{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1097 <br>KARAR NO\t: 2024/163<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVA: İstirdat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 26/01/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA\t:Davacı vekili, davalının ihbar olunan ...'tan \"...\" plakalı aracını 03/04/2019 tarihinde 32.000-TL'ye satın aldığını, davalının satım işleminden önce aynı gün müvekkilinden araç ekspertiz raporu aldığını, raporun alınmasından 2,5 ay sonra  aracın satış ilanında belirtilen hasar kaydı dışında başka hasarlarının da bulunduğu iddia edilerek davalı tarafından sulh hukuk mahkemesinde tespit yaptırdığını, bu tespite istinaden davalı tarafından İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesi'nde müvekkili ve ihbar olunan aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin çalışana tebliğ edildiğinden bahisle takipten haberdar olunmadığını ve takibe itiraz edilemediğini, 15/08/2019 tarihinde 12.160,30-TL'nin icra tehdidi altında davalıya ödenmek zorunda kalındığını; ekspertiz raporlarının tavsiye niteliğinde olduğunu, davalıya sadece boyalı ve değişen parçalar hakkında bilgi verildiğini ve aracın gizli ayıplı olduğu kanaati oluşsa dahi sorumlunun eski araç sahibi ihbar olunan Metin olduğunu ileri sürerek, 12.160,30-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP\t: Davalı vekili, müvekkili tarafından davacıya yaptırılan ekspertizde \"Aracın Periyodik Bakımı Tavsiye, Klima Çalışıyor, Şase Numarası Doğrulandı, Şase Temiz, Debriyaj Baskısı sertleşmiş, karterde yağ terlemesi mevcut...\" tespitlerinin bulunduğunu ve araçta ilanda belirtilenlerin dışında hasar bulunmadığı yönünde rapor düzenlendiğini ancak sonradan aracın bakım amacıyla bir ustaya götürüldüğünde, araçta raporda belirtilenlerin dışında da hasar olduğunun tespit edilmiş olduğunu, bunun üzerine İstanbul Anadolu 16. SHM'de yapılan tespite istinaden davacıya ve aracı satan Metin'e ihtarname ile onarım bedelinin tazmininin istenildiğini fakat müvekkiline cevap verilmediğinden icra takibi yapıldığını, söz konusu hasarların satımdan önce mevcut olduğunun belirlendiğini, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin \"Ekspertiz\" başlıklı 14/5 maddesinde ekspertiz raporunu düzenleyen kişilerin rapordaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumlu olduğunun düzenlendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI\t: Mahkemece, davacı şirketin ekspertizlik hizmetini resmi olarak yapan bir firma olarak araçla ilgili teknik bilgileri etraflıca inceleyip müşterisine aktarması gerekirken aracın ayıplı olduğunu söylemediği için sorumluluğunu yerine getirmediğinden kusurlu olduğu, araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davalı tarafından icra takibinde talep edilen bedellerin davaya konu araçtaki ayıp ile uyumlu olduğu, SHM'de aldırılan bilirkişi raporu ile mahkemede alınmış bilirkişi raporu doğrultusunda aracın gizli ayıp olduğu ve satış tarihinden evvel ayıbın mevcut olduğu anlaşıldığı ve aksinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : \tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının sunduğu ekspertiz raporunda müvekkilinin kaşe ve imzasının bulunmadığını, herkesçe üretilebilir bir belge olduğunu; mahkeme kararının yasal dayanağı bulunmadığını, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre müvekkilinin verilen hizmetin bedeli kadar bir sorumluluğunun bulunduğunu, buna göre 150-TL olan hizmet bedeline karşılık 12.160,30-TL zarardan sorumluluğa hükmedilemeyeceğini; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişi raporunda belirtilen gizli ayıbın varlığı kabul edilse dahi satış tarihi (03/04/2019) ile araca ilişkin bilirkişi raporu tanzimi (16/06/2019) arasında neredeyse 2,5 ay gibi uzun bir süre bulunduğu, bu zaman aralığında doğan hasarların müvekkiline yüklenmesinin kabul edilebilir nitelikte olmayıp, hakkaniyete