{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/2328 <br>KARAR NO: 2024/193<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/04/2023<br>NUMARASI: 2018/1179 Esas -  2023/367 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Sebebiyle Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ...'in sevk ve idaresindeki davalı ...'ın maliki olduğu ...  plaka sayılı araç ile, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalı ...'e ait ... plaka sayılı aracın 01.12.2012 tarihinde karıştığı trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) şimdilik 30.000,00-TL efor kaybı tazminatı ile manevi zararlarına karşılık 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (manevi tazminat yönünden davalı ... şirketleri hariç) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece talebin açıklanmasına yönelik verilen kesin süre nedeniyle sunduğu 07.03.2018 tarihli dilekçesinde; maddi tazminat taleplerinin geçici veya sürekli iş göremezlik ve efor kaybı taleplerine yönelik olduğunu bildirmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde trafik sigortalı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.  Davalı ...Ş. (Eski Ünvanı: ... A.Ş.) vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesi ile; Kazanın Van ili Erciş ilçesinde meydana geldiğini, Erciş Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, istenilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunmuştur. Diğer davalılar davaya karşı cevap dilekçesi sunmamışlardır. İlk derece mahkemesince davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen dava dilekçesindeki eksikliğin tamamlanmadığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına dair kararına karşı davacı vekilinin istinaf talebinin incelenmesin neticesinde, Dairenin 08.11.2018 tarihli 2018/2842 Esas ve 2018/1283 Karar sayılı ilamı ile; \"Davacı tarafça, dava dilekçesi ile davanın HMK 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılmasına, dava dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebin efor kaybı tazminatına ilişkin olduğunun açıklanmasına, Mahkemece verilen 06/03/2018 tarihli ara karar üzerine süresi içinde verilen beyan dilekçesi ile de talebin efor kaybı tazminatı olduğunun belirtilmesine, efor kaybı tazminatının sürekli iş göremezlik tazminatı anlamına gelmesine, bu kalem alacak için 30.000,00-TL tazminat talep edildiğinin açık bulunmasına, Mahkemece verilen karar ile manevi tazminat talebiyle ilgili olarak açılan davanın da açılmamış sayılmasına karar verilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davanın esası ile ilgili olarak yargılama yapılarak karar verilmesi gerekirken, efor kaybı tazminatının yanlış anlamlandırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup, HMK 353/1-a/5 maddesi gereğince verilen kararın kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine geri gönderilmesine..\" karar verilmiş, Dairenin kaldırma kararı sonrasında mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davalı ... tarafından yetki itirazında bulunulmuş ise de, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacının bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahip olduğu, davalı ... şirketinin yerleşim yeri itibariyle mahkemenin yetkili olduğu, davaya konu trafik kazasının ceza soruşturmasına konu edildiği uzayan zamanaşımına tabi olması nedeniyle davalı ...'in zamanaşımına yönelik savunmasının yerinde olmadığı,10/01/2018 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre davalı araç sürücülerinin eşit oranda kusurlu oldukları, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 19/04/2021 tarihli rapora göre davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı, davacının geçici iş göremezlik tazminat talebinin de bulunmadığı gerekçesi ile maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden, kazanın oluş şekli, davacının kaza tarihindeki yaşı, davacının kusuru bulunmaması, davacının sürekli maluliyet halinin olmaması, 9 ay süreyle geçici maluliyet halinin bulunması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi itibariyle paranın alım gücü ile hakkaniyet ilkesi hep birlikte değerlendirilerek 9.000,00 TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaati ile; \"1-Davacının sürekli iş göremezlik (efor kaybı) tazminatı talebinin şartları oluşmadığından tüm davalılar yönünden reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 9.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...'dan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; ilk derece mahkemesince geçici iş göremezlik talebinde bulunulmadığına yönelik tespitinin hatalı olduğu, 07.03.2018 tarihli beyan dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebinde bulunduklarının açık olduğu, takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu hususlarına yöneliktir. Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Sürekli işgöremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması sonucu beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Genel olarak bu durumdaki kişi sakatlık oranına göre çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında) daha fazla güç ve çaba harcayacağından, kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna Yargıtay kararlarında “güç (efor) kaybı” tazminatı denilmektedir. Diğer bir durumda hiç çalışamaması nedeniyle doğan zarardır.  Beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla efor sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek bir anlamda zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Somut olayda; her ne kadar davacı vekilince 07.03.2018 tarihli dilekçesinde sürekli veya geçici iş göremezlik ve efor kaybı tazminatı talebinde bulunulduğu belirtilmiş ise de; davacı vekili, dava dilekçesi ile efor kaybı tazminatı talep etmiş, ilk derece mahkemesince verilen ilk karara karşı istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde de sürekli iş göremezlik ve efor kaybı tazminatı talebinde bulunduklarını bildirmiş, Dairemizce verilen kaldırma kararında da davacının efor tazminatı talep ettiği, efor tazminatının sürekli iş göremezlik tazminatı anlamına geldiği belirtilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle dava dilekçesi ile efor kaybı tazminatı talebinde bulunulmuş olmasına, davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin 05.06.2018 tarihli 2014/1409 Esas ve 2018/647 Karar sayılı ilamına karşı sunduğu 03.09.2018 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde; taleplerinin sürekli iş göremezlik ve efor kaybına ilişkin olduğunu beyan etmesine, Dairemizin 08.11.2018 tarihli 2018/2842 Esas ve 2018/1283 Karar sayılı kaldırma kararında davacının talebinin efor kaybı tazminatına ilişkin olduğu ve bu talebin sürekli iş göremezlik tazminatı anlamına geldiğinin açıklanmış olmasına göre maddi tazminat talebi yönünden yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına, kaza tarihi (2012 yılı), davacının yaralanmasının niteliği, tarafların dosyaya yansıyan sosyo ekonomik durumları göz önünde bulundurulduğunda takdir edilen manevi tazminat miktarının az olmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 made hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE 2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 247,70-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, maddi tazminat talebi yönünden HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık, manevi tazminat talebi yönünden kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.22/02/2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07e5b2578123d46f","SID":"6e42121fdbc61eca"}}