ve 9352 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescili kamuoyuna ilan ettiğini, davacı tarafından açılan davada mahkeme müvekkiline ait markanın davacıya ait markaya dair marka hakkına tecavüz teşkil ettiği yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiğini, bir markada ayırt ediciliği sağlayan o markaya özgünlüğünü veren ve bu şekilde onu diğer markalardan ayıran ona yeni bir kimlik kazandıran unsur, markanın asli/esas unsuru olduğunu, davacıya ait markalara bakıldığında asli unsurunun bir bütün halinde \"....\", \"...\", \"...\" olduğu,  müvekkile ait markaların ise bir bütün halinde \"...\" ve \"...\" olduğunu, bu yüzden  markalar arasında bir benzerlik ya da karıştırılma tehlikesi olmadığını, markaların logoları arasında da ciddi bir farklılık söz konusu olduğunu, markaya tecavüz olduğu yönünden verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, birbiriyle en ufak benzerlik taşımayan markanın ürününden ya da müşteri çevresinden faydalanmak gibi bir amacın anlamsız olduğunu, müvekkili tüm bu haksız iddialara rağmen iyiniyetli hareket ederek tabelasında değişikliğe gittiğini, tabeladaki 'avcılar' ibaresini daha büyük punto ve kırmızı renkle yazdığını, tüm bunlara rağmen mahkemece maddi ve manevi tazminata  hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, istinaf talebinin kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacı tarafından davalının davacının ... markasını kullanarak marka hakkına tecavüz ettiğini, ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti önlenmesi, davalının ticari unvanın ticaret sicilinden terkini, maddi tazminat davasıdır.28/06/2018 tarihli bilgisayar mühendisi-marka ve patent vekili tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davalıya ait iş yerine gidildiği, restorant içinde ... ibaresi bulunan tabela, menü, giysi, magnet, peçete vb. malzemeler üzerindeki kullanımların fotoğraflarının alındığının belirtiği, inceleme sonucu ... ibaresi bulunan metaryellerin görsellerinin sunulduğu belirtilmiştir. Bilirkişi heyetine ait 17/12/2019 tarihli raporda, davalı kullanımını SMK uyarınca marka hakkına tecavüz ve bu surette haksız rekabet oluşturduğu, davacının davalı şirketten marka hakkına tecavüzden kaynaklanan 7.932,51 TL talep edebileceği belirtilmiştir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede \"marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları\" başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise \"marka hakkına tecavüz sayılan fiiller\" düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.Somut olayda, bilirkişi raporu, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafından kullanılan \"...\" ibaresinin, markasal anlamda kullanıldığı ve davalı kullanımının, davacı markasıyla ayniyet teşkil eder şekilde olduğu, davacının tescil kapsamına giren mal sınıfında olduğu,  davacı marka sahibinin herhangi bir iznine dayanmadığı, markanın kapsadığı hizmete yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı, davalının dürümce ibaresinin başına getirdiği Avcılar kelimesinin coğrafi yer belirttiği ve markasal kullanıma ayırt edicilik katmadığı, davalının ticaret unvanının çekirdek kısmının \" ...\" olarak markasal şekilde kullandığı anlaşıldığından davalının davacıya ait  markaya tecavüz ettiği ve haksız rekabetin oluştuğunun   sabit olduğu hükmedilen tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/01/2020 tarih ve 2018/231 E., 2020/63 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d4f6c57a5077ece","SID":"c0331e87447093cf"}}