aykırı olduğunu;SHM'de alınmış bilirkişi raporunun davalının tek taraflı talebi ve beyanları ile tanzim edildiğini, bilimsel gerçeklik ve geçerlilik barındırmadığını; hükme esas alınmış davadaki bilirkişi raporunun da somut delillere dayanmadığını, farazi yorumlar ile bir önceki rapordan alıntı yapılarak yazılmış olduğunu, hasarın satımdan önce tespit edilmiş olmasına rağmen bunun dayanaklarının sorulduğunu fakat bu soruya bilirkişi tarafından cevap verilmediğini, davalının müvekkiline TTK 23'e göre ayıp ihbarında bulunulmadığını; davalının dayandığı ekspertiz raporunun müvekkili tarafından verildiği kabul edilse dahi yalnızca bilgi amaçlı olduğunu, garanti ve güvence arz etmediğini, belgede imza dahi bulunmadığını; araçlarda bulunan şasi eğilmesinin-burkulmasının ekspertiz incelemelerinin kapsamında olmadığını, bunun için ayrı izin, müdahale ve özel aletlerle ölçüm yapılması gerektiğini, müvekkiline böyle bir izin verildiğinin ve müvekkilinin de bu şekilde bir taahhütte bulunduğuna dair delil ileri sürülmediğini; davalının, aracı piyasa değerinin 13.648-TL altında satın aldığından bu miktar kadar fayda sağlandığını; dosyaya sunulan delil niteliği olmayan fotokopi kağıtlarda “raporların aracın kontrol edildiği gün geçerli olacağı, serviste araçların plastik ve cam aksamlarına, kilometrelere, sigorta (pert) kayıtlarına bakılmadığı, belgenin bilgilendirme amaçlı olduğu, hukuki amaçlı kullanılamayacağı, müvekkil firmanın hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı” açık ve net bir şekilde büyük puntolu koyu karakterlerle davacıya yazılı olarak bildirilmiş olduğunu\tbelirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE :Dava, davacının düzenlediği ekspertiz raporundan sonra davalının ihbar edilenden satın aldığı araçta satıştan önceki dönemde bulunduğu iddia edilen hasar nedeniyle uğranılan zararın tahsili için başlatılan icra takibi kapsamında ödenmek zorunda kalınan paranın istirdatı istemine ilişkindir. 13/02/2018 tarihli RG'de yayımlanmış İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin davaya konu ekspertiz raporunun düzenlendiği 03/04/2019 tarihinde yürürlükte bulunan \"Ekspertiz raporu\" başlıklı 14. maddesi, \"(1) Yetki belgesine sahip işletme tarafından ikinci el motorlu kara taşıtı satışından hemen önce ekspertiz raporu alınır ve raporun bir nüshası satış esnasında alıcıya teslim edilir. Ekspertiz raporunun ücreti, satış işleminin alıcıdan kaynaklanan bir nedenle gerçekleşmemesi durumunda alıcı, diğer hallerde yetki belgesine sahip işletme tarafından ödenir. (2) Ekspertiz raporunda ikinci el motorlu kara taşıtının özellikleri, arıza ve hasar durumu ile kilometre bilgilerine yer verilir. ... (4) Ekspertiz raporu, Türk Standartları Enstitüsü tarafından belirlenen standarda göre verilen TSE hizmet yeterlilik belgesi bulunan işletmeler tarafından düzenlenir. (5) Ekspertiz raporunu düzenleyen kişiler ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur. ...\" hükümlerini haizdir. İşbu madde yürürlüğe 01/04/2019 tarihinde girmiştir.Somut olayda, davacının ilgili Yönetmelik uyarınca yetki belgesini haiz oto ekspertiz hizmeti veren bir işletme olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalının aracında davacının düzenlediği rapordan sonra tespit edilen hasardan dolayı davacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı davaya konu aracı, ihbar edilen Metin'den satın almadan önce davacı şirkete başvurarak 03/04/2019 tarihinde 6 sayfadan oluşan ekspertiz raporu almıştır. Söz konusu raporun kaporta bölümünde \"periyodik bakım tavsiye, klima çalışıyor, şase numarası doğrulandı, şaseler temiz, debriyaj baskısı sertleşmiş ve karterde yağ terletmesi mevcut\" kayıtlarının bulunduğu, diğer bölümlerinin motor performans ölçümü, süspansiyon testi, el freni testi ve fren testi olduğu görülmüştür. Ancak davalı, daha  sonradan aracın bakım için bir ustaya götürüldüğünü ve orada kendisine araç şasesinin hasarlı olduğu bilgisi verildiğini, bunu üzerine 24/05/2019'da \"...\" isimli dava dışı bir ekspertiz şirketinden rapor alındığını ve aynı zamanda SHM'ye delil tespiti için 20/05/2019 tarihinde başvurulduğunu, araçta bilirkişi tarafından 24/05/2019 tarihinde inceleme yapıldığını ve sunulan 12/06/2019 tarihli raporda, aracın şasi aksamında yapılan incelemede özellikle ön şasi kollarında eğilme ve burkulmaların gözlendiği, yürüyüş düzenini, camber-kastel açılarını etkileyen şasi kollarında eğilme ve burkulma meydana geldiği, ön şasi kollarında meydana gelen bu hasar nedeniyle, aracın ekseni doğrultusunda yürümesinin çok sağlıklı olmayacağı, bu halde uzun süre kullanılmasının araç ön düzeninde titreşimlere ve ön lastiklerin içten veya dıştan aşınmasına sebebiyet vereceği, ön şasi kollarının aracın önden aldığı şiddetli darbe neticesi hasarlandığı, bu nedenle sağ şasi kolunun eğrildiği, sol şasi kolunun ise burkulmuş olduğunun görüldüğü; bu hususun gizli ayıp olduğu ve araçta 7.500-TL değer kaybına sebep olduğu, 2.750-TL masraf gerektiği ve sonuç olarak aracın satın alındığı 03/04/2019 tarihi öncesinde karıştığı trafik kazası sonucu gizli ayıplı hale geldiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Yargılamada  alınmış 31/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda da, belirtilen tespitler tekrar edilmekle SHM'de yapılan tespitte sol şase kolu burkulmasının onarılmış olması nedeniyle kambe-kastel-toe açılarında sorun gözükmemiş olabileceği ve araçtaki hasarın aracın satın alındığı tarih öncesinde yapılan trafik kazası sonucu meydana gelmiş olduğu ifade edilmiştir. Yukarıda belirtilmiş mevzuat hükmü uyarınca davacının sorumluluğunun, 03/04/2019 tarihli düzenlediği rapor kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre araç satın alma işleminden hemen önce davacının düzenlediği ekspertiz raporunda \"şaseler temiz\" şeklinde rapor verilmiş olmasına rağmen, aracın satışından yaklaşık 2,5 ay sonra davalının SHM'den aldığı delil tespiti bilirkişi raporunda ve başka bir ekspertiz şirketinden aldığı raporda, aracın şasi aksamında özellikle ön şasi kollarında eğilme ve burkulmaların gözlendiği ve şasi kollarında eğilme ve burkulma meydana geldiği, bunun da aracın sürüşünü bozduğu ve lastiklerine zarar verdiği belirlenmiştir. Davalı tarafından dosyaya sunulan aracın hasar sorgusunda satın alma işleminden önce 23/07/2018 ve 26/12/2018 tarihlerinde iki adet hasar kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Buna karşın davacı davaya konu hasarın satıştan sonra olduğunu iddia etmiş ise de, bu hususta her hangi bir delil sunmamıştır. Ayrıca raporun davacıdan sadır olduğu, rapordaki sorumsuzluk kaydının ilgili mevzuata göre geçerli olmayacağı, davalının konuyu öğrendiğinde durumun tespiti için davalı aleyhinde delil tespiti talebinde bulunduğu ve akabinde de icra takibine başladığı dikkate alındığında davacıya gerekli ihbarın yapıldığı ve tarafların sıfatı itibariyle 6502 sayılı Kanunun olayda uygulanmayacağı dikkate alınarak davacı vekilinin, istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Buna göre davacının, düzenlediği oto ekspertiz raporunda araçta bulunmadığını belirttiği şasi sorunun, aslında araçta var olduğunun sonradan tespit edilmiş olması nedeniyle davalının uğradığı zarardan sorumlu olduğu dolayısıyla icra takibi kapsamında davalıya ödediği paranın istirdatını isteyemeyeceği gözetilerek, davanın reddine hükmedilmesi yerinde bulunmuştur.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, istinaf sebebi yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 207,67-TL harcın mahsubu ile bakiye 219,93-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,\t<br>Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/01/2024<br><br>           <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ade249724be3512","SID":"196133b03253e378"}}